Fon soruşturmasında gelinen nokta:
İlgili fonları kuranlar, yönetenler, denetim mekanizmasına sızan üst düzey bürokrasi, sisteme izin veren üst düzey bürokrasi, denetim ve izin süreçlerine dahil olan siyasi bağlantılar ve haksız kazanç elde edenler!
Adalet Bakanı Akın Gürlek, “ORGANİZE SUÇ ŞEBEKESİ” dedi.
@Alpaslan6008@anadoluajansi İktidarda senin gibi müneccim yok ki herkesi tanısın. Çok kolaysa o koltuğa sen geç. Belki alınlarına ben sahtekarım, ben hırsızım, ben hainim diye yazar sana gelirler. Sen de tanırsın görev vermezsin kardeş.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturmasına ilişkin açıklamalarda bulundu ⤵️
— Karşımızdaki yapının basit bir borsa manipülasyonu ya da borsa vurgunu ile sınırlı olmadığı, kapsamlı bir suç yapılanması olduğu tespit edilmiştir
— Üst düzey denetim mekanizmalarımıza sızan şebekenin varlığı bugün itibarıyla oldukça belirgin hale gelmiştir. Verilen ifadeler yeni şüphelileri ortaya çıkarıyor, soruşturma derinleştirilerek devam ediyor
— Suç yapılanmasına iltisak etmiş en üst düzeyden en alt düzeye kadar bürokratik isimler, gerçek ve tüzel kişiler, siyasi profiller hakkında yasal işlemler yapılmış ve yapılmaktadır
— Milletimiz müsterih olsun, devletimiz ve kurumlarımız güçlüdür ve bu sorunu da halledip Türkiye düşmanlarının ellerini boşa çıkaracağız
https://t.co/aHCR6II7ta
TAMAR TANRIYAR:
“Murat Ağırel'in ne kadar aldığını biliyorum..”
''Bir gazetecinin yapması gereken şeyi yaptı. Belgeleri araştırdı ve ikna olmayınca haberi yapmadı. Yapılmamış bir haber yüzünden mi Murat Ağırel şu an cezaevinde?
O zaman niye adamlara ortak diye haber yaptı hiç mi sormadan, ha? Adamı arasaydı o söylediği adam da burada İstanbul'da. Şurada Gayrettepe'de yeri.
Gitseydi sorsaydı telefonu yoksa. Böyle böyle bir bilgi var bende, siz bunun ortak mısınız diye? Ya da adamları arasaydı, sizin böyle bir şirketiniz var mı?
Böyle bir özel uçağınız var mı diye? Yaptığı haberden de girebilirdi yani. Neyse yani yapmadığı haber yüzünden de, neleri aldığını ben biliyorum da onun da zamanı var. Ne kadar aldığını da biliyorum yani, ondan bahsediyorum.''
@23YANILMAZ@RTErdogan Cumhurbaşkanının haberi yoktur ama seni de Elazığ BB olduğun dönemden tanırız. Akpartinin itibarını sarsıp da gitmiştin. Seni partide kimlerin koruduğu da malumdur herhalde.
🔴YİNE ORTAYA ÇIKMIŞLAR BİZE HİKAYE ANLATIYORLAR !!!
📍Baro seçimi üzerinden komik bir şekilde millete "Cumhuriyetçilik " satıyorlar!
📍Yetmiyor hakaret ettikleri ama kendilerinden olanlara da " ikinci Cumhuriyetçiler " diye lakap takmışlar :)
📍Milli iradeyi yok sayan ,zümreci ,faşizan zihniyeti millete dayatmaya tevessül ediyorlar !
📍Biz unutmadık baro eğitim merkezlerinde neler olduğunu !
📍Bunlar Cumhuriyetin kendisini değil ,postalların zoruyla rejimin kendilerine sağladığı konforu istiyorlar!
📍Bunların derdi milli irade değil , biz varken milletin ,dağdaki çobanın,oyu ile bizi mi yöneteceksiniz karın ağrısıdır !
Firari FETÖ'cü Emre Uslu ile 90 Saniyede itiraflar
Bu konuşmasında itiraf ettikleri:
1-Erdoğan'ın FETÖ ile mücadeleye 17/25 Aralık'tan çok önce başladı.
2- FETÖ, devlet içindeki ajanlarından bilgi alarak bunu 2010 yılında öğrendi.
3- Emniyet Mahrem İmamlara KPSS soruları vererek onların polis olması sağlandı.
İLÇELERE BORÇ, KENDİ BELEDİYENİZE AKARYAKIT!
Sayıştay’ın 93 ve 95. bulguları:
İBB, ilçe belediyelerine kanunen aktarması gereken 194 MİLYON TL’yi ödemezken, Beşiktaş Belediyesine 135.762 litre akaryakıt sağlamış!
Üstelik gerekli Meclis kararı ve hukuki protokol olmadan!
İlçelerin yasal haklarını ödemeyip kendi belediyenizin akaryakıt masraflarını hukuki usullere aykırı biçimde karşılamanız, tarafsızlık ve eşitlik ilkeleriyle nasıl bağdaşıyor?
İstanbul’un kaynakları bir partinin değil, 39 ilçenin ve 16 milyon İstanbullunun ortak hakkıdır!
📖 Sayıştay 2025 İBB Denetim Raporu, Bulgular 93 ve 95.
CHP Eski Genel Sekreteri Mehmet Sevigen:
Adam keyfine bakıyor Görkem Duman. Belediyenin parasını alıyor, sevgilisi Sevcan Orhan'a veriyor. Sevgilisindeki parayla beraber tatil yapıyor.
O para belediyenin parası. Dört defa beş defa konser yapmış. Bırak kendi belediyesini, İzmir'deki belediyelere, o CHP kimliği var ya İzmir'de, o CHP'nin kimliğinden dolayı seçiliyor ve
CHP o güzel insanları ezecek, ben de burada eski genel sekreter olarak bu adama alkış tutacağım. Ve yöneticiler bunu dışlamazsa, ben de bunlara eyvallah diyeceğim. Demem Hakan.
ÇEKİRDEKÇİ "ERLİK"
🫵 Sözümde durayım! Milyonları peşinden sürükleyen “Erlik” kod adlı Fatih Yılmaz kim açıklayayım.
🇩🇪 Kamuoyunun büyük bir merakla peşine düştüğü Fatih Yılmaz aslında Almanya'da Türk esnafının kanını emen batık bir çekirdek toptancısı.
🥜 Peki kim bu kuruyemişçi? Nasıl oldu da bu işe bulaştı?
🧑🧑🧒 Siber dünyanın o "dokunulmaz" sanılan sesin arkasındaki o ismi yakından tanımak için önce aileyi tanıyalım.
🧬 Çünkü Fatih Yılmaz’ın suça eğilimli yapısı ona babadan genetik bir miras.
🫧 Takvimler 2012 yılını gösterdiğinde, kimya sektörüyle haşir neşir olan baba Yılmaz, Almanya'da endüstriyel temizlik maddeleri ve klozet açıcılar ürettirerek Türk marketine satmaya başladı.
💶 Ancak işler iki yıl sonra sarpa sardı. Baba Yılmaz, milyonlarca Euro’luk devasa bir borç enkazı bırakıp, güdümlü bir iflasla ortadan kayboldu. Bu vurgun Alman federal makamlarının radarına girdi ve Yılmaz SCHUFA (kredi sicil) notu düşürüldü, "Gewerbeuntersagung" (ticari faaliyetten süresiz men) cezası aldı.
📒 Babanın adli sicili kirli ve Alman maliyesi tarafından kıskaca alınmış durumda olduğundan, şebekenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için temiz bir paravana ihtiyaç duyuldu. Tam bu tıkanma noktasında, genetik ihanet mirasını devralacak olan oğul Fatih Yılmaz öne sürüldü.
📝 2019-2021 yılları arasında, Alman Ticaret Kanunu'ndaki boşluklardan yararlanmak amacıyla, reşit olur olmaz bu "küçücük çocuk" adına yeni bir paravan şirket tescil ettirildi. Aile, Alman polisinin takibinden kaçmak için yasal imza yetkisini bu genç piyonun üzerine yıkarak kirli çarkı yeniden döndürmeye başladı.
🚛 Yeni suç enstrümanı ise "Çekirdek Toptancılığı" olarak belirlendi. Plan sinsi ve katmanlıydı: Anadolu’nun temiz üreticisini ağa düşüren şebeke, Denizli’den tırlarla yüklenen tonlarca çekirdeği toptancı aracılığıyla Almanya’ya sevk ettirdi.
💶 Bu kirli tezgah, 2019 yılının sonlarında Yılmaz ailesinin müzmin açgözlülüğü yüzünden patlak verdi. Güven ilişkisini suistimal ederek mal tedarik ettikleri ana bayiye ve onlarca esnafa tam 100 bin Euro borç takıp parayı buharlaştırdılar. Ancak bu kez sert kayaya çarpmışlardı; birçok bayi, radikal bir kararla paravan şirkete yapılan mal sevkiyatını bıçak gibi kesti. "Lanet olsun" deyip alacaklarına da sünger çekti.
🧑💻 Çekirdek tezgahı duvara toslayan, finansal muslukları kesilen batık çekirdekçi Fatih Yılmaz, işte bu köşeye sıkışma anında siber dünyanın karanlığına sığındı.
🖥️ Esnaftan çarptığı 100 bin Euro’luk kirli parayla dijital ekipmanlar satın alıp yüzüne “Erlik” maskesini geçirdi.
🇩🇪 Almanya sokaklarında çuvallayan bu batık toptancı, kaybettiği haram paraların intikamını sosyal medyada devlet kurumlarına ve yargı organlarına operasyon çekerek almaya çalıştı.
Ama unuttuğu bir şey vardı:
👺 Çıtlatılan her çekirdeğin kabuğu çöpe mahkumdu. Maske düştüğünde geriye bir vatansever değil, batık bir çekirdekçinin enkazı kalmıştı
Can Ataklı :
▪️Bir Portekizli kadın yakalandı, eskort ve onun verdiği açıklamada işte ben Mustafa Sarıgül'ün, o zaman Mustafa Sarıgül'ün oğlu demiyor tabii. Emir Sarıgül, sonra bir iş insanı ve Ekrem İmamoğlu teknedeydik, hepsiyle cinsel ilişkiye girdim.
▪️Bunlar cep telefonumda da kayıtlı, bunları da polise verdim dedi. Yani yakında olay başka bir şekilde patlayacak.
▪️Yani Emir Sarıgül var ama en önemlisi Ekrem İmamoğlu var ve kadın diyor ki hepsiyle cinsel ilişkiye girdim. Şimdi özel hayat bilmem ne hemen tabii bizim bir de muhalif medya özellikle biraz kendinden yana olunca hemen bir dakika kardeşim yani özel hayata girilmez.
▪️Ya tamam girilmez de ya ama poliste kaydı var. Daha o bölüme gelmedik bak. Portekizli kadının İmamoğlu bölümüne gelmedik. Emir Sarıgül bölümü...''
Bir icraat yapmazlar bir çivi çakmazlar ama aynı metroda iki yılda bir test sürüşü yaparlar… CHP bu..
Osman Gökçek doğru söylüyor
“iki yılda bir test sürüşü yapmaya doymadılar..”
2 Kasım 1918
Talat, Cemal, Enver Paşa ve ekibi 1 Kasımda toplandı. Sabaha kadar evrak imha edip planlar yaptılar. Ardından "kahramanlarımız" bir Alman denizaltı ile kaçtılar.
Bu duyulduğunda Refik Halid Karay "Efendiler Nereye" yazısıyla onlara seslendi. Mutlaka okuyun:
"Ziyafet bitti, fakat ağzınızı silmeden, elinizi yıkamadan, bir de acı kahvemizi içmeden efendiler nereye?
Yaz başlangıcında sırtı karnına yapışmış, sarı, sıska, cansız birtakım tahtakuruları çıkar, iğne gibi vücudumuza batarlar, derimizi haşlarlar, kanımızı emerler, sonra sabaha karşı etli canlı, iri yarı şuraya buraya kaçarlar...
Galiba şafak attı, güneş doğuyor; tahtakuruları nereye?
Kedisiz evlerde fareler vardır; kilerlere girerler, dolapları delerler, şunu, bunu kemirip, sağa sola koşuşup başköşede gezerler, bir pıtırtı olunca deliklere girerler...
Galiba koku aldınız, kedi geliyor; koca fareler nereye?
Dul annelerin haylaz çocukları vardır; sandıkları kırarlar, paraları çalarlar, bohçaları aşırıp Yahudi [eskiciye] satarlar ve sonra korkup sokak sokak kaçarlar...
Galiba foyanız meydana çıktı, yakanız ele geçecek, ziyankâr evlatlar nereye?
Vurdular, kırdılar; yaktılar, yıktılar; astılar, kestiler; kastılar, kavurdular; nihayet leşimizi meydanlara sererek yılan gibi kaçtılar; memlekete düşmanları sokarak üzerimizden aştılar...
Eli sopalı, beli palalı, gözü kanlı paşalar damdan dama nereye?
Siz âmir olmadınız, sergerdelik [kabadayılık] ettiniz... Siz valilik yapmadınız, asesbaşılık [polis şefliği] ettiniz... Efelere, taş çıkardınız; zorbalara parmak ısırttınız...
“As” deyince sıra sıra darağaçları kurulur, “yak” deyince alev alev meşaleler tutuşur, “bas!” deyince tabur tabur jandarmalar üşüşürdü... Elinizde zindan anahtarları, belinizde idam ipleri, sırtınızda darağaçları vilâyet vilâyet dolaştınız...
Beş senedir her tarafta kargalara insan leşinden öbek öbek ziyafetler çektiniz; akbabaları çocuk ölüsü ile besleyip kartalları artık Âdem etinden tiksindirdiniz.
Muhalif mi? Al aşağı... Muharrir mi? Vur başına...
Türk mü? Sür ölüme... Rum mu? İste parasını...
Ermeni mi? Kes kafasını... Arap mı? Çek ipe...
Kadın mı? Gönder eve... Haydut mu? Buyurun köşeye...
Külhanbeyi mi? Gelsin yanıma... Yahudi mi? Sor fikrini...
Kalan kimseye at sopayı... Paraları koy cebine... İşte sizin programınız bu!
Palalarla sopalarla işe giriştiniz; sürülerle insanları dağ başlarına götürüp satırlardan geçirdiniz; babaları, evlatları yoktan yere harcayarak Anadolu içerisinde dul kadından, yoksul yetimden başkasını bırakmadınız.
Ne oluyordunuz?
Bu kanlı işgüzarlıklar, bu canavar akını, bu fitne ve fesat siyaseti ne fayda verecekti?
Ne kazanacaktık? Dünyayı mı alacaktık, Mısır’a sultan mı olacak, Hind’e şah mı gidecektik?
Sizin sadrazamlıkla, seraskerlikle, nâzırlıkla gözleriniz doymamıştı, a padişah heveslileri...
Şam’da, Halep’te az daha namınıza hutbe okutup, isminize sikke kestirecektiniz.
Yiğitlik sizde, kahramanlık sizde, avurt zavurt sizde, caka tavır, hepsi sizdeydi...
Şimdi böyle sinsi sansar gibi tavandan tavana nereye?
Evet, nereye gidiyorlar? Mahalle kahvesinden bir adımda sadârete, meyhane peykesinden bir basışta nezârete, tulumbacı koğuşundan bir hamlede vilâyete eren bu türediler nereye gidiyorlar?
Kendileri kürklere büründüler, milletin derisini soydular... Anamıza sövdüler, babamızı dövdüler, hulâsa bacağından yakalayıp bu devleti yerden yere vurdular, paçavraya çevirdiler.
İşte milleti artık büsbütün öldürdüklerinden emin olsunlar... kollarımızda bir zerre kuvvet kalmış olsaydı, yakalarından yapışır öcümüzü alırdık... Halbuki kollarını sallıya sallıya, yüzümüze tüküre tüküre gittiler.
Aşkolsun! At da size yaraşır; meydan da. Bizde bu ölü kan, sizde o yaman surat olduktan sonra bir gün olur yine gelirsiniz...
Biz size: “Kırk katır mı, kırk satır mı?” diye soramadık; yarın sizin bize:
- "Ölümlerden ölüm beğen!" demek artık hakkınızdır. Lâyıkımız olan paşalar!
Topumuzun başını bir kılıçla çıkarmadan [uçurmadan] nereye?"
Rüşvette farklı döviz-taşıma biçimleri kullanmışlar.
Manavgat'ta "baklava", Bursa'da "pasta" kutusunda Euro,
para kuleleri dikerken dolar,
battaniye içinde "pound",
kargo ile Japon "Yeni",
elden olursa Arjantin "pezosu!.."
https://t.co/FfjnotdIxZ
..,
Bu da “atkıda rüşvet” mi?!
Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir Sarıgül ek ifade verdi.
Babasının "hediye paketleri" arasında Özgür Özel'e para verdiğini söylüyor;
"Babam V...o mağazasından 2 adet atkı almamı söyledi. Sonrasında babam İstanbul'daki Ulus Platin Konutları'nda bulunan evde bu atkı paketinin içine 100 bin dolar para koydu, paraların yanında atkılar da duruyordu. Sonrasında biz bunu bir hediye paketi şekline getirdik"
Yeni bir rüşvet veriş şekli mi bu?
Duvar üstünde,
sırt çantasında,
pasta kutusunda,
baklava kutusunda,
battaniyede falan duyduk da,
"atkı paketi"ini ilk defa duyuyoruz!
Ne bu şimdi?..
"Atkıda rüşvet" mi!
İhtiyacı olan gelip alsın diye mi?!..
…
https://t.co/yGf2KcNCX5
.
@AliKara36733643@eha_medya@Akparti Arkadaş çok boş bir istek. 9.9.1999'u kapsasa 10.9.1999 isteyecek. 10'u kapsasa 11, 12, 13, 14 isteyecek. Bunun sonu yok. Madem istiyorsunuz yalnızca kendiniz için değil genel bir yasa isyeyin herkesi kapsasın. Bencillik yapıyorsunuz. Yada devleti zora sokmak için uğraşıyorsunuz.
@sabah@islammemiss@islammemiss yılın ilk çeyreğinden itibaren altın 10 bini görür diyerek herkesi altına yöneltti. Ardından altının yükselip düşmesi dahi insanlara altını sattırmadı. Bu arada fon vurgunu gibi altın vurgununu da olmaz inşallah. Manipülatörler hariç sayenizde vatandaş zarar etti.