Ahbap a kendin para verme ama ekranlarda millete “ devlet yok Ahbap var “ diye algı yap, milleti ona yönlendir kendin de sanki afet için milyonlar harcıyormuşsun gibi yardım sever pozlarıyla şov yap.
Millete Ahbap reklamı yapıp, en güvenilir kurum diye tanıtıp kendileri bir kuruş vermediyse iki sonuç çıkar.Ya güvenmediklerini millete güvenilir gibi pazarlıyorlar ya da milletin derdi için beş kuruş vermeyecek kadar umursamaz ama vermiş gibi davranacak kadar şovmenler
Fiyat mühim değil lakin sahip olmadığı bir şeyin içinde muhtemel ki sahibiymiş edasıyla o pozu vermek için herhangi bir bedel ödemeye hazır gerizekalıların olduğu gerçeği mühim.
Bodrum'da, yat sahibi olmayıp lüks yat ortamında fotoğraf ve kısa video çektirmek isteyenler için 10 dakikalık çekim ücretleri 70 bin TL'ye kadar yükseldi. (Sabah)
Ben doğduğumda babam 46 yaşındaydı.27.yaş günüme iki ay kala onu kaybettim.Aile dostumuzun oğlu 20 li yaşlarında baba oldu, canı gibi sevdiği kızının birinci yaşını göremedi.
Demem o ki ;hayat bu,kiminin geç kalmışlığında bahtı güler, kiminin tam zamanında ömrü solar.
O kadar doğru ki…
Eskilerin hayata dair pratikleri hep doğru.
Modern çağın hayat pratikleri toptan yanlış.
Erken evlenmek
Erken çocuk sahibi olmak doğruymuş.
Her tesettürlü=muhafazakar değil.Aile büyüklerinin muhafazakar hatta mütedeyyin olup genç neslin daha çağdaş veya seküler olduğu ve hepsinin ahlak, kültür ve manevi hassasiyetlerde birleştiği, sevgiyle kurulmuş aile bağları var.Kısıtlı algılarınızın dışında koca bir hayat akıyor
Ailecek muhafazakar bir yaşam biçimini benimseyip sonra başı açık bir kadınla evlenmeyi ben açıkçası çok samimi bulmuyorum. Bana çok geçmedi bu evlilik. Ayrıca görümceler de geline hayatı zehir edecekmiş gibi bir hava aldım fotodan.
On gün önce Macron Ankara da koşsun diye parkları kapatırken iyiydi.Herif önce takımla Suriye den petrolü kaldırıp sonra Ankara nın sokaklarında donla koştu, kimse demedi koca Fransa cumhurbaşkanına bak diye.
Demek ki işi yapan takım elbise,adamlığı bozan da şort değil
Meslekte ve mesaide makama ve mevkiye uygun kıyafetten ; toplumda titre uygun davranış ve karakterden yanayım.Lakin valinin durumu ikisinden de bağımsız, sporcu spor yaparken spor kıyafeti giyer, valiler de spor yapar ,yapmalıdır. Kısaca bu meselede de pekala validen yanayım.
Bisiklet kıyafetine "tayt" denilerek gündeme gelen ve görevden alınan Ardahan Valisi Mehmet Fatih Çiçekli'nin verdiği bir röportaj:
➖Aslında unvanımızı unutmak lazım. Etiketlerle yaşamak yerine insan olduğunu bilebilmek güzel.
➖İlk vali olduğumda kendi kendime sordum, 'Bisiklete devam edecek miyim?'
➖İçimden kötü bir ses 'Vali bisiklet sürer mi, çocuk musun sen?' dedi.
➖Sonra hakkın sesi 'Ne alakası var, sen vali olana kadar sürmedin mi, valilikten sonra da yapmayacak mısın? Arada niye kendin olmaktan vazgeçiyorsun' dedi.
➖Bu sporlar kötü şeyler değil, çok güzel şeyler. Herkesin yapması gereken şeyler.
Ahmet Hamdi Çamlı: Vali demek devlet umuru görmüş adam demektir..!
Bir şehrin Valisi o şehrin en önemli kanaat önderi, örnek insanı, Hizmetkârı, abisi, babası, anası demektir..!
"Tayt" gibi vücud hatlarını göstermede iğrençlik noktasına ulaşan bir kıyafet(sizlik) ile halkın içine çıkmayı bırak, kendi ailesi, çoluk çocuğunun, mahreminin yanına bile çıkmaya hicab etmeli..!
O kıyafet, Spor'un gereği diye lanse ediliyorsa (böyle bir anlayış normalleştiriliyor bir süredir) dahi yapılacak şey O spor insanileştirmeli veya O spora git öteye denmeli..!
Her görevin bir fikri, bir titri, bir cismi vardır.Kamu görevlisi mesaide donla, şortla,taytla, sütyenle gezemez.Vali mesaide taytla bisiklete binip gezdiyse olmaz,tiktok falan diyorlar çektiyse olmaz.Lakin bir sporcu olarak bir tatil günü bir etkinlik yaptıysa kimseyi bağlamaz.
Yanlış yapıp ben savcıyım , ben hakimim ben vekilim diye haklı tarafı ezmek gibi mi mesela?Savcıya savcılığının adliyede geçeceğini söyleyemeyecek kadar ezik olursan, top oynarken bile sana başsavcılık taslamasını marifet gibi anlatırsın.Vatandaş kamu görevlilerinin tebası mı?
Taytlı vali olayına ben de iki kelam edeyim.
Yıllar önce adliye personeli arkadaşlarla halısaha maçı yapardık.
Memuru, avukatı, hakimi, savcısı vardı takımda.
O zamanın başsavcısı duymuş, gelmek istemiş.
Daha maç başlamadan ağırlığını koydu sahaya. Bir ara adama "savcım" diye seslendim, "savcım değil başsavcım" dedi.
Ulan dedim, hukukun üstünlüğünü halısahada bile yaşıyoruz :)
Şaka bir yana, adam eşofmanıyla, formasıyla, haliyle, hareketiyle sahada bile başsavcıydı, duruşu da karakteri de öyleydi.
Maç yapıyor, yerine göre şakalaşıyor ama karşısındakine başsavcı olduğunu hiç unutturmuyordu.
Sonrasında defalarca maç yaptık o başsavcıyla. Ama ne ben, ne benim takımındakiler ne de onun takımındaki adliye personeli halısahada maç yaptık diye onu zihnimizde bir başsavcıdan farklı bir yere konumlandırmadık.
Demem o ki, nerede giymiş olursan ol, sosyal medyada taytlı videoların dönerken Ardahan'ı yönetemezsin.
Vali bey iyi niyetle, şehir için bir şeyler yapmaya çalışmış olabilir. Ama bu tali fayda, adlı görevine zarar verecekse kar zarar hesabı masaya yatırılır, gereği yapılır.
Sosyal medyadan takip ettiğim kadarıyla mesele bu. Farklı bir durum varsa bilmediğimiz ya da anlayamadığımız, başka...