Gezi, bu toprakların vicdan terazisidir.
Dün o terazide adalet arayanların kararlılığı neyse, bugün demokrasiyi ve sandığı savunanların iradesi de odur.
Bugün, tam 13 yıl sonra, yine aynı çizgideyiz.
Ne bir adım geri, ne bir cümle eksik…
Boyun eğmeyenlere…
Direnenlere…
Mücadele edenlere selam olsun.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, Saray'ın mutlak butlan darbesine karşı Mecidiyeköy'de düzenlenen eylemde konuştu:
"Yaşananın isimlerle alakası yoktur! Bu yaşanan Saray Rejimi tarafından hepimizin anayasasına yapılmış bir darbedir! Lanet olsun darbecilere!"
Cumhuriyet adına kapkara bir gün yaşandı. Bu noktada önemli olan yeniden ayağa kalkmak ve aynı şevkle mücadeleye devam etmek.
Birkaç yüz kişi, iktidar yargısına dayanarak 18 milyon seçmeni olan bir partiye çökmeye çalışıyor. Özel’in konuşmasında CHP’nin “3. kuruluşuna” atıf yapması bu açıdan doğru bir tercihti.
Bu yaşananların normalleşmemesi, asla kabul görmemesi ve tabandaki enerjiyi dağıtmaması gerekiyor. 10 senedir muhalefetin kurumsal kapasitesi baskı nedeniyle akamete uğruyor ama tabanı daralmıyor. Çıkış da buradan olacak.
#SONDAKİKA | Ekrem İmamoğlu:
"Hepiniz yaptığınız hukuksuzlukların hesabını vereceksiniz!
Ulu Önder Atatürk’ün takipçileri:
Ayağa kalkın.
Her gün huzursuz olmaktan, acı çekmekten bıkmadınız mı?
Hattı müdafa değil, sathı müdafa yapmak zorundayız!
Millet hepimizi çağırıyor ve “artık yapın” diyor!
Damarlarımızdaki asil kan 86 milyona bunu emretmektedir!
Darbecilere ve işbirlikçilerine inat, mücadeleyi topyekün başlatmak zorundayız."
Anayasa’ya açıkça aykırı bir yargı kararı gerekçe gösterilerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkez binası kolluk kuvvetlerince işgal edilmiştir.
Bir parti genel merkezinin gazla, plastik mermilerle, zorbalıkla zapt edilmesi kabul edilemez.
Konu bir parti konusu değil, Türkiye demokrasisinin iktidar ve kuklaları tarafından yerle bir edilmeye çalışılmasıdır.
Demokrasi, hukuk ve özgürlükler halkın mücadelesiyle kazanılır, halkın mücadelesiyle korunur.
TİP, demokrasi mücadelesinin tarafıdır.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, faşizme karşı meydanlarda yerimizi alacağımızı, halkla verilecek mücadelenin yoldaşı olacağımızı, Saray’ın kuklası kayyumu tanımayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Karşı devrime direneceğiz. Saray darbesine teslim olmayacağız.
Kahrolsun faşizm!
Biber gazı-plastik mermi-makaslarla kesilen ve yıkılan demir kapı, ana kapıya barikat,
kurucu parti CHP genel merkezine gazla-copla polis işgali.
Dünyada bir ilk.
Demokrasimizin en dip anındayız. Benim gibi şu anda Halk TV ekranında bu anları izleyen Kemal Kılıçdaroğlu bu hale getirilen genel merkeze girip "Ben Genel Başkan'ım, ben CHP Genel Başkanı'yım" diyecek öyle mi? Vallahi bravo!.
neden karşında bu yılın en iyi dizisi filmi dahi beş dakika sonra elinde telefonunu buluyorsun, neden ders çalışırken kafan başka yerde, neden başladığın işi bitiremiyorsun
cevap: dopamin. öncelikle dopamin "mutluluk hormonu" falan değil. dopamin sana bir şeyi yapma isteğini veren ve o şeyi sürdürmeni sağlayan hormon yani "motivasyon" ve "odaklanma" hormonu. mutluluk dolaylı geliyor, o kahveyi içerken aldığın haz için seni mutfağa kadar götüren "dürtü" dopamin işte. mutluluk başka bir threadın konusu :)
ve senin odaklanma problemin de bu sistemin bozulmasından kaynaklanıyor
1) dopamin sistemi nasıl çalışıyor?
sen bir işe başladığında beynin arka planda bir değerlendirme yapıyor. "bu aktiviteden ne fayda alacağım? enerji harcamaya değer mi?" eğer beyin "evet değer, devam" derse odaklanıyorsun
ama sistem arızalandığında? on dakika bile o işin başında kalamıyorsun. beyin "bırak bunu, başka yerde daha iyi ödül var" sinyali gönderiyor sürekli
beyninde bir denge mekanizması var, her zevk veya acı hissettiğinde bu denge bozuluyor, beyin onu düzeltmeye çalışıyor. güzel bir yemek yedin, denge kaydı, beyin ayarladı artık normalsin
2) peki nasıl arızalanıyor bu sistem?
sorun şu: reels, shorts, tiktok... bunlar sıfır eforla maksimum uyarı veriyor hiçbir şey yapmadan, sadece parmağını kaydırarak beynine dopamin basıyorsun hem de her on saniyede bir yeni içerik
ataların bir ödül için kilometrelerce yürüyordu. dopamin sistemi o koşullar için tasarlandı şimdi sen yatakta uzanmış, parmağını oynatarak aynı dopamini alıyorsun
beyin ne yapıyor? "bu kişi sürekli bu kadar dopamin alıyor, demek ki bu onun normal seviyesi" diyor ve reseptörleri kapatmaya başlıyor ki dengen korunsun enerjini işe yarayacak şeylere harca sadece.
reseptörlerin azaldığında da dopamin etki etmiyor bir diğer deyişle etki etmesi için gereken dopamin miktarı (taban çizgisi) yukarı çekiliyor
bir araştırma kronik yüksek dopamin maruziyetinin (internet bağımlılığı gibi) reseptörlerde yüzde kırka varan azalmaya yol açtığını gösterdi YANİ neredeyse yarısı kapanıyor o reseptörlerin
sonra telefonu bırakıp gerçek hayata dönüyorsun, kitap okumaya çalışıyorsun. o durumda beyin o yükseltilmiş seviyeyi arıyor, kitap okumak ise tiktokun verdiği o seviyeye ulaşamıyor. "bu aktivite önemsiz" diyor beyin. dopamin salgılanmıyor. sen de sıkılıyorsun, boşluk hissediyorsun, elini telefona atıyorsun
buna da anhedoni deniyor, normal şeylerden zevk alamama hali
3) peki telefon neden bu kadar tehlikeli?
telefon rastgele bir dikkat dağıtıcı değil. beyninin zayıf noktalarını hedef alan bir sistem
ilk olarak: kumarhane etkisi. psikolog skinner bağımlılığın en güçlü halinin "ödülün ne zaman geleceğini bilmemek" olduğunu keşfetti. sonraki mesaj ne zaman gelecek? sonraki video eğlenceli mi olacak? bu belirsizlik beyni kilitliyor
ikinci olarak: abartılmış uyaranlar. doğada arılar en parlak çiçeğe gider, balıklar en parlak yeme koşar. bu içgüdüsel. sosyal medya da aynısını yapıyor: aşırı doygun renkler, hızlı geçişler, sürekli yenilik.. gerçek hayat yanında soluk kalıyor
üçüncü olarak: anlık tatmin tercihi. beyin "şimdi"yi her zaman "sonra"dan değerli görür. on dakika kaydırmak, beyne üç hafta çalışıp sınavı geçmekten daha çekici geliyor. çünkü biri şimdi, diğeri belirsiz bir gelecekte
bu irade meselesi değil. evrimsel programlamaya karşı savaşıyorsun
4) peki çözüm ne?
işte tam da bu konuda iki video hazırlıyorum
1)bu pazar motivasyon: dopamin sistemini nasıl resetlersin, bir işe nasıl istekle başlarsın, uzun vadeli hedeflere nasıl bağlanırsın
2)önümüzdeki hafta odaklanma: dikkat neden dağılıyor ve bunu nasıl engellersin
ve şunu demem gerek odaklanma videosu için yüzlerce akademik kaynak taradım (yes yüzlerce.. yz sağ olsun 240+289 kaynağı günlerce taradım, bunlar en iyi dergilerde yayınlanmış sağlam makaleler yüksek atıflı bilimsel veriler bu arada)
ve 6 ana odaklanma problemi belirleyip içlerine onlarca odak problemini, her problem için ise bambaşka bilimsel çözümleri birbiri ardına derledim ki işe yarayacak uygulayabileceğin teknikler bunlar.
VE toplamda 40-45 yöntem var odağını düzeltmen için her alanda faydası kanıtlanmış uygulayabilmen için iyice açıklanmış iyileşmeler..
sabah yapacağın tek hareketinle %200+ dopamin salgını arttıracak şeylerden tut sağa doğru yatmanın beynini nasıl daha iyi temizlediğine kadar. en başında da yapamayacağına olan ön yargılarını kıracağız ve bu yine bilimsel temelli tabii:)
ve en iyisi bunları ADHD/DEHB'li olarak yani en çok odak problemini yaşayan kişilerden biri olarak anlatıcam sana bunları izlerken sıkılma odağın kaymasın telefonuna diye binbir takla atıcam editlerken :, o yüzden takip et kaçırma yayınlandığında...
bir de favını, yer işaretini at ki odağımı derslerimden çal böylece daha hızlı daha çok üretiyim bunları, daha fazlasını öğren. motivasyon, odaklanma ve nicesi... hepsi yolda
Kültürel miras tehlikede!
#SelimiyeyeDokunma
Edirne’deki UNESCO Dünya Mirası Selimiye Camii’nin restorasyonu tepkilere neden oldu.
“Orijinal kalemişleri ve hat yazıları kazınıyor ve kubbe beyaza boyanıyor.” diyen Zeynep Bayraktutar imza kampanyası başlattı.
Sen de, Cami’nin orijinalinin korunması gerektiğini düşünüyorsan, imzala ve paylaş:
👉 https://t.co/He1fmgN1QP