📢 135. BÜLTENİMİZ YAYINDA! Hasta odaklı yaklaşımımızda 50. yılımızı kutluyoruz!
📍28 yıldır düzenli olarak okuyucularımızı bilgilendirdiğimiz Düzen Bültenimizin bu sayısı da sağlık, çevre ve bilim haberleri ile dopdolu! İşte konu başlıkları!
✒ EDİTÖR YAZISI: Dr. Yahya R. Laleli
📍 KURUM DIŞINDAN GÜNDEME DAİR
🔺 Mareşal Fevzi Çakmak ve 30 Ağustos Zaferi
🔺 ATATÜRK���ün Çocukluğundan İtibaren Sağlığı
🔺 Üniversiteye Kadın Akademisyenlerin Kabulünde Türkiye Cumhuriyeti İlk Sırada!
🔺 19 Ağustos Dünya Fotoğrafçılık Günü
🔺 Cumhuriyet’in İlk Yıllarından Bugüne Voleybol
🔬 GÜNCEL SAĞLIK HABERLERİ
🔺 Kilo Vermek için Kullanılan GLP-1 Tabletleri
🔺 Kanser Tedavisi Değişiyor
🔺 İshal, Mide Bulantısı ve Karın Ağrıları (Gastroenterit Vakaları) Artıyor mu?
🔺 Sivrisineklerle Bulaşan batı Nil Virüsü (West Nile Virus) Sınır Tanımıyor
🔺 Bu Başarı Büyük Bir Ekip Çalışmasının Sonucudur!
🔺 SpudCell: Yaşamın Yapı Taşları Bir Araya Getirilirse Hücre Oluşur mu?
🔺 Peynirde Listeria
🔺 Gida Güvenliği ve Laboratuvarların Kritik Rolü
🔺 Nişasta Bazlı Şeker
🔺 2026 Bundibugyo Ebola Salgını: Yayılım Dinamikleri ve Bulaş Zinciri Özeti
🔺 Endometriozis Dosyası
🔺 Sonbaharda Bizi Ne Bekliyor?
🔺 Antibiyotiklere Rağmen Hayatta Kalan Bakterilerin Protein Alışverişi
🗓 ÖNEMLİ SAĞLIK GÜNLERİ
🔺 15 Eylül Lenfoma Farkındalık Günü
🔺 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü
🔺 Nörobilimde Ünlenen Bir Yıldız: Astrosit
♻ ÇEVRE VE DOĞA
🌿 Dünyada ve Türkiye’de İklim Değişimi Kapsamlı Öngörüler ve Doğal Afetler
🌿 COP 31 (Conference of the Parties) Antalya
📌 PARAMEDİKAL
🔺 Lozan Barış Antlaşması’nın 103. Yıldönümü Kutlu Olsun!
🔺 Perde Meselesi
🔺 Araç Kullanan İnsandan, Aracı Yöneten İnsana
🔺 Kendini Bilmeyenin Cesareti – Dunning-Kurger Etkisi ve Bilmediğini Bilememe Sorunu
🔺 Antik Anadolu’nun Sessiz Koruyucuları: Frig Miğferleri
🔺 Görünmeyen Bulaşı Fark Eden Hekim
🔺 SIBO ve IMO Nefes Testleri
🔬 LABORATUVARDAN HABERLER
🔺 Katıldığımız Kongreler
🔺 Sağlıkta Örnek İnsan Ödülü
🔺 Aynı Çatının Altında Kuşaklar Arası Köprüler Kurabilmek
📚 KİTAP & FİLM ÖNERİSİ
🔺 Kırmızı Buğday
🔺 Semmelweis
🔗 Bültenimizin 135. sayısına web sitemizden ulaşabilirsiniz! 👉🏻 https://t.co/D4Rblti1sw
✒ Bültenimize katkı veren yazarlarımıza teşekkür ederiz. ❤
#DüzenSağlıkGrubu
��� Bu yazımızda, Alzheimer hastalığının erken tanısında pTau217 ve diğer kan biyobelirteçlerinin rolüne, testlerin kimlerde değerlendirilmesi gerektiğine ve tedavi sürecindeki olası klinik önemine bakıyoruz.
1️⃣ p-Tau217 neyi ölçer ve diğer Alzheimer belirteçleriyle, yani BOS testleri ve PET taramalarıyla karşılaştırıldığında nasıldır?
2️⃣ Alzheimer hastalığını ne kadar erken tahmin edebiliriz?
3️⃣ p-Tau 217'yi düşürmek için bir şey yapılabilir mi?
4️⃣ Amiloid Beta 40/42 oranının amacı nedir?
5️⃣ Kimler test yaptırmalı?
ℹ️ Test belirgin risk faktörü olmayan ve hiçbir şikâyeti bulunmayan kişilere rutin tarama amacıyla önerilmez. Özellikle hasta yakınlarına, testin kimlere önerilmediği ve riskli olmayan kişilerde yapılmasının sakıncaları konusunda açık bilgi vermek kafa karışıklığını önler.
📌 pTau217 testi özellikle aşağıdaki risk gruplarında önerilir:
🔺Ailede erken başlangıçlı Alzheimer hastalığı öyküsü olan kişiler
🔺APOE4 gibi genetik risk faktörlerine sahip olanlar
🔺50 yaşın üzerinde olup hafif bilişsel şikâyetleri bulunan bireyler
🔺Standart nöropsikolojik testlerde şüpheli ya da belirsiz sonuç elde edilen hastalar
ℹ️ Bu süreçte hastaların güncel gelişmeleri takip etmeleri ve hekimleriyle düzenli iletişimde olmaları önemlidir.
📍 21 Eylül Dünya Alzheimer Günü
🔗 Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu’nun “Alzheimer Tanısında Yeni Bir Dönem” yazısının tamamı 135. bültenimizde! 👉🏻 Link profilde!
🔗 Bültenlerimize ulaşmak ve abone olmak için 👉🏻 https://t.co/VmkhLk9QaJ
@Amipgiardia
#DüzenSağlıkGrubu
📚 Okulların kapılarını yeni döneme açtığı bu hafta, aniden bastıran soğukla birlikte virüsler de adeta fırsat kollamış gibi aramıza karıştı.
🦠 Üst solunum yolu enfeksiyonu şikayetleriyle başvuran hastalarda bu hafta %12 oranında rinovirüs, %3,8 oranında parainfluenza tip 1 ve %0,8 oranında SARS-CoV-2 tespit ettik. Geçen yılın aynı dönemine göre rinovirüslerde hafif bir artış gözlenirken, diğer virüslerde tablo neredeyse değişmedi.
👫 Okullarda salgınların önüne geçmek için alınacak önlemler iki gruba ayrılabilir:
❗️Zorunlu önlemler
🔺Sınıfların ve ortak alanların belirli aralıklarla havalandırılması
🔺Temizlik görevlerinin yönetmeliklere uygun şekilde düzenli biçimde yapılması
🔺Hasta öğrencilerin, ilgili sağlık birimine bildirilerek okula kabul edilmemesi ve izolasyon gerekliliğinin yerine getirilmesi
✔️ Önerilen önlemler
🔺El hijyeninin öğrencilere günlük alışkanlık olarak kazandırılması
🔺Hasta öğrencilerin evde dinlenmeleri için teşvik edilmesi
🔺Ortak kullanılan alan ve malzemelerin temas sonrası temizlenmesi
❗️Özellikle zorunlu önlemler tüm okul yönetimleri tarafından titizlikle uygulanmalı, önerilen önlemler ise salgınla mücadelede daha geniş kapsamlı bir koruma sağlamak adına destekleyici olarak değerlendirilmelidir.
⚠️ Yaz mevsimi geride kalırken, mide-bağırsak enfeksiyonları da peşimizi bırakmıyor. İshal ve kusma şikayetiyle başvuran hastalarda %9 oranında norovirüs, %3 oranında sapovirüs ve yine %3 oranında rotavirüs tespit ettik. Fakat bu hafta asıl sürprizi, %6 oranında karşımıza çıkan Cryptosporidium yaptı.
🚰 Küçük çocukların tuvalet sonrası ellerini doğru yıkamaları sağlanmalı, temiz içme suyu kullanımı güvence altına alınmalıdır. Hastalara bol sıvı vererek sıvı kaybı önlenmeli, bağışıklığı baskılanmış kişilerde ise özel tedaviler gerekebilir. Özellikle çocuklar ve bağışıklığı düşük bireyler için yakın takip önerilir.
🔗 Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu’nun “OKULLAR AÇILIRKEN” yazısının tamamı https://t.co/tA5MOQfYI1 web sitemizde! 👉🏻 https://t.co/pWfOhkrryy
@Amipgiardia
#DüzenSağlıkGrubu
✍🏻PAZAR OKUMASI: Cumhuriyet’in İlk Yıllarından Bugüne Türkiye’de Voleybol
Voleybolun ülkemizdeki serüveni Cumhuriyetin ilk yıllarında okul bahçelerinde ve mütevazı salonlarda başladı. Günümüzde ise dünya şampiyonlukları ve kürsü ambargolarıyla taçlandırarak Türk spor tarihinin en başarılı branşı haline geldi.
İlk kez 1919 yılında Young Men’s Christian Association (YMCA)’nın İstanbul Çarşıkapı binasının spor salonunda oynanan voleybol karşılaşmasıyla voleybol ile tanışan Türkiye, aynı yıl YMCA’da görevli Dr. Gilbert G. Deaver ile Selim Sırrı Tarcan arasındaki temasın ardından, Selim Sırrı Tarcan’ın İstanbul Erkek Muallim Mektebi’nde öğrencilere voleybol öğretmesiyle müfredata girer. Yetiştirdiği beden eğitimi öğretmenlerinin bu sporu okullara taşımasıyla 1920-1924 döneminde voleybol kısa sürede tanınır ve yaygınlaşır, kurumsal gelişme süreci başlar.
🏐 Sabiha Rıfat- Erkek Voleybol Takımında Oynayan Tek Kadın
Aynı yıllarda kız-erkek pek çok öğrencinin benimsediği voleybol oyununu oynamaya başlayan öğrencilerden bir tanesi de, ileride üniversite eğitimi alıp İnşaat Mühendisi olan ve Anıtkabir’in inşaatı sırasında görev alan Sabiha Rıfat Gürayman’dır. İstanbul Kız Lisesi’nde voleybol oynamaya başlayan Sabiha Rıfat, yeteneği ile dikkat çeker ve okulun voleybol takımına seçilir.
1927 yılında, Türkiye’nin ilk kadın voleybol takımı olan Fenerbahçe Kadın Voleybol Takımı’na giren Sabiha Rıfat Gürayman, kaptanlık yaptığı takımı ile birçok resmi maçta oynayarak galibiyet alır, ancak takım rakip bulamaması nedeniyle kapanmak zorunda kalır. Voleybol oynamaya devam etmek isteyen Sabiha Rıfat, kadın voleybol takımı olmaması ve o zamanlar, kadın sporcuların erkek takımında oynamalarını engelleyen bir kanun maddesi bulunmaması nedeniyle Fenerbahçe Erkek Voleybol Takımı’na girer ve bir erkek takımında forma giyen ilk kadın sporcu olur.
🗓️ 1957 yılında ilk Kadın Milli Voleybol Takımı kuruldu ve İstanbul’da düzenlenen uluslararası turnuvada yer aldı.
🗓️ 1999 yılında Eczacıbaşı, Avrupa Kupa Galipleri Kupası’nı kazanarak Türk kadın voleyboluna kulüplere düzeyindeki ilk Avrupa Kupasını getirdi.
🇹🇷 2000’li yıllar ve sonrasında Türkiye, özellikle kadın voleybolunda, kulüpler ve milli takım düzeyinde önde gelen ülkelerden biri haline geldi.
🏆 Milletler Ligi ve Avrupa Şampiyonu olan Filenin Sultanları ile gurur duyuyoruz!
🔗 Uzm. Vet. Hek.Yudum İki Yakın’ın “Cumhuriyet’in İlk Yıllarından Bugüne Türkiye’de Voleybol” yazısının tamamı 135. Bültenimizde! 👉🏻 Link profilde!
📍 https://t.co/rUSvp10ETJ
#DüzenSağlıkGrubu
🆘 Nepal’de yüzyılın sel felaketi!
📍Ağustos ayının son haftasında Nepal’de yüzyılın sel felaketi yaşandı. 1.367 kişinin yaşamını yitirdiği doğrulandı; yaklaşık 5.100 kişi kayıp; 13.646 kişi kurtarıldı.
İlk başta pek çok kişi bir sarsıntının heyelana neden olduğunu ve bunun da yüzlerce kişinin ölümüne yol açan sele neden olduğunu düşündü ancak ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS), felaketin bir buzulun veya buzulun bir bölümünün parçalanması anlamına gelen “buzul çökmesi”nden kaynaklandığını açıkladı.
USGS verilerine ve olayı analiz eden bilim insanlarına göre, çöken buzulun vadinin dibine çarpmasının etkisi o kadar güçlüydü ki, 5,2 büyüklüğünde bir deprem olarak kaydedildi.
Nepal-Tibet sınırındaki buzulun çökmesi (glacier collapse) sebebiyle deniz seviyesinden 7000 metre belki de daha fazla bir yükseklikten aşağı buz ve kaya parçaları çevresindeki büyük miktarda yıkıntılarla birlikte nehre karıştı.
Felaketin yaşanmasında iklim değişimi sebepli bölgede buzulların hızla erimesi yanında dağ yamaçlarını bir arada tutan permafrost’un, yani kalıcı olarak donmuş zeminin erimesi. Bu durumun, ana kayanın dengesini bozarak tüm buz ve kayaların vadi boyunca aşağı doğru kaymasına neden olduğu düşünülüyor.
İklim değişimine bağlı bu bölgede erimenin çok hızlı olduğu biliniyor ancak uzmanlar buzulun çökmesinde iklim değişiminin hangi yüzdeyle etkili olduğunu belirtmek için erken olduğunu söylüyor.
Buzulların çökmesi nehir taşkınlarına göre nadir görülen bir olay olsa da 2025 yılında İsviçre’deki Birch Buzulu’nun çökerek Blatten köyünü kısmen yutmuştu. Benzer durum 2021 yılında da Himalayalar’da da gerçekleşmişti.
Bilim insanları, küresel sıcaklık artışının yüksek dağ ekosistemlerini ve polar bölgeleri kararsız hale getirdiğini ve bu tür ani, yıkıcı kütle hareketlerinin kaçınılmaz olarak artacağını belirtiyor.
🔗 Kaynak 👉🏻
📍https://t.co/IdjUhAmxz2
📍https://t.co/z6plLBa6ev
https://t.co/OHU3OyHJe9
🔗 Tüm güncel yazılarımız için 👉🏻 https://t.co/tA5MOQfYI1
#DüzenSağlıkGrubu
🍁 Sonbahar, tatilden döndüğümüz ve yaprakların renk değiştirdiği romantik bir dönem olmanın ötesinde, okulların açıldığı, havaların soğuduğu ve grip gibi mevsimsel hastalıkların geri döndüğü bir zaman.
🗣️ Her yıl, özellikle solunum yolu hastalıkları olmak üzere sonbahar hastalıklarında artış görülüyor.
🦠 Solunum yolu virüsleri yıl boyunca dolaşır; ancak sonbahar ve kış aylarında daha yaygın hale gelir ve daha kolay yayılır.
ℹ️ Soğuk hava doğrudan hasta etmez, ancak bu aylarda hastalıklar artar çünkü soğuk, hastalığa yol açan koşulları oluşturur. Örneğin, nezle gibi bazı virüsler soğuk ve kuru havada daha iyi çoğalır ve daha kolay yayılır. Ayrıca, serin ve kuru hava burnumuzu kurutarak vücudun enfeksiyonlara karşı ilk savunmasını zayıflatabilir.
🔺Sonbaharda bizi hangi virüsler bekliyor?
🔺Grip, soğuk algınlığı ve COVID-19’un belirtileri sıkça nasıl karıştırılıyor?
🔺Belirtileriniz birkaç günden uzun sürerse, nefes darlığı veya yüksek ateş gibi şikayetleriniz varsa ne yapmalısınız?
❗️Sonbahar hastalıklarına hazırlıksız yakalanmak zorunda değilsiniz. Bilgili olup erken belirtileri tanıyarak ve basit önlemler alarak solunum yolu hastalıklarından korunabilirsiniz. 👉🏻 Bunun için önlemler neler?
🔗 Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu’nun “Sonbaharda Bizi Ne Bekliyor?” yazısının tamamı 135. E-bültenimizde. Bültenlerimize ulaşmak için 👉🏻 https://t.co/Db11t0gNdr
@Amipgiardia
#DüzenSağlıkGrubu #GüncelSağlıkHaberleri
Güçlü bir sağlık sistemi, insanların hastalanmasını beklemeden onların sağlığını korumaya ve hastalıkların ortaya çıkmasını önlemeye çalışır.
Koruyucu sağlık hizmetleri, çoğu zaman daha etkili, daha kapsayıcı, daha ucuz ve daha adildir.
Halk sağlığı insanı çevresinden bağımsız bir varlık olarak ele alamaz. Temiz suya , güvenli gıdaya ulaşamayan, hava kirliliğine maruz kalan, güvenli konutlarda yaşamayan , sağlıksız çalışma koşullarında bulunan bir kişiye yalnızca ilaç vermek, hastalığın nedenine değil sonucuna müdahale etmektir. Çevrenin sağaltılması, aslında insanın sağaltılmasının bir parçasıdır.
Bir çocuğun aşılanması, yalnızca o çocuğu enfeksiyondan korumaz; toplumdaki bulaş zincirinin kırılmasına da katkıda bulunur.
Koruyucu hizmetlerin ekonomik değeri özellikle kronik hastalıklarda daha belirgindir. Sigaranın azaltılması, sağlıklı beslenmenin teşvik edilmesi, fiziksel aktivitenin artırılması, hipertansiyon ve diyabet gibi hastalıkların erken saptanması, ileride ortaya çıkabilecek kalp-damar hastalıkları, inme, böbrek yetmezliği ve bazı kanserlerin yükünü azaltabilir.
🔺Halk Sağlığı nedir?
🔺Tıbbi Hizmetler ve Sağlık Hizmetlerinin farkı nedir?
🔺Koruyucu Hekimlik neden önemli?
🔗 Prof. Dr. Zafer Öztek ve Dr. Özlem Aker’in “03-09 EYLÜL HALK SAĞLIĞI HAFTASI” yazısının tamamına web sitemizden ulaşabilirsiniz! 👉🏻 https://t.co/EUxDQvPmXY
📍3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası
#DüzenSağlıkGrubu
✍️ Kurucumuz Dr. Yahya R. Laleli’nin kaleminden “30 Ağustos ve Sorumluluklarımız”
30 Ağustos’un anlamı, geçmişte kazanılmış büyük bir askerî başarıyı, bir zaferi anmanın çok ötesindedir. Bu zafer; bağımsızlık idealini somut bir gerçeğe dönüştüren ve milletimizin özgür yaşama iradesini bütün dünyaya kabul ettiren tarihî bir dönüm noktasıdır.
Zaferin önünü açan yolda, Amasya Bildirisi’nin ardından Erzurum ve Sivas Kongrelerinin milli mücadele yönünde ortaya konan irade ile oluşan dayanışmanın, Kars, İnönü ve Sakarya zaferlerinin verdiği inanç ve askeri dehanın rolü hiçbir şekilde yadsınamaz.
Bu Millî Mücadele sürecinin hangi ortamda, nasıl ve hangi hedeflerle başladığı, 24 Mayıs 1918’de Atanın Ruşen Eşref’e ithaf ettiği kendi fotoğrafı üzerine Osmanlıca yazılmış yazıda özetlemektedir. Bu konuyu 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için hazırlayacağımız bültenimizde, Ruşen Eşref Ünaydın’ın “Atatürk’ü Özleyiş: Hatıralar” (Türk Tarih Kurumu Basımevi, 1957) kitabından irdeleyeceğiz.
30 Ağustos Zaferi’ni kutlama kapsamını; bu zafer sonrası kazanılmış bağımsızlığın ve cumhuriyetin her nesil tarafından korunması, geliştirilmesi ve geleceğe taşınmasının hatırlanması gereken bir sorumluluk olarak görüyorum.
30 Ağustos’u bu sorumluluk duygusu ve düşüncelerle kutlarken, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere İstiklâl Mücadelemizin bütün kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
🇹🇷 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun!
#DüzenSağlıkGrubu
🔸Nişasta bazlı şeker (NBS) nedir?
🔸Olası etkileri neler?
🔸Genel öneri olarak ilave şeker, *2.000 kcal alan bir yetişkin için günlük toplam enerjinin % kaçı olmalı?
🔸Şekerin Farklı Adları neler?
🔸Etiket Nasıl Okunmalı?
🔸Nişasta Şekeri Nasıl Uygulanır?
⚠️ Doğal şeker, sunulduğu biçimde meyvede ve bitkide bulunduğu paketle, yani ürünün taşıdığı lifler ve fenoller (organik maddeler) ile birlikte gelir; ilave şeker ise bir taşıyıcı içinde değil, bir gıda maddesi içinde (bisküvi, içecekler, enerji gıdaları, sodalı içecekler vb.) gelir. Asıl kısıtlanması gereken, nişasta şekeri ile beraber gelen ilave şekerdir.
🔍 Son günlerin gündemdeki konusu Nişasta Bazlı Şeker tüketimini kurucumuz Prof. Dr. Yahya Laleli kaleme aldı.
🔗 Tüm bu soruların yanıtları ve yazının tamamı web sitemizde “Güncel Sağlık Konuları” bölümünde! 👉🏻 https://t.co/EovzsKsmyn
#DüzenSağlıkGrubu
✍🏻 PAZAR OKUMASI 👉🏻 Afrika’nın kuzeyindeki kurak Sahra Çölü ile güneyindeki nemli savanlar arasında yer alan, batıda Atlas Okyanusu’ndan doğuda Kızıldeniz’e uzanan yaklaşık 5.400 km uzunluğunda yarı kurak bir geçiş kuşağı olan Sahel bölgesinde bir büyük BÜYÜK YEŞİL DUVAR oluşturuluyor. 2030 yılına kadar 100 milyon hektarlık çölleşmiş araziyi yeniden canlandırmayı hedefleyen 8.000 km uzunluğundaki iddialı bir girişim. Çölleşme, iklim değişikliği ve yoksullukla mücadele etmek amacıyla 22 ülkeyi kapsıyor.
🌎 Pan-Afrika Büyük Yeşil Duvar Ajansı’nın (PAGGW) bir parçası olan ülkeler Cezayir, Benin, Burkina Faso, Kamerun, Yeşil Burun Adaları (Cape Verde), Çad, Cibuti, Mısır, Eritre, Etiyopya, Gambiya, Gana, Kenya, Libya, Mali, Moritanya, Nijer. Nijerya, Senegal, Somali, Güney Sudan, Sudan. Bu ülkelerin bir araya gelerek sadece ülke topraklarını değil kıtanın geleceğini kurtarmak üzere harekete geçmiş olmaları dünyanın geleceği için ümidimizi arttıran önemli bir çalışma.
📍 Proje, 2007 yılında Afrika Birliği tarafından benimsenmiş, program hem Kuzey hem de Batı Afrika’daki ülkeleri kapsayacak şekilde genişletilmiş.
🌳 Programın başlatılmasının onbeşinci yıldönümü vesilesiyle, Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) tarafından 7 Eylül 2020’de bir raporda yayınlanmış. Raporda, Büyük Yeşil Duvar’ın planlanan alanın yalnızca %4’ünü kapladığı ve sadece 4 milyon hektarlık alana ağaç dikildiği belirtilmiş. Etiyopya, dikilen 5,5 milyar fidanla en başarılı ülke olurken, Çad ise sadece 1,1 milyon fidan dikmiş. Senegal’de dikilen 12 milyon ağacın düşük olan hayatta kalma oranı ise biraz ümitsizliğe sebep olmuş.
🌱 Doğanın da sevinçle destek verdiği bu proje, dünyanın pek çok yerinde başlatılan yeşillendirme çalışmalarından çok daha önemli. Bir kıta üzerinde, tarih içinde sürekli çatışan toplulukların bir araya gelerek, kendi yaşamlarını desteklerken dünyaya da umut olmalarının ürünü olacak Büyük Yeşil Duvar.
🔗 Ph. D. Biol. Dr. Ayşe Ergüven’in “Büyük Yeşil Duvar” yazısının tamamı 134. Bültenimizde! 👉🏻 https://t.co/6QhRMQc72h
#DüzenSağlıkGrubu
☀️ Yaz mevsimi bazı sağlık sorunlarının daha yaygın hale geldiği koşulları da yaratıyor! Yüksek sıcaklıklar, aşırı terleme, susuzluk, kirlenmiş yiyecekler ve artan güneş ışığına maruz kalma vücudu farklı şekillerde etkileyebiliyor.
⚠️ Mide enfeksiyonlarından cilt problemlerine ve ciddi sıcağa bağlı rahatsızlıklara kadar, yaz mevsiminde sık görülen hastalıklar gerekli önlemler alınmadığı takdirde günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir.
🔆 Yürüyüş, kamp, piknik, bahçe ile uğraşmak gibi aktiviteler bazı enfeksiyonlara yol açabileceğinden, herkesin yazın dikkat etmesi gerekir. Soğuk algınlığı da yaygın görülse de bu aylarda diğer bulaşıcı hastalıklar daha baskın ve endişe vericidir; kene ve sivrisinek ısırıklarıyla bulaşan enfeksiyonlar ve gıda zehirlenmeleri…İyi haber şu ki, yaz hastalıklarının çoğu basit yaşam tarzı değişiklikleriyle ve farkındalıkla önlenebilir!
🔺Yaz Aylarında Sık Görülen Enfeksiyonların Belirtileri
🔺Bulaşıcı Hastalıklardan Korunmak İçin En Önemli İpuçları
🔺Türkiye’de kene ile bulaşma riski olan hastalıklar
🔺Sivrisinek ve kum sineği kaynaklı hastalıklar
❗️Basit ama etkili önlemlerle riski azaltmak mümkün:
✔️ Kene ve sivrisinek ısırıklarına karşı korunmak
✔️ Taze ve doğru koşullarda saklanmış gıdaları tercih etmek
✔️ Meyve ve sebzeleri iyice yıkamak
✔️ Temiz ve güvenli su tüketmek
✔️ El hijyenine özen göstermek
🔗 Yaz aylarında sık görülen enfeksiyonlar, belirtileri ve korunma yolları hakkında ayrıntılı bilgi için Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu’nun “Yaz Enfeksiyonları” yazısını okuyabilirsiniz! 👉🏻 https://t.co/1BWZ7xXmNx
@Amipgiardia
#DüzenSağlıkGrubu
👤 Enfeksiyon geçti…Peki ya etkileri?
🌡️ Ateş düştü, ağrılar geçti, günlük yaşama dönüldü. İyileşme gerçekten tamamlandı mı? Ya ağır bir enfeksiyon, bedenden çekildikten sonra beyin ve ruh sağlığı üzerinde iz bırakmaya devam ediyorsa?
🔍 JAMA Psychiatry dergisinde yayımlanan geniş kapsamlı bir araştırma, hastaneye yatmayı gerektiren enfeksiyonların ruhsal ve nörolojik etkilerinin daha uzun sürebileceğini gösteriyor.
📌 Çalışmada enfeksiyon nedeniyle hastaneye yatırılan kişiler; enfeksiyon dışındaki nedenlerle hastaneye yatırılanlarla ve genel toplumdan benzer özelliklere sahip kişilerle karşılaştırılıyor. Bir milyondan fazla eşleştirilmiş kişi çiftini kapsayan araştırmada, hastaneye yatıştan sonraki birinci ay ile ikinci yıl arasında ortaya çıkan sağlık sorunları değerlendiriliyor.
❗️Geniş araştırma, hastaneye yatış gerektiren enfeksiyonların ardından bazı ruhsal ve nörolojik sorunların daha sık görülebildiğine işaret ediyor!
📌 Araştırmada enfeksiyonlar ile kaygı ve duygu durum bozuklukları, uykusuzluk, bellek ve dikkat sorunları, demans, nöbet, inme ve bazı sinir-kas hastalıkları arasındaki ilişkiler inceleniyor, 140 karşılaştırmanın 116’sında anlamlı risk artışı saptanıyor. Özellikle bilişsel sorunlardaki fark dikkat çekiyor.
❓Peki iyileşme sürecinde hangi belirtiler göz ardı edilmemeli?
➡️ Yeni başlayan ya da uzun süren bellek güçlüğü, uyku bozukluğu, belirgin kaygı, duygu durum değişikliği, nöbet veya kas güçsüzlüğü gibi belirtiler, enfeksiyon sonrasındaki dönemin de dikkatle izlenmesi gerektiğini hatırlatıyor.
❗️Ağır bir enfeksiyonun ardından iyileşme süreci taburculukla sona ermeyebilir! En yüksek risk özellikle ileri yaştaki yetişkinlerde dikkat çekiyor.
❗️Enfeksiyon bittiğinde takibi de bitirmeyin! Bedeniniz kadar belleğinizdeki, uykunuzdaki, duygu durumunuzdaki ve zihinsel performansınızdaki değişimleri de önemseyin.
🔗 Uzm. Dr. Aytekin Fırtına’nın “AĞIR ENFEKSİYONLARDAN SONRA BEYİN SAĞLIĞINA DİKKAT” yazısı https://t.co/tA5MOQgwxz web sitemizde! 👉🏻 https://t.co/8R7J2xSBzW
#DüzenSağlıkGrubu
✍🏻 PAZAR OKUMASI: Bu yazının konusu makalenin sonuçları tarım tarafından bizlerin uzun zamandır “AMAN DİKKAT” dediğimiz bir konunun aslında ne kadar somut bir şekilde sağlığımızı etkilediğini gözler önüne seriyor!
🏠 Evlerimizde muazzam filtreli hava temizleyiciler ile evin havasını temizleyebiliyoruz, giyeceklerimizi yeni nesil makinelerimizle kolaylıkla steril edebiliyoruz, antibakteriyel sabunlar ile tüm vücudumuzu anında mikroorganizmalardan arındırabiliyoruz, yeni nesil temizlik malzemeleri ile bütün evin neredeyse “steril” olması çok kolay, antibiyotikler ise eskisi kadar olmasa da şeker kıvamında herkesin elinde..
🧼 Kendi doğamıza biraz aykırı olan bu “temizlik” hali beraberinde dengesiz bir bağışıklık sistemi ile birlikte astım, çeşitli alerjiler ve otoimmün hastalıkları tetikliyor ki biz bunu “HİJYEN HİPOTEZİ” olarak biliyoruz ancak bu başka bir yazının konusu olsun.
🌾 Burada asıl konu her şeyi kontrol ettiğimizi zannederken pazardan ya da marketten aldığımız et ve süt ürünlerinin ya da meyve ve sebzelerin nasıl bir üretim sürecinden geçtiğinden haberimiz var mı? Hatta aynı tornadan çıkmış gibi görünen ve de esasen doğanın belki de doğal akışına bir miktar aykırı olan bu zirai ürünlerin üretim süreçlerinin aslında dolaylı olarak bize ne kadar zarar verdiğinin farkında mıyız?
👉🏻 Prof Dr.Kıvanç Bilecen’in “Toprak Mikrobiotasının İnsan Sağlığına Etkisi” yazısı ile gelin toprak özelinde buna biraz bakalım!
🔺Toprak Sağlığı Nedir ve Neden Bu Kadar Önemlidir?
🔺Mikrobiyota ve mikrobiyom nedir?
🔺Toprak Mikrobiyotasını Neler Tehdit Ediyor?
🔺Ciddi bir tehdit kaynağı: Veteriner antibiyotikleri ve hayvan gübresi
🔺Bu vahim tabloya eklenen diğer unsurlar: İklim değişikliği ve yoğun tarım uygulamaları
🔺Toprak Mikrobiyotasının Bozulması Bizi Neden İlgilendirsin?
🔺Topraktaki Patojenler Nerede, Nasıl Dağılıyor?
🌱 Toprağı Korumak İnsan Sağlığını Korumaktır! 👉🏻 Araştırmalar sonucunda elde edilen anlamlı veriler, toprak biyoçeşitliliğini korumanın ve geliştirmenin sadece entelektüel bir çevre meselesi olmadığını; aynı zamanda do��rudan bir halk sağlığı meselesi olduğunu ortaya koymaktadır.
❓PEKİ NE YAPILABİLİR?
🔗 Prof Dr.Kıvanç Bilecen’in yazısının tamamı 134. Bültenimizde! 👉🏻 https://t.co/6QhRMQc72h
#DüzenSağlıkGrubu
❗️2026 yazı, “iklim değişikliğinin yalnızca geleceğe ilişkin bir risk değil”, bugün insan sağlığını, ekonomiyi ve bütün canlıların yaşamını doğrudan etkileyen bir gerçek olduğunu bir kez daha gösteriyor!
🔥 Avrupa’nın batısında büyüyen yangınlar, şimdi Türkiye’nin farklı noktalarında yaşamı tehdit ediyor. Fransa ve İspanya’da yüz binlerce hektarı etkileyen alevler; Aydın’dan Muğla’ya, Balıkesir’den Çanakkale’ye uzanan mücadeleyle aynı küresel tehlikeye işaret ediyor.
📍Fransa’da geçen hafta başlayan yangınlarda 42 bin hektarlık yani 59 bin futbol sahası büyüklüğünde alan kül oldu. Bu durum 2. Dünya Savaşından bugüne Fransa’da yaşanan en büyük orman yangını olarak tarihe geçti.
🌎 Bilimsel çalışmalar, iklim değişikliğinin sıcak hava dalgalarının sıklığını ve şiddetini artırdığını; bunun da yangın sezonlarının uzamasına ve yangınların daha büyük alanlara yayılmasına neden olduğunu ortaya koyuyor Yangınların tek nedeni iklim değişikliği olmasa da, değişen iklim koşulları yangınların davranış��nı belirgin biçimde ağırlaştırıyor.
⚠️ Avrupa Komisyonu Avrupa’nın iklim krizi sonuçlarına karşı hazırlıklı olmadığını, Ekim ayında mevcut politikaların daha kapsamlı ele alınacağını ve iklim stratejisi sunacaklarını açıkladı. Bu stratejinin; yangınlara dayanıklı ormancılık uygulamalarını, erken uyarı sistemlerini ve iklim uyum politikalarını kapsaması bekleniyor.
🌳 Geniş ölçekli orman yangınları yalnızca ağaç kaybına yol açmıyor, atmosfere salınan karbon, azalan biyolojik çeşitlilik, kirlenen hava, verimsizleşen topraklar ve yıllarca iyileşemeyen doğal alanlar, yangınların etkisini ülke sınırlarının çok ötesine taşıyor.
❗️Uzun süren kuraklık, aşırı sıcaklıklar, düşük nem ve şiddetli rüzgârlar yangınların hızla yayılmasına neden oluyor. Bazı bölgelerde oluşan “yangın bulutları” ise rüzgârın yönünü değiştirebiliyor, yıldırımlar oluşturarak kilometrelerce uzakta yeni alevler başlatabiliyor.
🔥 Alevler Sınır Tanımıyor: Avrupa’dan Türkiye’ye Yanan Yalnızca Ormanlar Değil!
🌎 Evlerini terk etmek zorunda kalan insanlar, başka bölgelere taşınan hayvanlar, yok olan yaşam alanları ve atmosfere yayılan duman… Her yangın yalnızca çıktığı bölgeyi değil, dünyanın ortak ekolojik dengesini etkiliyor.
🔗 Küresel orman yangını emisyonlarının günlük takibi için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz 👉🏻
https://t.co/b7GHpFwzAZ
🔗 Ateş bulutları nasıl oluşuyor? Alevlerin yönünü nasıl değiştiriyor? Avrupa ve Türkiye’de son durum ne? Yazının tamamı web sitemizde 👉🏻 https://t.co/RrKBxi17v9
#DüzenSağlıkGrubu #Yangın
🧬 PAZAR OKUMASI 👉🏻 Klonlama ilk kez 1885 yılında, Hans Adolf Eduard Driesch’in deniz kestaneleriyle yapay embriyo bölünmeyi (ikizleşme) gözlemlemesi ile başlamış.
ℹ️ Nükleer transfer yani bir canlının vücut hücresinden (somatik hücre) alınan çekirdeğin, çekirdeği çıkarılmış bir yumurta hücresine aktarılması yoluyla gerçekleştirilen ilk başarılı hayvan klonlaması ise 1952 yılında iribaşlarda (ergen kurbağa) yapılmış.
🐑 1996 yılında ise yetişkin bir koyunun somatik hücrelerinden klonlanan ilk memeli Dolly’i çoğumuz tanıyoruz. Bu araştırmalar ile memeliler yapay olarak klonlanabiliyor.
❓Ancak klonlama yoluyla türlerini sürdürebilmek
mümkün mü?
📍Dolly adlı koyunun doğuşundan bu yana, klonlama teknolojisi tarımsal iyileştirme, rejeneratif tıp ve Dünya’nın nadir genetik kaynaklarının korunması gibi çeşitli uygulama alanlarında kullanılmış. Bununla birlikte, araştırmalar memeli klonlamasının pratik uygulamasının biyolojik kısıtlamalarının daha derinlemesine anlaşılmasını gerektirdiğini ortaya koyuyor. Şimdilik memeli türlerinin uzun vadede hayatta kalması için eşeyli üremenin evrimin kaçınılmaz bir kuralı olduğu bilgisi hâlâ geçerli.
🧬 Bir gün klonlama, eşeyli üremenin yerini alabilir mi? Yoksa biyolojik çeşitlilik yaşamın vazgeçilmez sigortası mı?
🔗 Ph.D. Biol. Dr. Ayşe Ergüven’in “Klonlama Eşeyli Üremeye Alternatif mi?” yazısının tamamı 134. Bültenimizde, link profilde! 👉🏻 https://t.co/JXjKRMJr1t
#DüzenSağlıkGrubu
⚠️ Buzdolabındaki peynir gerçekten güvenli mi?
🧀 Yakın zamanda yaygın olarak tüketilen bir peynir markasının belirli bir üretim serisinde Listeria Monocytogenes bakterisi tespit edildi. İlgili ürünler piyasadan toplatılarak imha edildi. Ancak bu olay, gıda güvenliği konusunda hepimizin bilmesi gereken önemli bir gerçeği yeniden gündeme getirdi: LISTERIA nedir ve peynirler her zaman riskli mi?
❗️Listeria, buzdolabı sıcaklığında bile çoğalabilir!
ℹ️ Enfeksiyon çoğu sağlıklı kişide belirti vermeden ya da hafif şikâyetlerle geçebilir. Ancak hamileler, ileri yaştakiler, kanser veya diyabet gibi hastalıkları bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler için çok daha ciddi sonuçlara yol açabilir.
🔺Peki hangi peynirler daha fazla risk taşır?
🔺Pastörize süt kullanılması neden önemlidir?
🔺Peynir alırken ve saklarken nelere dikkat edilmelidir?
🔺Ateş, kas ağrısı, bulantı, kusma ve ishal görüldüğünde ne yapılmalıdır?
🔍 Peynirde Listeria riskini ve korunmak için alınabilecek önlemleri Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu’nun hazırladığı yazımızda anlattık.
🔗 Yazının tamamını okumak için 👉🏻 https://t.co/tWNPyXuwGu
@Amipgiardia
#DüzenSağlıkGrubu #Listeria #GıdaGüvenliği #Peynir
🩸Hepatit: Önümüzdeki Engelleri Birlikte Aşalım!
❗️Viral hepatit, bilimsel ilerlemelere rağmen dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi olmayı sürdürüyor.
📌 2024 yılında yaklaşık 1,3 milyon kişinin yaşamını kaybetmesine yol açan enfeksiyonlar, çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor.
📊 Dünya genelinde yaklaşık 287 milyon kişi kronik hepatit B veya C ile yaşıyor; ancak önemli bir bölümü enfekte olduğunu bilmiyor.
ℹ️ Hepatit, karaciğerin iltihaplanmasıdır ve A, B, C, D ve E olmak üzere beş farklı virüsten kaynaklanabilir. Bulaşma yolları virüs türüne göre değişir. Halsizlik, ateş, koyu renkli idrar, iştahsızlık, bulantı, karın ağrısı ve sarılık görülebilir; ancak bazı kişilerde uzun süre hiçbir belirti ortaya çıkmayabilir.
🔍 Hepatit A ve E çoğunlukla kirli yiyecek ve suyla bulaşır ve genellikle kısa süreli seyreder. Hepatit B kan, cinsel temas veya anneden bebeğe geçebilir; tedaviyle kontrol altına alınabilir ve aşıyla önlenebilir. Hepatit C çoğunlukla kan yoluyla bulaşır ve güncel tedavilerle büyük ölçüde iyileştirilebilir. Hepatit D ise yalnızca hepatit B enfeksiyonu bulunan kişilerde görülür ve hastalığın seyrini ağırlaştırabilir.
⚠️ Korunmak için👇🏻
🔺Ellerinizi doğru ve sık yıkayın.
🔺Güvenli gıda ve su tüketimine dikkat edin.
🔺Steril ekipman kullanılmasını sağlayın.
🔺Kişisel eşyalarınızı paylaşmayın.
🔺Cinsel ilişkide korunma yöntemlerinden yararlanın.
🔺Hepatit B aşınızı yaptırın.
🧪Risk grubundaysanız, hepatitin sık görüldüğü bir bölgede yaşıyorsanız veya gebelik dönemindeyseniz test yaptırmayı ihmal etmeyin.
🔬Hepatit testleri, kan örneğiyle kısa sürede yapılabilir.
📍28 Temmuz Dünya Hepatit Günü
#DünyaHepatitGünü #Hepatit #KaraciğerSağlığı #ErkenTanı #DüzenSağlıkGrubu
🦗 Çekirgelerden gerçekten korkmalı mıyız, yoksa asıl tehlike bahçemiz için mi?
⚠️ Son günlerde daha sık karşılaştığımız çekirgeler hakkında pek çok soru var!
❓Çekirgeler size zarar verir mi?
❓Çekirge ısırığında ne yapılmalı?
❓Çekirgeleri bahçenize ne çeker?
❓Bahçeye ve eve girmeleri nasıl önlenir?
ℹ️ Çekirgeler çoğunlukla insanlar için ciddi bir sağlık riski oluşturmasa da nadiren ısırabilir, ciltte hafif tahrişe yol açabilir ve özellikle yoğun olduklarında bitkilere zarar verebilir.
🔍 Çekirgelerle karşılaştığınızda nelere dikkat etmeniz gerektiğini, bahçenizi nasıl koruyabileceğinizi ve hangi durumlarda önlem almanız gerektiğini sizler için derledik.
❗️Çekirge ısırığında ne yapılmalı? 👉🏻 Bir çekirge tarafından ısırıldıysanız:
✔️ Isırılan bölgeyi sabun ve suyla nazikçe yıkayın.
✔️ Şişlik veya hassasiyet varsa soğuk kompres uygulayın.
✔️ Ağrı varsa, sizin için uygunsa reçetesiz bir ağrı kesici kullanılabilir.
✔️ Kaşımayın, kaşıntı oluşursa kalamin losyonu gibi yatıştırıcı bir ürün kullanabilirsiniz.
✔️ Beklenenden daha büyük bir şişlik, yaygın döküntü, nefes darlığı veya enfeksiyon belirtileri görülürse, bir doktora başvurun.
🔗 Uzm. Dr. Tutku Taşkınoğlu'nun “Çekirgeler Size Zarar Verir mi?” yazısının tamamı için 👉🏻 https://t.co/tpxN9PV1s0
@Amipgiardia
#DüzenSağlıkGrubu #GüncelSağlıkKonuları #Çekirge