İstihbarat Raporu’nun ulaştığı Libyalı kaynaklar, geçtiğimiz hafta ülkeyi ziyaret eden Türkiye, Mısır ve İtalya istihbarat servisi başkanlarının İbrahim Dibeybe tarafından karşılanmasının ardından, Libya İstihbarat Servisi Başkanı Hüseyin Muhammed el-Aib’in görevden alınması ile konunun ülkenin doğusu ve batısı arasında fiili bir rekabet başlığına dönüştüğünü belirtti.
Başkent Trablus’ta istihbarat servisini yönetmesine rağmen Hafter ailesine ve Doğu hükümetine daha yakın olan Hüseyin Muhammed el-Aib, geçtiğimiz yıl Afrika istihbarat başkanlarının zirve için Libya’da yaptığı toplantıyı başkent Trablus yerine Bingazi’de düzenlemişti. Yoğun eleştiri alan Hüseyin el-Aib, kararını güvenlik durumundan ötürü aldığını açıklayarak krizi daha da derinleştirmişti.
Uzun süredir görevden alınması gündemde olan Hüseyin el-Aib ise dünden bu yana görevden alma kararına karşı direniyor. Sistemi kilitleyecek adımlar attığı öğrenilen el-Aib’in bazı Afrika istihbarat servisleri ile Hafter yönetimi dışında ciddi bir desteği bulunmuyor.
Ajvatovica is the largest Islamic traditional, religious and cultural event in Europe. It is located near Prusac, #Bosnia and Herzegovina. It was named after Ajvaz-dedo (Grandfather Ajvaz), a pious Muslim working to enlighten the population and achieve progress in the area.
Yunanistan
İsrail'in Filistinlilere karşı yürüttüğü savaş suçlarına karşı, özellikle sol siyasi görüşteki vatandaşların tepkisi artıyor
Selanik,Yanya başta olmak üzere birçok bölge ve şehirde insanlar Filistin bayraklı tişörtler giyerek sokaklarda dolaşıyor
#PalestinaGenocide
İsrail'in başlıca petrol tedarikçilerinden olan Azerbaycan, Netanyahu Hükümetinin sözde Ermeni soykırımını resmen tanımasına tepki gösterdi.
Azerbaycan’dan yapılan açıklamada, İsrail'in kararının ciddi bir endişe kaynağı olduğu, bu tanımanın tarihsel gerçekleri çarpıttığı ve tarihi meseleyi siyasi bir karara indirgediği belirtildi.
Kararın gözden geçirilmesi istendi.
Ermeni soykırımı iddiaları Azerbaycan’ı da yakından ilgilendiriyor, ama sıradan bir tepkiyle geçiştirilmemeliydi.
Madem “2 Devlet 1 Millet” deniliyor, mesela Azerbaycan, İsrail’e petrol ihracatını gözden geçireceğini söyleyebilirdi.
🇹🇷 Cihat Yaycı:
“Kıbrıs’ta yeniden bir masa kuruluyor. Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ortaya koyduğu iki devletli çözüm siyaseti son derece nettir. Bu ilkeden en küçük bir taviz verilmemelidir. Ancak buna rağmen Türkiye’yi ve KKTC’yi yeniden müzakere masasına çekmek için yoğun bir uluslararası baskı oluşturulacaktır.”
“Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi, yetki sınırlarını aşarak bir çözüm planı hazırlamıştır. Batı basınına yansıyan taslağa göre; Maraş’ın, Güzelyurt’un ve bazı bölgelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne bırakılması, gevşek bir federasyon modeline geçilmesi ve bunun karşılığında ise Kıbrıs Türklerine sınırlı bazı uluslararası açılımlar sağlanması öngörülmektedir.”
“Bu planın en kritik hedeflerinden biri de Türkiye’nin etkin ve fiilî garantörlüğünü ortadan kaldırmaktır. Bunun yerine NATO’nun garantörlüğü adı altında yeni bir güvenlik sistemi oluşturulmak istenmektedir.”
“Peki bunun arkasındaki amaç nedir? Güney Kıbrıs Rum Yönetimi uzun süredir NATO’ya üye olmayı hedeflemektedir. Türkiye’nin NATO’daki veto hakkı buna engeldir. İşte NATO garantörlüğü söylemi, aslında Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin NATO üyeliğine giden yolu açacak bir kılıf olarak kullanılmaktadır.”
“Önümüzdeki dönemde Kıbrıs meselesi çok daha yoğun şekilde gündeme gelecektir. Sadece diplomatik baskılarla değil, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin iç siyasetini etkilemeye yönelik girişimlerle de karşılaşabiliriz. Rum, Yunan ve İsrail ekseninin; çeşitli uluslararası çevrelerin de desteğiyle, KKTC’de toplumsal ayrışmayı körüklemeye, iç karışıklık oluşturacak zemini hazırlamaya ve bu çözüm planına destek üretecek bir siyasi atmosfer meydana getirmeye çalışması ihtimal dahilindedir.”
Videonun tamamı👇
https://t.co/v55thnfvIP
SON DAKİKA, SON DAKİKA
İsrail Bakanlar Kurulu, 1915'te Türk halkını sırtından vuran Ermenilerin zorunlu tehcirini ilk kez resmen "Ermeni Soykırımı" olarak tanıma kararı aldı. Karar, İsrail'in onlarca yıldır sürdürdüğü resmi politikada,
Türkiye/Türklük düşmanı saldırgan bir değişiklik anlamına geliyor. Sürecin tamamlanması için kararın parlamentoda da ( Knesset ) onaylanması gerekiyor. Türkiye, bu adıma sert yanıt vermeli.
Ben olsam İSRAİL'İN KURULUŞ GÜNÜNÜ "FİLİSTİN SOYKIRIM GÜNÜ" ilan eder ve bu günü tüm ülkelerin tanımaları için diplomatik girişimlere başlardım.
🇹🇷 İngiliz Yazar Karen Armstrong Peygamberimiz Efendimiz Muhammed SAV Hakkında:
“Hz Muhammad şiddet yanlısı bir adam değildi. O bir barış adamıydı. Hayatını, savaşlarla parçalanmış Arabistan’a barış getirmeye ve adalet ve merhamete dayalı bir toplum yaratmaya adadı.”
🇬🇧 British Author Karen Armstrong on Prophet Muhammad:
“Muhammad was not a man of violence. He was a man of peace. He devoted his life to bringing peace to war torn Arabia and creating a society based on justice and compassion.”
🚨 SON DAKİKA:
İspanyol Parlamentosu, Peygamber Muhammed'e (S.A.V.) ve Kutsal Kur'an'a hakaretleri suç sayan yasayı resmen onayladı.
Yasa, tüm dinlere saygıyı sağlamak amacıyla hakaret içeren içerikler yayınlayan herkesin kovuşturulmasını zorunlu kılıyor.
🚨 BREAKING:
The Spanish Parliament officially approves legislation criminalizing insults to the Prophet Muhammad (PBUH) and the Holy Quran.
The law mandates the prosecution of anyone publishing insulting content to ensure respect for all religions.
Artık güney Kıbrıs Rum yönetimine #MafyaDevleti diyeceğiz. Bunu kendi vatandaşları da söylüyor!
Mafya Devleti olan güney Kıbrıs Rum yönetimi adeta hukuka aykırı yapılanma içinde .
Sahte pasaportlardan yolsuzluklara siyasi ağlara dosyası kabarık .
Sistemleri hep bozuktu zaten
İslam, 20 yıl öncesine kadar 🇺🇸Amerika’da tabuyken şimdi sosyal medyada milyonlarca genç hadis, Kur’an gibi kavramları tartışıyor.
Sosyal medya fenomeni Dean Withers, İslam’a çemkiren kıza ağzının payını veriyor.
🔴 Karaçay-Çerkesya'dan gelen haberlere göre Rus işgal rejimi, bölgede kitlesel baskınlara ve kaçırmalara başladı.
İnsanlar zorla alıkonuluyor ve savaşa gönderilmeye zorlanıyor. Rus işgalciler cephedeki başarısızlıklarından doğan personel eksikliği nedeniyle örtülü seferberlik uyguluyor.
Şık mı şık orası ayrı konu. Fakat İngiliz olsaydım “nasıl da dönüştürüp kendimize benzettik” diye kendimle ayrı gurur duyardım.
Türkiye politik olarak bağımsız olsa da özellikle elit sınıflar zihniyeti düzeyinde bir sömürge ülkesi kültürünü yaşıyor.
Kendi şıklığını yaratamamış, kendi kıyafet kodlarını üretememiş, kapıdan kovulsa bacadan girmek istercesine batı hayranı bir ruh halinin çaresiz, son iki yüz yıldır Protestan ahlâk anlayışı ile hayata bakan, batıya olan iflah olmaz tek taraflı aşkın müzmin müdavimleri…
Alfabesi batıdan, hukuk sistemi batıdan, kıyafeti batıdan, değer yargılarını batılı gibi yapmaya zorlayan ve ruhu cendereye sıkışmış bir durum bu. Doğulu desen yok ben batılıyım diyen, batılıya gidip abi valla ben sendenim, ben de senin gibiyim, al beni araya, yanınıza diye ağlayan ama hangi şirinlikleri yaparsa yapsın kabul görmeyen, ondan sonra da arafta kalmanın kimlik bunalımlarında debelenen bir acaip hal bu.
Dediğim gibi şık, fiyakalı ve elit bu kostümler. Asıl sahipleri için alt topluluklar tarafından taklit ediliyor oluşu gurur verici olmalı, onları anlıyorum. Anlıyorum çünkü bir zamanlar bizim kültürümüz böyleydi. Müslümanların yazısı, giyimi, yaşam biçimi taklit edilirdi.
Taklit edilme güçle, bilgiyle, teknolojiyle birlikte ortaya çıkan bir durum. Bugün bu güç batıda ve güçsüzlerin pasif, edilgen hale gelmeleri de bu nedenle hayatın olağan akışına uygun. Tarih boyunca bu böyle olmuş.
En azından batıyı taklit ettiğimizin, onlar gibi olmak istediğimizin farkında olalım. Bu da bir şey…
🔴 BREAKING
🇦🇿🇮🇱 Azerbaijan’s Foreign Ministry has condemned Israel’s reported decision regarding the so-called “Armenian genocide,” urging the Israeli government to reverse its position.
The ministry said:
• The move is “a matter of serious concern.”
• It called the characterization of the 1915 events a distortion of historical facts, arguing the issue lacks a sufficient legal and scholarly basis.
• It warned the decision would deepen regional divisions rather than promote reconciliation, peace, and stability.
• Azerbaijan urged Israel to reconsider the decision.
İşgalci, eli kanlı, savaş suçlusu, haksız, saldırgan ve savaş tazminatı ödemesi gereken Rumlara bugüne dek 800 milyon euro'ya yakın tazminat ödendi.
Bu eziklik zihniyetini, bu suçluluk psikolojisini, bu AİHM/AB korkusunu reddediyorum
Kıbrıs sorununda nihai bir anlaşmaya kadar Rumlara tek kuruş ödenmemelidir.
Bizim güneyde bıraktığımız mülklere çöktüler, Kuzeyde bıraktıkları mülkler için de milyonlarca euro tazminat alıyorlar.
11 yıl 103 köyümüzü işgal ettiler, kullandılar, yakıp yıktılar, insanlarımızı katlettiler. Tazminat ödemesi gereken Türkiye değil, onlardır.
Bu konuyu defalarca yazdım
AİHM korkusu ile, Türk Ulusunun boğazından kesilen paralar Ruma ödemeye devam ediliyor.
Bu para ile halkımıza yüzlerce okul, hastahane, fabrika, konut yapılırdı, ama savaş suçlusu Ruma veriliyor...
Bu kadar eziklik ve korku olamaz.
Vazgeçin bu yanlıştan.Dik durun. Cesur olun. Haklı olan ve tazminat alması gereken biziz.
Nereye şikayet ederlerse etsinler, cehenneme kadar yolları var!
🇹🇷 Cihat Yaycı :
‼️ BU GÖRÜNTÜLER NORMAL DEĞİL, NORMALLEŞTİRİLEMEZ!
Bu görüntüler başka bir ülkede değil, binlerce şehidimizin kanıyla sulanmış aziz Türk vatanında dün çekildi.
Meydanlarda Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerince hüküm giymiş bir terör örgütü elebaşının posterleri taşınıyor; onun serbest bırakılması isteniyor. Bölücü semboller ve sözde “Kürdistan” paçavraları açılıyor, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne meydan okuyan sloganlar atılıyor.
Şimdi hep birlikte şu soruları sormak zorundayız:
Bu mudur hukuk devleti?
Kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunan bir terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını istemek nasıl sıradan bir siyasi talep olarak görülebilir?
Dünyanın hangi hukuk devletinde buna göz yumulur?
Amerika Birleşik Devletleri’nde, Fransa’da, Almanya’da veya başka bir hukuk devletinde; binlerce insanın ölümünden sorumlu bir terör örgütünün hüküm giymiş lideri için meydanlarda özgürlük gösterileri düzenlenmesine, posterlerinin taşınmasına ve propagandasının yapılmasına aynı müsamaha gösterilir miydi?
Mesela ABD’de, Usame bin Ladin için bırakın bu büyüklükte bir yürüyüşü, en küçük bir destek gösterisini dahi hayal edemezsiniz.
ABD, terör örgütlerine destek olarak değerlendirdiği faaliyetlere karşı yalnızca kendi ülkesinde değil, uluslararası alanda da son derece sert bir tutum sergilemektedir.
Peki Türkiye Cumhuriyeti’nde, mahkemelerce hüküm giymiş bir terör örgütü elebaşının serbest bırakılmasını isteyen gösterilerin sıradan bir siyasi faaliyet gibi sunulması nasıl izah edilebilir?
Bu, ifade özgürlüğü değildir.
Bu, demokratik hak kullanımı değildir.
Bu; kesinleşmiş mahkeme kararını tartışmaya açmak, terör örgütü elebaşını siyasi bir figür hâline getirmeye çalışmak ve hukuk devletinin temelini oluşturan yargı kararlarını fiilen tartışmalı hâle getirmektir.
Özgürlük; hukuku yok sayma özgürlüğü değildir.
Demokrasi; terörü meşrulaştırma zemini değildir.
Hiç kimse, binlerce şehidimizin canı pahasına korunan bu vatanda, terörü ve terör suçundan hüküm giymiş bir kişiyi sıradanlaştırma, kahramanlaştırma veya siyasal meşruiyet kazandırma hakkına sahip değildir.
En acı olan ise, bu görüntülerin zamanla kanıksatılmaya çalışılmasıdır.
Millet olarak buna alışmamız, bunu sıradan görmemiz isteniyor.
Asıl tehlike de budur.
Çünkü bir millet, terörü normal görmeye başladığı gün; sadece güvenliğini değil, hafızasını, adalet duygusunu ve devletine olan güvenini de kaybetmeye başlar.
Devletin görevi hukuku tavizsiz uygulamak, milletin görevi ise şehitlerinin hatırasına, devletine ve Cumhuriyetine sahip çıkmaktır.
Türkiye Cumhuriyeti; binlerce şehidimizin emanetidir.
Bu devlet; terörün, bölücülüğün ve terör örgütü elebaşlarını meşrulaştırma girişimlerinin değil, hukukun, adaletin ve milli iradenin devletidir.
Sessiz kalmak, normalleştirmektir.
Normalleştirmek ise yarın ödenecek bedeli büyütmektir.