📌 HAFTALIK OKUMA PLANLARIMIZ
✅ 1. HAFTA (13-19 TEMMUZ)
🔹Bir çok takipçimiz kitapları temin sürecinde olduğu için okuma planımızı bu hafta itibariyle başlatıyoruz.
#SahabeHayatıOkuyorum
Bu twitte bahsi geçen mahkemenin sanıklarından birisiyim. İki duruşmaya da katıldım. Sizin burada yazdıklarınız tamamen yanlış ve algı. Sizin bu twitte olmadı dediğiniz her şey oldu. İsterseniz gelin size baştan sona duruşmada yaşananları anlatayım. Hatta mahkeme günü video çekmiştim onu bu twite ekliyorum.
Siz hangi hakla bilginiz olmayan bir konuda bu kadar emin konuşuyorsunuz? İsterseniz yüzleşmeye hazırım. Adaletin yerle yeksan olduğuna gözlerimizle şahit olduk.
OSMANİYE ADLİYESİNDE YAŞANAN SKANDAL HAKKINDA ALPARSAN KUYTUL HOCAEFENDİ'DEN AÇIKLAMA
Osmaniye’de, Asliye Ceza Mahkemesinde görülen dava, artık bazı mahkemelerin adalet dağıtan makamlar olmaktan çıkarılıp siyasi talimatların uygulandığı yerlere dönüştürüldüğünü bütün açıklığıyla göstermiştir. Bu dava, haksız yere tutuklanan Furkan gönüllülerinin 19 Eylül 2022’de tahliyesi sonrası onları karşılamaya giden arkadaşlarımıza Osmaniye Emniyetinin yaptığı hukuksuz müdahalenin devamıdır.
Karşılama ve uğurlama kanunen suç değildir. Fakat Osmaniye Emniyeti zulmen hapse attırdıkları arkadaşlarımızın karşılanmasını hazmedememiş, karşılamayı suç kabul ederek insanlara sert şekilde müdahale etmiş, kardeşlerimizi darp ederek gözaltına almış, yetmemiş bir de Emniyetin yönlendirmesiyle Savcılık tarafından 14 kişi hakkında dava açılmıştır.
11 Mayıs 2026’da görülen duruşmada ise hukuk adına büyük bir skandal yaşanmıştır. Mahkeme Hâkimi sanıklara ve avukatlara karşı baştan beri kötü davranmış, sanıkları dinlememiş, sürekli sözlerini kesmiş, söylenenleri zapta geçmemiş, avukatlara hakaret etmiş ve savunma hakkını fiilen engellemiştir. Bir mahkeme salonunda sanık dinlenmezse, avukat susturulursa, ifadeler zapta geçirilmezse orada adaletten değil ancak tiyatrodan bahsedilebilir.
Masanın uç kısmında oturması gereken Savcının duruşma boyunca Hakimle yan yana oturarak sürekli fısıldaştığı ve Hâkimi yönlendirdiği görülmüştür. Hâkimin Savcının yönlendirmesiyle zapta geçen bazı ifadeleri sildirdiğine sanıklar ve avukatlar şahittir, sosyal medyaya düşen videoda da görülmektedir.
En büyük skandal ise mahkeme kâtibinin ekranı yanlışlıkla aşağı kaydırmasıyla ortaya çıkmıştır. Savunmalar henüz bitmeden, sanıklar ve avukatlar tam olarak dinlenmeden kararın önceden yazıldığı görülmüştür.
Bu ne demektir? Demek ki savunmalar dinlenmemekte; sanıkların, avukatların ve şahitlerin ne dediğine önem verilmemektedir. Demek ki karar, mahkemenin sonunda ve Hâkim tarafından verilmemekte, daha önceden ve talimatla verilmektedir. Demek ki bu dosyada hukuk değil, talimat işlemiştir.
Avukatlar bu açık hukuksuzluğu görünce haklı olarak redd-i hâkim talebinde bulunmuştur. Hâkim ise şahitlerin huzurunda defalarca bu talebi kabul ettiğini söylemiş, hatta “sana söz veriyorum” diyerek dosyadan el çekeceğini beyan etmiştir. Fakat sanıkları ve avukatları dışarı çıkardıktan sonra büyük ihtimalle Savcının ve Emniyetin yönlendirmesiyle sözünden dönmüş ve herkesin gözü önünde kabul ettiği redd-i hâkim talebini reddettiğini zapta geçirmiştir.
Bir Hâkim kendi verdiği “redd-i hâkim talebini kabul” kararından niçin döner? Bu karardan dönmesi Hâkimin başka güçlerin talimatıyla karar verdiğinin apaçık delilidir.
Duruşma boyunca yaşananlar gösteriyor ki bu dosya bir hukuk dosyası değil, siyasi bir dosyadır. Bu dava, Furkan gönüllülerini cezalandırma ve sindirme davasıdır.
Biz bu hukuksuzluğu Hâkimler ve Savcılar Kurulu’na taşıdık, söz konusu Hâkim ve Savcı hakkında şikayetçi olduk. Eğer bu dosya bu Hâkimde kalmaya devam ederse bu zulme sessiz kalmayacağız ve bu hukuksuzlukları tüm dünyaya duyurmaya devam edeceğiz.
Bir ülkede suçlu olan Emniyet olduğu halde savcılar Emniyetin talimatıyla suçsuz insanlar hakkında iddianame hazırlarsa, mahkemeler talimatla hareket ederse, savunmalar dinlenmeden kararlar yazılırsa, hâkimler savcıların ve Emniyetin yönlendirmesiyle hareket ederse, sanıkların ifadelerinden hoşuna gideni ve işine geleni yazar işlerine gelmeyeni yazmazsa orada hukuk devleti yok demektir.
Osmaniye’de yaşanan bu olay sadece 14 kişinin meselesi değildir. Bu mesele, Türkiye’de adaletin ne hale getirildiğinin açık bir göstergesidir. Zulme razı olmayacağımızı, haksızlığa boyun eğmeyeceğimizi ve adalet yerini buluncaya kadar bu davanın takipçisi olacağımızı buradan ilan ediyoruz.
OsmaniyeAdliyesinde Skandal
#OsmaniyeAdliyesi
Hepimize çok büyük sorumluluklar düşüyor.
Konferansta da karşımda bulunanlara ve dahi hepimize kızarak söyledim; bırakalım artık halıyla, koltukla uğraşmayı!
Perden de uyumsuz olsun!
Evin de düzensiz olsun!!
Biz evlerimiz temiz, güzel olsun, kariyerimiz yerinde olsun derken çocuklarımızı, en kıymetlilerimizi ele geçirmiş bir sistemin kıskacında sıkışmışız! Öyleki önceleri tek tek sonra toplu toplu ve el kadar bebeleri bile elimizden alan acımasız bir düzen(!) kurulmuş..
Aslında çocuklarımızdan evvel yetişkinleri kaybetmişiz! Kimse çocuğuna ne vermesi gerektiğini bilmiyor! Kendisi manevi olarak boşlukta olan bir neslin çocuğuna maddeden başka bir şey verememesini de yadırgamamak lazım… Peki bundan sonrası için ne yapacağız?!
Yaşadıklarımız karşısında her şeyin kıymetini yitirdiği şu günlerde kendimize ısrarla soracağımız sorular;
BUNDAN SONRA NE YAPMALIYIZ!
BİZE DÜŞEN SORUMLULUKLAR NELER?
BİZ NEREDE KAYBETTİK?
NEREDEN BAŞLAMALIYIZ?!
Söylenecek daha çok şey var..
O esnada salonda bulunan iki gözü iki çeşme acılı anne ile konferans sonrasında görüştüm. Bu minik yavruyu annesi akşam saat 23.00 gibi yatması için yatağına gönderiyor, sabah kalktıklarında böyle buluyorlar. Düşmanınız var mı dedim, başkası yapmış olabilir mi? Yada sorması zor ama aileden biri yapmış olabilir mi? Yok dedi. Öyle bir düşmanımız, bildiğimiz bir şey yok dedi. Hareketli bir çocuktu, içe kapanık değildi dedi. Polis olayı incelemiş telefonunu almışlar. Telefonundaki verilerden yola çıkarak bunu bazı oyunların etkisinde yapmış olabileceğini söylemişler.
Çevreden bazılarının, çocuğun intihar ettiği için günahkar olduğunu söylemeleri anneyi ayrıca üzmüş. Çocuk bu ya! Hala çocuk.. 11 yaşında..
Burda günahkar varsa o da HEPİMİZİZ! Çocuklarımızı koruyamayan, yetiştiremeyen, onların sadece odalarını, kıyafetlerini güzelleştiren ama ruhlarını doyuramayan, onları Allah Azze ve Celle ile tanıştırmayan, sürekli yeme içme süs püs gezme tozma alışveriş her haltla uğraşıp ne kendi imanına ne de çocuğunun manevi dünyasına bakacak zaman bulamayan HERKESTİR SUÇLU!!!
Sorumsuzluklarla geçen yılların sonunda işte geldiğimiz nokta!
ALLAH HEPİMİZİ AFFETSİN!
Evet bizler neslimiz için çalışıyoruz, mücadele ediyoruz ama yoruldum diyecek vaktimiz yok!!
Rabbim neslimizin kurtuluşu uğrunda yollarımızı açsın, engelleyenlere fırsat vermesin!
14 Ramazan 1447 🌙
Alparslan Kuytul Hocaefendi İskenderun'da;
• Talebeleri ve sevenleri ile toplu iftar programına katıldı.
• Talebeleriyle akşam namazını eda etti.
#RamazanRuhunuYaşat
Dolup taşan konferans salonlarımızdaki halkın teveccühünü hazmedemeyenler salon sahibini tehdit ederek programlarımızı engellemeye çalışmaktadır!
AnkaraEmniyetinden YineEngel
#İçişleriBakanlığı
Engellemelere Rağmen Coşku Dolu Muğla Konferansı!
Baskı ve tehditlerle engellenmeye çalışılan "Kelime-i Tevhidi Anlamak" konulu ilk Muğla konferansı halkın yoğun katılımı ve coşkusu ile birlikte gerçekleşti.
#FurkanKonferansları