Yıl 18 Ocak 1991.
Saddam Hüseyin İsrail’e birkaç Scud füzesi atmıştı.
Aslında hedefe bile isabet ettiremiyordu.
FETÖ lideri Gülen o zaman Süleymaniye Camii’nde “vaaz” veriyordu.
Diyordu ki;
“Rüyamda Peygamberi gördüm. Sarığının etrafında füzeler uçuşuyordu."
O zaman bile İsrail için ağlıyordu.
Arkadaşlarımız ise, Süleymaniye camii avlusunda toplanıp, FETÖ’yü ve Gülen’i protesto ediyordu.
1991’de bile FETÖ’ye karşı herkesi uyarıyorlardı.
Aradan 35 yıl geçti.
Türkiye, bizim daha o zamanlar uyarmaya çalıştığımız “tehlike” için çok ağır bedeller ödedi.
Çok geç uyandı. Ama uyandı.
Ve o gün;
Çıkardığımız Müslüman Genç dergisinin sayfası:
“Biz, Yurtta Sulh Cihanda Sulh” romantizmine dayanarak, müstekbirlerin dünya üzerinde at oynatmalarına asla müsaade etmeyiz.”
(Yurtta Sulh Konseyi'ni hatırlatalım)
Ve 15 Temmuz'da buna müsaade edilmedi işte.
Daha o zaman bile, Türkiye’nin yıllarca sonrasına atıf yapan bir düşüncenin ifadesiydi bu.
Tahir Gül, Sinan Aktaş, Muhittin Ağırman, Hanefi Tekin, Cemal Tellioğlu ve bir çok arkadaşımız, o dönemlerin kahramanları ve tanıklarıdır.
Bugün de öyle aslında.
Biz hep Türkiye’nin yarınlarını konuşuruz, bugününü değil.
Bu yüzden de hep bir adım önde yürüdük.
Anlayan olsa da olmasa da.
Çünkü bu yol Anadolu'da bin yıldır yürünüyor.
Yürüyenler biliyor.
"Çok genel konuşacağ��m. Türkiye'deki insanlar kapitalizmi, moderniteyi yeni tanıdılar. Çok hoşlarına gitti. Gitmeyecek gibi de değil yani. Şimdi de onun türbülansı devam ediyor. Hem Müslüman kalalım hem de modernist, kapitalist olalım diyorlar. Bu olmayacak. Bu olmaz. Bunun sancılarını çekiyoruz. Ne yapılabilir? Onu ben bilmem. Ama şunu çok iyi biliyorum. Eğer biz Müslüman kalamazsak yok oluruz. Ve biz yok olduğumuz zaman bütün insanlık da yok olur. Modernizme karşı durduğu halde onu reddetmeyecek, yumuşatacak, bünyesine alacak, insanileştirecek tek kaynak; İslam muhabbeti ve hizmetidir. Ben bunu görüyorum."
Sâdettin Ökten
TGTV’den 15 Temmuz’un 10. Yılında Birlik ve Hafıza Vurgusu
Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) öncülüğünde, 15 Temmuz Derneği iş birliğiyle Hafıza 15 Temmuz Müzesi’nde basın toplantısı düzenlendi.
TGTV Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, 15 Temmuz’un millet iradesinin vesayet odaklarına karşı açık ve net beyanı olduğunu belirterek, “15 Temmuz’u yalnızca hafızalarda kalan bir destan değil; birlik ve dirliğimizi canlı tutan bir şuur olarak yaşatmalıyız.” dedi.
Necmeddin Bilal Erdoğan, 15 Temmuz Hatıra Defteri’ni imzaladı.
#15Temmuz #DemokrasiVeMilliBirlikGünü #TGTV #UnutmadıkUnutturmayacağız
BASIN AÇIKLAMASI
15 Temmuz Hain Darbe Girişiminin 10. Yılı Münasebetiyle
Bundan 10 yıl önce, 15 Temmuz 2016 gecesi, aziz milletimiz tarihinin en karanlık ihanetlerinden biriyle karşı karşıya kalmıştır. Devletin imkânlarını ve milletin emanetini gasp eden FETÖ mensubu hainler; demokrasimizi, milli iradeyi, devletimizin bekasını ve milletimizin birliğini hedef alan hain bir darbe girişiminde bulunmuştur.
Tarih boyunca istiklaline zincir vurulmasına asla rıza göstermeyen milletimiz, 15 Temmuz gecesi tankların, savaş uçaklarının, bombaların ve kurşunların karşısına yalnızca cesareti, imanı ve elindeki al bayrağıyla çıkarak destansı bir direnişe imza atmıştır. Genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle milyonlar meydanlara akmış; o gece sadece darbe girişimini püskürtmekle kalmamış, aynı zamanda Türkiye’yi teslim almayı hedefleyen işgal teşebbüsünü de boşa çıkarmıştır.
15 Temmuz yalnızca hain darbe girişiminin engellenmesi değildir.
15 Temmuz; hakkın batıla, adaletin zulme, istiklalin istiskale galip gelişidir.
15 Temmuz; vesayet odaklarına karşı millet iradesinin açık ve net beyanıdır.
15 Temmuz; bu topraklarda hakimiyetin kayıtsız şartsız millete ait olduğunun bütün dünyaya ilanıdır.
15 Temmuz; Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ülkemizin elde ettiği kazan��mların korunacağına ve Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda daha da ileriye taşınacağına dair gösterilen azim, kararlılık ve iradenin sembolüdür.
Bu millet, Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda ve tarihinin nice dönüm noktasında gösterdiği dirayet ve fedakârlığı 15 Temmuz gecesinde bir kez daha ortaya koymuştur. O gece yazılan destan, sadece bugünün değil, gelecek nesillerin de hafızasında diri tutulması gereken bir istiklal manifestosudur. Çünkü geçmişte yaşanan ihanetleri unutmayan, o gün verilen mücadeleyi ve ödenen bedelleri hafızasında diri tutan toplumlar, geleceğini daha sağlam temeller üzerine inşa eder.
15 Temmuz, aynı zamanda birlik ve beraberliğin önemini gösteren tarihî bir dönüm noktasıdır. Farklı görüşlere, farklı sosyal ve kültürel aidiyetlere sahip milyonlar; söz konusu vatan olduğunda tek yürek olabilmiştir.
Bu ruh, Türkiye’nin en büyük gücüdür.
Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV) olarak inanıyoruz ki; güçlü toplum, yalnızca ekonomik kapasiteyle veya siyasi imkânlarla değil, ortak değerler, güçlü hafıza ve sorumluluk duygusuyla inşa edilir. Toplumları ayakta tutan asıl güç; dayanışma, ortak hedefler etrafında kenetlenebilme iradesi ve geleceğe dair ortak aidiyet hissidir. Bu sebeple sivil toplumun en temel vazifelerinden biri; toplumsal hafızayı canlı tutmak, milli birlik şuurunu güçlendirmek ve gelecek nesillere sağlam bir aidiyet zemini bırakmaktır.
Sivil toplum kuruluşları toplumun vicdanını, direncini ve ortak şuurunu besleyen taşıyıcı kurumlardır. Özellikle genç nesillerin geçmişte yaşananlardan ders alabilmesi, millet olmanın anlamını kavrayabilmesi ve karşılaşabilecekleri tehditleri doğru okuyabilmesi için bu hafızanın diri tutulması hayati önem taşımaktadır.
Bugün bizlere düşen vazife; 15 Temmuz’u sadece hafızalarda kalan bir destan olarak değil, her türlü vesayete karşı uyanık olmayı öğreten, birlik ve dirliği canlı tutan, milli iradeyi koruma sorumluluğunu hatırlatan ve geleceğimizi tahkim eden canlı bir şuur olarak yaşatmaktır.
Bu vesileyle, 15 Temmuz gecesi vatanı, bayrağı, ezanı ve istiklali uğruna şehadet mertebesine ulaşan kahraman şehidlerimizi rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyor; kahraman gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.
Rabbimizden niyazımız; milletimize bir daha böyle ihanetler yaşatmaması, birliğimizi, beraberliğimizi ve kardeşliğimizi daim kılmasıdır.
Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (TGTV)
Mütevelli Heyeti
Hayatını güzelleştirmek isteyen kardeşlerime 10 prensibi gözetmelerini tavsiye ederim:
1. Yalnız başınıza kalmayacağınız bir hayat tarzını benimseyin. Hayırlı işlerde koşturan, çalışkan ve güzel ahlaklı insanlardan oluşan bir ekibin içinde yer alın.
2. İstişare etmeden hayatınızla ilgili kararlar vermeyin. Fikirlerine itibar ettiğiniz tecrübeli insanlardan mutlaka faydalanın.
3. Hedefsiz yaşamayın ama abartılı hedefler koymayın. Yapabileceğiniz, fıtratınızı zorlamayacak işlere yönelin. Adım adım yol alın, sürekli olun.
4. Aynı anda birden çok işi yaparak çok faal olma sevdasına düşmeyin. Gündeminizi zorlamayın. İş yüküne girmeyin.
5. Şeytan sizi nereden tuzağa düşürüyorsa o ortamdan ve oraya götüren sebeplerden kaçının.
6. Hayatı denge ile yaşayın. Farz ibadetler, sağlık, aile ve sosyal çevre olarak hayatı dörde bölerek yönetin.
7. Dinlenme ihtiyacınızı ihmal etmeyin. Yer yer kafa dağıtacağınız helal meşgaleleriniz olsun.
8. İbadetlerde önceliğiniz farzlarda istikrarı sağlamak olsun. Sonra gücünüzün yettiği ölçüde nafile ibadetlerle Allah’a yaklaşmayı benimseyin. Vakit namazları sonrasını kısa da olsa duaya ayırın. Allah’tan dünya ve ahirete dair afiyet isteyin, bağışlanma dileyin.
9. Uyku düzeni hayat disiplini için şarttır. Yattığınız ve kalktığınız vakti sabitlemeye çalışın ve mecbur kalmadıkça bunu değiştirmeyin.
10. Nefis terbiyesini merkeze alan kitaplar okuyun ve sohbetler dinleyin.
Annemin ekmeğini özlüyorum
annemin kahvesini
ve annemin dokunuşunu..
Çocukluk büyüyor içimde
günden güne
Ve ömrümü seviyorum çünkü
ölürsem
utanırım annemin gözyaşından!
Al beni, bir gün geri dönersem
kirpiğine bir örtü olarak
Ört kemiklerimi
topuğunun saflığıyla vaftiz edilmiş çimenle
Ve sık benim bağımı..
bir tutam saçla..
elbisenin eteğinden sallanan bir iple..
Belki bir melek olabilirim
Olurum bir melek
kalbinin derinliğine dokunursam!
Koy beni geri dönersem
ateşinin fırınına yakıt..
ve evinin çatısına bir çamaşır ipi olarak
Çünkü yitirdim ayakta durmayı
senin gündüz duan olmadan
Yaşlandım, çocukluğun yıldızlarını geri ver
ki paylaşayım
küçük serçelerle
geri dönüş yolunu..
bekleyişinin yuvasına!
Şiir: Mahmud Derviş
Tercüme: Emre Özen
"Kadir Mısıroğlu seni tarihi konularda elli defa yerin dibine sokar çıkartır.
Bulgar ve Yunan Mezalimi'ni yazıyor adam. Seni rahatsız mı etti bunlar?"
Prof. Dr. Ahmet Şimşirgil, Osmanlı padişahlarına ve Kadir Mısıroğlu'na iftiralar atan eski bakan Hüseyin Çelik'i duman etti.
Yetişme çağlarımda Saraybosnalı anneannemin üzerimde çok tesiri olmuştur. Onun sık sık tekrarladığı şu sözlerini hiç unutamam:
“Ne varlığını ilan et, ne yokluğunu belli et. Evin mahremiyeti çok önemlidir, buna her zaman dikkat et. Her hadiseyi herkese anlatma, sen unutursun, o unutmaz.”
Bu nasihatler 61 yıllık evlilik hayatımda çok yapıcı olmuştur. Maalesef günümüzde sosyal medya hastalığı had safhasına vardı. Hayatımızdaki her şey ortaya döküldü. Günümüzde boşanmaların artmasını da ben buna bağlıyorum. Ümid edelim de fazla geç olmadan uyanalım.
Prof. Dr. Çiçek Derman
Muhteşem bir video!
Müslüman bir ülkenin çocuklarına öcü olarak anlatılan, beyinleri yıkanan Şeriat bu kadar güzel anlatılabilirdi!
Tebrik ediyorum hanımefendiyi.
Emrolunduğun gibi dosdoğru ol, âyeti hukuk fakültesinde rehber edinilmeyecekse, taşlanacaksa, yuh olsun öyle hukuk fakültesine!
Muhteşem bir ilke o.
Kur'ân’da geçiyor ya, bu ülkede saldırmaları için yeterli, değil mi?
Salak mısınız asalak mısınız siz?
Ama artık yeter!
Yeditepe veya başka bir yer, farketmez.
Bu ülkede üniversitelerin yetiştirdiği metamorfoz yemiş, celladına âşık kuşakların nasıl bu hâle getirildiğini ne kadar güzel, ne kadar sâkin anlatmış hanımefendi!
Dikkatle izleyelim ve yayalım bu videoyu!