İçeride “yerli ve milli” nutukları atıp, köprüleri ABD bayrağı renklerine boyayanlar, bugün de küresel güçlere şirin görünme yarışında!
NATO için TBMM’yi çalıştırmayan ve başkentte adeta sıkıyönetim ilan edenler, memleketi pazarlık masasına sürerek tek adam rejimine meşruiyet devşirme telaşında!
Ne yaparsanız yapın bu ülkenin vatanseverleri, emperyalizme ve onun yerli işbirlikçilerine karşı asla boyun eğmeyecek! #nato
"Müslüman Noel kutlamaz" diye yılbaşı ağaçlarını parcalayıp,
"milli manevi değerlere aykırı, gavur adetleri" diye okullarda hiç kutlanmadığı halde Cadılar Bayramını yasaklayanlar, ABD'nin bağımsızlık gününde, FSM Köprüsünün ABD renkleriyle ışıklandırılmasına sessiz.
Neden acaba?
Kayyuma şok…
Gürsel Tekin’in 40 yıldır üyesi olduğu CHP Kadıköy’ün 9 eski ilçe başkanı ortak bildiri yayınlayıp, Kılıçdaroğlu ve Gürsel Tekin için “AKP’nin kontrollü muhalefeti” demiş. Gürsel Tekin, 40 yıllık ilçesinde 1 kişinin bile desteğini alamamış.
Meslektaşım, @t24comtr de yan yana çalıştığım editör arkadaşım Buse Söğütlü gözaltında. sonu gelmeyecekmiş gibi gösterilmek istenen şu anki bahanesi NATO toplantısı olan gözaltılar. Ama gazetecilik bunu da atlatır. OdaTV’den meslektaşım Ceren Erdoğdu ve tüm gazetecilere özgürlük
Al AKP! Sana bir rakam daha!
Avrupa Birliği YILLIK Gıda enflasyonu %1.60
Türkiye YILLIK Gıda Enflasyonu %34.86 (TÜİK)
"Paramız var, dışardan ucuza alırız" diyordunuz.
Hadi, alsanız ya! Ama ucuz ucuz olacak!
Sizi gidi ithalat vurguncuları sizi. Boğazınıza dursun!
Israel is blowing up entire neighborhoods in Bint Jbeil, South Lebanon right now.
During a “ceasefire.”
Not military targets. Civilian homes.
Entire communities are being erased so families have nothing left to return to.
Adam dedim diyor bir grup sıfat yakıştıramadığım tip hayır demedi diye ısrar ediyor. Bir de utanmadan check ettim dememiş diyen var. Ulan orda demediyse şimdi dedi en azından utanın ya. Dedim diyene hayır demedin diyecek kadar zıvanadan çıkmışsınız
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti.
( Bu görüşme yaşanırken Twitter'da bahsedildiği gibi ortamın çok kalabalık olmadığını Kılıçdaroğlu hariç birkaç kişi olduğunu hatırladığını belirtti.)
2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur.”
https://t.co/68aeARcWzz
Deniz Göktaş Kılıçdaroğlu tarafının yalanladığı “CHP’yi salın” cümlesini söylediğini açıkladı. İşte Göktaş’ın sözleri: “Sabah Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim. Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. Madem geldiniz milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın dedim. Ben bunu söyledikten sonra baş��nı salladı, sonra da gitti.
Asıl soru şu;
📍Savcılık sorgulaması sırasında, avukatı bile görüşemezken, Kemal Kılıçdaroğlu kimin izni ve hangi sıfatla Deniz Göktaş ile görüştürülüyor?
Deniz Göktaş, Kılıçdaroğlu'nun kendisiyle emrivaki yaparak görüştüğünü açıkladı:
"Sabah, Kemal Bey'in burada olduğu ve görüşmek istediği haberi geldi. Görüşmek istemediğimi söyledim.
Sulh Cezaya çıkmadan önce emrivaki bir şekilde görüştük. Geçmiş olsun dedi, teşekkür ettim. Bir ihtiyacım olup olmadığını sordu, yok dedim. Aslında kendisiyle görüşmek istemediğimi söyledim. ‘Madem geldiniz, milyonlarca gencin bir ricası var; lütfen CHP'yi salın’ dedim. Ben bunu söyledikten sonra başını salladı, sonra da gitti. 2023'te Cumhurbaşkanlığı için oy verdiğim insan, 2026'da yüz yüze nezaketsizlik yapmak zorunda kaldığım ilk insan oldu. Avukatımın söyledikleri doğrudur."
(Fatih Altaylı)
Sen bizi güldürdün, Allah da seni güldürsün…
Devlet ise “gülme sırası bizde” deyip komedyeni gözaltına almış.
Gülmek serbest, güldürmek şüpheli;
şaka yapmak kabahat, şakaya alınmak devlet ciddiyeti.
Memleket, kahkahaya bile tutanak tutuyor. #DenizGöktaş
Din, senin gibi halka ve vatana -sayısız kez- ihanet etmiş tetikçilerin basit bir propaganda aracıdır.
Tepeden tırnağa suçtan ibaret olan bu devran döndüğünde acaba nereye kaçacaksın..
36 yaşındayım, 15 yaşından 32 yaşına kadar istisnalar dışında cuma kaçırmadım.
Camiye siyaset girdiği için son 6 yıldır 1 tane cuma namazına gitmedim. Eminim benim gibi binlerce insan var.
Koskoca yargının uğraştığı şeye bak; komedyen şakası. Aynı yargı daha geçen gün 6 yaşındaki kızını evlendiren tarikatçıyı serbest bıraktı, kahraman gibi karşılandı herif. Milleti dinden soğutan kim acaba? Yine aynı yargı bir gecede 50 bin mahkumu şak diye dışarı saldı. Aynı yargı Kemalistler P..tir diyen ucubeye dokunmadı bile.
Şakadan alınan incinen varsa eleştirirsin kınarsın, gitmezsin, bilet almazsın, gülmezsin. Çocuk zaten her gösteriden sonra geri bildirim kutusu açıyor sosyal medyasında, neyi sevmediniz diyor. Eleştirin beni diyor. Şak diye tatilden dönüp geliyor ifade vermeye. Hemen kodese tıkmak neyin kafası yahu ne yaşıyorsunuz siz? Bu günler için mi saldınız onbinlerce mahkumu bir gecede? Komedyene, gazeteciye, seçilmişlere, muhaliflere yer açmak için mi?
Çok Yaşa Deniz
Sana çok kızıyorum Deniz. Sabaha karşı, gözü yaşlı bir şekilde yataktan kalkıp bu yazıyı yazdırdığın için sana çok kızıyorum. Hayata dair bütün planlarımı bozduğun içim sana çok kızıyorum. Beni bu duruma soktuğun için, rahatımı kaçırdığın için sana çok kızıyorum Deniz.
Babanı, belki hatırlar belki hatırlamaz, 1979’da o zamanlar bir gecekondu bölgesi olan Mamak’ta tan��mıştım. Sana kızıyorum, ama o zamanlar tanıdığım Kemal için bu yazıyı yazmaya kendimi mecbur hissediyorum Deniz. Yıllarca ders verdiğim öğrencilerim için mecbur hissediyorum. Seninle aynı yaşlarda olan oğlum için mecbur hissediyorum ve beni bu duruma soktuğun için sana çok kızıyorum Deniz.
Ne yaptığını anlıyorum Deniz. Adına ne diyeceğimi bilemiyorum, ama gösteri diyelim, gösterinin adını neden “Ölü Deniz” koyduğunu anlıyorum. Gösterin ölüm maskını andıran bir -gene diyeceğimi bilemedim- heykelin açılışıyla başlamasının nedenini anlıyorum. Gösterinin başında kendini neden yuhalattığını anlıyorum. Neden kıyafetinden yola çıkarak bir “komedyeni” öldürtmenin ne kadar kolay olduğunu anlattığını anlıyorum: Can Dündar’ı kurşunlatıp kaçırtmış, Ahmet Hakan’ı dövdürüp yola getirmiş, Özgür Özel’i çocuklarını öldüren birine yumruklatmış gücün sana ne yapacağının farkındasın Deniz. Üstelik sen katledilirsen ne yapacağımızı da gösteriyorsun bize videonun sonunda, ölüm maskını bütün İstanbul'da dolaştırarak. İkiyüzlülüğümüzü böyle açık ettiğin için sana çok kızıyorum Deniz. Bütün bunları göze alabildiğin için, daha doğrusu bunları göze alamadığımdan, beni utandırdığın için sana çok kızıyorum Deniz.
Aynı zamanda sana hayranım Deniz. Her şeyi bu kadar planlayabildiğin için hayranım. Türkiye’nin umudu olarak sunulan bir Laz müteahhitle (Lazlar başımız gözümüz üstüne) böyle dalga geçtiğin için hayranım. Fatih Altaylı’ya giydirdiğin için hayranım. Dört kitaptan söz ederken, işi her yöne çekilebilir bir noktada bırakmayıp, belki 1200’lerde bir kitap daha yazmak isterdi dediğin için hayranım -üstelik Akit gazetesinin manşetinde fotoğrafı basılıp “İslam düşmanı kahpe” yazılmış biri olarak hayranım. Sana hayranım Deniz, dalgıç esprinle “bizim cephenin” ikiyüzlülüğünü gösterdiğin için hayranım ki, Başörtüsüne Özgürlük bildirisi imzaladığım için “aramızdaki hainler” diye lanse edilen biri olarak hayranım. Bir sabah operasyonuyla değil de 2 Temmuz’da, Sivas Katliamının yıldönümünde Türkiye gelerek gözaltına alınmayı tasarlayacak kadar düşünceli olduğun için hayranım. Ama bunlar sana kızmama engel değil Deniz. Beni bu duruma düşürdüğün için sana çok kızıyorum Deniz.
Eskiden de çok küfretmezdim ama cinsiyetçi, türcü derken artık küfredemiyorum Deniz. “Alçaklar” diyesim geliyor ama “size alçak diyemem, çünkü alçak da bir seviye gösterir” diyen Necip Fazıl’ın sözü geliyor aklıma. Ne kadar garip değil mi Deniz, bu sıfatı en çok hak eden birinin böyle bir söz söylemesi. Bir de en küfürbaz şairimizin adaşın için yazdığı şiir geliyor aklıma: “Acıyorsam sana anam avradım olsun/Ama aşk olsun sana çocuk, aşk olsun!”
Gün ağarmak üzere, bitireyim artık. Çocukluğumdan hatırladığım ilk slogan, “Ya ya ya, şa şa şa, İsmet Paşa İsmet Paşa, çok yaşa” geliyor aklıma Deniz. Sonraları, 1970’lerde çok komik gelmişti bu slogan, ama şimdi çok anlamlı geliyor, hatta senin için sokağa çıkıp bağırasım geliyor Deniz: Ya ya ya, şa şa şa Deniz Göktaş Deniz Göktaş çok yaşa.
Sen çok yaşa Deniz. Taylanlar, Ulaşlar, Denizler, Yusuflar, Hüseyinler, Mahirler, İbrahimler… Hepiniz çok yaşayın çocuklar.
Faruk Alpkaya