Bu kitap hiç evlat olamamışlara adanmıştır.
Kayıplar, sahipsizler, kimliksizler, ölüm kâğıdı verilmemişler, annesini-babasını bilmemişler, yavrusunu yitirmişler, dünya keşmekeşinde cehennemi bile özleyenler için yazılmıştır.
Yazılmasaydı, adanmasaydı lal olurdum.
@Gandalf_41@senol_kul@TermeBelediyesi Kabalığından ve insanları kışkırtmak için söylüyor.
Yanındakilerin tepkisizliği de cesaret veriyor.
Belediye başkanı doğru olanı yaptı ama onu da makul davrandığı için kınıyorlar.
Gerçi burada uzaklaştırır başka bir yerde de ödüllendirirler. Olmadık şeyler değil.
Özür dilemedi, küstahlığını ve kendine çok yakışan kabalığını sürdürdü.
Belediye Başkanı bu kişinin parti ve belediye ile ilişiğinin kesildiğini duyurdu.
Fakat garip bir azınlık hâlâ hakaret ve iftira suçlarını savunuyor.
@senol_kul@TermeBelediyesi
@ugurozubek@senol_kul@TermeBelediyesi Beyefendi! Sarf edilen sözler hakaret ve iftira içeriyorsa kime edildiğinin bir önemi var mı?
Genç hanımın cahilliğinden gelen küstahlığını, siz bu yaşınızda paylaşıyorsanız, bunu kendinize yakıştırıyorsanız. Siz bilirsiniz.
CHP tasfiye ediliyor.
Eski Türkiye namına hiçbir şey bırakmayacaklar.
Üstelik bunu kendini milliyetçi sananlara yaptırıyorlar.
Yeni rejim kendini inşa etmek için abartılı önlemler alıp baskıcı davranmıyor, yeni rejimin karakteri bu.
Hayatın getirdiği kavgaları yapmaktan çekinme ama kavgacı olma. Bil ki yaşam denen bu oyunun kazananı yok; sonunda herkes ölüyor.
Ama kavgacıların ölümü hep daha fena oluyor.
@boreasfulgur@Uluc_Gurkan@emrkongar Hukuki olarak takibini yaptı. Benim kast ettiğim bu yönü.
Bir de Ekmeleddin’e kıyasla daha iyi bir aday olacağını söylüyorum. İnanın siz de ben de daha iyi adaylarız. Ekmeleddin kim yahu?
Aklıma geldikçe lanet ediyorum.
Hayatın getirdiği kavgaları yapmaktan çekinme ama kavgacı olma. Bil ki yaşam denen bu oyunun kazananı yok; sonunda herkes ölüyor.
Ama kavgacıların ölümü hep daha fena oluyor.
Kılıçdaroğlu hakkımda suç duyurusunda bulunmuş. Haber kaynağımı basın etiği gereği açıklamayacağım. Umarım Silivri Cezaevi’nde tutuklu Belediye Başkanı Kılıçdaroğlu’nun teklifini açıklayacaktır. Haberin doğruluğundan şüphem yok. https://t.co/kCjhan1Rjy
Silivri’deki en etkileyici savunmalardan biri…
Savunma da denemez buna.
Başta “Niye böyle uzatmışlar ki” derken, sonra ağlayarak okudum.
O kirli üstü-başı, o eldivenin içindeki temiz elleri, o minnet eden tertemiz kalbi gördüm.
“Biz dostlarımızın azını çok sayarız."
Ekrem İmamoğlu'nun önceki Özel Kalem Müdürü ve İBB Muhtarlıklar Daire Başkanı Yavuz Saltık, savunmasını yaptı.
İnsani yönün öne çıkan savunmada Saltık, bir anısını anlatırken gözyaşlarına hakim olamadı:
Ben tutuklandığımın 3. ayında "Avukat görüşü var" dediler. Ben de avukat görüşüne çıktım, elimde kâğıtlarımla beraber kabine girdim. İçeride tanımadığım bir avukat vardı. O sıralarda da tabii böyle işte "etkin pişmanlık" hani, bu ve benzeri konularda şeyler ortalıkta dolaşıyor. Avukatı tanımadım. "Yavuz Saltık siz misiniz?" dedi, "Benim" dedim. "Siz kimsiniz?" dedim, ismini söyledi. Benim hafızam iyidir Başkanım, yani ayıptır söylemesi üzerime 27 yıl önce su sıçratan arabanın plakasını aklımda tutarım; o yüzden ama ismini hatırlayamadım avukatın, adını tanımadım yani. "Yavuz Bey" dedi, "beni Ağrı Doğubayazıt'tan şu isimli bir vatandaş gönderdi." Onu da hatırlayamadım. "Hoş geldiniz" dedim, "buyurun" dedim, "nedir? Size nasıl yardımcı olabilirim?"
"Yavuz Bey" dedi, "siz bundan 1-2 yıl önce..." Sayın Başkanım, konuşmamın başında dedim ya, hem özel sektörde çalıştığım yıllarda hem kamuda çalıştığım yıllarda çok çeşitli sosyal sorumluluk projeleri için hem Türkiye'nin yoksul bölgelerinde hem Balkan coğrafyasındaki soydaşlarımızın olduğu bölgelerde böyle sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdik. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ndeyken de bu projelere hiç ara vermedim. Herkes bilir; herkes tatilde, bayramlarda annesinin, babasının yanına gider, ailesiyle geçirir. Ben o anlamda eşim ve çocuklarıma karşı da mahcubum; ben bütün tatil zamanlar��mı Doğu, Güneydoğu'da, İç Anadolu'da ve Balkan coğrafyasında geçirdim. "Siz" dedi, "Doğubayazıt'a gitmişsiniz bundan birkaç sene önce bir kış ayında." "Onu hatırladım" dedim, "evet hatırladım ben o konuyu." Ondan sonra orada, dedi, 2500 tane çocuğa ilçe milli eğitim, kaymakamlığın da desteğiyle, ilçe milli eğitimin de rehberliğinde biz bot ve mont getirdik 2500 çocuğa, yoksul çocuğa. "Onları da almışsınız" dedi, "evet" dedim. "O siz çalışmayı bitirdiğiniz akşam..." Doğubayazıt'ı bilenler vardır, trafiğe kapalı bir caddesi vardı, İsmail Beşikçi Caddesi. "Orada oturuyoruz" dedi, alçak tabureli evlerde çay içerken...
"Sizin yanınıza" dedi, "bir çöp toplama işçisi geldi, aracın arkasından inerek." "Çok iyi hatırladım" dedim ben. Hatta sizi takdim etmişler; "İşte İstanbul Büyükşehir'den geldi arkadaşlarımız, böyle bir çalışma yapmışlar burada" diye. Siz bir de o çöp toplayan arkadaşla tanışmıştınız.
Öyle durunca benim işte İstanbul'dan bu amaçla geldiğimi görünce, üstünde tabii şey kıyafeti vardı, işçi kıyafeti. Dedi ki Kürtçe söyledi: "Heval" dedi, "biraz kirli" dedi "üstüm. Sarılmak isterim ama" dedi, "üstüm kirli, o yüzden" dedi, "eldivenleri çıkaracağım, elim temiz" dedi. "İnşallah başka bir zamanda sarılırım ama" dedi, "bir elini sıkayım senin, elini sıkayım" dedi. "İnşallah bir gün de sarılabilirim" dedi. Orada arkadaşları çağırdılar onu ve oraya araca konuştular. Tamam, ben detayların hepsini biliyorum, hatırladım ben, evet. O çöp işçisi tutmuş avukatı. "Git" dedi, "Yavuz Bey'e selam söyle.
Ona benim yerime de sarıl" dedi; çünkü bizim bot ve mont verdiğimiz çocuklardan biri onun kızıymış. Ben de dedim ki —kâğıtlar vardı, elimden düştü kâğıtlar— dedim ki Elazığ'da, Palu'da bir yaşlı amcadan öğrenmiştim, çok güzel bir sözdür, aklıma nakşetmişim:
"Biz dostlarımızın azını çok, yokunu var sayarız." Söyle ona, onu geldi kabul ettim. Gönderdiği selamı da al.
Sayın Başkan, ben hayatımı insanların bu duygularını duymak, yaşamak, bu ülkenin kardeşlik hukukuna bir nebze de olsa kendi imkânlarım çerçevesinde katkı sunmak için yaşayan bir insan
NEDİR BU DEVLET AKLI?
Bülent Kuşoğlu’nun Cansu Çamlıbel röportajındaki 2023 seçimi sözleri siyasette yeni bir kırılma yarattı:
“Seçim bize verilmedi mi?”
Bugün gazeteci @Demetce ile konuşuyoruz:
• CHP’de devlet aklı tartışması
• Özgür Özel–Kılıçdaroğlu gerilimi
• Yeni parti ihtimali
• Fezleke süreci
• Hukuk siyasetin silahına mı dönüşüyor?
• Ozan Güven’e protesto: Linç mi, toplumsal tepki mi?
🔴 Basit Konuşuyoruz
📍 Özge Uzun YouTube Kanalı
⏰ 19.00
🔗https://t.co/rfNBkNcvRy
Ne kadar çirkef bir kitle! Küfür, hakaret… Ayıp!
Anlamak istemeyene çare yok da şöyle söyleyeyim:
GS’ye mahkeme bir başkan atıyor ve buna en çok sevinenler FB TV ve taraftarları.
Böyle olsa bunda bir terslik var demez miydiniz?
CHP’de %5, AKP’de %39!
Kemal Kılıçdaroğlu’nu en çok rakip seçmen neden istiyor?
Bugün @Demetce ile, @kivilcimgen 'in “Kaybettiğimiz Bir Cennet Yok” analizinden hareketle KK’nın CHP’ye bıraktığı hafızayı konuşuyoruz.
Mutlak butlan, hukuk söylemi, “haklı ama yenik” muhalefet ve CHP’nin geleceği…
🕚 Bugün 11.00 | CANLI
📍 Özge Uzun YouTube Kanalı
https://t.co/QVCAt6zvl1
"Daha Çok Üzüleceksiniz Kemal Bey!"
Demet Cengiz’in işaret ettiği "Eski Türkiye’nin tasfiyesi" sürecinde, tabuta çakılan son çivi ne anlama geliyor?
21 Mayıs'taki o büyük kırılma, Kemal Kılıçdaroğlu’nun inşa ettiği siyasi oyun planını nasıl tamamen devre dışı bıraktı?
Şimdi yayında! @Demetce
https://t.co/e0hTURHBKO
"Daha çok üzüleceksiniz Kemal Bey! Bu halkı saf mı sanıyorsunuz? Herkes hak ettiği gibi anılacak..."
@Demetce 'den Kemal Kılıçdaroğlu’na ve CHP kurultay delegelerine çok konuşulacak tarihi çağrı!
@humevlamhu10 Soy anadan da babadan da geçer. Bu biyolojik bir konu. Ama dil ve kültür anneden öğrenilir. Zaten anadil deriz biz.
Hatta menopoz da kadının kültür aktarıcılığını destekler. Masallar anlatan, ninniler söyleyen nineler, folklorün taşıyıcısıdır.