Güçlü kadın yoktur.
"Ben de yoruldum" deme hakkı elinden alınmış kadın vardır.
Herkes ona yaslanırken kendisi yaslanacak bir omuz bulamamış, sonra da ayakta kalışına
"güç" denmiştir...
Martin Eden kitabında şöyle diyordu;
'Kendi başının çaresine bakan bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olamaz.'
Çok doğru.
Ama unuttuğu bir şey var;
o gözler, ne yaşarsa yaşasın
ışığını kaybetmez.
Çünkü güçlü olmak,
kalbin sertleşmesi değil,
dimdik durmayı öğrenmesidir...
Sen her yerden dönülür sanıyordun, çünkü benden emindin; ben senden hiçbir zaman emin olamayacağımı anladığım o akşam dönebileceğin bütün yolları yaktım...
Eski halimle aynı masaya oturduk:
Artık yalnız kalmaktan korkmadığını, yanlış yapan kim olursa olsun
tek kalemde sileceğini, kimseye güvenmediğini ve acımadığını.
söyledim.
Bana hayranlıkla baktı...
hayat korkakları affetmez. kaybettiğin tek savaş, uğrunda savaşmaktan vazgeçtiğindir. kaybetmekten korkma; birşeyi kazanman için bazı şeyleri kaybetmelisin. ve unutma; kaybettiğinde değil, vazgeçtiğinde yenilirsin...
Ne zaman incinsem, değişmeye ve soğukkanlı olmaya karar veriyorum. Ama kırgınlığım geçince yine eski; konuşan, herkese inanan ve cana yakın, neşeli hâlime dönüyorum. Bu da benim kendime en büyük kırgınlığım...
Ben, heves ettiğim şeylerin, kursağımda birikmesinden oluşan hayal kırıklıklarımı bir yorgan gibi üzerime örtmüş olanım. Olsun diye çabaladığım her şeyin olmayışını, yutkunarak seyredenim. Elimi uzattığım yeşil dalların, kuruduğuna şahit olanım. Ben, olmamış olan herşeyim...
Halepçe’yi hatırla…Halepçe Katliamı’nda bir şehir nefessiz bırakıldı. Çocuklar, anneler, babalar… binlerce masum insan bir gecede hayattan koparıldı.
Unutma…Çünkü unutulan acılar tekrar yaşanır.
#HalepçeKatliamı
İnsanoğlu, kendi kusurlarıyla saklambaç oynayan, başkasının kusurlarıyla yakalamaca oynayandır! Bu yüzden kimse bir başkasını yargılayabilecek kadar kusursuz değildir. Ama bazıları kendinde bu hakkı görebilecek kadar hadsizdir.
Beni anlamıyorlar, ben bu kulaklara göre ağız değilim, söyleyeceklerim duymazdan gelinir, kelimelerim, hazır olmayan zihinlerde yankı bulmaz. Ben susarım, çünkü anlatmak, anlamak isteyenle mümkündür. Ve bilirim ki bazı kulaklar sadece duymak, Bazı ağızlar sadece susmak içindir..
Celadet Bedirxan dibêje: "Zimanên xelkê cil û bergên mirov in, zimanê dayikê çermê mirov e; yek dikare cil û bergên xwe biguherîne, lê nikare çermê laşê xwe biguherîne. Lewre divê pêşî mirov bi zimanê dayika xwe biaxife bixwîne û binivise.
#rojazimanêdayiképîrozbe
Düşünsene; Yıllar boyu kendini toplamak için uğraştığın, Dikenler üzerine basarak Ayakların kan revan vardığın yolun sonunda anlıyorsun, Heybenin altı delik..