Sultan Abdülhamid Han Hazretleri’nin vefatının sene-i devriyesinde; Ayasofya’da eda ettiğimiz sabah namazının ardından, ecdadımıza vefa niyetiyle binlerce gönülle türbesine doğru yürüdük. Dualarımızda onu yâd ettik, bıraktığı mirası ve taşıdığı ümmet emanetini bir kez daha hatırladık.
Bu yürüyüş; bir hatırayı değil, bir şuuru diri tutmanın adımıydı. Ecdadını unutmayan bir milletin, istikametini de kaybetmeyeceğine inanıyoruz.
Rabbim, bizleri tarihine vefalı, ecdadına layık kullarından eylesin.
#sultanabdülhamid #SultanAbdülhamidHan #osmanlı #osmanlıtorunları #keşfet
Filistin yalnızca bir coğrafya değildir. Filistin, ümmetin vicdanı; Kudüs ise kalbidir. Bu mübarek beldeler, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın (s.a.v.) Miraç mucizesine mazhar olan, asırlar boyunca İslam'ın en mukaddes emanetlerinden biri olarak görülen topraklardır. Bu sebeple Filistin'in sevinci de hüznü de hepimizin ortak meselesidir.
Ecdadımız Osmanlı Devleti, asırlar boyunca Kudüs'ü ve Filistin'i büyük bir hassasiyetle muhafaza etmiş, bu mukaddes beldeleri adalet ve merhametle idare etmiştir. Ceddim Sultan 2.Abdülhamid Han da Filistin'in yalnızca bir toprak parçası değil, ümmetin emaneti olduğunu her fırsatta dile getirmiş ve bu uğurda büyük bir mücadele vermiştir.
Osmanlı Hanedanı'nın sürgüne gönderilmesinin ardından yaklaşık 110 yıl boyunca ailemizden hiçbir fert Gazze topraklarını ziyaret edememişti. Rabbimin lütfuyla, 2012 yılında bu hasreti sona erdirmek bana nasip oldu. Gazze'ye ayak bastığım o an, tarif edilmesi güç duygular yaşadım. Bu ziyaret, şahsım adına olduğu kadar ailemiz ve tarihimiz adına da büyük bir manevi anlam taşımaktaydı.
Gazze'de gördüğüm manzara yüreğimi derinden yaraladı. İsrail saldırılarının bıraktığı izler, yıkılan evler, şehitlerin acısı ve tüm yaşananlara rağmen sabırla ayakta duran Filistinli kardeşlerimizin vakur duruşu hafızamdan hiçbir zaman silinmeyecektir.
Ziyaretim boyunca Filistinli kardeşlerimizle bir araya geldim, onların dertlerini dinledim, dualarına ortak oldum. Kendilerine yalnız olmadıklarını, Türkiye'de ve İslam âleminde dualarla yanlarında olan milyonlarca kardeşleri bulunduğunu ifade ettim. İmkânlarımız ölçüsünde maddi ve manevi her türlü desteği vermeye gayret edeceğimizi de dile getirdim.
O gün de ifade ettiğim gibi, Mavi Marmara hadisesinde şehadet şerbetini içen bütün kardeşlerimize Cenab-ı Allah'tan rahmet, ailelerine sabır niyaz ediyorum. Filistin davası; siyaset üstü, ümmetin ortak vicdanı ve insanlığın adalet imtihanıdır.
Aradan yıllar geçmiş olsa da o ziyaretin bende bıraktığı iz ilk günkü kadar tazedir. Dualarım dün olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerimizledir. Cenab-ı Allah'tan niyazım; Gazze'nin yeniden huzura kavuşması, Kudüs'ün barış yurdu olması ve mazlumların en kısa zamanda selamete erişmesidir.
Rabbim Ümmet-i Muhammed'i muhafaza eylesin, mazlumların yar ve yardımcısı olsun.
Devlet-i Aliyye Ocakları olarak ecdadımızın adalet sancağını hakkıyla taşımaya, Doğu Türkistan'dan Filistin'e kadar tüm mazlum coğrafyaların sesi olmaya kararlıyız.!
Meydanlarda, kürsülerde ve gönüllerde hep aynı inançla: "Özgür Filistin" idealini, Doğu Türkistan'daki kardeşlerimizin haklı davasını ve şanlı mirasımızı yarınlara taşıyoruz.🇹🇷
#DevletiAliyye #Ecdadınİzinde #DoğuTürkistan #ÖzgürFilistin #MazlumCoğrafyalar
SULTAN ABDÜLHAMİD HAN CAMİİ ÇİÇEKDAĞI’NA HAYIRLI OLSUN
Ecdadımızın aziz hatırasını yaşatmak, milletimizin manevi değerlerini gelecek nesillere taşımak gayesiyle; Çiçekdağı Belediyemiz tarafından inşa olunan Sultan Abdülhamid Han Camii’nin açılışını büyük bir huşu ve manevi heyecan içerisinde gerçekleştirdik.
Bu mübarek eserin açılışında; Çiçekdağı Belediye Başkanımız Sayın Hasan Hakanoğlu, Çiçekdağı Kaymakamımız Sayın Durdu Yavuz Öğüt, Kırşehir İl Müftümüz Sayın Mustafa Tekin, kıymetli siyasi parti temsilcilerimiz ve aziz hemşehrilerimizle birlikte saf tutmanın bahtiyarlığını yaşadık.
Sultan Abdülhamid Han’ın adını taşıyan bu güzide caminin; Çiçekdağı’mıza, Kırşehir’imize, aziz milletimize ve tüm ümmet-i Muhammed’e hayırlar getirmesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.
Bu anlamlı eserin vücuda gelmesinde emeği bulunan Çiçekdağı Belediye Başkanımız Sayın Hasan Hakanoğlu başta olmak üzere, tüm kurumlarımıza ve gönül veren kardeşlerimize şükranlarımı sunuyorum.
Rabbim, minarelerinden ezanların eksik olmadığı; gönüllerimize birlik, kardeşlik ve iman şuuru veren bu mübarek mabedi daim kılsın.
#SultanAbdülhamidHan #Çiçekdağı #Kırşehir #Ecdad #HayırlıOlsun
"Hücreme Kuran'ı Kerim'in girmesini yasakladılar ama onu 30 yıl önce ezberlediğimi unuttular ben sadece ona dokunmak istedim."
Şehadetinin sene-i devriyesinde Şehit Muhammed Mursi'yi rahmetle anıyoruz.
İçişleri Bakanlığı görevine başlayan Sayın Mustafa Çiftçi Bakanımızı makamında ziyaret ederek hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirdik.
Cenab-ı Hak, mülki idaredeki tecrübesiyle vatanımıza büyük hizmetler sunacağına inandığımız Sayın Bakanımızın azmini artırsın, yükünü hafifletsin. Devletimizi payidar, milletimizi bahtiyar kılacak hayırlı kararlara imza atmayı nasip etsin. Ömrüne bereket, görevine muvaffakiyetler dilerim.
"Rabbimiz! Geride bıraktığımız yıl boyunca işlediğimiz hataları, kusurları ve günahları affeyle. Bize bağışlama kapılarını aç.
Girdiğimiz bu yeni hicri yılda; kalplerimize inşirah, hanelerimize huzur, kazançlarımıza bereket ihsan eyle. Bizleri, sevdiklerimizi ve tüm insanlığı her türlü kaza, bela ve salgından muhafaza et. Adımlarımızı rızana uygun kıl, ömrümüzü hayırlı amellerle süsle."
Yeni hicri yılın İslam alemine ve tüm insanlığa barış, huzur ve esenlik getirmesini yüce Mevlâ'dan niyaz ederim. Hicri yeni yılımız mübarek olsun.
Ecdadımızın Emaneti, Milletimizin Hizmetindeyiz
Bizler, bu mukaddes toprakları adaletle, şefkatle ve canı pahasına korumuş asil bir ecdadın torunlarıyız. Cennetmekân dedem Sultan 2. Abdülhamid Han başta olmak üzere, tarihe mührünü vurmuş bir hanedanın soyunu taşımak, bizler için sadece bir şeref değil, aynı zamanda bu aziz millete karşı omuzlarımızda hissettiğimiz büyük bir mesuliyettir.
Bizim için bu vatanın her bir karış toprağı, ecdadımızın dökülen her damla teri ve kanıyla yoğrulmuştur. Bu sebeple memleketimize, milletimize ve devletimize olan aidiyetimiz derinden ve sarsılmaz bir bağla bağlıdır. Hakkımızda söylenen her kelamın, medyadaki her aksin ve halkımızın bizlere gösterdiği hürmetin farkındayız.
Ecdadımızın mirası olan adalet, hoşgörü ve vakur duruşu bugün de yaşatmak; bu toprakların ruhunu ve kültürünü geleceğe taşımak en büyük gayemizdir. Dün olduğu gibi bugün de milletimizin yanında, devletimizin hizmetinde, ecdadımızın emanetine sadakatle sahip çıkmaya devam edeceğiz.
Rabbim bu millete ve bu devlete zeval vermesin.
Kıymetli Sanatçımız, Aziz Yıldız Tilbe Hanım;
Bizler, asırlar boyunca yedi iklim üç kıtada adaleti, mazlumun hakkını korumayı ve zalime karşı elif gibi dik durmayı şiar edinmiş bir ecdadın, Sultan 2.Abdülhamid Han’ın torunlarıyız.
Ecdadımızın bizlere bıraktığı en büyük miras, paraya, güce veya küresel odakların baskılarına boyun eğmeden, her şartta hakikatten yana taraf olmaktır.
Bugün basına ve sosyal mecralara yansıyan hadiseyi derin bir gurur ve takdirle öğrenmiş bulunmaktayım.
S#yonist zihniyete ve onun işbirlikçilerine karşı sergilediğin o dik, tavizsiz ve asil duruş, bu milletin sinesinde atan milli ve manevi damarın ne denli canlı olduğunun en açık ispatıdır.
Sen, popüler kültürün esiri olmadan, "ödül" veya "kürsü" kaygısı gütmeden, bu aziz milletin hissiyatına, mazlum coğrafyaların çığlığına tercüman oldun. Menfaatleri uğruna sessiz kalanlara inat, hakkı haykıran o cesur yüreğinle bir kez daha herkesin saygısını kazandın.
Gerek şahsım, gerek Osmanlı Hanedan temsilcileri ve gerekse tüm Devlet-i Aliyye Ocakları teşkilatımız adına; s#yonist unsurlara karşı gösterdiğin bu onurlu duruş için sana kalbi şükranlarımı sunuyorum.
Rabbim senin gibi yürekli, vatanperver ve milli değerlerine bağlı sanatçılarımızın sayısını artırsın. Dik duruşun, mertliğin ve cesaretin için var olasın Yıldız Hanım.
Dualarımız ve desteğimiz her daim seninledir.
Cenab-ı Allah yar ve yardımcın olsun.
BASIN MENSUPLARINA YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ
Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde görevini icra eden Akit TV çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen saldırıları en güçlü şekilde kınıyoruz.
Basın mensuplarına yönelik her türlü saldırı, yalnızca bir kuruma veya gazeteciye değil; milletin haber alma hakkına ve fikir hürriyetine yönelmiş bir tahammülsüzlük örneğidir. Farklı düşüncelere, farklı seslere ve farklı görüşlere karşı ortaya konulan bu saldırgan tavır, demokratik olgunlukla bağdaşmadığı gibi toplumsal huzura da zarar vermektedir.
Bu menfur olayın ardından Devleti Aliyye Ocakları İstanbul İl Başkanlığımızı destek ve dayanışma amacıyla görevlendirmiş bulunuyoruz. Olayın ilk anından itibaren kararlı bir duruş sergileyen İstanbul İl Başkanımız Sayın Kamil Harman'a teşekkür ediyor, göstermiş olduğu hassasiyet ve sorumluluk bilincini takdirle karşılıyoruz.
Hiç kimse düşüncesinden, inancından veya çalıştığı medya kuruluşundan dolayı hedef gösterilemez. Milletimizin değerleriyle kavgalı olan tahammülsüz anlayışlara karşı, hukuk içerisinde mücadele etmeye ve hakikatin yanında durmaya devam edeceğiz.
Devleti Aliyye Ocakları olarak; basın özgürlüğünün, milli iradenin ve milletimizin manevi değerlerinin yanında olmaya devam edeceğimizi bir kez daha kamuoyuna ilan ediyoruz.
İnancına Yabancı, Saygıya Fransız Kalanlara...
Bir futbolcunun sahaya çıkarken, hayatının her anında ya da sosyal medyasında "Bismillahirrahmanirrahim" yazması neden birilerini bu kadar rahatsız eder?
Bu toprakların mayasında, kültüründe ve ruhunda olan bir kelimeden, bu ülkenin milli formayı terleten evladının bahsetmesi kimlerin asabını bozuyor?
Şunu Kafanıza Kazıyın:
Bu bir kültür ve inanç meselesidir: Abdülkerim Bardakçı bu ülkenin, bu değerlerin çocuğudur. Sahada döktüğü ter kadar, kalbindeki inanç da bu topraklara aittir.
Özgürlük tek taraflı değildir: Her türlü fikre, yaşam tarzına ve paylaşıma "özgürlük" diye alkış tutanların, sıra bu milletin kutsalına ve değerlerine gelince "rahatsız" olması tam bir iki yüzlülüktür.
Saha içini değil, içinizdeki kompleksi konuşun: Sahadaki performansı eleştirebilirsiniz, bu futbolun doğasında var. Ama bir sporcunun inancını, sığ ideolojilerinize meze yapamazsınız.
Özetle: Abdülkerim sahaya çıkarken de, hayatın içinde de Besmele’sini çeker; bu ülkenin milyonlarca insanı da onun o samimiyetini sonuna kadar destekler.
Bir kelimeden, bir selamdan rahatsız olanlar dönüp kendi içlerindeki hoşgörüsüzlükle yüzleşsin. Kimse bu toprakların evladına kendi değerlerini gururla yaşamayı öğretemez, sınır çizemez!
"Bismillah diyerek çıkılan yolun sonu selamettir...
Aylardır büyük bir azimle, sabırla çalışan ve bugün LGS imtihanına girecek olan tüm evlatlarımıza canıgönülden başarılar diliyorum.
Unutmayın sevgili çocuklar; dünya bir imtihandır, bu sınav ise o imtihanların sadece küçük bir basamağıdır. Siz elinizden gelen gayreti gösterdiniz, şimdi ise tevekkül vaktidir. Rabbim zihninizi açsın, kalbinizdeki heyecanı sükunete tebdil eylesin. Gireceğiniz okullar, geleceğiniz ve ahlakınız ümmete, vatana ve ailenize hayırlı birer nefer olmanıza vesile olsun inşallah. Yolunuz da bahtınız da açık olsun.
Prensin sarayı
Dedem Sultan 2. Abdülhamid hanın oğlu Selim Efendi, Beyrut’un Cünye semtinde otururdu. Hatta parası bittiğinde, ev sahibi olan Ermeni kira almadan senelerce oturmasına müsaade etmişti. Bugün de ayaktaki bu basit eve halk “Kasru’l-Emîr” (Prens sarayı) derdi.
Abdülhamid Kayıhan Osmanoğlu, İstanbul’un fatihi Fatih Sultan Mehmet Han’ın aziz hatırasını yaşatmak amacıyla saygı nöbeti başlatılması çağrısında bulundu.
BASIN MENSUPLARINA YÖNELİK SALDIRIYI KINIYORUZ
Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde görevini ifa etmekte olan Akit TV mensuplarına yönelik gerçekleştirilen fiziki saldırıyı esefle karşılıyor ve şiddetle kınıyoruz.
Medeniyetimiz; söze sözle mukabele etmeyi, fikre fikirle cevap vermeyi, hakkı ve hukuku her türlü taassubun üzerinde tutmayı öğütlemiştir. Devlet geleneğimizde ve millet vicdanında, haber peşinde koşan bir basın mensubuna yönelen tehdit, hakaret ve saldırının hiçbir meşru zemini yoktur.
Bir gazetecinin görev yaptığı kurum, sahip olduğu görüş yahut yayın çizgisi ne olursa olsun; haber alma ve haber verme vazifesini yerine getirirken güven içerisinde çalışabilmesi temel bir haktır. Bu hakka yönelen her müdahale, yalnızca bir basın mensubunu değil, toplumun haber alma hakkını da hedef almaktadır.
Farklı düşünenlere tahammül göstermek, güçlü toplumların ve köklü devletlerin en önemli vasıflarından biridir. Kendi düşüncesine yakın olanı koruyup, farklı sesleri baskı altına almaya çalışmak ise ne adalet anlayışıyla ne de siyasi olgunlukla bağdaşır.
Bizler, asırlar boyunca farklı inançları, fikirleri ve kimlikleri aynı hukuk çatısı altında yaşatmış büyük bir medeniyetin mirasçılarıyız. Bu sebeple görüş ayrılıklarının şiddetle değil, hukuk ve nezaket içerisinde ele alınması gerektiğine inanıyoruz.
Bu vesileyle Akit TV çalışanlarına geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, sorumluların hukuk çerçevesinde gerekli işlemlerle karşı karşıya kalmasını temenni ediyoruz.
Basına yönelik her türlü baskının, tehdidin ve saldırının karşısında; hukukun, adaletin ve insan onurunun yanında olmaya devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
#Akittvyanlızdeğildir
YÜZ YILLIK İNKÂRIN İTİRAFI!
Bir asır boyunca ecdadın mirasına “reddi miras” siyaseti uygulayanlar, bugün dönüp “Osmanlı coğrafyasında Türkiye olmalı” demeye başladı.
Düne kadar:
Osmanlı’ya “hasta adam” dediler,
Ecdadın mirasını küçümsediler,
Tarihimizi Batı’nın kaleminden okumaya kalktılar,
Milletin hafızasını köklerinden koparmaya çalıştılar.
Fakat tarih susturulamadı!
Bugün herkes kabul ediyor ki;
Osmanlı yalnızca bir devlet değil, üç kıtaya adalet götüren büyük bir medeniyetti.
Balkanlar’da huzurun, Kudüs’te hürmetin, Şam’da vakarının, İstanbul’da ihtişamın adı Osmanlı’ydı.
Milletin ezanıyla, sancağıyla, vakıf medeniyetiyle kavgalı olan ideolojik Kemalist anlayış ise yıllarca bu millete kendi tarihinden utanmayı öğretmeye çalıştı.
Ama ne yaptılarsa başaramadılar…
Çünkü bu milletin hafızasında:
Sultan Fatih vardır,
Yavuz vardır,
Kanuni vardır,
Abdülhamid Han vardır!
Bugün Osmanlı’nın jeopolitik vizyonunu konuşanlar, dün o mirası hedef alanların ta kendisidir.
Tarih bir kez daha göstermiştir ki:
Bu millet köklerinden koparak değil, ecdadının izinden yürüyerek büyür!
#Osmanlı #Türkiye #Tarih #Ecdad #OsmanlıMedeniyeti
“Kudüs’ü tapulu malı sananlar bilsin ki;
Kudüs, sadece taşın değil, iman ve adaletin emanetidir!
Dün Haçlı’nın zırhını parçalayan ecdadın torunları bugün de siyonist zulme boyun eğmez.
Osmanlı’yı ‘çöktü’ diyerek küçümseyenler, 400 yıl boyunca Kudüs’te tek mabede dokunulmadan tesis edilen adaleti tarih kitaplarından okusun.
Siz tankla, bombayla, çocuk kanıyla ayakta duran bir işgal düzenisiniz.
Biz ise Selahaddin’in, Fatih’in, Abdülhamid Han’ın mirasını taşıyan bir milletiz.
Kudüs; işgalcilerin değil, insanlığın vicdanıdır.
Ve o vicdan bir gün mutlaka hesap soracaktır.
Ne tehditlerinizden korkarız ne de kirli propagandanızdan…
Çünkü biz biliriz ki:
‘Zulm ile âbâd olanın, âhiri berbat olur.’
#Kudüs #Filistin #Osmanlı #Gazze #FreePalestine
Filipinler’in Mindanao bölgesinde meydana gelen 7,8 büyüklüğündeki şiddetli deprem haberini derin bir üzüntüyle öğrendim.
Bu zor günlerde tüm Filipinler halkının acısını paylaşıyor, en içten geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Depremde hayatını kaybedenlere Allah'tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralılara ise acil şifalar diliyorum. Dualarımız bölge halkıyla beraberdir.