İsviçreli biliminsanları Paganini Caprice N. 5’i 2002 yılı doğumlu İspanyol besteci ve kemancı Maria Duenas’tan dinlemeden ölmeyin diyor :)
Mükemmel bir yorum. 🎶
Paganini öleli 186 yıl olmuş eserleri ile yaşıyor.
Bu akşam film izlemek yerine @ Türker Kılıç Beyefendinin sunumunu izledim ve birkaç kitap okumuş gibi oldum bir saatte. Sayın hocam şöyle özetledim
"Doğal yapay zeka ayrımı yerine tüm evrene ait tek bir zeka!! " Zira "Bütünün kendisi , kendisini oluşturan parçalardan daha büyüktür"
Bir çok sonuca varılabilir ancak beni en etkileyen cümle : Yaşam , yaşamı üretiyordur belki de!
https://t.co/yNm0ZWZ6Mw
Yüz binlerce dolar maaş alan Claude ekibi, doğru şekilde nasıl prompt yazılır mala anlatır gibi anlatmış.
İlk 8 dakikada anlatılanları, 300 dolar verip izlediğim kurslarda bile görmedim :D
Tamamen ücretsiz ve Türkçe altyazılı.
Bi bakın derim.
''Son 50 yılda aileler için en büyük “kazanım” gibi görünen şey aslında bir tuzak olabilir mi?
Rory Sutherland, Alex O’Connor’ın podcast’inde şunu söyledi:
Çift gelirli hane modeli başlangıçta güzel bir seçenekti. İki eş de çalışıyor, eve daha fazla para giriyordu. İlk bakışta harika görünüyordu.
Sonra gerçeklik değişti. Devletler iki kat vergi almaya başladı. Ev sahibi olanların mülk değerleri uçtu. Konut fiyatları iki maaşa göre yükseldi.
Bir anda tek gelir artık yeterli olmamaya başladı; hatta danışman cerrahlar gibi yüksek kazançlı bekârlar için bile.
Aileler, yaşam tarzlarında sadece sınırlı bir iyileşme elde etmek için haftada yaklaşık 35 saatlik boş zamanlarından vazgeçti.
Özgürlük olarak başlayan şey, sessizce zorunluluğa dönüştü. Bu da bekâr insanları ve çocuklarını bizzat yetiştirmek isteyen ebeveynleri ciddi biçimde dezavantajlı hale getirdi...''
"30 yaşındayım ve hiçbir arkadaşımın çocuğu yok. Sıfır. Siz bir memeliyi yavru yapmaması için ne kadar istismar etmek gerektiğinin farkında mısınız?"
Şu sorunun yalın güzelliğine bak.
Bir profesör, 30 yıl boyunca aynı “nasıl çalışılır” dersini anlattı…
Ve o video sessizce internetin en çok izlenen eğitim içeriklerinden biri haline geldi.
Adı Marty Lobdell.
Psikoloji profesörü olarak kariyeri boyunca şunu gözlemledi: 👇
Tarihin bilinen en eski ikinci şarkısı.
Tam 1800 senelik, Aydın'da Tralleis antik kentinde bir mezar taşı üzerinde bulunmuş. Seikilos'un şarkısıymış.
"Işılda henüz yaşıyorken,
Gamı tasayı at bir kenara
Sabah uyandığımda duyduğum kuş sesinin hangi türe ait olduğunu anlamaya çalışırken şöyle bir video buldum YouTubeda. İnanılmaz hoşuma gitti. Türkiye’deki kuş seslerini türüyle birlikte tek tek tanıtmış videoda bir hesap. Çok tatlı 🪺❤️
Şekil olsun diye kullanmayın. Yanlış kullanıyorsunuz.
Bizatihi bizzat demek değildir. Kendiliğinden demektir.
Defaten defalarca demek değildir. Tek seferde demektir.
Umarsız umursamaz demek değildir. Çaresiz demektir.
Viral olan videodaki sohbetin devamında Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Abdullah Sayıner, Çinli çocuğu Türkiye’ye gelmeyi düşünürlerse gezdireceğini söyledi ve iletişim için e-posta adresini paylaştı.
Çocuk ise bu güzel sohbetine teşekkür etmek için kendisine hediye verdi.
Beynini ne kadar kesip biçerlerse biçsinler, o nöronların arasında tek bir "düşünce" bile bulamayacaklar. Neden biliyor musun?
Çünkü beynin o düşünceleri üretmiyor. Tıpkı salonundaki televizyonun, izlediğin filmi kendi içinde çekmediği gibi.
Bilimin "bilinci" bir türlü açıklayamamasının ardındaki o devasa illüzyon budur: Bilim, yazılımı donanımın içinde arıyor. Oysa insan beyni düşünce üreten kapalı bir fabrika (CPU) değil, sonsuz bir kuantum okyanusundan veri çeken biyolojik bir Frekans Alıcısıdır (Anten).
Hiç beklemediğin bir anda seni vuran o dâhiyane fikir, rüyanda gördüğün o inanılmaz vizyon ya da yürüyüş yaparken aniden bulduğun o hayat kurtarıcı çözüm... Bunlar beynindeki tesadüfi kimyasal çarpışmalar değildir. O an, biyolojik alıcının çözünürlüğü saniyelik olarak artmış ve evrensel ağdan devasa bir veri paketini (Zip) sistemine indirmiş (Download) demektir. Zihnin, fiziksel dünyanın gürültüsünden çıkıp o derin gerçeklik katmanına "Uyum Sağlamıştır" (Tune in).
Bütün büyük icatlar, en iyi sanat eserleri ve aradığın tüm çözümler o kuantum alanında zaten mevcut. Sadece frekansını oraya ayarlayacak bir zihin bekliyorlar. Sorun şu ki; bizler günlük hayatta bu alıcıyı sürekli "Hayatta Kalma" frekansına (stres, faturalar, trafik, kaygı) sabitliyoruz. Cızırtı o kadar yüksek ki, Ana Sunucu'dan (Source) gelen o berrak yayını duyamıyoruz.
Madem zihnin kusursuz bir alıcı, o halde çözümlerin sana tesadüfen çarpmasını bekleme. Tıkanıp kaldığında, ilhama veya bir çıkış yoluna ihtiyaç duyduğunda Matrix'ten istediğin veriyi çekmek için şu "Manuel Frekans Ayarı" egzersizini uygula:
- Statik Gürültüyü Sustur (Önbelleği Temizle) Bir fikri veya çözümü zorlayarak, paniğe kapılarak bulamazsın. Zorlamak, biyolojik anteni strese kilitler ve yayını bozar. Gürültüyü kes. Bulaşık yıka, yürü, duşa gir veya sadece 5 dakika boşluğa bakarak sistemi "Bekleme Moduna" (Standby) al. Egonun "çözmeliyim" çırpınışını durdur.
- Doğru Sorguyu Gir (Search Query) Zihnin sakinleştiğinde, evrensel arama motoruna o net komutu ver. "Bu sorunu aşmam için görmem gereken detay ne?", "Bu projede beni bir üst seviyeye taşıyacak o eksik parça ne?" Sorunu çok net bir şekilde sor ve sonra o soruyu boşluğa bırak. Cevabı o saniye aramaya çalışma. Sen sadece frekansı seçtin, şimdi yayını bekle.
- Alıcıyı Açık Tut (Download Anı) Sinyal, sen o konuyu hiç düşünmezken gelir. Zihnin mantıksal duvarlarının en gevşek olduğu o anda (uykuya dalmadan hemen önce veya araba kullanırken) o "Aha!" anı şimşek gibi zihnine düşer. O an, verinin indirildiği andır. Gelen o saf bilgiyi yakala.
Bir dahaki sefere seni sarsan bir fikirle vurulduğunda "Bunu nasıl akıl ettim?" deme. Zihnin kafatasına hapsolmuş bir et parçası değil; tüm evrenin fısıltılarına açılan bir portaldır.
Alıcının ayarını yap ve kendi mucizeni sistemden kendin çek.