NEDEN LGS YAPMAYA KARAR VERDİK? NE OLDU? NE OLUYOR?
2017 Yılında "biz neden 13-14 yaşındaki çocukların tamamını TEOG sınavı ile muhatap ediyoruz? Bizim zamanımızda TEOG mu vardı?" cümlesiyle başlayan bir yönerge geldi ve "Tam biz de bunu değiştirecektik siz üstüne geldiniz efendim, hemen değiştiriyoruz" pozisyonu alındı ve bir gece yarısı kararıyla TEOG'u kaldırdık. Tabi hazırlıksız yakalanıldığı için günlerce süren "Biz ne halt yiyeceğiz şimdi? Sınav olmadan bu liselere yerleşmeyi nasıl yapacağız?" diye sistem arayışları başladı. Uzun uğraşılardan sonra TEOG yerine LGS adı verilen sisteme geçtiğimiz kamuoyuna ilan edildi.
LGS sisteminde artık her öğrencinin sınava girmesine gerek kalmayacaktı. Çünkü esas eleştiri oradan gelmişti. Zaten her öğrenci de sınavla bir liseye yerleştirilmeyecek, sınav, liselerin sadece yüzde 10'una girişte kullanılacak, kalan yüzde 90'ına ise eski alıştığımız usulle "eve en yakın lise en iyi lisedir abi" mantığı ile öğrenci yerleştirecektik. Madem liselerin yüzde 10'una sınavla öğrenci alacaksak zaten çoğu veli de çocuğunu artık bu sınava sokma gereği duymayacak ve katılım da şayet yüzde 20 olursa 250-300 bin öğrencinin girme gereği duyduğu daha düşük katılımlı bir sınav yapacaktık. Böylece 13-14 yaşındaki çocukları da sınav stresinden hayatlarının baharında kurtarmış olacaktık.
Önceki yöntemle bazı liseler, elene elene gelip listenin dibindeki çocuklardan oluşan okullar haline gelmişti. Yeni yöntemle en azından bu liselerin de öğrenci niteliği kısmen de olsa artırılmış olacaktı.
Karar vericiler bir gerçekliği ne yazık ki göz ardı ettiler. Bizde sınavlar şişede (yönetmeliklerde ve kılavuzlarda) durduğu gibi durmuyor. Eğer bir sınav var diyorsanız ilgili ilgisiz, başarılı başarısız herkes bu hakkını sonuna kadar kullanmayı bir görev addediyor. Zira yıllardan beri merkezi sınavlar bizim ebeveyn kitlesinde bir yaşam ve var olma biçimi haline geldi. Bir de bu yüzde 10'luk okul grubuna sistem "nitelikli okullar" adını verince "bizim ��ocuğun neyi eksik? o da girsin sınava ve nitelikli okula yerleşsin, biz sınavsız yapamayız, sınav varsa bizim çocuk da buna kesin girmeli" motivasyonu egemen oldu doğal olarak.
İlk yıl hayal edilen ve beklenen 250-300 bin başvurunun olacak olmasıydı. Ancak öyle olmadı. 2018'deki LGS'ye 1 milyonun üzerinde başvuru gerçekleşti. Böylece TEOG'u kaldırmamız gerektiğinin birinci gerekçesi daha dakika bir, gol bir ortadan kalkmış oldu.
Nitelikli liseler çizelgesi de istenen, hayal edilen ve sistem kurgulanırken planlanan şekilde olmadı tabi. Bir anda ülke genelindeki liselerin yüzde 15'inden fazlası bu kategoriye alınmış oldu. Herkes Fen liseleri ile bazı Anadolu ve Sosyal Bilimler liselerinin bu kategoride yer almasını beklerken bazı Anadolu İmam Hatip ve Anadolu Meslek liseleri de bu kategorinin içine yerleştirildi. Elbette bunu eleştirecek değiliz. Her lise türünden sınavla öğrenci alacak elit liseler bulunsun, bunda hiç beis yok ama gel gör ki bunlar��n da elit liseler olduğunu veliye nasıl anlatacağız konusu hiç gündem olmadı. Zira millet çocuğunu deli gibi elit fen ve Anadolu liselerine hazırlamaya çalışıyordu. Hala da bu sorunu büyük ölçüde aşmış değiliz.
Tamam 2018'de bir hevesle herkes sınava başvuru yaptı ama sonraki yıllarda ebeveynler daha objektif bir düşünce geliştirir ve çocuğunun bu sınavlarda başarılı olamayacağını anlayınca başvuru yapma gereği duymaz ve artık başvurunun ateşini de düşürürüz diye düşünülse de bu ateş hiç düşmedi. Zira 2019'da başvuru 1 milyon 74 bine yükseldi. 2020'de 60 aylıkların ilkokula başlamasının üstünden 8 yıl geçtiği ve artık LGS adayı oldukları için tarihin en yüksek başvurusu gerçekleşti. Başvuru alarak bu sınavı yapsak da kimse bu işten vazgeçmiyor hazır pandemi ve mesafe koşulları da aktifken 8. sınıfların tamamını bu sınavın adayı olarak kabul edelim dediler ve 1 milyon 671 bin çocuk sınava aday oldu. 1 milyon 471 bini de sınava girdi. Sonraki 3 yıl yine başvuruşuz herkes sınav adayı kabul edildi ve 2021'de 1 milyon 243 bin, 2022'de 1 milyon 236 bin, 2023'de ise 1 milyon 246 bin çocuk sınav adayı oldu. 2024 ve 2025'de yeniden sınava başvuranı alalım başvurmayan aday olmasın dedilerse de yine 1 milyonun üstünde başvurular gerçekleşti. Özetle sınav stresinden kimseyi kurtaramadığımız gibi sınavla öğrenci alan okul kontenjanları sınırlı olduğu için çocukları daha da strese sokmadık dersek yalan olur. Sadece çocuklar mı? Tabi ki değil! Veliler de büyük stres yaşamaya başladılar.
Peki! LGS'nin en stressiz grubu kim mi oldu? Kursçular, dershaneciler, özel dersçiler, özel okulcular, kamu okullarında kurs ve program satan idareciler, okul aile birlikleri, sınav yayıncıları, koçlar, danışmanlar... Sınavın rantından beslenen gruplar için önemli bir motivasyon ve gelir kaynağı olmayı hep sürdürdü sınavlar. Yarışın aslında yüzde 5'lik gruptaki okullara girme yarışı olduğunu bilen veliye "senin çocuğun da bunu hak ediyor. Bizimle bunu rahatlıkla başarabilir" motivasyonu pazarlandı genel olarak. Bu ülkede sınavlar varsa salt ona ihtiyaç olduğu için değil, onun rantından beslenenlerin sattıkları hayalin de etkisi olduğu için o sınavlar var olmaya devam ediyor, devam edecek...
2025'de yapılan sınavlar büyük gürültü yarattı bildiğiniz gibi. Herkes sınavı zor olarak nitelerken bir anda tarihin en çok birincisinin çıkması "aaa zor değilmiş" değerlendirmesinin yapılmasına yol açtı. Oysa bu kadar birincinin çıkmasının aslında sınavın kolay olduğunu tek başına göstermeyeceğine kimse çok da odaklanmadı. Sınav aslında kolay da değildi. Zira 1 milyonluk kitlenin sınava profesyonelce ve iyi bir şekilde hazırlanan yüzde 2'lik kitlesine kolay geldiği yüzde 7-8'lik kitlesi için normal düzeyde olduğu ama yüzde 90'ının zorlandığı bir sınavdı aslında uygulanan.
Ne yazık ki 13-14 yaşındaki çocukların yüzde 90'ı daha hayatlarının baharında başarısızlık etiketi ile belki de ilk kez tanışmış oldular. Bundan sonra karşılaşacakları başarısızlıklar için direnç kazandırmaktan öteye de bir faydası olmayacak.
Bizim bu LGS'yi de artık masaya yatırmamız gerekiyor.
* Kimlerin bu sınavlara hazırlanması ve girmesi gerektiğini yeniden ele almamız gerekiyor.
* Bu sınavların soru, test, hesaplama ve puanlama yöntemini yeniden ele almamız gerekiyor.
* Tanımlanan lise türlerini yeniden tanımlamamız gerekiyor.
* Mahalle okullarının niteliğini de yeniden ele almamız gerekiyor.
İş çok. Hem de çok fazla...
.@Vestel tarafından kandırıldım. 31 Ağustos Pazar günü bana sattıkları ürün için kredi kartımdan 30.940 TL çekildi ve ürünün ertesi gün evime gönderileceği söylendi. Pazartesi günü arayan olmayınca ben aradım ve bana “hayalet” ürün satıldığı yani stokta olmayan bir ürünün varmış gibi gösterildiği bildirildi! Hemen paramın iade edilmesini istedim. Ancak mağazadan iade yapılamadığı, beni muhasebeye yönlendirecekleri bildirildi. Müşteri İlişkileri ile günlerdir konuşuyorum, iadenin yapıldığını iddia etmelerine karşın @isbankasi@IsBankasiDestek kendilerine yansıyan bir ödeme olmadığını söylüyor. Bu durumda biri yalan söylüyor ve beni kandırmaya çalışıyor!
Bu konuda @SikayetvarCom üzerinden de bildirimde bulundum. Vestel mağdur ediyor! @VestelDestek@TuketiciD@TuketiciBasvuru@tuketicikonfed
Sinema tutkunları için matematik kavramlarını ya da disiplindeki ünlü isimleri konu alan pek çok film var. Bazı örnekler verelim.
https://t.co/XWK45zPHV7
1 ay 10 gün önce Otokoç 2.el Bursa Nilüfer şubesinden Egea 1.4 2021 93200 km de satin aldim. Aracı almadan 92800’de su eksiltme sebebiyle cekiciyle gelip radyatorunun degistigi soylendi. Birmot Nilufer servisine götürülüp ++@otokocikinciel@OtokocOfficial@Otokoc_Otomotiv
@faceogretmen İçeriye arabamın anahtarı almaz , öylece kutuya bırak der, su şişemi almaz , şeffaf poşetteki poğaçamı yasak hocam diye çöpe attırır , en az 4 saat oradasın simit bile vermez. Bir de üstümü aratır. Bize hırsız muamelesi yapan bu kurumda görev almak büyük yanlış.
Utanmasalar HPV aşısı yaptıran kadınlar namussuzdur diyecekler de başka türlü söylüyorlar. Çünkü erkeklerin namusa ihtiyacı yok. Namus kadın için, kadın üzerinden.
Pek çok kadın tek eşli olduğu halde eşinden HPV alıyor, servix kanseri oluyor. Sahi bu aşıya neden karşısınız?
Evde artık televizyonumuz olmadığı için iptal etmek istediğim 15 senelik digiturk yan oda üyeliklerinin kutusunun HDMI kablosunda Digiturk yazmadığı için 300 lira cezası varmış.
HIRSIZ DIGITURK.!!!