“Ramazan Kuzularına” kitabımız, Kitapyurdu’nun Çocuk kategorisinde oylamaya açılmış. (İlk 10’a, finale katılması için ÜÇ GÜN kaldı.)
Desteklersiniz değil mi?
⬇️
https://t.co/0m19R91Bz5
TARİH: 1 EYLÜL 2002
“Irak işgalinden sonra sıra Suriye, Lübnan, S. Arabistan ve İran’dan sonra Türkiye’ye gelecektir. ABD ve İsrail için en büyük tehlike Türkiye’dir.”
Merhum Mustafa Necati Özfatura’nın “Küresel Hegemonya Savaşı” başlıklı yazısından…
HİROŞİMA, VE…
Muammer Erkul
Bir çakıl taşını insanın gözü önüne yaklaştırdığın ölçüde; arkada kalan kayaları, hatta dağları göremez olur! Bir zamanlar o kadar gözümüze sokuluyordu ki; sanki Hiroşima’yı bilmemek, insanın düşebileceği en büyük ayıplardan biridir, sanıyorduk. Aslında, evet; Hiroşima, insanoğlunun büyük utançlarındandır. Fakat bir insanın bombayla öldürülmesi ile aç bırakılarak öldürülmesi yahut süngüyle, kılıçla, gaz odalarında öldürülmesi arasında pek fark yoktur. Ölen için hayat bitmiştir. O dehşeti tahayyül yaşayanların meşgalesidir!..
❤️❤️❤️
Neredeyse bütün ansiklopediler bütün detaylarını yazar Japon kenti Hiroşima’nın: “… 6 ağustos 1945’te saat 8.15’te Amerikan Enola Gay uçankalesinin attığı atom bombasıyla 80 bini hemen olmak üzere 130 bin kişi öldü…”
(Her sene gösteriler, protestolar yapılır. Bizler de üzülürüz bu insanlık ayıbı için.)
Fakat… Ha bire gözümüze sokulan o uzak “çakıl taşı” bizlere; kendimizle ilgili, soydaşlarımızla, dindaşlarımızla ilgili “acı dağlarını” nasıl olur da unutturur ve bizler bunu nasıl görmeyiz? Sorum işte budur…
❤️❤️❤️
Hâlbuki… Japon Denizi’nin, Büyük Okyanus’un değil, şurada; Karadeniz’in kıyısındaki Kırım’da, bir gece içinde, hayvan vagonlarına doldurulup ansızın ölüme sürülen kardeşlerimizden 200 bini şehit olmuştu!.. İşte, Amerikan düşmanı sosyalistlerimizin Hiroşima’yı böyle dillerine dolamalarının ardındaki bir gerçek de şuydu: Sovyet Sosyalizminin zulmünü kamufle etmeye çalışmak…
❤️❤️❤️
Karl Marx; sosyalizmin fikir babası! 1924’te ölen Lenin ise (Sovyet Rusya’daki tek siyasi parti olan) Komünist Parti’nin kurucusu… Stalin ile birlikte ihtilal çıkarıp komünist idare kurdular. “Yalan söylediğin ölçüde başarılı olabilirsin” iddiasında ve “bütün dinleri tamamen yok etmek” çabasındaydı Lenin… 7 senelik iktidarı boyunca 80 bin değil, 130 bin değil, 200 bin değil, tam 32 milyon insanın (Türkiye’nin nüfusu ile kıyaslayın) canına kıydı…
—-
Hiroşima, ve… -2-
1952’de ölen Josef Cugaşvilî Stalin (ismi “Yahudi oğlu” anlamına gelir) ise Lenin’in yerine, Komünist Parti’nin başına geçti. Şehirlere kendi ismini verdi, her yere heykellerini diktirdi, resimlerini astı, milleti kendine tapındırdı. Rus milletini ve hele Rusya’daki Müslümanları işkence altında inletti. Yirmisekiz sene içinde ellibeş milyon (55.000.000) insanın canına kıydı…
❤️❤️❤️
Nedense bu isimler, şu güzel ülkemizdeki bazılarının diliyle/kalemiyle asla kötülenmedi, hatta eleştirilmedi bile!.. Bazıları, Rusya’ya karşı Amerikan düşmanlığı pompalamak; dinlere karşı ateizmi, hürriyete karşı komünizmi savunma gayretiyle, Hiroşima katliamını anlatıp durdular…
❤️❤️❤️
Bir çocuk romanı okumuştum, tekrar elime geçti: Hiroşima’da (sonradan ölenlerden) bir kız çocuğunun hikâyesini anlatıyordu. Gayet de başarılıydı, milyonlarca satmış olan bu kitap. Karıştırdım gene.
“Bu bizim yalvarışımız, bu bizim duamız, dünyada barış istiyoruz” diyerek bitiyor.
Ne kadar iyi diyor. Biz de dünyada barış istiyoruz. Ama bizim bahsettiğimiz dünyanın içine Türklerin yaşadığı topraklar ve Müslümanların nefeslendiği coğrafyalar da giriyor!.. Bizler de çocuk katillerini lanetliyoruz. Ama bizim tel’inimiz içine Sovyet sosyalizminin başındaki komünistler de giriyor…
❤️❤️❤️
Bir çakıl taşını, insanın gözü önüne yaklaştırdığın ölçüde; arkada kalan kayaları, hatta dağları göremez olur! Fakat bizim işimiz çakılları gördüğümüz gibi/kadar, ardındaki kayaları da görmek, dağları da görmek… Hiroşima’nın yıl dönümü yine geliyor… Çinlilerin katlettiği Uygur Türklerinin kanı kurumadan ve Kırım’da ve Kafkaslar’da ve Balkanlar’da ve Orta Asya’da, Orta Doğu ve Filistin’de kanı dökülen sayısız Türk ve Müslümanı insandan saymayıp; gene ve gene ve gene Hiroşima’da ölenler için nutuklar çekenleri, yazılar yazanları ve bunu bir hedef/çıkar uğruna, kasten yapanları, gelecek nesillere şikâyet ediyorum!
Stop köşesi Muammer Erkul 17 Temmuz 2009 Cuma
Marmara Üniversitesi, Göztepe Kampüsü konferans salonundaki konuşmam ve (aşağıda) okuduğum metin…
⬇️
Sevgili dostlar…
Gazze’de savaş başladığından beri, (elimden başka bir şey gelmediği için) Filistin karikatürleri çizmeyi kendime iş edindim.
Sanki mesai ile çalışır gibi, çok uğraşarak, 100’ün üzerinde eser ürettim.
Ve işte bu sergiler oluştu, fakat keşke oluşmadaydı keşke bu acılar yaşanmasaydı keşke ben de hiç çizmeseydim.
❤️❤️❤️
Bugün, çizer kimliğimle hazırladığım karikatürleri ve dergici/yayıncı kimliğimle edindiğim tecrübeleri, yazar kimliğimle, kısaca sizlere anlatmaya çalışacağım.
İnanıyorum ki, sanatın ortak noktasında buluşacağız.
Şimdi lütfen şunu düşünün:
Diğer sanat dalları ile karikatür arasındaki fark nedir?
Mesela, fikrimizi anlatmaya çalışan bir roman ne kadar zamanda yazılır, ne kadar zamanda basılır, ne kadar zamanda okunur?
Bunun cevabı, ortalama bir buçuk iki yıldır…
Karikatür ise bir günde çizilir ve bir anda anlaşılır.
Hem de, roman gibi değil; fikrin tamamı, bütün olarak anlaşılabilir.
Misal vereyim:
Dışarda bir karikatürüm var. Karpuz dilimi. Üzerinde de her türlü kılıç, çatal, bıçak var…
Karpuz diliminin, Filistin haritasının ve bayrak renklerinin simgesi olduğunu bilenler, bu karikatürü, yanından geçerken bile görse;
“Düşmanların, Filistin’i kesip, parçalayıp, yemeye çalıştığını” anlamaz mı?..
❤️❤️❤️
Karikatür çok büyük bir hız demektir.
Ve dünyanın her yerinde, etkin biçimde hatta silah olarak kullanılmaktadır.
Yakın zamana kadar, karikatür sanatı, ülkemizde de çok yaygındı. Fakat sonra, sanki bir gizli el tarafından dünyamızdan siliniverdi.
Şimdi biz bunu tekrar canlandırmaya çalışıyoruz.
Karikatür; kendi fikrini, sanat estetiğinde ve sanatına bakan kişinin idraki süratinde, karşı tarafa aktarmak işidir.
Şimdi bizler, elimizdeki bu sanatı, bugünkü gençlere göstermezsek, anlatmaz ve öğretmezsek; gelecek zamanlar ve yarınlarda yaşayacak olanlar bizlerden şikayetçi olmaz mı?
Öyleyse; ömrümüzün sonuna kadar, yeni sanatkarlar aramaya, bulmaya, yetiştirmeye ve onların önünü açmaya çalışacağız.
Çünkü, kesin olan bir şey var.
Sanatçın yoksa sanatın yok, sanatın yoksa yarınların yok!
Her türlü fabrikayı kurabilirsin, inşaatlar, köprüler, yollar yapabilirsin.
Fakat bunlar, bir kaç dakika süren depremlerle, bombalarla, sellerle yok olabilir.
Fikirleri ise, sanatkarlar yeşertir ve sanatkârlar büyütür.
Bunun en önemli örneklerinden biri, işte burada toplanmamızın sebebi olan Filistin.
Filistin’de sanat var, Filistin’de fikir var, Filistin’de direniş var, Filistin o yüzden ayakta kalıyor..
Çünkü dünyanın bütün bombaları da yağdırılsa fikirleri öldüremiyor, sanatı yok edemiyor.
Karikatürü de en etkin biçimde kullananlardan biri, Filistinliler.
❤️❤️❤️
Dünyadaki herkes kendi kârına ve rahatına bakar. Çünkü en kolayı “bana ne” demek…
Ama ben “başkasının çocuğundan bana ne, başka insanların geleceğinden bana ne” diyemiyorum!..
Sanatkarlar, işte bunu diyemeyen insanlar!
Yahu yiyecek, içecek gelir, rızkın garantisi var.
Fakat ben çok önemli bir cephenin, son askeriyim!.. Ölsem, burada benim yerimde karikatür çizecek, sanat üretecek başka kim var?
O yüzden, yemin ediyorum; vatanını milletini seven, hele kıblenin yönünü bilen sanatkarlar müzelik eşyalar gibi kaldı. Onların ölmesini beklemeyelim ve sayılarını çoğaltmaya çalışalım.
Konuyla ilgilenenler, yüzyüze veya sosyal medyadan beni bulsun. Artık birlikte hareket etmeli, sanat üretmeliyiz.
Kesin olan şudur:
Sanat da bir savaş biçimidir.
Karikatür ise, maalesef, son yıllarda boşta kalmış bir cephemizdir.
Kesin olan;
San’atkâr yetiştirmek mecburiyetimizdir…
Ezberletmeye çalıştığımız cümle ise şudur:
Sanatçın yoksa sanatın yok
Sanatın yoksa yarınların yok!
———
Muammer Erkul,
4 Aralık 2924 Çarşamba,
Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü
TARİH: 20 ŞUBAT 1998
“ABD ve destekçilerinin niyeti bölge petrolleri üzerinde hakimiyet ve petrolü bölge ülkelerinin elinden almak; bu arada Orta Doğu’da İslâm dünyasının göğsüne hançer gibi saplanan İsrail çıbanının güvenliğini sağlamaktır.”
#Iran#savaş
Rahmetli şehid başbakan Ali Adnan Menderes'in ezan-ı şerifi aslına çevirmesine ilave olarak, en büyük hizmeti, bir depıya atılmış olan mukaddes emanetleri sırtına alarak getirmesi ve yerine saygıyla yerleştirmesidir..
Rahmetle...
Hasretle...
Saygıyla..
Minnetle...
Duayla...