Edirne İl Halk Kütüphanemizin açılışı dün Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Mehmet Nuri Ersoy tarafından gerçekleştirildi.
3.530 m2 arsa üzerinde 5 kattan oluşan kütüphanemiz; 8.812,25 m² kapalı alana, 160 bin kitaplık raf kapasitesine sahip.
14 kişilik engelsiz erişim bölümü, 8 kişilik multimedya odası, toplam 36 kişilik atölye odaları, 41 kişilik eğitim odası, 66 kişilik cep sineması, toplam 70 kişilik bebek-çocuk bölümü, 115 kişilik kafeterya, 22 kişilik ikram salonu, 14 kişilik kent kitaplığı, 126 kişilik konferans salonu, toplam 495 kişilik okuma salonu ve diğer mahaller toplam oturma kapasitesi 1.007 kişilik.
Kütüphane binası; 0-3 yaş bebek bölümü, 4-6 yaş bebek bölümü, masal alanı, 7-14 yaş çocuk bölümü, 7/24 çalışma salonu, 2 adet büyük yetişkin okuma/araştırma salonu, zemin kat çalışma salonu içerisinde iki kotta yer alan asma kat açık raf bölümü, 4 adet grup çalışma odası, kent kitaplığı bölümü, teknik hizmetler bölümü, süreli yayınlar bölümü, zemin kat okuma salonu içerisinde görme ve işitme engelli bireylere yönelik alan, 3 adet atölye, eğitim salonu, multimedya odası, konferans salonu, cep sineması, kafeterya, yemekhane/çay ocağı, bay/bayan mescitleri, oyun alanı ve idari birimlerden oluşmaktadır.
Uzun süredir kapalı olan TÜYEK Selimiye Yazma Eser Kütüphanemiz de özel mekan ve gelişmiş imkanlarıyla Edirne Halk kütüphanemiz bünyesinde hizmet vermeye başlamıştır.
Yeni nesil kütüphanecilik anlayışıyla hazırlanan ve ailenin bütün yaş gruplarına hitap edebilecek ve yaygın eğitim hizmetlerine de katkıda bulunacak şekilde inşa edilen kütüphanemiz haftanın 7 günü sabah 9.00 akşam 22.00 saatleri arasında hizmet verecektir.
Edirne’mize, ülkemize ve milletimize hayırlı olsun.
@MehmetNuriErsoy@TCKulturTurizm@KTBKYGM
Sayın Sayan,
Maalesef,rahmetli Turgut Özal'a yapılan, şimdi Cumhurbaşkanımıza yapılıyor. Kaymağı götürenler, Cumhurbaşkanımızın etrafını sarmış, "Padişahım, sen çok yaşa!" Diyerek, her şeyi güllük gülistanlık göstermeye çalışıyorlar.
Vatandaş bunalımda, bunların umurunda değil.
Kıymetli tüccarlarımız, sanayicilerimiz ve ihracatçılarımız,
Burada önermiş olduğumuz, entegre ürün işleme tesislerine sahip üretici kooperatifçiliği modeli; üreticiye, tüccara, sanayiciye ve ihracatçıya birlikte kazandıran yeni bir işbirliği anlayışıdır.
Temel yaklaşım: Üreticiyi güçlendirmek, tüccarı ve sanayiciyi karşısına almak değildir. Tam tersine, üreticinin örgütlenme gücünü artırırken mevcut ticari birikimi, pazarlama ağlarını, sanayi altyapısını ve ihracat tecrübesini ortak bir ekonomik hedef etrafında buluşturmaktır.
Önerdiğimiz entegre kooperatifçilik modeli, tarımsal değer zincirini yeniden düzenlerken mevcut ticari işletmeleri dışlayan değil; onların yatırım, tedarik, üretim, işleme, pazarlama ve ihracat kapasitelerini daha etkin kullanmalarını sağlayan bir iş birliği zemini oluşturmalıdır.
Burada hedef, mevcut tüccarların ve sanayicilerin yerine kooperatifleri koymak değil; üretici ile tüccar ve sanayici arasındaki ilişkiyi daha planlı, verimli, öngörülebilir ve karşılıklı kazanca dayalı hâle getirmektir.
1. Mevcut tüccar ve sanayiciler için modelin sağlayacağı avantajlar
A. Tüccarlar açısından:
Daha güvenli tedarik, daha düşük operasyon maliyeti.
Bugün tarımsal ürün ticareti yapan tüccarların önemli sorunlarından biri, ürünün miktarını, kalitesini, hasat zamanını ve fiyatını önceden yeterince öngörememektir. Çok sayıda küçük üreticiden ayrı ayrı ürün toplamak; zaman, iş gücü, nakliye, kalite kontrolü ve finansman maliyeti doğurabilmektedir.
Güçlü bir üretici kooperatifi bu sorunların önemli bir bölümünü azaltabilir.
Planlı tedarik: Üretim alanları, tahmini rekolte ve hasat takvimi önceden belirlenebilir.
Standart kalite: Ürünler ortak tesislerde boylama, sınıflandırma ve kalite kontrolünden geçirilerek alıcının istediği standartlarda hazırlanabilir.
Toplu lojistik: Ürünlerin tek tek üreticilerden toplanması yerine, kooperatifin toplama ve sevkiyat merkezlerinden alınması sağlanabilir.
Daha düşük işlem maliyeti: Alım, tartım, analiz, evrak, yükleme ve sevkiyat işlemleri standartlaştırılabilir.
Sözleşmeli ticaret: Tüccar, belirli miktar ve kalite standartlarındaki ürünü önceden kararlaştırılmış koşullarla tedarik edebilir.
Yeni pazarlara erişim: Kooperatifin oluşturduğu ürün hacmi sayesinde daha büyük alıcılara, zincir marketlere ve ihracat pazarlarına ulaşmak kolaylaşabilir.
Sonuç: Tüccar, üreticinin karşısında yalnızca alım-satım yapan bir aracı olmaktan çıkıp tedarik zincirini yöneten, pazar bulan ve ticarete uzmanlık katan bir iş ortağına dönüşebilir.
İsteyen tüccarlar, kooperatifin ürünlerini satın alarak, komisyon veya hizmet karşılığında pazarlama yaparak ya da uzun vadeli tedarik anlaşmaları kurarak sistemin parçası olabilir.
B. Sanayiciler açısından:
Kapasite kullanımını ve katma değeri artırmak
Meyve-sebze işleme, kurutma, dondurma, konserve, meyve suyu, zeytin işleme ve zeytinyağı dolum sektörlerinde faaliyet gösteren sanayiciler için en önemli konulardan biri, ihtiyaç duydukları ham maddeyi doğru zamanda, yeterli miktarda ve istikrarlı kalitede temin edebilmektir.
Entegre üretici kooperatifleri sanayiciye şu avantajları sağlayabilir:
Düzenli ham madde akışı: Üretim planlaması ile sanayi tesislerinin çalışma takvimi uyumlu hâle getirilebilir.
İzlenebilirlik: Ürünün hangi üretim bölgesinden, hangi üreticiden ve hangi koşullarda geldiği kayıt altına alınabilir.
Fire ve kayıpların azaltılması: Hasat sonrası hızlı toplama, ön soğutma, uygun ambalajlama ve soğuk zincir sayesinde ürün kayıpları azaltılabilir.
Kapasitenin daha verimli kullanılması: Ham madde yetersizliği nedeniyle atıl kalan üretim kapasitesinin azaltılması mümkün olabilir.
Yeni ürün geliştirme: Farklı kalite ve boylardaki ürünler, farklı tüketici gruplarına ve pazarlara uygun ürünlere dönüştürülebilir.
Walther Kranz PR Ajansı tarafından düzenlenen Zeitgeist PR Summit online konferansına katıldım.
Türkiye’nin farklı üniversitelerinden iletişim fakültesi öğrencileriyle bir araya geldiğim konferansta, dijital iletişimin günümüzdeki rolü ve önemi üzerine değerlendirmelerde bulundum.
Genç iletişimcilerle bilgi ve deneyimlerimi paylaşmaktan, onların sorularını dinlemekten memnuniyet duydum.
İklim değişikliği su kaynaklarının yalnızca miktarını değil, aynı zamanda fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesini de olumsuz etkiliyor.
Su kaynaklarında söz konusu kalite değerleri açısından durum tespitinin yapılması, koruma ve tedbir oluşturmada önem arzetmektedir.