Coğrafya kaderiniz değildir.
Ülkenin kaynaklarını ahlaksızca heba eden, kamu malını israf eden ve geleceğimizi tüketen politikacılar; kendi ellerimizle hazırladığımız kıyametimizdir.
FETÖ, “cihad ediyoruz” diye cemaat yapılanmasıyla mülakat, sınav derken gençlerin hakkını çaldı. Muhalifleri Ergenekon uydurmasıyla hapse attılar. Haksız kazanç elde ettiler. Yetmedi, #15Temmuz’da darbe yaptılar. Peki şimdi durum nasıl?
HALUK LEVENT'İN AHBAP DERNEĞİ VE PARİS İSTİNAF MAHKEMESİNİN KARARI...
Paris İstinaf Mahkemesi, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı üzerinden gerçekleştirilen sevkiyat nedeniyle Türkiye’nin Irak’a 1 milyar 471 milyon dolar tazminat ödemesine hükmeden uluslararası tahkim kararını onadı.
Bu tutar, bugünkü kurla yaklaşık 67 milyar TL.
67 milyar TL… Bu para, milyonlarca vatandaşın ödediği vergilerden karşılanacak. Yanlış kararların ve hukuki süreçlerin maliyetini, kararı verenler değil; yine bu ülkenin insanı üstlenecek.
Irak petrollerinin taşınmasında yaşanan usulsüzlük iddialarını halkımız, her zamanki gibi yeterince takip etmedi. O gün önüne hangi magazinel gündem konulduysa onu takip etti. Tıpkı mahkeme kararının gündeme geldiği hafta Haluk Levent ve Ahbap Derneği soruşturmasının kamuoyunun ana gündemi hâline gelmesi gibi.
Bir tarafta dünya çapında çok yüksek tutarlı bir tahkim kararıyla ortaya çıkan yaklaşık 67 milyar TL’lik kamu zararı, diğer tarafta ise Haluk Levent hakkında yürütülen soruşturmada gündeme gelen iddialar…
Her ikisi de bu toplumun içinde bulunduğu tabloyu ve kamuoyunun önceliklerini göstermesi açısından düşündürücüdür.
Böylesine büyük kamu zararlarında asıl sorulması gereken soru şudur:
Bu zararın siyasi ve idari sorumluluğunu kim üstlenecek? Hesabını kim verecek?
Kamu kaynaklarının kullanımında şeffaflık ve hesap verebilirlik, demokratik bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurudur.
#DEVA Partisi Genel Başkanı Sayın Ali Babacan, Cumhurbaşkanı olması hâlinde ekonomiyi nasıl düzelteceğinin özünü 120 saniyede anlattı:
🗣️ “İlk yapılacak işlerden biri medyaya dönüp, ‘Arkadaşlar özgürsünüz, rahatça yazıp çizin.’ demek. Bu 60 saniye sürer.
Ardından yargıya dönüp, ‘Hâkimlerimiz, savcılarımız artık özgürsünüz. Adaletin gereğini yapın.’ demek. Bu da 60 saniye sürer.
İnanın, en geç iki yıl içinde enflasyon tek haneye iner.”
Seyfullah Erdoğan olarak, içinde bulunduğumuz toplumu zaman zaman eleştiren biriyim. Çünkü Sayın Babacan, ülkemizin en temel ihtiyaçlarını; özgürlüğü, hukukun üstünlüğünü, adaleti ve liyakati açıkça ortaya koyuyor, sorunları doğru teşhis edip çözüm önerilerini samimiyetle anlatıyor.
Dikkat ederseniz; oy uğruna dini ve milli değerleri istismar eden, toplumun duygularını sömürmeye çalışan bir siyaset dili kullanmıyor. Çünkü buna ihtiyacı yok. Bilgisine, tecrübesine ve liyakatine güvenerek doğruları anlatıyor.
Peki toplum olarak bu yaklaşımın değerini yeterince idrak edebiliyor muyuz? Maalesef hayır. Asıl sorun da burada.
Bu yüzden biz #DEVAPartisi mensupları olarak özgürlüğü, adaleti, hukukun üstünlüğünü ve liyakati yılmadan, usanmadan anlatmaya devam etmeliyiz. Çünkü Türkiye’nin yeniden nefes almasının yolu, güçlü kurumlar ve adil bir yönetim anlayışından geçiyor.
#Deva partisi genel başkanı sayın Ali Babacan:
Çaldırmayacaksın, israf etmeyeceksin. Bakın, kaynaklar nasıl bereketleniyor; bu ülke nasıl ayağa kalkıyor.
💬Aynen öyle, kimisi Atatürk'ü kimisi millî ve dinî değerleri istismar ederek çalıyor.
Ali Babacan: “İş bilenin kılıç kuşananın.
Türkiye'nin şu andaki sorunlarını biz çözeceğiz. Bunu becerecek iradeye de güce de birikime de sahibiz.
Çünkü devlet yönetimi bizim işimiz.”
"NATO Zirvesi kapsamında alınan güvenlik tedbirleri hakkında ne düşünüyorsunuz?"
#NATO#NATOzirvesi#ankara#haber#gündem
İZLEMEK İÇİN 👇🏻
https://t.co/AbIfH5Rifr
Ali Babacan: “Zirve nedeniyle şehri kapatacaklar, hayatı durduracaklar. Böyle bir zirveye bu şekilde ev sahipliği yapılır mı?
Bu ülke 2004 yılında İstanbul'da bir NATO zirvesine ev sahipliği yaptı. İlk defa yapmıyoruz bunu.
Gayet medeni bir şekilde, demokrasiye, hukuk devletine yakışır bir şekilde, İstanbul'da yaşayanlara zulmetmeden yaptı.”
Yasaklar, kapanan yollar, örülen duvarlar, brandalar...
Bir zirve için girilen bu olağanüstü hal nedir Allah aşkına? Bir iktidar kendi halkından bu kadar korkar mı?
Sayın Erdoğan, siz Trump ile Külliye'de bir kare fotoğraf vereceksiniz diye bu millet bunca eziyeti çekmek zorunda mı?
Şunu asla unutmayın: Bizim milletimizin onuru, NATO'dan da Trump'tan da büyüktür.
TÜİK bile ilk altı ayda tüketici fiyatlarının yüzde 18 arttığını bugün açıkladı ama asgari ücretliye tek kuruş zam yok.
Açlık sınırı olmuş 35.759 lira, asgari emekli maaşı için bugün iktidarın Meclis’e önerdiği rakam 23.552 lira.
Enflasyon karşısında eriyen maaşları telafi etmemek, milyonlarca çalışanın ve emeklinin alın terini görmezden gelmektir.
Bu hakkı vermemek emekçinin, emeklinin hakkını gasp etmektir; kul hakkına girmektir.
Vatandaşlarımızı enflasyona karşı koruyan, öngörülebilir bir ekonomi politikasını inşallah biz hayata geçireceğiz.
Emekçiyi de emekliyi de çaresiz bırakmayacağız.
Mehmet Emin Ekmen: “AK Partili arkadaşların vicdanına sesleniyorum:
Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki bir hâkim istenilmeyen bir kararı verdiğinde, takip edilen kararnameyle görevinden alınabiliyor, yeri değiştirilebiliyor.
Böyle bir yargı düzeninde dahi verilmiş kararın uygulanmasını tam 5 yıl boyunca geciktiriyorsunuz.
Bu kararları alamadığı için, alınmış yargı kararı uygulanmadığı için intihar edenler var. Buna siz ‘hayır’ dediniz.”
TÜİK rakamı açıkladı, emekliye ve memura reva görülen ‘muazzam’ tablo da tüm ihtişamıyla ortaya çıktı!
Şimdi yine çıkıp kameraların karşısına geçecekler, göğüslerini gere gere “tarihi zam yaptık” diye anlatacaklar. Siz hangi zamdan bahsediyorsunuz Allah aşkına?
Yıllık enflasyon yüzde 32,11. SSK ve Bağ-Kur emeklisine verilen ‘lütuf’ yüzde 17,75, memur ve memur emeklisine düşen pay ise yüzde 13,5! Milyonlarca insana açık açık “cebinden eksilenin tamamını karşılamaya niyetimiz yok, bununla idare et” diyorsunuz. Emekli markete TÜİK formülleriyle gitmiyor, kasada peynir alırken “bana enflasyon farkı uygulayın” diyemiyor. Kira, ilaç, fatura jet hızıyla artarken kuşa dönmüş maaş farkı aylar sonra vatandaşın önüne konuluyor.
Bir de bunu öyle bir anlatıyorlar ki, sanırsınız millete lütuf bahşediyorlar. Ortada lütuf yok, açık bir hak kaybı var. Aynı fırından ekmek alan, aynı faturayı ödeyen emeklileri farklı katsayılara mahkûm etmek bu ülkeye yakışmayan bir adaletsizliktir. Bu insanlar ömür boyu çalıştı, prim ödedi, vergi verdi. Şimdi de sadaka değil, hak ettikleri adaleti istiyorlar. Kürsülere, kameralara oynayıp bu tabloya “zam” demeyi bırakın artık. Bunun adı vatandaşa “ne haliniz varsa görün” demektir.
Milletimizin bu içi boş masallara karnı tok. Emeklinin de memurun da hakkını kuru hesaplara sıkıştıramazsınız. Bu haksızlığa asla razı olmayacağız. Derhal adil bir düzenleme yapılmalıdır!!
#Emekli #Enflasyon #MaaşZammı #Tüik
Vatandaşın malına mülküne konma, çökme operasyonu:
İktidarın yaptığı bu taksim’i kurt yapmaz, kuzulara şah olsa!
Devlet, vatandaşına tuzak kurmaz.
İktidar, devleti düşürdüğü durumdan utanmalı!
#tbmm#haber#gündem#torbakanun