2 ay tutuklu kalan sendikacı Mehmet Türkmen maden işçileri direnişine katıldı:
"Eskiden bu ülkede işçiler yeni haklar ve daha iyi ücret için grev yapardı.
Ama bugün geldiğimiz noktada işçiler zaten açlık sınırının altında olan maaşlarını, tazminatlarını alabilmek için yürümek, grev yapmak, direniş yapmak zorunda kalıyor."
Halkı siyasal alanın dışına itmeye ne iktidar blokunun ne de iktidar blokunu himaye eden emperyalistlerin gücü yeter. Halk bu kirli oyunu mutlaka bozacak, AKP'yi de onu iktidarda tutanları da memleketten kovacaktır.
CHP Genel Merkezi'ni tahliye etmeye yönelik polis saldırısı, karşı-devrim iktidarının siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun parçasıdır. İşçi düşmanı, gerici ve işbirlikçi politikalarıyla halkın geniş kesimlerinin öfkesini çeken AKP iktidarı artık halkı ikna şansının kalmadığını görmüş, iktidarını emperyalist merkezler ve uluslararası tekellerin himayesinde sürdürebilmek adına seçme-seçilme hakkına yönelik saldırılarını şiddetlendirmiştir. Gerek 19 Mart'ta gerekse "mutlak butlan" kararında AKP yargısının seçme-seçilme hakkını hedef alan operasyonlarının AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trump'la yaptığı telefon konuşmalarının ertesinde gelmesi de bu operasyonların ABD'den alınan güvencelerle yapıldığını göstermektedir.
Ana muhalefet partisinin seçilmiş yönetimini genel merkez binasından çıkarmaya yönelik gayrimeşru polis operasyonu, AKP yargısının bu partiye kayyum atadığı Kemal Kılıçdaroğlu'nun talebiyle gerçekleşmiştir. Kılıçdaroğlu'nun 13 yıl genel başkanlık yaptığı partiye yönelik ağır bir saldırının piyonu ve siyasal alanı halksızlaştırma operasyonunun memuru olma hevesi, düzen siyasetinin karakterini de ortaya koymaktadır.
Halkı siyasal alanın dışına itmeye ne iktidar blokunun ne de iktidar blokunu himaye eden emperyalistlerin gücü yeter. Halk bu kirli oyunu mutlaka bozacak, AKP'yi de onu iktidarda tutanları da memleketten kovacaktır.
"Bu nedenle bugün temel mesele yalnızca mevcut saldırıları püskürtmek değil, siyasal alanı yeniden halkın doğrudan müdahalesine açacak örgütlü bir toplumsal hattın yaratılması."
Belki "Şimdi sırası mı?" diye tepki gösterenler olacak ancak bence tam sırası.
Çoğunluk Kemal Kılıçdaroğlu'nun arkasına dizilmişken "Bir araya gelmek, kendi kaderimizi elimize almak zorundayız" diyenler 'sosyalist Cumhurbaşkanı adayı' çağrısında bulunduğunda, bugün Kılıçdaroğlu'na küfredenlerin çoğunluğu bu çağrıyı yapanlara küfrediyordu...
"Halkın AKP'ye ve karşı-devrimine yönelik öfkesinin düzen içinde tutulmasına hizmet eden güçler, halkın AKP'den kurtulma umutlarına uzun yıllar boyunca ihanet etmiştir ve bu gerçek bugün apaçık ortaya serilmiştir. "
AKP yargısının iki buçuk yıl önceki CHP Kurultayı için aldığı mutlak butlan kararı, açıkça yargı darbesi anlamına gelmektedir. Siyasi parti kongreleriyle ilgili yasal düzenlemelerde belirtilen şekil şartlarını ve zaman aşımı sürelerini hiçe sayarak alınan bu karar, karşı-devrim iktidarının seçme-seçilme hakkını ortadan kaldırmaya ve siyasal alanı daraltmaya yönelik hamlelerinden biridir. Siyaseten güç kaybeden ve toplumu ikna kabiliyetini her geçen gün yitiren AKP, devlet kurumlarındaki hakimiyeti üzerinden ana muhalefet partisini de bizzat yöneterek iktidarda kalmaya çalışmaktadır. Güdümlü yargı eliyle rakip partileri ele geçirerek halkı teslim alma hayalinin ifadesi olan bu karar, yasal bir zemine dayanmadığı gibi siyaseten de gayrimeşrudur.
Ana muhalefet partisinin yargı darbesiyle ele geçirilmesine yönelik operasyonda ilgili partide uzun yıllar her düzeyde sorumluluk almış ve halkın önüne "umut" olarak çıkarılmış içeriden isimlerin üstlendiği rol dikkat çekicidir. Gayrimeşru "mutlak butlan" kararı ile iktidar bloku tarafından CHP'nin başına kayyum atanan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yayımladığı videonun zamanlaması, Kılıçdaroğlu liderliğindeki kliğin açıkça AKP ile birlikte çalıştığının kanıtıdır. Halkın AKP'ye ve karşı-devrimine yönelik öfkesinin düzen içinde tutulmasına hizmet eden güçler, halkın AKP'den kurtulma umutlarına uzun yıllar boyunca ihanet etmiştir ve bu gerçek bugün apaçık ortaya serilmiştir.
Yargı darbesi, artık AKP'nin halkı ikna etme umudunun da kalmadığının göstergesidir. AKP iktidarının yegane dayanağı hizmetinde olduğu emperyalist merkezlerin ve uluslararası tekellerin himayesidir. Bu halk AKP'den mutlaka kurtulacaktır. Kurtuluş, halkın AKP'yi iktidarda tutan güçlere karşı topyekun mücadelesinin eseri olacaktır.
Türkiye Bağımsız Olacak
Daha henüz direniş başlamamışken Mustafa Kemal tarafından “Geldikleri gibi giderler” denilerek ortaya konan irade, günümüzde de gösterilmesi gereken kararlılığa işaret ediyor. Ankara'da toplanacak NATO zirvesi yaklaşırken ülkemizin bağımsızlığına kavuşması ve dünya halklarına bir kez daha umut olması için yapılacak çok şey var. Bir asır önce Kuvayı Milliye'yi yaratan Türkiye bir kez daha ayağa kalkabilir; bölgemizde ve dünyada direnen onurlu halkların yanında yerini alabilir.
#19Mayıs1919 #19Mayıs
📍 İzmir
“Geldikleri gibi giderler” demek için 1 Mayıs alanlarındaydık.
Sermayesiyle, tarikatıyla, çetesiyle mücadele edeceğiz.
Patronları olan NATO’ya ve ABD’ye ülkemizin kapılarını kapatmak için birleşeceğiz.
Bir kez daha söylüyoruz: Geldikleri gibi gidecekler!
Ülkemizi, emeğimizi, haklarımızı, geleceğimizi mücadeleyle kazanacağız.
#1Mayıs
📍 Datça
Laiklik, emek ve eşitlik için emekçi kadınlar 1 Mayıs’ta da mücadelenin en önündeydi.
Ülkemizi, emeğimizi, haklarımızı, geleceğimizi mücadeleyle kazanacağız.
#1Mayıs
AKP iktidarı, Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatarak açıkça anayasal suç işlemektedir.
İktidar güdümündeki polis saldırılarında, Genel Başkanımız Erçin Fırat ve çok sayıda İstanbul İl Örgütü üyemiz, Mecidiyeköy’den Taksim’e yürürken gözaltına alınmıştır.
Polis saldırıları derhal durdurulmalı, Taksim emekçilere açılmalıdır.
Genel Başkanımız, gözaltına alınan üyelerimiz ve yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.
İstanbul da Türkiye de para babalarına, tarikatlara, çetelere; ABD ve İsrail’in işbirlikçilerine teslim olmayacaktır.
Geldikleri gibi gidecekler!
Genel Başkanımız Erçin Fırat’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda üyemiz, Mecidiyeköy’de gözaltına alındı.
Bir kez daha söylüyoruz:
İstanbul’u işgal eden bir avuç para babasına, tarikatlara, çetelere ve işbirlikçilere geçit vermeyeceğiz.
Geldikleri gibi gidecekler!
Devrim Partisi Genel Başkanı Erçin Fırat:
“İstanbul bir işgal altında.
Bir avuç para babasının, tarikatların, çetelerin; ABD’nin, İsrail’in beslediği işbirlikçilerin işgali altında.
ABD’ye, NATO’ya, İsrail’e ve işbirlikçilerine geçit vermeyeceğiz.
Geldikleri gibi gidecekler.”