Şimdi bi tweet gördüm de ona binaen yazıyorum. Her 2 doğumumu da Acıbadem Altunizade hastanesinde yaptım. İkisinden de çok memnun kaldım. Sonuncu birkaç ay önceydi, yine olsa yine aynı yerde doğum yaparım. Gerek anestezisi, ameliyathanesi, odası, bakımı, her şeyiyle kusursuz
yanlış hatırlamıyorsam acar baltaş bir yerde “ilişkinin geleceğini kavgadan sonra kişiler kendi kendilerine kaldıklarında haklılıkları konusunda kendilerini mi dolduruyorlar yoksa karşıdakini anlamaya mı çalışıyorlar bu belirler demişti.” bu cümle kafamın içinde geziyor.
Yuvayı erkekler kuruyor kadınlar yıkıyor ckkkdl daha komik bişey okumamıştım. Kusura bakma eski kocam, beni aldattığın, şiddet uyguladığın, köpek gibi çalışıp nöbet tuttuğum paralarla kumar oynadığın için yuvanı yıktım:( neyse artık bak dalgana
@crnmhmd@DrSalome17 Ben de bosanmis bir adamin. Yuvayi erkek kuruyor ve genelde kadinlar yikiyor ve kadinlar sonra sanki yuva yikilmamis gibi davranmaya basliyorlar. Genel tavirlari bu. Bosanmis erkekler beni iyi anlar.
Babalara da haksızlık etmek istemem tabii ama bir kadın, çok iyi anne olabilmişse bunun arka planında ilgisiz baba vardır. Babanın yükü bölüştüğü durumlarda, annenin "çok iyi anne" olma kaygısı yoktur. Babadan kalan boşluğu doldurma arzusundan ibaret oluyor bazen tüm çaba..
@zamanizii Aşırı doğru bi tespit. İlgisiz babaları yüzünden çocuklarıma 5 kat falan annelik etmeye çalışıyorum, eksikleri kalmasın diye uğraşıyorum. Mükemmel bir tespit, psikolog olmalısınız
Tüm kadınları boşanma sebebini yazmaya davet ediyorum
Benimkiler
*değersizleştirme
*aldatılma
*çocuk var diye af sonrası eve Deccal gibi dönüş
*şiddet (hamileyken de)
*kumar (milyonluk borç)
Çocuklarımı alıp onun şehrini terk ettim.Çok geç kaldım ama oğlumun doğması gerekiyordu
Boşanmış erkeklerde dikkat etmeniz gereken tek şey kadın mı onu boşadı, o mu boşanmak istedi? Bir kadının çöpü tüm kadınların çöpüdür. Gerçi boşanmak isteyen erkek olsa bile büyük ihtimal başka bir kadın içindir.
nazar aslında düşük frekanslı bi hayranlıktır. eğer birinin bakışı seni aşağı çekiyorsa bu senin enerjinin düşüklüğünden değil onun varlığına verdiğin onay yüzündendir. kayıtsızlık bazen gerçek korumadır. enerji alanınızı korumak için umursamayın ve enerji akıtmayın.
Kardeşim, hiçbirimizin yaşamadığı bir şehirde yatılı lisede okurken trafik kazası geçirdi. Çok ağır bir beyin hasarı aldı, komaya girdi. En yakın üniversite hastanesine kaldırdılar. Doktorlar, elimizden geleni yapıyoruz ama yaşama ihtimali çok düşük, normal bir vücut bu hasarı tolere edemez. Her an vereceğimiz olumsuz habere hazır olun dedi. Tüm sülale hastane bahçesindeyiz. Herkes ağlıyor, ne zaman cenazeyi alacağız, nereye gömeceğiz, nasıl olur böyle bir şey falan diye konuşuluyor. Herkes şok içinde. Normalde ailede soğukkanlı olan kişi benimdir; her konuda mantıklı konuşmalar bulur, herkesi ben toparlarım ama söz konusu kardeşim olunca bende de mantık kalmadı, ben de sürekli ağlıyorum. Şansıma, liseden en yakın arkadaşım o şehirde üniversite okuyordu. Hastaneye de benden önce gitti. Tüm sülaleyi o toparlıyor, herkesle ilgileniyor. Bir gün geçti, iki gün geçti, üçüncü gün yine ağlıyorum. Arkadaşım beni yanına çağırdı, bahçeye çıkardı. Ben hala ağlıyorum. Ne oldu diye kafamı kaldırmaya kalmadı bana bir şamar attı. Size yemin ediyorum Allah’a kavuştum sandım, etrafım bembeyaz oldu, beynimin içi çınlıyor böyle, hayatımda öyle bir tokatı bir daha yemedim zaten kimseden. Derken lank diye soldan indirdi bu sefer. Dedim noluyo aq naptım ben. Yanıma oturdu Çocuk daha ölmedi. İki günü atlattı. Tamam, kimse iyi bir şey beklemiyor ama Allah’tan umut kesilmez. O kötü haber gelene kadar seni bir daha ağlarken görürsem bu sefer kafanı keserim; kendini topla, bak buradaki insanlar yaşlı, onlara bir şey olacak üzüntüden, sakinleşmeleri lazım, onu da anca sen yapabilirsin. O haber gelirse, söz veriyorum 40 gün 40 gece senle birlikte ağlayacağım dedi. Düşündüm, konuşma çok mantıklı geldiği için o saniye ağlamayı kestim. Ben kendimi toparlayınca etrafımdakileri de toparladım. Kafamın içinde şu dönüyor ama sürekli: “Ölünce ağlayacağım. O zamana kadar değil.” Doktorlar bir şey söylüyor(sağ olsunlar tüm süreç boyunca ağızlarından duyduğum tek güzel şey 50. gün “bu çocuk mucize” oldu.) Neyse içimden sürekli “hayır, söz verdim, ölünce ağlayacağım.” Diye tekrar ediyorum neyse bu şekilde 50 gün kaldı kardeşim orada. Sonrasında yaklaşık 2 yıl süren hastane süreçleri oldu ama iyileşti ve çıktı. Neyse yaşandı bitti her şey ama üzerinden 10 yıl geçti bu olayın. Hala çok zorlandığım ve kendimi bırakacak gibi olduğum zaman o yediğim tokatı hatırlarım.
Her şey bitince ağlayacağım.
O zamana kadar Allahtan umut kesilmez.
Çok konuşanın yanında sağır ol. Cimrinin sofrasında tok ol. Kusur arayanın yanında yok ol. Vefa bilmeyene yabancı ol. Edebi olmayana uzak ol. Tevazu bilmeyene ırak ol. Haddini bilmeyene mesafeli ol. Kibirlinin yanında vakarlı ol.