Bence eceli saymazsak, bedeni o büyük yüreğine dar geliyordu. Şerefle girdi hayatımıza, şerefle yaşadı, şerefiyle tamamladı zamanını. Şerefiyle de haşrolunacaktır inşallah...
(Bu cümleleri yakın süreçte köşende yazmıştın..
Sanadır..)
Dilo henûno lo dilo,
Dilo melûlo lo dilo,
Dilo şewitiyo lo dilo,
Dilo melûlo lo dilo, lo dilo.
Ev dilê min î bi delalî,
Çima ji kezebê dinalî,
Ji eşqê ketime vî halî,
Ji eşqê ketime vi halî, lo dilo.
Ew dilê min î çi bi zîz e,
Kewa min gozel e qîz e,
Serê govendê dileyîze,
Serê dîlanê dileyîze, lo dilo.
Dilo henûno lo dilo
Bir kelimeyle bin duyguyu anlatan, yüzlerce yüreğe dokunabilen bir insan daha aramızdan ayrıldı. Sırrı Süreyya Önder, sadece bir siyasetçi ya da sanatçı değil; bu toprakların hafızasına yazılmış bir söz, bir direniş, bir vicdandı. Ardında koca bir boşluk ve hatırladıkça içimizi titreten anılar bıraktı.
Onurlu bir yaşama olan inancı ile hepimize çok şey kattı. Halkımıza olan sevgisi, adalet ve özgürlük uğruna verdiği emekle kararlı mücadele, hiçbir zaman unutulmayacak.
Kalbimizde, mücadelemizde ve hafızamızda her zaman yerin olacak. Sevenlerine, ailesine ve tüm halkımıza başsağlığı diliyorum. Anısı ve mücadelesi önünde saygıyla eğiliyoruz.
Nuri Dersim'i nin iki isteği...
Nuri Seringel'in
'En son
gördüğümde ölümüne yakın bir zamandı. Suriye'ye gittiğimde Dr. Nuri'nin evine uğradım. Yataktaydı. Beni
görünce hamle yapıp kalkmaya çalıştı. Eşinin yardımıyla yatakta oturtulur vaziyete getirildi.
Eşi sırtına bir yastık koydu. Dik bir şekilde duruyordu. Ben onun bu halini görünce ağladım. Çok üzüldüm.
Ağlama Nuri'm
dedi, birkaç kez tekrarlayarak. Elini öpmeye çalışırken,başımı göğsüne bastırıp okşadı. Dakikalarca öyle kaldik.
Ağlamam kesilince, 'oğlum senden iki isteğim var
dedi. 'Onları yerine getirirsen Canab-ı Hak sana yardımcı olsun, ayağın taşa değmesin.
Böylece bana da
büyük bir iyilik yapmış olursun' dedi. Ben afalladım.
Acaba.benden istediği nedir, ben o isteği yerine getire-bilir miyim?
'Birincisi' dedi. Biraz durdu, gözleri doldu.
'Benim için memlekete gideceksin. Ağzunik'e giderken
Gömülgan Dağı'ndan geçeceksin. Orada nişangâh var.
Sen de bunu biliyorsun. Nişangâh'ta kileni keseceksin.
Bu kile Dr. Nuri'nin kılesidir diyeceksin.
Bütün canlı
cansız ne varsa hepsinin ayağının altından öpüyor, dersin.
Bununla birlikte cebinden bir de para bırakacaksın.
Bu da Nuri'nin çıralığıdır dersin. Sonra tepeye ziyaretin
olduğu yere çıkacaksın. Doğuya bakarak, etrafını daire
şeklinde dönerek iyice seyredeceksin. De ki bu bakışlar
Nuri'nin gözleriyle son seferidir sana. Senin hasretinle
Nuri Dersimi'nin Hasreti
ömrü bitti. Benim gözümle doya doya oralara bak. Bu
birinci isteğimdir.
İkincisi de Dersim merkezine gittiğinde, Munzur'un kenarına in ve iki avuç su al, yüzüne
vur. De ki: Ey Munzur! Nuri'nin hasreti dinmedi, bu
suyu onun hasretinin dinmesi için yüzüme vuruyorum.'
Ömrünün son yıllarını Suriye'de geçiren bir
Dersim aydının hasreti, duyguları, istemi. Öyle bir istem ki bu, adeta yakarış, adeta dua.
Nuri Seringel'in
anlattıklarını aktarmış Ali Doğan
Dersim'in öyküsü Sabiha Gökçen değildir.
Zülümkârlar da değildir. Mermiler bitmesin diye süngülerle başları parçalamak da değildir.
Dersim'in öyküsü 'Pelperik-a Söe'dir. 'Dağların Kayıp Anahtarı'dır.
Alişer ile Zarife'nin aşkıdır. Nuri Dersim'nin bitmeyenhasreti ve kılesidir.
Gerisi değirmene su taşımıyor,
değirmenin suyunu kurutuyor sadece.
(Dersim Gazetesi, Haziran 2012, Sayı:18
📍Yerel kaynaklar 2500-3500 Alevi'nin katledildiğini belirtiyor
HTŞ-SMO-DAİŞ çetelerinin Alevilere yönelik katliamında şu ana kadar 2500-3500 Alevinin katledildiği duyuruldu.
Katledilenlerden biri:
Adı Dahab Munir Alo. Suriyeli bir Alevi ailesinin çocuğu. Çeteler tarafından anne ve babasıyla birlikte katledildi.
Kanayan bir öyküdür içimizdeki bozgun...
Bütün masalları tutuştu çocukluğumun
Acıyı bir mayın gibi gömdük toprağa
Şimdi alevlerle yazılıyor güncemiz
Göçüyoruz
Yürek bir yangın yeridir artık
kalmadı ardımızda bir su dökenimiz...
Her köşe başında bir maskara...
#Hicriİzgören
Bugün bütün Dersimlilerin bildiği, Zazaca bir çok kılamda onun imzası var. Düzgün Bava, Munzur Bava, Daye Daye, Stero, Ape Sileman, Zengeriya. Gule, Cane Cane.., bunlar hemen akla gelen kılamlardan birkaçı
Memed Çapan, Zazaca müziğin önemli bir ismi. Modern zamanın ozanı tanımlamasını hak ediyor. Aynı zamanda Almanya’da işçi olarak çalışan Çapan, Ruhi Su’nun Dostlar Korosu’nda da uzun yıllar yer almış bir isim
Dersimliyim, Kalaycı (Qılaçiye) köyünde doğdum. Topraksız bir ailenin çocuğuyum” sözleriyle kendisini tanıtıyor
Düzgün Bava eserinin nasıl ortaya çıktığına ilişkin de Memed Çapan şunları söylüyor: “Düzgün Bava melodi olarak halk arasında vardı. Söz olarak yazdığım şey bana ait. Şüne hewşe dewe vahire Kuresano (Gittim Büyük Köy’e, sahibi Kureyştir) Şüne Khal Ferhat e Şex Mahmudano (Gittim Kal Ferat’ın mekanına, Şıh Mamudanlarındır). Bunlar halk içinde olan şeyler ama ben bunları yeniden yazdım. Ya da, Gole Buyare cae cemaatano (Ana Buyere Golü cemaatlerin kurulduğu mekandır) Amey peser qesey kene seva gurvetina mileti (Bir araya gelmişler gurbetteki halk için konuşuyorlar) de be, de be, de be, (gel artık, gel artık, gel artık.) Herhangi bir cem tarzında değil, halkın uyanışını dile getiriyorum.
Saymıyorum ölüp ölüp diriltiklerimi
Yalnızlığım benim çoğul türkülerim
Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Can Yücel= Sevgi Duvarı
Seslendiren=Tuncel Kurtiz
KULİLKA AZADÎ-Evdilmelik Şêxbekir
Albüme adını veren Kulilka Azadi adını, Muzaffer İlhan Erdost’un 12 Eylül’de katledilen kardeşi için yazdığı bir şiirden alıyor.
Melek şiiri stranlaştırıyor..
Gözleri önünde öldürülen kardeşinin son anlarını Muzaffer İlhan Erdost şöyle anlatır: “Beni içeri aldılar o sırada. İlhan’ı iki ranzanın arasına yatırdılar, yığıldı zaten. “İlhan İlhan” dedim, ses vermedi.”
Muzaffer Erdost’un yanında yerleşen İlhan, bu sayede hukuk fakültesine kadar devam eden bir eğitim hayatına erişecektir. İlhan öğrendiği her şeyi Muzaffer’den öğrenir
7 Kasım 1980 Aldığı darbelerden kaburgaları kırılmış olan küçük kardeş, ağabeyinin gözleri önünde, bir süre sonra koğuşta yaşamını yitiriyor. Bu kişi İlhan Erdost’tur.
Beste Fikrî Kutlay
@Fehim_Isik@sidkizilan Hocam demek Kürtlere ve mücadele verenlere hakarettir, sıtkı gereksizi gelip klavye başı emeklere ve 45 yıllık bedel ödıyenlere saldırıyor merak edıyorum sıtkı nasıl hoca olmuş?