Bir KHK ölümü daha!KHK ile ihraç edilip göreve iade edilen Ahmet Turan Çokyaşar yakalandığı kanser hastalığı sonucu yaşamını yitirdi.Yıldızlar yoldaşı olsun.
#KHKZulmüneSon
"Bir fotoğrafa ne kadar bakılabilirse o kadar baktım. İçim yanarak, nefesim daralarak. Fatma Hanım’la empati kurdum. Şairin “bir kapı önündeyim; girsem suç, gitsem ayaz” denilen yerde duran bir insan gördüm. Çaresizlik gördüm, korku gördüm. Sınıfına hiç giremeden mesleği elinden alınmış, on yıl boyunca bir kapının önünde beklemiş bir kadın öğretmen gördüm."
Nesrin Saydam, yazdı.
https://t.co/UzJJnSttWU
Osman Kavala Derhal Serbest Bırakılmalıdır
Kavala kararı, Türkiye’de hukuk devleti ve insan hakları bakımından ağırlaşan krizin açık bir göstergesidir.
AİHM Büyük Dairesi, Osman Kavala’nın yargılanma ve mahkûmiyet sürecinde AİHS’in 3, 5, 6, 10, 11 ve 18. maddelerinin ihlal edildiğine hükmetmiş; özellikle ceza yargılamasının ve özgürlükten yoksun bırakmanın, Kavala’yı bir insan hakları savunucusu olarak susturmaya yönelik gizli bir amaç taşıdığını tespit etmiştir. Mahkeme ayrıca Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması ve mahkûmiyetinin tüm sonuçlarıyla birlikte ortadan kaldırılması gerektiğini belirtmiştir.
Bu nedenle yapılması gereken, Kavala’nın derhal serbest bırakılmasıyla birlikte mahkûmiyetin bütün hukuki sonuçlarının ortadan kaldırılması ve benzer hak ihlallerine yol açan yargısal ve siyasal uygulamaların sonlandırılmasıdır. AİHM kararına uyulması bir tercih değil, Türkiye’nin uluslararası hukuk ve Anayasa uyarınca yerine getirmek zorunda olduğu bir yükümlülüktür.
AİHM’nin Kavala kararı, TBMM Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporunun 7. bölümünde ortaya konulan demokratikleşme hedefleri açısından da önemli bir sınavdır. Raporun 7.1 başlığında AİHM ve AYM kararlarına eksiksiz uyulması, kararların uygulanmasının önündeki idari ve yargısal engellerin kaldırılması ve etkili mekanizmaların güçlendirilmesi açıkça önerilmektedir.
İHD açısından mesele tam da burada düğümlenmektedir: Demokratikleşme yalnızca yeni yasal düzenlemeler yapmakla değil, mevcut hukuk düzeninin ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerinin fiilen uygulanmasıyla mümkündür. Kavala kararı, Komisyon raporunun 7. bölümünde ifade edilen bu ilkenin somut bir testidir. AİHM bu kararı, yalnızca Osman Kavala’nın özgürlüğüne ilişkin bireysel bir mesele olarak görülemez. Karar; yargının bağımsızlığı, adil yargılanma, ifade ve örgütlenme özgürl��ğü ile insan hakları savunucularının korunması bakımından Türkiye’ye yönelik çok güçlü bir hukuki uyarıdır. İHD’nin daha önce de vurguladığı üzere, AİHM kararlarının gecikmeksizin, eksiksiz uygulanması hukuk devleti olmanın gereğidir.
Bir kez daha yetkililere çağrıda bulunuyoruz; AİHM ve AYM kararları gereğince Kavala, Demirtaş ve Can Atalay derhal serbest bırakılmalı, Yalçınkaya kararı yerine getirilmelidir.
Film Okuması: "Hind Rajab'ın Sesi"
Onun sesi, Gazze'nin sesidir.
Vicdan Vakfı olarak sinemanın hakikatle kurduğu bağı konuşuyoruz. Moderatör Sümeyye Işıkçı Mete eşliğinde, filmin anlatı dilini, vicdan ve tanıklık boyutlarını birlikte ele alıyoruz.
📅 25 Ağustos Salı (Bu akşam)
🕗 20:00
💻 Google Meet
https://t.co/Jxr9Sodi4R
Vicdan odaklı diyalog alanımıza sizi de bekliyoruz.
#VicdanVakfı #HindRajabınSesi #FilmOkuması #Gazze #İnsanHakları #Filistin #ToplumsalHafıza
Sn. @avidrissahin 'in @KHKTV5 'de yayınlanan söyleşisinin izlenmesini öneriyorum.
yayın ve değerlendirmeler için Sn. Vekilimize ve @mkorkmaz62 ve @leyliyar38 hocalarıma teşekkürler.
https://t.co/IstTgDJC0L
Artık #KHK mağduriyetlerinin sona erdiği, herkes için adaletin ve hukukun güvence altında olduğu bir düzen istiyoruz.
Bir ülkenin geleceği, geçmişte yaşanan hukuksuzluklarla nasıl yüzleştiğiyle de şekillenir.
#KHK hukuksuzluğu nedeniyle yıllardır ağır mağduriyetler yaşayan insanların sesi duyulmalı; kaybedilen haklar, bozulan hayatlar ve yitirilen yıllar görmezden gelinmemelidir.
Bu meseleye siyasi hesaplarla değil, hukuk ve vicdan penceresinden bakılmalıdır.
#BitsinArtık
@LeventisMG
#SONDAKİKA
SEMRA KUYTUL HOCAHANIM DİYARBAKIR’A NAKLEDİLDİ!
Edinilen bilgiye göre, tutukluluk kararı sonrasında Adana Kürkçüler Cezaevi'nde tutulan Semra Kuytul Hocahanım, Diyarbakır’a sevk edildi.
Ailesinden ve memleketinden yüzlerce kilometre uzağa gönderilerek uygulanan bu nakil kararı, tutuklamanın ötesinde bir cezalandırma yöntemine dönüştürülen hukuksuz sürecin son örneği oldu.
AlparslanHoca Nerede
“Kadınlar bizim kutsalımızdır” demek yalnızca sözle olmaz.
Tutukluluk henüz bir ceza değilken, bir kadını ailesinden ve yaşadığı şehirden yüzlerce kilometre uzağa sevk etmek; yalnızca onu değil, ailesini de cezalandırmaktır.
Bu eziyete son verin.
@adalet_bakanlik@abakingurlek
Bir ülkenin geleceği, geçmişte yaşanan hukuksuzluklarla nasıl yüzleştiğiyle de şekillenir.
#KHK hukuksuzluğu nedeniyle yıllardır ağır mağduriyetler yaşayan insanların sesi duyulmalı; kaybedilen haklar, bozulan hayatlar ve yitirilen yıllar görmezden gelinmemelidir.
Bu meseleye siyasi hesaplarla değil, hukuk ve vicdan penceresinden bakılmalıdır.
Artık KHK mağduriyetlerinin sona erdiği, herkes için adaletin ve hukukun güvence altında olduğu bir düzen istiyoruz.
#BitsinArtık
@KezbanKonukcu
Deva Partisi Milletvekili Sayın @avidrissahin,
Artık mahalleler arasındaki duvarları yıkalım. #KHK sorunu, bir kesimin değil, tüm Türkiye’nin sorunudur.
Mecliste muhalefet partileri bu meseleyi daha güçlü ve kararlı biçimde ele almalı. KHK’lılar, büyük bir özveriyle platform çatısı altında adalet ve hak mücadelesini sürdürüyor.
Elbette bu sorun bir gün çözülecek.
Dik durun, vazgeçmeyin, pes etmeyin. Mücadelemiz sürecek.
@devapartisi@KHKTV5@mkorkmaz62@leyliyar38
https://t.co/vuHsXDZjge
Merkezi Kadın Komisyonumuzdan açıklama:
SAĞLIK BAKANLIĞI’NA ÇAĞRIMIZDIR
İKRA AVCI GÖREVİNE İADE EDİLMELİDİR!
2026 yılının Ocak ayında Suriye’nin Rojava bölgesinde yaşamını yitiren Kürt bir kadının kesilmiş saç örgülerinin silahlı bir cihatçı milis tarafından teşhir edilmesi, kadınların büyük bir tepki göstermesine neden oldu. Dünyanın farklı bölgelerinden kadınlar, kadının bedenine yönelik bu saldırıyı ve kadın bedeninin savaş ve şiddet aracı olarak kullanılmasını protesto etmek amacıyla saçlarını örerek dayanışmalarını gösterdiler.
Kocaeli’de hemşire olarak görev yapan #İkraAvcı da Rojava’da öldürülen Kürt kadının saçlarının kesilerek teşhir edilmesine tepki gösteren bir paylaşım yaptı.
Bu paylaşım nedeniyle hakkında Sağlık Bakanlığı tarafından disiplin soruşturması başlatılırken, aynı zamanda savcılık tarafından da “örgüt propagandası” iddiasıyla soruşturma yürütüldü.
Kocaeli’de görülen ceza davasında mahkeme, İkra Avcı’nın beraatine karar verdi. Buna rağmen Sağlık Bakanlığı, ceza yargılamasının sonucunu beklemeksizin İkra Avcı hakkında “Devlet memurluğundan çıkarma” cezası verdi. Söz konusu karar 15 Mayıs 2026 tarihinde kendisine tebliğ edildi. İkraAvcı, meslekten çıkarıldığını geçtiğimiz günlerde kamuoyuna duyurdu.
Öncelikle altını çizmek gerekir ki İkra Avcı’nın “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılandığı davada beraat etmiş olması, Sağlık Bakanlığı tarafından verilen disiplin cezasının hukuka uygunluğu bakımından son derece önemli bir olgudur. Ceza yargılamasında suç oluşturmadığı kabul edilen bir ifade ve eylem nedeniyle, kişinin kamu görevinden çıkarılması; ifade özgürlü��ü, çalışma hakkı ve hukuk devleti ilkeleri bakımından ciddi sorunlar doğurmaktadır.
İkra Avcı, yaşamını yitirmiş bir kadının bedenine yönelik saldırıyı ve kadın bedeninin şiddet aracı olarak kullanılmasını protesto eden bir paylaşım yapmıştır. Bu paylaşım, dünyanın farklı bölgelerinde kadınların gerçekleştirdiği dayanışma eylemlerinin bir parçasıdır. Kadınların saçlarını örerek gerçekleştirdikleri bu protestolar, kadına yönelik şiddete ve kadın bedeninin savaş politikalarının bir nesnesi haline getirilmesine karşı güçlü bir itiraz niteliğindedir.
Bu nedenle söz konusu paylaşımın yalnızca içeriği değil, ifade özgürlüğü kapsamında korunması gereken bir düşünce açıklaması olup olmadığı da değerlendirilmelidir.
Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraftır. AİHS’nin 10. maddesi ifade özgürlüğünü güvence altına almaktadır. İfade özgürlüğü yalnızca toplum tarafından kabul gören, zararsız veya kayıtsızlıkla karşılanan düşünceler bakımından değil; rahatsız edici, eleştirel, sarsıcı ve toplumda tartışma yaratan düşünceler bakımından da koruma sağlar.
Dolayısıyla bir kamu görevlisinin, kadınlara yönelik şiddete ilişkin eleştirel bir düşüncesini açıklaması nedeniyle en ağır disiplin yaptırımlarından biri olan devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla karşı karşıya bırakılması, ifade özgürlüğü bakımından son derece ağır bir müdahaledir.
Türkiye aynı zamanda Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’nin (CEDAW) tarafıdır. CEDAW’ın 1. maddesi, kadınlara karşı ayrımcılığı; kadınların erkeklerle eşit olarak insan haklarından ve temel özgürlüklerden yararlanmasını veya bunları kullanmasını engelleyen ya da ortadan kaldıran, cinsiyete dayalı her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlama olarak tanımlamaktadır.
Merkezi Kadın Komisyonumuzun açıklamasının tamamı:
https://t.co/KOeUgVQwSg
Furkan Vakfı Gönüllülerine Yönelik Hak İhlallerine Son Verilmelidir
19 Ağustos 2026 tarihinde Adana merkezli başlatılan operasyon kapsamında Alparslan Kuytul, Semra Kuytul ve Furkan Vakfı gönüllülerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi gözaltına alınmış, bugün ise adliyeye sevk edilmiştir. Aynı soruşturma kapsamında şirketlere kayyum atanması, malvarlıklarına yönelik el koyma tedbirleri uygulanması, yüzlerce sosyal medya hesabına erişim engeli getirilmesi ve dosyayı takip eden avukatların da gözaltına alınması ciddi hak ihlali kaygıları yaratmaktadır.
Süreci ilk günden bu yana takip eden İHD Adana Şubemiz tarafından aktarılan bilgilere göre, gözaltı sürecinde avukat-müvekkil görüşmeleri sağlıklı ve mahrem koşullarda gerçekleştirilememiş, bazı avukatların görüşmeleri “menfaat çatışması” gerekçesiyle engellenmiştir. Av. Alişan İnci’nin Alparslan Kuytul’a hukuki yardım sunduğu sırada, Av. Bilal İpek’in ise operasyon kapsamında gözaltına alındığı bilgisi tarafımıza ulaşmıştır. Avukatların müvekkilleriyle özdeşleştirilmesi ve mesleki faaliyetlerinin kriminalize edilmesi kabul edilemez.
Ayrıca soruşturmadaki iddiaların önceki ve halen derdest dosyalardaki iddialarla aynı veya benzer nitelikte olduğu belirtilmektedir. Yeni ve somut deliller ortaya konulmaksızın aynı olguların tekrar tekrar soruşturma konusu yapılması, hukuki güvenlik ilkesini zedelemekte ve ceza soruşturmasını sürekli bir baskı aracına dönüştürme riski taşımaktadır.
Henüz suçluluğu kesinleşmemiş kişilerle bağlantılı şirketlere kayyum atanması ve malvarlıklarına el konulması, yalnızca şüphelileri değil; çalışanları, aileleri ve bu işletmelerle ekonomik ilişki içinde bulunan çok sayıda kişiyi de doğrudan etkileyen ağır m��dahalelerdir. Ceza muhakemesindeki koruma tedbirleri, ekonomik faaliyetleri fiilen devlet denetimine geçiren, kurumları tasfiye eden veya henüz yargılama sonuçlanmadan cezalandırıcı sonuçlar doğuran araçlara dönüştürülemez. El koyma ve kayyum kararlarının somut, denetlenebilir gerekçelere dayanması; zorunluluk ve ölçülülük sınırları içinde kalması gerekir.
İnsan Hakları Derneği olarak; gözaltı ve tutuklamanın cezalandırma aracına dönüştürülmemesini, savunma hakkına yönelik engellemelerin kaldırılmasını, avukatların mesleki faaliyetleri nedeniyle hedef alınmamasını, ifade özgürlüğüne yönelik ölçüsüz müdahalelere son verilmesini ve kayyum ile el koyma tedbirlerinin peşin cezalandırmaya dönüşmemesini talep ediyoruz.
Suç isnadı mahkumiyet değildir. Temel hak ve özgürlükler soruşturma gerekçesiyle askıya alınamaz.
İnsan Hakları Derneği olarak, sürecin ve ileri sürülen hak ihlallerinin takipçisi olmaya devam edeceğiz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
İkra Avcı saçını ördüğü için hemşirelik görevinden ihraç edildi!!!
Bir taraftan Kürt meselesinde yeni adımlar atacağınızı söylüyorsunuz; diğer taraftan saçını ördüğü, bir kadının ölümünü protesto ettiği ve barış istediği için bir hemşireyi kamu görevinden ihraç ediyorsunuz.
@saglikbakanligi@Akparti
Bu nasıl bir çifte standarttır?
Bu hukuksuzluğu kabul etmiyoruz, affetmiyoruz ve peşini bırakmayacağız.
İdris Şahin:
- Siz "Herkes için adalet,herkes için hukuk " diyerek harika bir iş yaptınız.Her ne kadar iktidar sizi ayrıştırmaya çalışsa da Siz yolunuza devam ediyorsunuz.
https://t.co/44C4VZg1Po