Seyyid Muhammed Sâkî Hazretleri’ne (k.s) isnat edilerek dolaşıma sokulan, “Bize hizmet edenlerin listesini Allah’a bildiriyoruz” mahiyetindeki söz, kendisine kesinlikle ait değildir; bütünüyle asılsız bir iftiradır. Açıkça ifade ediyoruz ki bu söz, Ehl-i sünnet ve’l-cemaat itikadına göre bir sapkınlıktır; buna inananlar da sapıtmışlardır.
HAKİKAT, ALGI OPERASYONLARINA VE İFTİRALARA GALİP GELECEKTİR
Önce vicdanınıza ve ahlakınıza şu soruları sorun:
Allah’a ve ahirete inanıyorsanız;
Hiç söylenmemiş bir sözü bir insana isnat edip milyonlara yaymanın, topluma kin ve nefret tohumları ekmenin vebalini yarın ilahi huzurda nasıl vereceksiniz?
Gazetecilik yaptığınızı iddia ediyorsanız;
Tek bir delille dahi doğrulayamadığınız bir iddiayı kesin gerçekmiş gibi sunmayı hangi meslek namusuyla açıklayacaksınız?
İnsan haklarından ve adaletten bahsediyorsanız;
Doğruluğunu araştırmadan bir âlime, bir arife çamur atmayı, bir kitleyi hedef göstermeyi hangi vicdana sığdıracaksınız?
Rabbimiz buyuruyor:
“Ey iman edenler! Size bir fasık haber getirirse onu araştırın…” (Hucurât, 6).
Araştırmadan, sormadan, kulaktan dolma yalanları hakikat gibi satmak kime ve neye hizmet etmektedir?
Değişmeyen Tiyatro
Son günlerde tek bir merkezden düğmeye basılmışçasına aynı başlıklar, aynı ifadeler ve aynı ithamlar peş peşe dolaşıma sokuluyor.
Önce doğruluğu ispatlanmamış, ağızdan çıkmamış uydurma bir söz ortaya atılıyor…
Sonra o söz sanki kesin bir hakikatmiş gibi ekranlarda saatlerce yorumlanıyor…
Ve en nihayetinde, hiç söylenmemiş bir cümle üzerinden bir mürşid, asırlık bir irşad geleneği ve milyonlarca gönül eri mahkûm edilmeye çalışılıyor.
Bu haberci dili değildir.
Bu hakikati aramak hiç değildir.
Bu; delille konuşamayanların önce hüküm verip, sonra o hükme sahte gerekçeler uydurma telaşıdır.
Asıl Üzücü Olan…
Belki de bütün bunlardan daha acısı; bir kısım müslüman kardeşlerimizin de bu algı operasyonlarına hiçbir araştırma yapmadan ortak olabilmesidir.
Kur’an, “Araştırın.” emrini verirken; bir mümine düşen ilk görev duyduğunu paylaşmak değil, doğruluğunu araştırmaktır.
Ne yazık ki bugün birçok kişi delile değil paylaşıma, hakikate değil gündeme, araştırmaya değil algıya teslim oluyor.
Bir paylaşım binlerce kez tekrar edilince doğru zannediliyor; oysa tekrar edilen her söz hakikat olmaz.
İftirayı ilk atan kadar, onu araştırmadan yayan da o vebalin büyümesine ortak olur.
Hakikat Çamurla Sıvanmaz
Asırlardır bu topraklarda insan yetiştiren; kitleleri kötü alışkanlıklardan, haramdan ve ahlaki çöküntüden çekip alıp Allah’a kulluğa, Kur’an ve Sünnet’e davet eden her irşad ocağı, farklı dönemlerde benzer saldırılara maruz kalmıştır.
Çünkü hakikatin karşısına ilimle, delille ve ahlakla çıkamayanlar; her zaman algılara, saptırmalara ve iftiralara sığınmışlardır.
Fakat unuttukları hayati bir gerçek vardır:
Ehl-i Sünnet’in ve Allah dostlarının yegâne ölçüsü Kur’an ve Sünnet’tir.
Hakiki mürşid; insanı kendi nefsine değil, Allah’a ve Resûlü’ne çağırandır.
Sultan Hazretlerinin de gür bir sesle haykırdığı ölçü ortadadır:
“Mürşid; ‘Benim emrim Allah ve Resûlü’nün emridir.’ diyen değil; Allah ve Resûlü’nün emri ne ise benim emrim ancak odur, diyendir.”
Tarih Tekerrür Ediyor: Yöntem Aynı, Akıbet Aynı
Tarih boyunca hakikat ile batılın savaşında yöntem hiç değişmedi.
Hz. Nuh’a iftira attılar.
Hz. Musa’ya “sihirbaz” dediler.
Hz. İsa’ya çamur atmaya kalktılar.
Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya ﷺ “yalancı”, “şair” ve “mecnun” dediler.
Allah dostları da aynı iftiralara maruz kaldılar.
Bugün de doğrulanmamış uydurma sözleri ekranlarda, köşe yazılarında ve sosyal medyada gerçekmiş gibi dolaşıma sokanlar; farkında olsalar da olmasalar da tarihteki o iftira zincirinin bir halkasını tekrar ediyorlar.
İsimler değişiyor…
Yüzler değişiyor…
Teknolojiler değişiyor…
Ama hakikatin karşısındaki acziyet ve izlenen kirli yöntem asla değişmiyor.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Ağızdan çıkan üfürmelerle bu nur sönmez.
Sosyal medya algoritmalarıyla kurulan algılar dökülmeye, yalanlar ortaya çıkmaya, iftiralar ise tarihin çöplüğüne gömülmeye mahkûmdur.
Büyüklerin duası ve müjdesiyle; Kur’an’a ve Sünnet’e sımsıkı bağlı olan bu irşad yolu, biiznillah kıyamete kadar dimdik ayakta kalacaktır.
Çünkü hakikat insanların propagandasıyla değil, Allah’ın vaadiyle ayaktadır.
Bana şu altı şeyi yapmayı garanti edin, ben de size cenneti garanti edeyim: Konuştuğunuzda doğru söyleyin. Söz verdiğinizde yerine getirin. Size bir şey emanet edildiğinde ona riâyet edin. Namusunuzu koruyun. Gözlerinizi haramdan sakının. Ellerinizi kötülüklerden çekin.
(Ahmed b. Hanbel, Müsned, V, 323)
S. Mübarek Elhüseyni’nin yeni ‘haremlik-selamlık açılımı’, yıllar önce azil sebebi sayılan bir anlayışın bugün nasıl meşrulaştırıldığını gözler önüne seriyor.
Şeyh Seyid Sultan Muhammed Saki Elhüseyni K.s Hazretleri Buyurdular
Herkes duysun, bilsin. Burası bir vakıf mahiyetindedir, dergâhtır, ümmet-i Muhammed’in malıdır. Hepiniz şahit olun.
Burası her zaman kapıları ardına kadar açıktı. Bundan sonra da Allah’ın izniyle kapıları ardına kadar açık olacaktır, inşallah. Hiçbir vakit kapanmayacak, aynen böyle devam edecektir. Ben ne kadar hayattaysam...
Üçüncüsü de; hepimiz, Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm’ın buyurduğu gibi: 'Hepiniz çobansınız ve sürünüzden mesulsünüz.' Her bir alanımıza; camilerimize, medreselerimize, Kur’an kurslarımıza, fakir fukaraya yapılan yardım yerlerinin hepsine sahip çıkmaya çalışacağız.
Gerçek sahip Rabbü'l-Alemin'dir. Bizimki ise emanete sahip çıkmaktır. Onun için burada emanetlerimize sahip çıkacağız inşallah. Bize verilen emanete sahip çıkacağız.
Allah hepinizden razı olsun. Onun için bunu bilmenizi istedim. Burası vakıf mahiyetindedir, dergâhtır, ümmet-i Muhammed’in malıdır; bilhassa da İstanbul’un malıdır."
Bu gavsı sakaleyn dedikleri kişi…
“Bu odaya girdiler çay haramdır size dediler. Buradaki çaycıya söylediler. Çaycı onlara bunu söyledi: Şekeri, çayı, semaveri ben kendi paramla almışım (Nasıl haram olur?) Bu gavsı sakaleyn dedikleri kişi: “O zaman ben suyu, elektriği helal etmiyorum” dedi. Divanda (misafirlerime) bu, bu kişiler yemek yiyemez, yatamaz dediler. Daha babamın vefat ettiği ilk günlerde...”
Halinize Bakın!
Menzil’de 50 senede üç mürşid hizmet etti; ne onlar ne onların çocukları; hiç kimse bir buğday hesabı sormadı bugüne kadar, burası benimdir demedi. Ama son 10 senede kardeşlerim bunun hazırlığını yapmışlar Menzil’de.
Şimdi diyorlar ya mirastır, yok öyle bir şey... Halinize bakın! Şeyhsiniz, güya gavs oldunuz; nasıl altıya böldünüz?
Sultan Şeyh Seyyid Muhammed Saki Elhüseyni (Kuddise Sirruhu)
@mendakkadukka75@M_Sami_t02 Aklını kullanamayan a Ahmak denir hakaret etmedim. Ey gidi Rahmetli Gavs babamın sohbeti geldi aklıma İnsan ahmaktır 4-5 yaşında çocuk dese bu deliğe yılan girdi kimse sokmaz elini demişti. Okadar peygamber sahabe evliya geldi .. Diye devam eden sen yazma kardeş
@mendakkadukka75@M_Sami_t02 Bak kardeş ahmakmısın nesin? Evet harap olmuş Haldeydim Hiç bir mürşide de insitap etmicektim zorla rabıta yaptım gönle Sultan hz geldi gittim biat ettim biranda ne olduysa oldu kuş gibi hafifledim. Gavs babam her daim gönlümde ve aklıma geliyor Sultan babamla da teselli buldum
@mendakkadukka75@M_Sami_t02 Kardeş sen benim Gavsı sani hz babama duyduğum sevgimi aşkımı sorgulayacak adam değilsin. Nerden Bilcen Nefsimide yorum yapıyosun Git işine kendi sulukuna devam et.