Karaktersiz , git ulus devlet kur, kurma diyen var mı ?
Ulus devlet iyidir "hema bana na" bok çuvalı vardı da biz mi yedik .
Gerilla güçleri 5 yıldır güneş görmedi ve senin Ulus devlet sevdalıların etraflarını Türk ordusu ile kuşattı .
Düşmanını tazısı olanlarla nasıl ulus devlet kurulacak..
Dört parça da nasıl bir ulus devlet inşaa edeceksin. İran orda , Başûr halleri ortada. Kendileri dışında hiç kimseye yaşam şansı tanımazlar.
Rojava da ilk Şam a entegre olan ENKS oldu.
Hem 24 saat gevezelik yapmak ile ulus devlet kurulmaz. Ulus devlet ulusal demokratik birlik ile sağlanır ,bunu da sen ve senin gibi çakallar engelliyor.
Seçtikleri belediye başkanlarını paket halinde iktidara teslim eden, iki vekillik pazarlığı uğruna bütün sözlerinden dönen, her seçimde sahip olduğu üç beş oy için tezgâh açan bir parti… 50 yıldır bütün cinayetlere, saldırılara, tutuklamalara, baskılara ve tehditlere rağmen yerinden bir miskal oynamamış Kürt siyasal hareketinin üyelerinin bastığı yerleri yıkamak yerine yalasalardı belki biraz onur, şeref ve duruş sahibi olmayı öğrenirlerdi.
ABD Rojava’yı sosyalist diye terk etti diyordu dijital korucular şimdi Başur’dan da çıktı
Barzani sosyalizm demedi komünalizm demedi ABD yine çıktı. Demek ki Kürdün ne dediğinin önemi yok ABD dönemsel çıkarı neyse onu uygular
El Kaide ile anlaşır Amerikancı Kürdü terk eder
KÜRTLER DİJİTAL MEDYADA YENİ BİR SAVAŞ CEPHESİYLE KARŞI KARŞIYA
Erdal Er
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ile, son olarak da PJAK Eş Başkanı Emir Kerimi ile Kürdistan dağlarında yaptığım söyleşilerden bazı bölümleri X hesabım üzerinden yayımladım ve yayımlamaya devam ediyorum.
Amacım açık: Gündemdeki sıcak konuları, barış sürecini, Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve PJAK'la ilgili merak edilenleri sorup yanıtlarını kamuoyuyla paylaşmak. Bir gazetecinin görevi de budur.
Ancak bu paylaşımlara yönelik gösterilen organize, agresif ve saldırgan davranışlar bu yazıyı yazmama gerekçe oluşturdu. Yapmak istediğim, Kürt halkının karşı karşıya olduğu saldırının amacı ve büyüklüğüne dikkat çekmektir.
Son iki-üç gündür Sayın Öcalan başta olmak üzere PJAK'a, PJAK yöneticilerine, Kürt Özgürlük Hareketi'ne ve dolayısıyla bana yönelik ağır hakaretler, küfürler ve açık tehditler yöneltiliyor.
Kritik nokta şu:
Çok sayıda hesabın aynı anda harekete geçmesi, aynı ifadeleri kullanması, aynı kişileri hedef göstermesi, birbirlerinin paylaşımlarını sistematik biçimde büyütmesi, aynı içerikleri kısa aralıklarla paylaşması ve belirli kişileri, Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve mücadelesini itibarsızlaştırmaya yönelmesi, organize bir saldırıyla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.
Bu yeni bir durum değil. Adım adım gelişti ve bugüne kadar geldi.
Akademik literatürde sosyal medya üzerinden yürütülen bu tür faaliyetler için “koordineli taciz/saldırı”, “organize trolcülük” ve “koordineli etki operasyonları” gibi kavramlar kullanılıyor.
Benim de görüşüm, bunun yalnızca öfkelenmiş, kafası bozuk, psikolojik sorunları olan veya fark edilmek isteyen birkaç kişinin bireysel tepkisinden ibaret olmadığıdır. Ortada üzerinde çalışılmış, hedefi önceden işaretlenmiş, koordineli bir saldırı var.
Gerçek şu ki, hedef aldıkları kurum ve kişilerin ellerini bağlayıp duvarın dibine dizip sonra ateş ediyorlar.
Bu, Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı açılan yeni bir savaş cephesidir.
SALDIRININ YÖNTEMİ DE DİKKAT ÇEKİCİ
Daha da dikkat çekici olan ise bu saldırıları yapan hesapların Kürt yurtseverliğini ve Kürtlüğü araçsallaştırmalarıdır.
Yani saldırı, dışarıdan gelen açık bir düşmanlık görüntüsüyle değil; içeride Kürtlerin değerleri, sembolleri ve siyasi hassasiyetleri kullanılarak gerçekleştiriliyor.
Mücadele edenleri hedef göstererek insanlar üzerinde öyle bir psikolojik baskı kuruyorlar ki, neredeyse mücadele edenler kendi kimliklerinden, düşüncelerinden ve yaptıklarından kuşku duymaya başlıyor. Mücadele eden suçlu, saldıran ise haklı gösteriliyor. Bu da stratejinin bir parçası.
Saldırganlar Kürt elbisesi giyerek hedeflerine ulaşmak istiyorlar.
Devletin kendisi geçmişte Kürtlere karşı yaptığı saldırılarda kimliğini gizlemiyordu. Aksine, “Devlet güçlüdür, gereğini yapar” mesajı veriyordu. Fakat devletin kendi deyimiyle “rutin dışına” çıkma ihtiyacı duyduğunda ise eylemlerini gizli yapardı.
Hatırlayanlar vardır. Eskiden özel timler gerilla elbisesi giyerek köylere giderdi. Katliam yapar, bunu gerillanın üzerine yıkardı.
Zaman, mekan ve aktörler değişmiş ama yöntem değişmemiş.
Bugün ise aynı anlayışın dijital medya üzerinden Kürtlere yönelik saldırılarda da karşımıza çıktığını görüyoruz.
Dijital alanı Kürtlere, değerlerine ve mücadelesine karşı bir saldırı cephesi olarak kullanıyorlar.
Kendilerini Kürt yurtseveri gibi gösteren, Kürdistan'ı savunduğunu söyleyen hesapların Sayın Öcalan'ı, Kürt Özgürlük Hareketi'ni ve onun çevresindeki insanları hedef alması rastlantı değildir.
Benzer bir yöntemi başka alanlarda da görüyoruz. Örneğin son zamanlarda türeyen sokak çetelerinde ve mafyada görüyoruz. Faaliyetlerine Kürtlük ve Kürtlerin siyasal kimliği üzerinden meşruiyet sağlamaya çalışıyorlar.
Kürt esnaftan haraç istediklerinde, “Biz de Kürdüz, biz de hareketi savunuyoruz, bizim de şehitlerimiz var ama bunlar Kürtlüğü ve Kürdistan'ı sattı. Artık Kürtlüğü biz temsil ediyoruz” diyebiliyorlar.
Burada ortaya çıkan gerçek tehlike şudur:
Kürt siyasi kimliği adına Kürtlere karşı savaş açılmış ve yürütülüyor.
Ne yazık ki Kürt toplumu bu saldırılara hazırlıksız yakalandı ve dijital alanda yeteri kadar organize değil.
HEDEF: GÜVENSİZLİK VE İTİBARSIZLAŞTIRMA
Sayın Öcalan, PJAK, Rojava, Kürt Özgürlük Hareketi ve çevresindeki insanların doğrudan hedef alınması, sıradan yaklaşacağımız ve üzerinden atlayacağımız bir durum değildir.
Saldırılarda öne çıkarılan söylem ise oldukça açık:
“Öcalan davayı sattı. Kürt Özgürlük Hareketi Kürtlükten vazgeçti. Artık hiçbir şey istemiyorlar, teslim oldular. Bu iş bitti, vazgeçin.”
Beş on cümleyle konuşuyorlar.
Fikir yok ama itibarsızlaştırma var.
Bu söylemler üzerinden Sayın Öcalan ve Kürt Özgürlük Hareketi ile Kürt toplumu arasında bir güvensizlik yaratılmaya, onları karşı karşıya getirmeye, halkla hareketi birbirinden ayırmaya çalışıyorlar.
Umut kırmak, iç tartışma yaratmak, Kürt Özgürlük Hareketi içinde sorun varmış algısı yaratmak temel hedefleridir.
Aslında bu, karşı karşıya olduğumuz “Memlekete komünizm lazımsa, onu da biz getiririz” anlayışının devamıdır.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
ELEŞTİRİ BAŞKA, ORGANİZE SALDIRI BAŞKA
Elbette Kürt Özgürlük Hareketi'ni eleştiren, kaygıları ve endişeleri olan Kürtler vardır ve olacaktır da. Kimse eleştiriden muaf değildir.
Bunları bir “trol ordusu” ile aynı yere koymamak gerekir.
Eleştiri başka şeydir.
Hakaret, tehdit, hedef gösterme ve organize saldırı başka şeydir.
Gerçek Kürt yurtseverlerinin eleştirileri ile kimliği gizlenmiş, Kürt elbisesi giymiş, aynı politik dili kullanan saldırı hesaplarının birbirinden ayrılması gerekiyor.
Çünkü gerçek eleştiriyi organize saldırıyla aynı yere koymak, hem eleştirinin değerini düşürür hem de organize saldırının görünmez hale gelmesine neden olur.
Bana göre bu dijital kontralar karşısında Kürt yurtseverlerine de sorumluluk düşmektedir.
Kürt Özgürlük Hareketi'nin en büyük özelliklerinden biri de sorgulamaktır. Sorgulamadan ve birkaç kaynaktan teyit etmeden yazılanlara itibar edilmemelidir.
Dijital medyada yapılan bu saldırılara karşı da mücadele etmek gerekir.
Sinip geri çekilmek olmaz.
ASIL AMAÇ: KORKU VE SESSİZLİK
Araştırmalara göre bu tür saldırıların en önemli sonuçlarından biri yalnızca hedef alınan kurum, yapı ve kişiyi yıpratmak ve saf dışı bırakmak değildir.
Asıl sonuç, başkalarını da susturmaktır.
Çünkü insanlar bu tür saldırılar karşısında şunu düşünmeye başlıyor:
“Ben de bir şey yazarsam bana da saldırırlar.”
“Neme lazım, ben bulaşmayayım.”
İnsanlar zamanla tartışmalardan çekiliyor, cevap vermiyor veya platformu tamamen terk ediyor. Sorgulamaktan ve itiraz etmekten vazgeçiyor.
Böylece saldırıya uğrayan kurum ve kişi yalnız bırakılırken, geri kalan insanlar da sessizleşiyor.
Bu, dijital alanda bir korku ve sessizleştirme etkisi yaratıyor.
Sayısı az olan ama teneke çalan bu saldırganların yaptıklarının şöyle bir sonucu da oluyor: Bu durumu sorgulamayan iyi niyetli insanlar da bunların yanında saf tutuyor.
Olayın doğruluğunu sorgulamadan, “Yazıldığına göre doğrudur” diyenlerin sayısı da bunları besliyor ve zemin sunuyor.
Bakıyorlar ki az da olsa saldırılar işe yarıyor, bunları artırarak sürdürüyorlar.
BU SADECE KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ'NİN SORUNU DEĞİL
Dijital medyada artık yalnızca dezenformasyonla karşı karşıya değiliz.
İtibarsızlaştırma, algı yaratma, baskı kurma, tehdit, hakaret ve hedef gösterme de sosyal medya siyasetinin ve iletişiminin önemli araçları haline getirildi.
Dijital medya tehdit alanına dönüştürüldü.
Bu devasa gücü devletler, şirketler ve gücü elinde tutanlar acımasızca kullanıyor. Dijital medya savaş çıkartıyor, savaş kazandırıyor, seçim kaybettiriyor ve kazandırıyor.
Böyle bir küresel güçten söz ediyoruz.
İşte bu silahı Kürtlere ve Kürt Özgürlük Hareketi'ne karşı da kullanıyorlar.
Bu nedenle bugün Kürt halkı ve Kürt Özgürlük Hareketi, dijital alanda yeni bir saldırı dalgasıyla karşı karşıya.
KÜRT ÖZGÜRLÜK HAREKETİ AÇISINDAN ARAŞTIRILMASI GEREKEN SORU
Dolayısıyla bugün yapılması gereken, bu saldırıların nasıl örgütlendiğini, kimlerin hangi yöntemleri kullandığını, insanların ifade özgürlüğü üzerinde nasıl bir etki yarattığını, amaçlarının ne olduğunu ve buna karşı neler yapılabileceğini araştırmaktır.
Artık mücadele alanı yalnızca dağ, sokak, siyaset veya medya değil; aynı zamanda dijital alanın kendisidir.
Burada sorumluluk bütün Kürtlere ve Kürt medyasına düşmektedir.
Saldırı kişisel değil, toplumun tamamınadır. O nedenle bu saldırılara karşı verilecek yanıt da toplumsal olmalıdır.
Evet, yeni bir durumla karşı karşıyayız.
Ancak Kürt halkının deneyim ve tecrübeleri küçümsenemez. Kürtler politik ve örgütlü bir halktır.
Bu savaş cephesiyle de baş edeceklerdir.
Tek çıkış yolu, yurtseverlik ve Kürt kimliği üzerinden saldırı yapanların üzerindeki maskeyi çıkartıp gerçeği görmektir.
Dijital alanda sorgulamak, araştırmak, teyit etmek ve gerçeği ayırt etmek zorundayız.
Çünkü bugün karşı karşıya olduğumuz saldırı yalnızca bir kişiye, bir kuruma veya bir siyasi yapıya yönelik değildir.
Kürtlerin kendisine, değerlerine ve siyasal iradesine yönelik daha geniş bir mücadelenin parçasıdır.
@NoodleHairCR7 Are you gay? To defend Ronaldo against Messi, you either have to be an idiot who doesn't understand football, or a gay who likes Ronaldo's physical attributes, his muscles and his hair.
Kürt liderlerinin ,öncülerinin dediklerini didik didik edip yanlış bir cümle yanlış bir kelime arıyorlar… TEM şubedeki özel elemanlar gibi mesai harcıyorlar. Yanlış anlaşılacak yanlış tarafa çekilebilecek bir kelime bir cümle bulduklarında üstüne atlayıp biraz da kendileri ekleyip kin ve nefret kusarak paylaşıyorlar….
Çok adice…