Bu araştırmanın konusu; düşünürlere, bilim insanlarına ya da büyük yazarlara duyulan entelektüel hayranlık değil, popüler kültür figürlerine yönelik aşırı hayranlıktır.
People often criticize “Big Pharma” but rarely acknowledge the enormous and rapidly growing market of complementary and “Alternative” Medicine. Most of these products are not required to prove any clinical benefit!!!
For patient care, what truly matters is scientific evidence, rigorous testing, clinical trials and treatments that show measurable benefit. Everything else is noise.
Bilimsel okuryazarlığım var ve bilim felsefesinden(?) anlıyorum masmalesef. Ben evrim kuramına itirazları ciddiye alıyorum.
Aynen astroloji, doğal taşlar ve hatta cin hikayelerini ciddiye alıp anlamaya çalıştığım gibi.
İsterseniz salt bilimsel düzeyde evrimi tartışırız ve meselelerin tahkik edildiğinde sandığınız kadar kolay olmadığını gösteririm.
Hatta kötüsü odur ki delillerinizin zeminini “herkes öyle diyor” düzeyine götürmek zorunda kalacağınızdan emin gibiyim.
Basbayağı sloganik dogmalarınız var, prestijli kılınmış hakim tepenin sloganını bastığınız için bunu sorgulamak olarak lanse ediyorsunuz.
1200 yılında tipik bir katolik papazı da hakim tepede olmanın avantajı ile muhalifi olan görüşleri muhtelemen sizin gibi ele alıyordu.
T:👉Dün Kore’den yayınlanan bir makaleye atfen, COVID-19 aşısı olanlarda bazı kanserlerin 1 yıl içinde daha fazla görüldüğü iddia edildi. * Bu makaleyi gören bazı kişiler bunu paylaşacak ve “biz demiştik” diyecektir. Tabiki her bilimsel makaleyi dikkate almalı ve incelemeliyiz. Ama bir makaleye insanları paniğe sürüklemek doğru değildir. Bu iddia insanlarda kaygı yaratacaktır. Peki gerçekten bu iddia doğru mu? Gelin çalışmayı sade şekilde eleştirel olarak ele almaya çalışalım:
Öncelikle kanser, genellikle uzun yıllar boyunca gelişen bir hastalıktır. Yani örneğin radyasyona ya da başka kanserojen etken maddeye/virüs vs. ye maruz kalınca dahi kanser gelişmesi çoğu zaman yılları bulur. Hücrelerde DNA hasarı birikir, bağışıklık sistemi bunların çoğunu temizler, bazıları ise zamanla tümörleşir. Bu makaledeki iddiadaki 1 yıl gibi kısa bir süredeki artış“aşı kansere yol açtı” demek biyolojik olarak çok gerçekçi değildir. Yine de tabiki bilim insanları tarafından değerlendirilmelidir. Bu fark büyük ihtimalle önceden var olan ama teşhis edilmemiş kanserlerin daha sık bulunmasıyla ilgilidir.
Pandemi sırasında tüm dünyada olduğu gibi Kore’de de taramalar (örneğin mide ve kolon endoskopileri) belirgin şekilde azaldı. Aşılamayla birlikte insanlar yeniden sağlık sistemine başvurdu. Ve bunlar daha çok aşıyı vurulan kişiler. Daha fazla tetkik yapıldığında daha çok kanserin bulunması ve raporlanması da ihtimal dahilindedir. Bu durum “detection bias” yani tespit yanlılığına yol açar.
Çalışmada 20’den fazla kanser tipi incelenmiş. İstatistikte ne kadar çok karşılaştırma yapılırsa, şans eseri birkaçında fark “anlamlı” çıkabilir. Buna yanlış pozitif denir. Bu nedenle yalnızca p<0.05’e bakarak sonuçların güvenilir olduğunu söyleyemeyiz.
Gerçek biyolojik bir etki olsaydı, daha tutarlı bir tablo görmemiz gerekirdi. Ancak çalışmada bazı kanserlerde artış, bazılarında ise azalma var. Örneğin lösemi aşılılarda daha az bulunmuş. Böyle çelişkili sonuçlar, bulguların biyolojik mekanizmayla açıklanmasının zor olduğunu gösteriyor.
Çalışmadaki en kritik nokta: “Toplam kanser” oranı anlamlı şekilde artmamış. Yalnızca bazı alt tiplerde fark çıkmış. Hatta booster doz analizinde toplam kanser için risk oranı neredeyse aynı. Eğer gerçekten aşı kansere yol açıyor olsaydı, genel kanser oranında da artış beklenmesi daha olasıdır.
ABD, Avrupa ve özellikle İskandinav ülkelerinde milyonlarca kişiyi kapsayan, uzun süreli ve metodolojik olarak çok güçlü çalışmalar yapıldı. Bu büyük veri setlerinde aşıların kanser riskini artırdığına dair hiçbir bulgu bulunmadı. Yani daha güvenilir ve tekrarlanan veriler, Kore’den gelen bu çalışmadaki iddiayı desteklemiyor. Detaylı incelemek isteyenler için 👇**
Sonuç olarak bu makale ilginç sorular soruyor ama kesin yanıt vermiyor. Bilimsel açıdan “hipotez üreten” bir (potansiyel ilişki gösteren) yazıdır, ama COVID-19 aşılarının kesin olarak kansere yol açtığını göstermiyor. Bilimde çok eksikleri olan tek bir çalışmayla hüküm verilmez. Daha güçlü, daha uzun süreli ve farklı ülkelerde yapılan çalışmaların ortak sonucu ise açıktır: COVID-19 aşılarının (şimdiye kadar gösterilmiş) kansere yol açtığına dair güvenilir bir kanıt yoktur.
T:👉 Dünkü özetin üzerine tekrar vurgulamak gerekir ki, COVID aşıları sonrası “1 yıl içinde kanser artışı” iddiası biyolojik açıdan inandırıcı değildir. Kanser gelişiminin zaman alıcı doğası aslında tarihten de biliniyor. Örneğin Hiroşima ve Nagasaki’de atom bombasına maruz kalanlarda radyasyon, hücrelerde çok yoğun ve doğrudan DNA hasarı oluşturdu. Buna rağmen solid (pankreas, akciğer, colorectal gibi) tümörlerde belirgin insidans artışı ancak 10–15 yıl sonra ortaya çıkmaya başladı. Lösemilerde bile artış 2–3 yıl sonra gözlendi. Yani en güçlü kanserojenlerden biri olan iyonize radyasyon bile “aylar içinde” kanser patlamasına yol açmadı. Bu nedenle COVID aşıları gibi geçici bir bağışıklık uyarısının, birkaç ay içinde pankreas veya mide kanseri gibi agresif tümörlerin artışına yol açtığını iddia etmek biyolojik açıdan mümkün değildir. Kanserlerin gelişimi genellikle yıllar sürer; örneğin pankreas veya mide kanserlerinin ortaya çıkması uzun süreli genetik hasar birikimini gerektirir, bu nedenle aylar içinde insidansta artış gözlemek pek mümkün değildir. Eğer gerçekten COVID aşısı turbo hızda kanser artışı gibi bir mekanizma olsaydı, bu sadece Güney Kore’de değil, 2019’dan beri aşılamanın yaygın yapıldığı ABD, Avrupa, Japonya gibi onlarca ülkede de aynı şekilde ve eşzamanlı görülürdü. Oysa böyle bir küresel insidans artışı sinyali yok. Dünya Sağlık Örgütü, SEER (ABD), Avrupa kanser kayıtları gibi büyük ölçekli veri tabanlarında böyle bir patlama rapor edilmedi.
Çalışmanın yapıldığı Güney Kore’de artış olduğu iddia edilen kanserlere de dikkat çekmek istiyorum.
Meme, tiroid, kolon, prostat, mide ve akciğer kanserleri…
Bunların ortak özelliği tarama ile yakalanabilmeleridir: tiroid kanserinde yoğun ultrason taraması nedeniyle aşırı tanı zaten bilinen bir sorundur; mide kanserinde Kore’de endemik görülme nedeniyle 40 yaş üstüne rutin endoskopi uygulanmaktadır; kolorektal kanserde tarama kolonoskopileri, meme ve prostat kanserlerinde ise düzenli tarama programları insidansı doğrudan etkilemektedir. Sigara içenlerde de akciğer kanse taraması. Yani iddia edilen kanser türleri taramalar uygulanan yani doktora gidenlerde tarama ile tespit edilebilir kanserlerdir.
Yani aşı olan kişilerin beklendiği gibi sağlık sistemiyle daha fazla temas etmesi ile daha çok tarama dolayısıyla daha çok teşhis şeklinde bir zincir oluşmuş olabilir. Bu tablo aşıların kanser yaptığına dair nedensellik değil, tespit yanlılığı (detection bias) ve sağlıklı kullanıcı yanlılığının (healthy user bias) tipik bir örneğidir. Üstelik bu yazının bir Letter to the Editor olduğunu, yani kısıtlı veriyle ve metodolojik detaylardan yoksun şekilde sunulduğunu da unutmamak gerekir. Nitekim bu tür yüzeysel ve metodolojik olarak zayıf çalışmalar, aşı karşıtlarının erken sevinmesine yol açsa da, veriler dikkatli incelendiğinde iddiaları gerçek anlamda desteklemediği görülüyor…
T: 👉 Kore’den yayınlanan “COVID-19 aşısıyla ilişkili 1 yıllık kanser riski” başlıklı makale, son günlerde “aşılar kanseri artırıyor” iddialarıyla gündemde (tahmin ettiğimiz gibi).
Önceden yaptığımız detaylı tartışmalara ek olarak, çalışmanın yazarları arasında hiçbir onkolog ya da kanser epidemiyoloğu bulunmadığını da belirtelim. Bu elbette zorunlu değildir; ancak kanser biyolojisi, tarama sıklığı, latent dönem ve takip metodolojisi konularındaki uzmanlık eksikliği, metodoloji eksikliği ve sonuçların yanlış yorumlanmasına yol açabilir.
Önceden açıkladığımız noktalara ek olarak, Full Fact, bu makaleyi
“Koreli araştırmacılar, [Covid aşılarının] akciğer, meme ve prostat dahil olmak üzere altı kanser türüne yakalanma riskini artırdığına dair kanıt bulduklarını söyledi.”
başlığıyla haberleştiren Daily Mail için bir düzeltme yayımladı.*
Açıklamada, çalışmanın nedensellik iddiasında bulunmadığı, yalnızca istatistiksel ilişkilere baktığı ve başlığın yanıltıcı olduğu vurgulandı.
Ayrıca bizim de daha önce belirttiğimiz gibi, bir yıl gibi kısa sürede yeni kanser gelişiminin biyolojik olarak beklenmedik olduğu ve farkların gözetim yanlılığı gibi nedenlerle açıklanabileceği ifade edildi.
Ek olarak, son günlerde farklı platformlarda bana y��nelik “ilaç veya aşı firmalarıyla ilişkisi var” gibi asılsız iddialar da görüyorum.
Hiçbir aşı veya ilaç firmasıyla ne maddi ne manevi hiçbir ilişkim yok. Böyle iddialar ortaya atarak işi bilimsellikten uzaklaştırıp ikna edici olmaya çalışmak, ancak bilimsel olmayanların başvuracağı bir yoldur.
Bilmeyenler lçin Amerika’da bu tür ilişkiler çok sıkı denetlenir. Bir akademisyenin bir firmadan danışmanlık, ücret ya da destek alması durumunda, bunu hem kurumuna hem de her bilimsel yayında açıkça bildirmesi yasal ve etik bir zorunluluktur.
Bu kurallara uymamak ciddi akademik ve hukuki yaptırımlara yol açar. Ve örnekleri de mevcuttur.
Asıl size “kahraman” gibi görünen bazı sözde uzmanların, bilimsel gerçekleri değil, şöhret ya da takipçi uğruna duymak istediklerinizi söylemesi çok daha olasıdır. Bizim görevimiz her şeye rağmen en güçlü kanıtların ışığında gerçeği anlatmaktır. Tabiki ilerde aşıların kanser ilişkisine dair olumsuz dahi olsa güçlü kanıtlar yayınlanırsa, memnuniyetle paylaşacağımdan kuşkunuz olmasın…
İnandıklarınıza kanıt aramayın, en güçlü kanıtların desteklediklerini arayın ve inanın…
@ilyassahinMD İlyas hocam eline sağlık. Çok güzel özetlemişsin. Anlamak isteyene fazlasıyla yeter. Anlamak istemeyen sözde kahramanların ise derdi zaten başka. Haliyle onlar mevzu bahis değil. Popülizm uğruna yapmayacakları melanet olmayan o güruhu kendi hallerine bırakmak en doğrusu kanımca.
Hollandalı İslam karşıtı siyasetçi Joram van Klaveren, İslam'ı çür��tmek için kitap yazarken Müslüman oldu. Bu benim hikayeme de benziyor, dinsizliğimi tescillemek için okumaya başladığım Kuran, aklıma ve kalbime öyle bir nüfuz etti ki, adeta Müslüman olmak zorunda kaldım. Kendinize bir şans tanıyın ve Kuran'ı iyi bir mealden okuyun.
T:👉“Kemoterapi ilaçları kanser metastazını, yani yayılmasını arttırıyor” iddiası sosyal medyada tekrar gündemde.
Bu iddiaya dayanak olarak gösterilen yeni bir çalışmayı da ele alarak, bilimsel çerçevede neyin gerçekten gösterildiğini anlatan bir bilgilendirme floodu...👇👇👇
@ilyassahinMD@dr_phototherapy@aliucer62@nihadagenc Muhatap almamak lazım ilyas hocam.. Kendi küçük dünyalarında eylensin dursunlar..Branş farketmeksizin bütün tıbba hakim olmalarıda ortak özellikleri bu Covid mağduru dr görünümlü zevatın!. Covid bir çoğunda sekel bıraktı muhtemelen.. Beyinlerinde tabi..
Yani bir doktor hele de oncolog birisinin “modern tiptan uzak durun” soylemini duymasi kadar uzucu ve ayni zamanda öfkelenmesine sebep olan bir soylem nadir bulunur. Bunu “dr” unvanli birinin soylemesi ise kabul edilemez. Tabiki akciger kanser cesidine gore farkli degerlendirme yapilir ama ornegin ALK+ evre 4 akciger kanserinin modern tedavileri reddettigi zaman ki yasam beklentisi aylardir (~6-12ay) ama akilli tedavilerle bu hastalar ortalama 7 yil yasayabiliyorlar. Ki yeni jenerasyon ilaclarla bu daha da uzayacak. Bu şahıs bu aciklamasi o kadar tehlikeli ki bunun ozru de olmaz. Ama muhtemel ki farkli motivasyonlari olan birisisyseniz, atmak maalesef serbest….
Alcohol increases the risk of at least 7 cancers: mouth, throat, larynx, esophagus, breast, colorectal, & liver. Even low consumption raises risk—no safe level for cancer prevention.
Heart benefits? Research supports the conclusion that harm outweighs any advantage!
@Nature *
Bi çok genç insan kanser tanısı alıyor.
Bu twiti okuyan (yazan da dahil) her altı kişiden biri bir tür kanser nedeniyle hayatını kaybedecek.
Önleme ve erken tanı kanser bilgimizi artırmak çok ama çok önemli.
Dr İlyas Şahin @ilyassahinMD Harvard'da medikal onkoloji hocası. Halka yönelik yazdığı kanserle ilgili bilgilendirici kitabı çok uygun fiyatla burada 👇. Son 250 adet.
https://t.co/NaAvhssJRR
T:👉Hodgkin lenfoma; geleneksel tedavilerle çoğu hastanın tamamen iyileştiği bir kanser türüdür. Tekrarlasa bile etkili tedavi seçenekleri mevcuttur. İşte modern tıp ile "alternatif tıp" arasında seçim yapan bir gencin hikayesi...
#kanserpedia
T:👉100'ün üzerinde kanser çeşidi varken ve her birinin türüne ve evresine göre farklı tedavi yöntemleri uygulanırken, kanseri tek bir hastalık gibi tanıtarak kanıtlara dayanmayan yöntemlerle müdahalede bulunmak, kurtarılabilecek hayatların kaybedilmesine neden olabilir. Örnek bir vakayı hatırlayalım.👇
T:👉Ivermektin gibi parazit ilaçları ve kanserle ilgili iddiaları bilimsel kanıtlarla tartışmıştık. *
Bu Türkçe altyazılı videoda👇, böyle iddiaların neden kafa karışıklığı yarattığını ve onlara nasıl yaklaşılması gerektiğini, bir bilim insanının bazı örneklerle halkın anlayacağı dille anlatması gerçekten faydalı...
Vakti olan ve merak edenler için buraya bırakıyorum.
Ayrıca şunu da ekleyeyim aşı sonrası şöyle oldu böyle oldu sözlerinin de pek kıymeti yok çünkü korelasyon nedensellik değildir. Birçok başka sebebi olabileceği gibi hastalığın kendisi de etki bırakmış olabilir. Aşı bıraktı ise de bu yine bilinçli bir plan anlamına gelmez.