Dün İzmit'ten Ankara'ya "hızlı" trenle geldim. İstanbul'dan gelen trenin İzmit'ten 19:43'te hareket etmesi bekleniyordu, yaklaşık 25 dakika gecikti. Ankara'ya sallana sallana 23:35'te ulaşabildik. İzmit'ten Ankara'ya bekleme dahil neredeyse 4 saatte varmış oldum. Tamam belki tam ekspres tren değildi ama sonuçta hızlı tren..
Bu devirde İstanbul-Ankara arasında gerçek anlamda bir hızlı tren olmamasını anlamak mümkün değil. Bana kaynak, bütçe vs demeyin. Bunu yapacak kaynak kesinlikle var.
Nerden mi çıktı şimdi bu? Trende OVP'yi inceliyordum. Kişi başı milli gelirin 2029 yılında 25 bin dolara çıkmasının beklendiğini gördüm. Sonra hızlı treni düşündüm. Öyle çıktı bu satırlar kalemimden..
İnsanların yaşam kalitesini medeni bir şekilde yükseltemediğimiz sürece kişi başı milli gelirin 25 bin dolara çıkmasının fazla bir önemi yok. Bazıları için olabilir, ama benim için yok.
Size yazmak için bahane üretiyor gibi olacak ama son tweetten sonra 2 kere daha tutuklandım. Bazen hücrede zimmetli çakmağı kaybedince ya da kütüphaneden aldığım kitaba bir şey olunca dışarıdaki refleksimle çok geriliyorum ama sonra “napacaklar bir daha hapse atamazlar ya” diye kendimi rahatlatıyordum. Atabiliyorlarmış.
Neyse, Moby Dick bitti. İddianame hazır.
Duruşma tarihi 28 Eylül.
Görüşmek üzere.
Şişli'de yıllardır üniversite öğrencilerine barınma olanağı sağlayan Fatma Girik Kız Öğrenci Yurdu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'ın tutuklanmasıyla yerine atanan kayyım yönetimi tarafından kapatıldı.
@damlaaaplt 'ın haberi
Breaking News: Bonnie Tyler, the Welsh singer who soared to No. 1 with “Total Eclipse of the Heart,” a titanic pop anthem of the 1980s, died at 75. https://t.co/GknDvQUlGb
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Su krizinin konuşulduğu bir dönemde, Antalya’nın önemli içme suyu kaynaklarından Kırkgöz’de 128 futbol sahası büyüklüğünde maden genişlemesi planlanıyor.
Su yaşamdır; riske atılamaz.
Bugün öğlen üzerinde bir notla hastane bahçesine terkedilmiş. Çok korkuyor. Çok üzgün, çantasından çıkamıyor!
Korumaya aldık, Allah rızası için sahiplenmek isteyen çıkar mı? İstanbul
İnstagram @patiarkadas
İlter Turan Hoca @ilterturan9 kişiler hakkında pek yazmaz, o da benim gibi sistemle uğraşır, sistemi eleştirir. Bu kez dayanamamış Tom Barrack hakkında yazmış ve hepimizin duygularına tercüman olmuş:
https://t.co/YIpU79hPLh
12.06.2026 tarihinde bir televizyon programında Berhan Şimşek’in, Sn. Ecz. Özgür Özel’e yönelik eczacılık üzerinden kurmuş olduğu cümleler meslek camiamız tarafından tepkiyle karşılanmıştır.
Eczacılık mesleği, bilim ve etiği merkezine alan kadim bir halk sağlığı hizmetidir. Günlük ve siyasi tartışmaların malzemesi yapılamaz, buna müsaade etmeyiz.
Ayrıca, kullanılan ifadeler eczanelerimizdeki çalışma arkadaşlarımızı da küçük düşürmeyi hedefleyen aciz cümlelerdir.
Kurulan vahim cümleleri kabul etmiyor ve kınıyoruz.
Türk Eczacıları Birliği
Bugüne kadar sözleriyle, davranışlarıyla ve yaptıklarıyla kendisini açıkça ortaya koyan, Silivri’deki ilk günlerimden beri tanıdığım Sayın Özgür Özel, eğer Türkiye’de birileri FETÖ’cülükle suçlanacaksa akla gelebilecek en son isimlerden biridir
Cumhuriyet tarihimizin en zorlu ve en onurlu görevlerinden birini üstlenen Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçilmiş genel başkanı Özgür Özel'in başarılı olacağına olan inancım sonsuzdur…