Bugün vatandaşlık hakkımı kullanarak Ankara CBS’ye suç duyurusunda bulundum.
Kemal Kılıçdaroğlu, Berhan Şimşek, Müslim Sarı, Ahmet Uyanık, Hasan E. Uyar, Gürsel Tekin ve Barış Yarkadaş hk.; TCK 309 ve siyasi parti faaliyetlerinin engellenmesi dahil sair soruşturma talep ettim.
🔴Müslim Sarı'nın danışmanından gazetecilere çirkin itham!
📌CHP'deki 'butlan' yönetiminin sözcüsü Müslim Sarı'nın danışmanının gazeteci Yıldız Yazıcıoğlu'nun kendisine soru sormasının ardından 'Zarf alıyorsunuz' şeklinde bir ithamda bulunması diğer gazetecilerden tepki aldı!
💬"Böyle bir iddianız varsa yargıya gidin gazetecileri neden itham altında bırakıyorsunuz?"
İtirafçı olup "Pavyonda para dağıttım" diyen Veysi Uyanık'ın oğlunu Genel Başkan Yardımcısı olarak atayan Kılıçdaroğlu:
"Kim pavyon köşelerinde para aldıysa onlara güle güle diyeceğiz."
Cumhuriyet Halk Partisi’nin birliği ve bütünlüğü için tarihi bir süreçten geçiyoruz.
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, salı günü Meclis’te yapacağı grup toplantısında son dönemde yaşanan önemli gelişmeleri değerlendirecek. Hiçbir şey gizli kalmayacak.
Vatandaşın gündemine geri döneceğiz. İşçinin, emekçinin sesi olacağız.
Almanya Milli Takımı, özel uçakla değil Lufthansa'nın tarifeli seferiyle uçunca, uçaktaki yolcular Dünya Kupası'na giden takımla uçmanın şansını yakaladı.
#DK2026
Sana da senin o tasmanın sahiplerine de söylüyorum ki ben öyle mahkeme köşelerinde kanıtlayamadığınız iftiraların sahiplerine de tetikçilerinize de benzemem.
Benim ağzım açılırsa sizden susturacak bir tane de babayiğit çıkmaz. Beni en iyi sahipleriniz tanır.
Öyle ağzınızı büzüp konuşacağınıza ve tetikçilerinizi yollayacağınıza, dünden beri 10 tane ismi aratıp tehdit edeceğinize aşağıya tarih tarih tutar tutar bırakıyorum. Hadi çıkıp yalanlayın da devamını da yayınlayayım.
Sırtınızı bir yerlere dayayıp bana aslan kesilmeyin, bak bir daha hiçbirinizi uyarmam. Benim geldiğim yerleri rüyanızda görseniz sabahı edemezsiniz.
Ben size benzemem, benim evladımın yüzüne bakamamaktan başka korkacağım tek bir şey yoktur.
Bu da size ve sahiplerinize son uyarımdır.
Yalanın da bir sınırı, siyasetin de bir ahlakı vardır.
Ben Yunanistan'a tatil için gitmedim.
Arnavutluk'taki aracımı Türkiye'ye getirmek için kara yoluyla döndüm. Bu güzergâh Yunanistan'dan geçmektedir.
Pasaport, uçuş ve araç kayıtları ortadadır.
Atatürk'ün doğduğu evi ziyaret etmeyi bile "Sirtaki" masalına dönüştürenler, gerçeği değil algıyı savunuyor.
Benim nerede olduğum resmi kayıtlarla bellidir.
Asıl soru şudur:
Türkiye'de emekli geçinemiyorken,çiftçi borç içindeyken,gençler işsizken,iktidarın yanlışları yerine neden yalan ve iftira konuşuluyor?
İddialarını ispatlamayan şerefsizdir.
Haysiyetsizdir.
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Haberi okumuşsunuzdur: Japonya'nın en ünlü 100 dağından biri olan 'Akagi Dağı’na' yaklaşık 3 ton ağırlığında beton ve benzeri atık yasa dışı olarak dökülmüş. Failler Türk. Bu kültür neden böyle?
Tutuklananlar, Saitama şehrinde şirket sahibi olan birinin de aralarında bulunduğu Türk vatandaşı 5 kişi. Ama bu sadece buzdağının görünen kısmı olabilir.
Haberi sosyal medyada gündeme getiren @hide_Q_ diyor ki: "Güzel topraklarımızın bu şekilde kirletilmesi gerçekten kabul edilemez."
Türkiye'yi mahvettiği yetmiyormuş gibi başkalarının ülkelerini de mahveden bir kültürün çocukları. Zarardan başka bir anlamı taşımıyorlar şu kürede.
Japon medyasında isyan var:
Suçlular kaçarsa ya da şirketleri iflas ederse, o devasa temizlik maliyetleri için bizim alın teri vergilerimiz kullanılacak. Bu çok üzücü değil mi? Japonya, harika bir teknolojiye ve büyüleyici bir doğaya sahip olmasına rağmen, bu tür yasal düzenlemelerin gevşekliğinin ve açıklarının öylece bırakılması gerçekten çok tuhaf!
Cezaların şimdikinin 100 katı kadar ağırlaştırılması ve arazinin eski haline getirilmesinin zorunlu kılınması gerektiğini düşünmüyor musunuz?