İtalya’da çok güzel bir kavram var: “Hiçbir şey yapmamanın keyfi.” ☕
Sadece otur, kahveni iç ve anın tadını çıkar…
Koşuşturmadan, acele etmeden.
Bazen en büyük mutluluk, sadece durabilmek.
Mert Başaran:
"Benim bir kızım var, bir oğlum var. Orada düğün yapacağım burada düğün yapacağım. Yani burayı da yarışa döktük.
Konu komşu görsün, yemek böyle olsun. Bunun sonunda çocuklar perişan oluyor.
Anne babalara sesleniyorum; Çocuklarınız boşanmasın, evlilikleri düzgün gitsin istiyorsanız bunları yapmayın.
Çocuklarınızı kaldıramayacakları borç yüküne sokmayın."
@MertBasaran_inv
ZENGİN BABAMDAN MİRAS KALAN 10 PARA KURALI;
1- Ne borç alınacak ne borç verilecek
2- Kenarda köşede acil durum paran olacak
3- Parayla para kazanma öğrenilecek
4- Kazandığından fazla harcanmayacak
5- Mutlaka yatırım yapılacak… Daha fazlasını göster
Doğan Cüceloğlu:
“Ben Amerika'da 25 yıl kalmış bir insan olarak şöyle bir gözlem yapıyorum.
Amerika'da hiç eğitim görmemiş bir insanla aynı odada kalmaktan korkarım.
Beş dolar için gırtlağını kesebilir.
Eğitim orada gerçekten bir fark yaratıyor.
Eğitim düzeyi yükseldikçe, uygar, olgun, sorumluluk sahibi, verdiği sözü tutan, kişisel bütünlüğü olan bir insan olma yolunda ilerliyor. İstisnalar kesinlikle olabilir ama genellikle böyle.
Türkiye'ye gelip baktığımda iki faktör görüyorum.
Şehirleşme ve eğitim. Türkiye'de şehirleşmiş ve eğitim görmüş insandan korkuyorum.
Kesinlikle insafsız, kendinden ve kendi yakınlarının çıkarından başka bir şey düşünmüyor.
Bu son derece kuvvetli bir duygu bende. İliğini sömürür bitirir, hiç acıma duygusu yoktur.
Ama şehirleşmemiş, okumamış, saf köylü olarak kalmışsa, onda değerler bilinci çok yüksektir.
Sanki eğitilmiş Amerikalı.... Burada çok önemli bir gözlem var.
Bunun üzerine düşünmek lâzım📷
Benim analığım yörüktü. Annem öldükten sonra babam yeniden evlendi.
Biz ona anne demedik,
Ayşe teyze dedik.
Ben daha on yaşındayım, sapanla vicik dediğimiz küçücük bir kuşu vurmaya çalışıyorum.
"Vurma oğlum" dedi.
Ben, sen ne bilirsin
Yörük karısı tavrı içinde,
"ne var parmak gibi küp küçücük kuş" dedim.
Analığımın cevabı:
"Yavrum! Canın küçüğü büyüğü olur mu?
Allah her birine bir can vermiş.
Vurma yavrum günah." dedi.
Şu derinliğe bakın.
Okuma yazması yok bu kadının.
Yıllar Sonra bunun anlamını anladım.
Anladığım zaman ağlamaya başladım.
Konferanstayım, böyle gözyaşı dökerek ağlıyorum. Yanımdaki Amerikalı kadın, ne oluyor bu adama diye meraklanmaya başladı
. Ne oluyor dedi. O kadar mutluydum ki,
Çok mutluyum" dedim ağlayarak.
Kendi kendime
"Ya Rabbi! Çok şükür. Sağken bunun farkına vardım."
Biz bütün insanlar kardeştir deyince sanki çok şey söylüyoruz.
Kadın bunları aşmış. Canlardan oluşan bir aile, büyük küçük yok.
Hepsi birbirine eşit.
Onur eşitliği var. Canın büyüğü küçüğü olur mu? Allah hepsine can vermiş.
Şu bilinci görüyor musunuz?
Nereden geliyor bu?
Bu, tasavvuf kültüründen geliyor.
Bu yayılmış. Eğer şehirleşme ve eğitim ele geçirmemişse, hâlâ bu mayamızda var.
Ben zamanım olsa, hiç şehir yüzü görmemiş hiç okumamış köylülerin, özellikle yaşlı kadınların arasında zaman geçirip, onlardan bilgelikler öğrenmek isterim.
Bu topraklarda neler birikmiş. Ne insanlık deneyimleri var. Bir de doğadan kopmamış. Sürekli doğayla haşır-neşir içerisinde o bilgelikler bilenmiş. Kitap bilgisi değil. Farkına varmış ve bir yere oturtmuş.”
Doğan Cüceloğlu
Sevgi, saygı ve rahmet diliyorum...
Alıntıdır
Evleriniz restoran değildir. Gelen misafire kendini ispat edecek diye , sohbet bile etmeden ağırlayanlar var.
Kendinize güvenin.
Size ait olmayan imkanı yansıtmayın.
Kaliteli insanlar ikramlarınızla değil, sohbet ve sevecenliğinizle size kıymet verirler.
🗣️Ahlaklı olmak ile mutlu olmak arasında sıkı bir bağ vardır.
🗣️Günümüzde az çalışıp bir yerlere gelme,köşeyi dönme zihniyeti kemikleşmiştir. O nedenle siz gençler çalışmanın erdemini anlamakta zorluk çekiyorsunuz.
Prof. Dr. Semih Gemalmaz
01.03.2013 / İÜHF’e veda dersi
Bir anne babanın başarısı; Çocuğunun iyi bir meslek sahibi olması, yüksek makamlara ulaşması veya zengin olması ile ölçülmez. Asıl başarı; Vicdanlı, karakterli, ölçülü, kendini bilen, haddini bilen, kurdun kuşun bile hakkını gözeten insan yetiştirebilmektir.
Her titreşim seviyesinin farklı farklı anlama, algılama ve kavrayıp eyleme geçme durumları mevcuttur.
Etrafınızda farklı düşünen, gözünün önündekini dahi göremeyen, algılayamayan insanların durumu da budur.
Herkes kendi seviyesine göre algılayabilir çünkü. Senin sincapa bakarken algıladığınla bir başkasının algıladığı farklı olacaktır..