ÇAKMA KARA MURAT İLLA EDEP İLLA EDEP…
Bazen MHP’ye düşmanlık yapan çeşitli kişiler hakkında yazılar yazdığımızda, dostlarımız bizi, “Bunları adam yerine koyup reklamlarını yapma; onların istediği zaten muhatap alınmak” diyerek uyarıyor. Oysa bizim verdiğimiz cevaplar hem kendi özgüvenimizi ortaya koyuyor hem de muhatap aldıklarımızın acziyetini gözler önüne seriyor. Bu nedenle bizim açımızdan ortada gerçek bir sorun bulunmuyor. Biz, bir mağarada iki kişi arasında geçen konuşmaları buraya taşımıyor ya da onların duyulmasını istediği gündemleri köşemize aktarmıyoruz. Zaten iletişim çağı aldı başını gidiyor; sosyal medya milyonlarca kişiye ulaşma imkânı sunuyor. Biz de bu alanda servis edilen yalan ve iftiralarla mücadele ediyoruz.
Eğer bunlara haddini, hududunu bildirmezsen; gerçekleri yüzlerine çarpmazsan; kokuşmuş karakterlerini herkese göstermezsen; yaptıkları çirkeflikleri kahramanlık gibi pazarlamaya devam ederler. Dahası, bu türlerin bulaşıcı hastalığını tedavi etmezseniz, başkalarına bulaştırarak yeni çirkefliklerin üremesine zemin hazırlarsınız. Eğer ortada bir yalan ya da iftira varsa, bizim her zaman bunu çürütecek özgüvenimiz vardır. Bu özgüveni, bu şekilde üretim yapan kim olursa olsun, göstermeye devam ediyoruz.
Geçen günlerde radarıma Zafer Partisi Sözcüsü Azmi Karamahmutoğlu takıldı. Daha önce de onun birçok ikiyüzlü siyaset tarzını bu köşede deşifre etmiştik. Nerede söylediğini tam bilmiyorum ama “Devlet Bahçeli bırakınız kitap okumayı, günlük bir makale bile okumaz” demiş. Ben de bu cümleyi Zafer Partisi’ne yakın veya diğer haber sayfalarında gördüm. Görür görmez Azmi Karamahmutoğlu’na sosyal medya üzerinden “Bunu gerçekten söylediniz mi?” diye sordum. Daha önce birçok mesajıma dönen Karamahmutoğlu, bu soruma cevap vermedi. Çünkü MHP düşmanlığından ve MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’ye olan kininden dolayı yalan söylüyor, iftira atıyor.
Kaldı ki, Genel Başkanı Ümit Özdağ bile geçen yıl, “Devlet Bahçeli çok uzun süre MHP genel başkanlığı yaptı. Derin bir bilgi ağı var. Siyasette taktik anlamda ciddi bir ustalığı var ve söyledikleri ciddiye alınmalı” demişken, Karamahmutoğlu’nun bu sözleri adeta “laf etti bal kabağı, koy tabağa, ye sabaha” tarzında bir çelişki yaratıyor.
Azmi Karamahmutoğlu’nun sık sık siyasi parti değiştirmesi, hem çelişkilerini artırıyor hem de karakterindeki derin tutarsızlıkları ortaya koyuyor. MHP’den ATP’ye, oradan DYP milletvekili adaylığına, yıllar sonra MHP’ye dönüp İstanbul İl Başkanlığı adaylığına, ardından İYİ Parti ile dirsek temasına, CHP’de tutunabilmek için her şeyi yapan bu zikzaklı yolculuk adeta bir tutarsızlık sergisi. CHP medyasında yatıp kalkıyor, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise “Çakma Kara Murat” gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında dolaşıyordu.
Son olarak Zafer Partisi’nde sözcülüğe uzanan bu kariyer tam bir siyasi göçebe tablosu çiziyor. Sözcülük görevine rağmen hâlâ CHP medyasında kendini pazarlıyor. “Nasıl olsa seçimlerde CHP ile ittifak yaparız, oradan da milletvekili olurum” düşüncesiyle hareket ediyor ve sürekli MHP’ye yönelik düşmanlık sergileyerek, aklınca CHP’ye “Görün beni” diye sesleniyor.
Azmi Karamahmutoğlu’nun “Devlet Bahçeli bırakınız kitap okumayı, günlük bir makale bile okumaz” ifadesi alçakça bir yalan ve iftiradır. Çünkü Sayın Devlet Bahçeli, gazetelerdeki tüm makaleleri, yazar veya gazete ayrımı yapmaksızın titizlikle okur. 2005 yılından bu yana MHP Genel Başkan Basın Danışmanı olarak görev yapıyorum. Göreve başladığım günden beri şahit olduğum gerçek şudur: MHP Genel Merkezi’nin 3. katındaki basın bölümünde, tüm gazete ve dergiler taranır ve bir bülten halinde hazırlanır. Sabahın erken saatlerinde, Sayın Bahçeli makamına gelmeden önce bu bülten masasında hazır olur. O, gelir gelmez ilk iş olarak bu bülteni baştan sona okur. Öyle günler olur ki, bizim atladığımız bir yazarı ya da bir cümleyi bize o hatırlatır. Yeni çıkan kitapları, özel kalemi veya danışmanları aracılığıyla takip ettirir ve aldırır. Bize, yazarlar üzerinden konular vererek okumamız gereken kitapları önerir. Çeşitli kurumlardan, bilim insanlarından ve akademisyenlerden gelen tüm raporları okur. Gündüz partideki yoğunluktan okuyamadığı raporları, çoğu zaman gece veya sabaha karşı evinde inceler. Konuşmalarının ana hatlarını, stratejisini ve derinliğini bizzat kendisi hazırlar.
Hal böyleyken, Azmi Karamahmutoğlu neden bir trol ahlaksızlığında üretilecek yalana ve iftiraya başvurur?
Oysa 2010 yılındaki bir röportajında, “MHP’nin var olan Genel Başkanı rahmetli Başbuğumuz’un rahlei tedrisinden geçmiş, öğrencilik yıllarından beri yanında yetişmiş, onun genel sekreterliğine kadar birçok görevi yapmış biridir. Başbuğ’un halefi olan Genel Başkanımız…” şeklinde övgüyle bahsettiği Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’yi bugün hangi yalanlara, iftiralara muhatap ediyor, bir bakar mısınız?
MHP’ye düşmanlık yapanların kalitesi gerçekten tüm zamanlarda hep düşük olmuştur. MHP’nin düşmanları hiç mert davranmıyor. Hep iftirayı, yalanı, itibarsızlaştırmayı kendilerine silah ediniyorlar.
Azmi Karamahmutoğlu da, mert davranmayanlardan biri olmayı sürdürmektedir. O, mert olmamayı sürdürsün; biz de gerekeni her daim yazmaya devam edeceğiz. Azmi Karamahmutoğlu’na tavsiyemiz: biraz edep, ahlak üzerine kitaplar okusun, kendini bari bu yaştan sonra düzeltsin.
Ne diyordu Hz. Ali? “Kendisine edep yüklenen kimsenin kötülükleri azalır.”
https://t.co/4tvUul6L3F
Abi sen neyin peşindesin anlamadım! Ne olsun istiyorsun?
Aklıma bir hikaye geldi:
Adamın biri, gayrimüslim bir memlekete gitmiş. İşsiz kalmış, kilisenin merdiveninde oturmuş ağlıyormuş. Papaz görmüş:
— Evladım, ne ağlıyorsun? diye sormuş.
— İşsizim, açım, demiş adam.
Papaz:
— Sana bir iş versem yapar mısın? Hem kalacak yerin olur hem para kazanırsın, demiş.
— Yaparım, demiş adam.
— O hâlde, şu kilisenin çanını her gün temizleyeceksin, demiş.
Adam başlamış çanı temizlemeye. Gel zaman git zaman, her defasında beyaz bir güvercin gelip çanı pisliyormuş. Bir iki derken adamın canına tak etmiş. “Ne yapabilirim?” diye düşünmüş. Sağa sola bakmış; ortada bir şişe yağ ile birkaç kasa şaraptan başka bir şey yokmuş. Aklına bir fikir gelmiş.
Çanı ters çevirmiş, güzelce yağlamış ve içine şarap doldurmuş. Güvercin yine gelmiş; tam yapacağını yapacakken ayağı kaymış, çanın içine düşmüş, şarabın içinde boğulmuş. Adam çanı tekrar temizleyip düzeltmeden, sessizce kaçıp gitmiş.
Papaz gelmiş, bir bakmış ki manzara fena:
— Aman Tanrım! Bu nasıl bir iştir? Bunu kim yapmış olabilir? Nasıl bir insan böyle bir şey yapar? diye söylenmiş.
Sonra kendi kendine:
— Müslüman olsa şarap içmez… Hristiyan olsa çana zıçmaz…
Olsa olsa bu darende’li hazeyndir! 😂😂
şarap içmiyorsun,
çana da zıçmıyorsun,
Eee darendeli hazeyn de değilsin
hakkaten nesin nerelisin, ne olsun istiyorsun!🤭
Devlet Bahçeli,
Abdullah Öcalan’a makul tarihsel gerekçelerini izah ettirerek PKK’yı feshettirdi.
Ne diyeceğini öngörmese bu işe girmezdi.
Dar siyasi polemik hırsını Milletin âlî çıkarlarından üstün tutanlar kaybetti!
Memleket için hayırlı olsun Teşekkürler
Lider @dbdevletbahceli
@metalci_genco Biz bunları da gördük. Her biri kendilerini Mustafa Kemal'in askerleri olarak tanımlıyorlardı. Bana göre Türk milletinin askeri olmalılar. Kişilerin değil...
@Suavi_Suavi 14 yıl masum insanların kanına girildi hiç sesiniz çıkmadı. Düşüncem o'dur ki asıl sizin gibiler puştun önde gidenidir. Savaş suçu işleyenlerin tamamı imha edilecek. Eşit koşullarmış. Sen enerjini Fırat'ın doğusu temizlenirkene sakla.
MHP Muğla İl Yöneticimiz, kıymetli hemşerimiz, değerli ülküdaşımız @EfrayimAkcabel ile Fethiye’de bir araya geldik. Fethiye’mizi konuştuk. Var olsun ülküdaşlık hukukumuz. Var olsun teşkilat.
#MHP#Muğla#Fethiye