Asgari ücretle nöbet tuttan adam sabaha karşı evine geldi, uyumadan sizi izledi.
Üniversite sınavına girecek çocuk 2 saat erken uyandı, sizi izledi.
Milyonlar erkenden kalktı, sizi izledi, size dua etti.
“Tweet atıyorlar, korkuyoruz” diye naz yaptığınız, trip attığınız milyonlar, sizin 1 golünüz için saç baş yoldu.
Gönlünüz eğlensin diye ananız, babanız, halanız, teyzeniz, yakın arkadaşınız kampa getirildi, yemekler yenildi.
Keyfiniz iyi olsun diye TFF başkanı dahil herkes millete racon kesti, sizi savundu.
Altın jenerasyon, en iyi kadro diye şişirilen balonlar. Sizin topunuz, 2002 Dünya Kupası’na tarih yazanların kramponlarının ayakkabı bağcığı olamaz!
Milyon dolarlık reziller.
Evine ekmek götürmek için 15 saat çalışan emekçinin, 3 kuruş zam için hak arayan emeklinin, ucuz peynir için market market gezen vatandaşın hakkı, parası, pulu, vergisi sizlere zehir zıkkım olsun!
Paraguay ne kadar yeni kural varsa, hepsini ihlal etti.
Ağız kapatmadan kırmızı gördüler, 1 dk dışarıda kalma cezası aldılar, 5 saniyeden korner cezası aldılar. Her seferinde "noldu" diye şaşırdılar. Adamlar yeni kuralları bilmeden maça çıkmış.
Biz bu takıma gol atamadık ya.
TC kimlik no kurasıyla 40-80 yaş arası rastgele 26 erkek seçilse dünya kupasına götürülse onlar da en kötü ihtimalle hiç gol atamaz ve sıfır puan alırdı. Evet, en kötü ihtimalle bu olurdu.
allah'u ekber nidaları, tekbirler, bozkurt işaretleri, ülkücü bıyıkları, vatan millet sakarya edebiyatı, hamaset, goygoy, yaygara, şamata, şımarıklık ve sonuç: 48 takım içerisinde gol atmadan elenen ilk takım.
Oyuncu Şebnem Sönmez, Kemal Kılıçdaroğlu'nun BirGün gazetesini sık takip ettiğinin ortaya çıkmasının ardından Kılıçdaroğlu'na hitaben açık bir mektup yayımladı:
"BirGün Gazetesi'ni okuduğunuz için size buradan seslenmek istedim.
Siyaset sahnesine ilk çıktığınız günden beri sizi neden sevmediğimin kanıtlarını bu ülkeye mütemadiyen nasıl sunduğunuzu duyun diye.
Siz ne istiyorsunuz?
Siz bu ülke için ne istiyorsunuz?
Bu halktan ne istiyorsunuz?
CHP'den ne, devletten ne istiyorsunuz?
78 yaşındasınız, kalan yaşamınız nasıl olsun istiyorsunuz?
Siz 'Anayasa'ya aykırı ama evet!' dediğinizde ne istiyordunuz?
'Adalet Yürüyüşü'nüzde Ankara'dan İstanbul'a yürürken ne istemiştiniz?
Geçmişinize dair sorularım sayısız, cevaplarını merak etmiyorum.
Bugün ülkemin canını neye feda ettiğinizi merak ediyorum.
Bugün bir milletvekili bile değilken Genel Başkanlığını yıllarca üstlendiğiniz CHP'nin devlet tarafından 'atanmış' başkanı olmayı kendinize yakıştırıyor musunuz?
Devletin kolluk gücüyle zorla, zorbalıkla sözümona ele geçirdiğiniz CHP Genel Merkezi'ne adım atamamanızı nasıl açıklıyorsunuz?
Seçilmiş Genel Başkan Milli Egemenlik Parkı'na yağmurdan sırılsıklam yürürken, genel merkez binanızda servis edilen çikolatalar afiyet olmasın. Olamaz zaten.
Siz siyasete selam verdiğiniz ilk günden bugüne arınmak istediğim, istediğimiz her şeyin sembolüsünüz.
Ben sizden arınmış bir ülke istiyorum.
Cumhuriyeti, halkı ve partiyi sizin zihniyet ve edimlerinizden arıtmak boynumuzun borcudur.
Hiçbir zaman hiçbir partinin ne üyesi ne de sempatizanı oldum.
Sade bir vatandaş, kendi mesleğinin örgütünü kurmuş bir oyuncuyum.
Vatandaş olarak haklarımı biliyor ve sizden bile korumak için var gücümle yaşıyorum.
Devlet baba'ya güvenmiyor, muhalefet anaya inanıyorum.
İnandıklarımın, güvendiklerimden kat be kat üstün olduğunu bilin.
Sizin güvendiklerinizin de size asla yoldaş olmadığına, olamayacağına inancım hayat tecrübemle binlerce kez ortadadır.
Sizin inancınız ne?
Son soruma da cevap vermeyin, bunu da hiç merak etmiyorum.
Not: Söyleyeceğim daha çok şey var ama ben işgalci değilim.
Görüşmemek üzere."
(Birgün)
@kasifiim Bir de en sevmediğim paylaşım tipi bu.Neden yorumlar kapalı.Kendi fikrini bile eleştiriye açık tutmayan birisi,herhangi bir konuyu demokrasi adı altında eleştiremez.Böyle bir hakkı olmadığı için değil. Tam tersine kendini bile eleştirme hakkını karşıt fikirlilere tanımadığı için.
Memleket ayar tutmuyor artık.
Sınır, görgü hak getire. “Bastırdım parayı karşılığını beğenmezsem kabalaşırım.”Kamusal alanda incelik, saygı, sevgi yerle yeksan. Ve bu trafikte, sosyal medyada, günlük ilişkilerde de aynı sertlik, aynı tahammülsüzlükle yaşanıyor. Kısacası bizim
birlikte yaşama kapasitemiz tükendi, tüketildi… Yazık…
Fenerbahçe’nin bir tansiyon ilacı veya dilaltı hapıyla gizli bir sponsorluk anlaşması falan vardır umarım.. Biz bu eziyeti yıllardır boşuna yaşıyor olamayız değil mi?
Devlet büyüğü diye bir şey yok. Benim seçtiğim, görevi bitince sıradan hayatına dönmesi gereken görevlilersiniz sadece. Bu tanrı sendromunun sebebini de biliyoruz er ya da geç rüyanızdan uyandıracağız sizi.