rahmi koç, pespaye bir fıkra anlatıyor, binali yıldırım da gülüyor. binali yıldırım'ın hayatının özetidir bu aslında. hiçbir zaman kendi düşüncesi, eylemi, tasarrufu, tasavvuru olmadı adamın. hep onaylayan, evet efendim deyip gülen, şirinlik yapan adamdır. hiç şaşırtmaz.
EMEK / YAZMALAR
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'ndan (@ogretmensendika) Feyza Durmaz yazdı:
Rehabilitasyonda Biyometrik Kelepçe: Sermayenin Yeni Rant Kapısı
Halihazırda rehabilitasyon merkezlerinde düşük ücret, elden maaş, hak gaspı, ağır iş yükü ve etik dışı uygulamalarla örülü sömürü düzeni, uzmanları mesleki tükenmişliğe ve derin bir güvencesizliğe sürüklenmekteyken bugün karşımıza “modernizasyon” ve “şeffaflık” maskesiyle çıkarılan Biyometrik Kimlik Doğrulama Sistemi (BKDS), aslında kapitalist sömürü düzeninin eğitim alanındaki yeni bir kuşatmasıdır
https://t.co/Fv1vOw2msb
Şanliurfa da Rehabilitasyon merkezleri patronlari toplantı yaparak kurumları 15 günlüğüne ücretsiz izin altında kapatıp öğretmenlere dayatma yaparak izni imzalatirip gelmeyen öğrencilerin faturalarıni öğretmenlerin maaşlarını bayram öncesi eksik vererek zararlarını karşılayacak.
Özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerine getirilen yüz tanıma sistemleri, insanın doğasında olan şeyleri yok sayarak mobbingin önünü açıyor. Devler, patron kendini korurken, olan öğretmenle öğrenciye oluyor
Sultangazi'den bir öğretmenin mektubu
https://t.co/AJ4IPAdzSn
Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde çalışan öğretmenlerin koşulları iyileştirilmeli. Eşit işe eşit ücret ve eşit özlük hakları uygulanmalı.
@Yusuf__Tekin@tcmeb
BERÂT GECESİNİN İLÂHI (UYDURULMUŞ DİN)
O gece,
- Yok mu benden af dileyen!
Af edeyim.
- Yok mu benden rızk dileyen!
Lutfedeyim.
- Yok mu benden derman isteyen!
Derdine derman vereyim.
- Yok mu bir arzusu olan!
Hemen gerçekleştireyim.
O gece,
Melekler :yeryüzüne, sabaha kadar,
iner de iner.
KUR'AN'DAKİ ALLAH:
Halbuki:
Kur'an'daki Allahın, özel bir kabul günü yoktur.
O: her şeyi, her an yaratandır.
O: çalışanın rızkını, her an eksiksiz verendir.
O: kulunu ve bütün canlıları doyurandır.
O: her an affedendir, bağışlayandır.
O: kuluna; her an, nefes aldıran verdirendir
O: Kulu hastalandığı zaman, iyileştirendir.
O'dur kulunu öldürüp, yeniden diriltecek olan.
O: bir an gaflete düşmeyendir.
O: berât gecesinde daha faal ve etkin, diğer günlerde asla yan gelip yatan değildir.
O'nun bir anlık icraatını eksik bırakması; kainatın hercü- merc olması demektir.
Tüm zamanların ve varlıkların Rabbi'ne, varlığımın her anının takdir yetkisini elinde bulunduran Rab'bime hamd dileği ile...
#BeratKandilimiz
BU GECE BERAT GECESİ!
BU GECE TANRI İZİNDEN DÖNÜYOR!: KOŞUN KURTULUŞ BERATINIZI ALIN!
Bugün Berat gecesi ve bu gece dünyanın ve ahiretin geleceğini tayin eden bütçe yapılacak! Geçmiş, arkada bıraktığımız yılın cirosundan elde edilen hasılat, Tanrı'nın yeryüzü şubeleri olan tüm gavslara, şeyhlere, şıhlara, mehdilere pay edilecek!
Paylaştırılan bu paylar, yine yeryüzü şubelerinin küçük Tanrılarının elleriyle tüm ihvanlara, müritlere, dervişlere, şakirtlere, marabalara, sofilere, aklını gönüllü olarak bloke ettirmişlerin tümüne dağıtılacak!
Ayrıca bu gece önümüzdeki yıl içerisinde olacak olan tüm olaylar; kimin kaç TL, kaç dolar, kaç euro, kaç arsa, kaç tarla, kaç gayri menkul kazanacağı... Ve dahi cennetin Kevser manzaralı köşklerinin kime kaç metrekare verileceği, iri gözlü, azaları denk, emre amâde hurilerden kime kaç adet dağıtılacağını belirleyen Levh-i Mahfuz'un bu yılki cüzü yazılacak!
Tüm bunlarla birlikte bizim kaderimiz olan cimriliğimiz, ihmalimiz, duyarsızlığımız, kaç parçaya bölüneceğimiz darma duman, ne kadar bölük pörçük olacağımız belirlenip ve buna göre Gazze'de kaç bebeğin yıkıntılar altında can vereceği, yangınlarda kaç evladın yanacağı, Afrika'da kaç çocuğun açlıktan öleceği, kaç bebeğin depremde can vereceği, kaç müteahhidin kaderine kaç çürük bina yapacağının yazılacağı, kaç çürük binaya ruhsat vermek için kaç yetkiliye izin emri verileceği, bizim bunları savuşturmak için hangi gavstan medet isteyeceğimizi, hangi türbeden yardım dileneceğimizi de bu akşam tüm teferruatıyla büyük Tanrı kaydedecek; ana kitabın bu yılki cüzüne!..
Sadece bunlar değil elbette...
Her kim yıl boyu hangi günahı işlemiş olursa olsun, hangi yetimin hakkını zıkkımlanmış, hangi mazlumun ahını almış, hangi garibin günahına girmiş olursa olsun, hangi haksızlığa suskun kalmış, hangi zalimin önünde eğilmiş olursa olsun, yüz rekat bu geceye ait namazı kılarsa, on dört bin salavat getirir, bilmem kaç bin tesbih çekerse, bu dağıtılan payın en yükseğini alacaktır!
Hiç kimsenin hakkını geri teslim etmesine, nedamet duyup rücu edip, kendini düzeltmesine, yarın yine eskisi gibi yaşamaktan vazgeçmesine gerek yoktur! Allah’ı değil, çıkarlarını öncelemeye devam etmesinde hiçbir sakınca yoktur!
Yeter ki bu gece bu ritüelleri, bu ayinleri yerine getirsin…
Tüm acılardan, kederlerden ve cehennemden halas olmak için hayatında başkaca değişiklikler yapmasına gerek yoktur! Bu gece tüm geçmişi resetlemek, tüm geleceği sigorta altına almak mümkün! Hem de yarın aynı şekil de kaldığı yerden hırsızlığa, arsızlığa, cimriliğe, çürük binalar çatmaya, ahlaksızlığa, haksızlığa, hukuksuzluğa, çirkefliğe, yalana, talana, riyaya, kibire, güçlünün önünde eğilmeye, yetimleri ve mazlumları iteklemeye devam etme imkanıyla...!
Bu gece önerilen hareket, tesbih, taat ve ibadetleri yerine getirenlerin, ‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” ayetine uymaları gerekmiyor! Tersine, yıl boyu dosdoğru olup da, bu gece bu fiilleri ve tesbihleri icra etmeyenlerin ne dağıtılacak olan cirodan, ne de önümüzdeki yılın bütçesinden bir payları vardır!
Bu geceyi ihya etmeyen hiçbir kimseyi diğer ibadetleri, fiilleri, güzel amelleri kurtarmayacaktır! Büyük Tanrı bu gece müsaittir ve diğer günler de dinlenecektir!
Öyle her an onu rahatsız etmeye kimsenin hakkı yoktur!
Büyük Tanrı'nın yeryüzü uydusu olan küçük Tanrılar ise bu gecenin fecr vaktine kadar sizler için salavat çekip dua edecektir! Büyük Tanrı günah çıkarma gecesi olarak bu ve bunun gibi geceleri seçmiştir! Diğer günler de gelenin, kapılar yüzüne kapanacaktır!
Bu geceyi birbirine hatırlatanların ecri ekstradan katlanacaktır! Arama motorlarına “en güzel kandil mesajları” yazıp arayın hele..! Ve en güzelini seçip toplu mesaj olarak gönderebilme bahtiyarlığına erişebilirseniz, bu yılın cirosundan ve yeni bütçeden payınız, gönderdiğiniz kişi sayısına orantılı olarak katlanacaktır!
"Kandiller mübarek ola!" Bu gece sadece, imtiyazlı, torpilli, büyük Tanrıların yeryüzü distribütörlerine intisap edebilmiş ak bahtlılar yararlanabilecek dağıtılacak bütçeden! Ve bütçenin tüm gelir kalemleri onların hesabına kaydolacak!
Bizim gibi büyük ve küçük Tanrıları mabut olarak bir türlü kabul edememiş, onlara kul olma şerefine erişememiş karabahtlı insancıklar, akılsızlar, deliler, divaneler ise bir ömür boyu çırpınıp duracak kurtuluş için...
Cironun açık yanlarıyla uğraşıp duracaklar ve bütçeden ayrılan günah yüklerini onlar yüklenecekler!
Bu gece tüm affı ve mağfireti sakalına, sarığına, cübbesine, takkesine, kippasına, takım elbisesine sarıp kaçacak, birilerinin kulları... Allah'ın ayetlerinin kayıt dışı, hayat dışı, din dışı bırakılmışlığının derdi ise Allah'ın kullarına kalacak...
Bu akşam izinden dönen ve yarattıklarının kaderini belirleyecek olan büyük Tanrı'nın rahmetine koşun!
Her an yaratmaya devam edene, tövbeleri sürekli kabul edene, ancak emeğin karşılığını verene, eşi benzeri ve küçük şubeleri olmayana, mazlumların ve yetimlerin kalbinin kıyıcığında durup üstüne titreyene, rahmeti tüm kandilleri, tüm gönülleri, tüm firakı, tüm evreni bir gece, bir gün, bir an değil her an kuşatana, alemlerin rabbine bir ömür günah yüklerimizle ve azıcık ecrimizle koşmak bize yeter! Allah bize yeter!
Yom Kippur kandiliniz, pardon berat kandiliniz size mübarek olsun!
Biz İslam güneşinin altına talibiz; kandil bize gerekmez! Güneşe kandil gerekmez! Vesselam...
Ramazan Yaman
@abdullahnaci Ben de kitap okumaya bu kitapla başladım. Kırımlı murat destanı ile devam ettim. Tek iyi bir yanı var o zaman kitap okumayı sevdirdiler. Yok bu ve türevleri inanmadıkları değişik bir ütopya sattılar. Son 23 yıldır bizzat yaşayarak tecrübe ettik
SEN HİÇ YETİM OLDUN MU?
Ellerimi yağmayan yağmura tutardım ben.
Dolsun ki; hayatın her anında yanan yüzüme serinlik edeyim..
İliklerime "Allah rızası için" zerkedilen cehennem mihnetini tavsıtacak merhemler dilenirdim gecenin içinden..
Ben olmuşluğumun, varolmuşluğumun, nerede ve kimin toprağında doğmuşluğumun...
Ayaklarımın çıplak, göğsümün dar kalmışlığının hesabını;
çelimsiz, çökük zayıf omuzlarıma yüklediler.
Adını kibir koydukları utangaçlığımı gelip gelip dövdüler insanların orta yerinde...
Orta yerlerde elime tutuşturdukları giysiler, bozuk paralar;
kıpkızıl kibir parlıyor, is gibi, pas gibi enaniyet kokuyordu..
Vicdanlarında ne kadar kir varsa utangaç yüzüme sürdüler...
Onlar cennet umutlarıyla dolarken, bana sundukları fazlalıklarıyla; ben cehennemlere düştüm..
Sırtıma sardılar, yüzüme boca ettiler, gözlerime kan ettiler, dizlerime yük ettiler, göğüslerine yük olan vicdan azaplarını...
Onlar kirli, paslı, isli, katran "yardımlarıyla" vicdanlarının ağırlıklarından kurtulup, "cennet yoluna" girerken, evrenin bütün ağırlığı üzerime çöküyor, yeryüzü onca genişliğine rağmen ruhuma dar geliyor, cehennem benim yüreğimde yanıyordu...
Hiç "benden" olarak tebessüm etmediler bana; hep kavimlerinin, pahalı giysilerinin, üst sınıflarının, mallarının, konforlarının, güvenlikli sitelerinin, cilalı ünvanlarının, itibarlarının, maskelerinin arkasında siper alarak baktılar yüzüme...
Hiç kendi elleriyle aynı çamurdan, aynı balçıktan, aynı etten, aynı kemikten yaratılmış gibi tutmadılar ellerimi; eğreti, iliştirilmiş, "başka bir özden" yaratıldığını bağırıyordu elleri...
Elleri, "ben ateşten, sen çamurdan" diyordu ellerime...
Sen hiç yetim oldun mu?:
Olma!
Sevgi bile, merhamet bile kurşun gibi işliyor, insanın yüreğine!
Ramazan Yaman