Nasıl iyileşeceğiz?
Hayatımızdaki çalkantıların bir gün durulacağını, her şeyin yerli yerine oturacağını bekleyerek yaşıyoruz. Oysa bizi yoran tam da bu bekleyiş. Sarsıntılar hayatın arızası değil, doğası. Bir gün gelen fırtına, başarısız olduğumuzun değil, değişmeye çağrıldığımızın işareti. Direnmeyi bıraktığımız an, dönüşüm başlıyor.
Acıdan kaçış yok; kayıp da, belirsizlik de, kırılma da er geç kapımızı çalıyor. Ama acı çekmekle o acının içinde hapsolmak aynı şey değil. Acı, garip bir biçimde, kendi çıkış yolunu da içinde taşıyor. Mesele onu yok etmeye çalışmak değil; onunla ne yapacağımızı, onu nereye taşıyacağımızı bilmek.
Her birimiz kendimize sessizce bir hikâye anlatıyoruz, kim olduğumuza, başımıza gelenlerin ne anlama geldiğine dair. Çoğu zaman bu hikâyenin farkında bile olmayız ama o bizi yönetir. Aynı olay, “hayat beni hep yıkıp geçiyor” cümlesiyle de anlatılabilir, “her seferinde yeniden doğruldum” cümlesiyle de. Hikâye değişince, geçmiş değişmez belki; ama geçmişin üzerimizdeki ağırlığı değişir.
Bir şeyi anlamak başka, onu yaşamak başka. İçgörü zihinde kalır; onu hayata taşıyan şey ise küçük, tekrarlanan, anlam yüklü eylemlerdir. Sabah edilen bir dua, her hafta yazılan bir mektup, bir topluluğun paylaştığı bir tören… Ritüeller, bildiklerimizi bedenimize işler. Kayıptan sonra hayata yeniden karışmamızı sağlayan köprü, çoğu zaman işte bu sessiz tekrarlar.
En ağır yükleri taşıyabilenlere bakınca şaşırtıcı bir şey görüyoruz: Onları ayakta tutan ne iyimserlik ne de çelik gibi bir irade. Var olmalarının bir karşılığı olduğunu, yaptıklarının bir yere dokunduğunu hissetmeleri. Amaç, acıyı ortadan kaldırmaz; ama ona bir yön verir. Ve yönü olan acı, insanı ezmek yerine büyütür.
İyileşmeyi hep içsel bir yolculuk sanıyoruz. İyileşme iki insan arasında, bir sofrada, bir toplulukta gerçekleşir. Yalnızlık yarayı derinleştirir; bağ kurmak sarar. Birlikte anlatılan hikâyeler, birlikte yapılan ritüeller, birlikte bulunan anlamlar.
İnsan insana şifadır, sığınaktır.
@palestineconvoy Batı Şeria'ya varmayı ve Dünyanın dağılmış dikkatini bir kez daha işgal altında soykırıma uğrayan mazlum Filistin topraklarına çevirmeyi hedefleyen yüz akı kara konvoyu sanırım bugün itibariyle Türkiye'den Irak'a geçiyor.
Ürdün üzerinden Filistine kavuşmayı deneyecekler.
Haberdar olun, Destek olun Siyonistler farkında; siz de farkında olun.
@hakan_simsek07
@DavutDaskiran
Yani benim aklım almıyor !!!
Vallahi billahi çıldıracağım !!!
112 tane bebek şehit ediliyor ve dünyadan çıt yok !!!
Sözde İslam ülkelerinin liderlerinden çıt yok !!!
Yaw bunlar bebek, bebek ya bebek !!!
Nasıl suskun kalırsınız, nasıl !!!
#GazzedeZulümArşaDayandı
“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür.”
Ne mutlu hakikati söyleyen kardeşlerimize, ne mutlu Allah’a iman edenlere.
Kur’an’dan ve onun ayetlerinden rahatsız olanlara ne yazık.
Duyulmaz, görülmez sananlara ne yazık.
Ne yazık bu cahilliğe, ne yazık.
#Emrolunduğungibidosdoğruol
TÜRKİYE İŞGAL EDİLDİ DE HABERİMİZ Mİ YOK?
Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreninde ülke tarihinin en büyük hırsızlık / yolsuzluk davasından yargılanan Ekrem İmamoğlu’na destek pankartları açılıyor ve alkışlarla karşılanıyor!
Ama öte yandan daha ürpertici bir hadise yaşanıyor!
Aslında Hukuk Fakültesi’ndeki herkes tarafından rehber edinilmesi gereken “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” âyeti rektörlük ve @YeditepeUni yönetimi, hocaları ve öğrencileri tarafından türlü tuhaf yöntemlerle engellenmeye çalışılıyor! Sonra da “işte yeditepe ruhu bu!” diye bağırılıyor!
Siz kimin çocuklarısınız?
Bu üniversite neye ve kime hizmet ediyor?
İslâm’ın bin yıl bayraktarlığını yapmış Müslüman bir ülkenin üniversitesi Kur’ân ayetinden rahatsız oluyorsa, o ülke zihnen işgal edilmiş demektir.
Müslüman bir ülkede Kur’an âyetini engellemeye, yuhalatmaya kalkışan bir üniversite ruhsuzdur. Bu ülkenin üniversitesi değildir. Epistemik köleye dönüşmüştür.
Her zaman söylediğim gibi: Bu ülke fiilen işgal edilmedi, zihnen işgal altında!
Burası Müslüman bir ülke!
Dünyanın en iyi üniversitelerinden Harvard Üniversitesi’nde herkes Kur’ân okuyan öğrencileri saygıyla dinlerken, ayakta alkışlarken, bizim metamorfoz yemiş, celladına aşık tasmalı çekirgelere dönüşmüş emperyalizmin uşaklığını yapan bazı tiplerimiz ve üniversitelerimiz âyet mealini pankart olarak taşımayı bile yasaklamaya, engellemeye ve yuhalamaya kalkışıyor!
Yazıklar olsun!
Rezalet bu!
#yeditepeüniversitesi yönetimi, açıklama yapmalı ve özür dilemeli!
YÖK sen ne işe yararsın?
Kur’ân ayetini yuhalatan üniversitelere sessiz kalacak mısın?
Burası işgal edildi de haberimiz mi yok?
@RTErdogan@YuksekogretimK
#EmrolunduğunGibiDosdoğruOl
Ortalık yangın yeri.
Ümmet-i Muhammed yanıp tutuşuyor zalimin elinde.
Biz sözde müslümanlar da dünyadan tat alma peşindeyiz.
"Mümin müminin kardeşidir."
Kardeşinin derdine arkasını dönerek, mutlu olmaya çalışan bir güruh...
Bilse dahî ürpermeyen, katılaşmış kalpler...
Rızık ölüm gibidir. Nerede nasıl geleceği belli olmaz.
Her an ölebilecek gibi yaşadığımız gibi her an rızıklanabileceğimize inanmalıyız.
Bizi öldürecek güçle rızıklandıracak güç aynıdır. İkisi de Allah’tandır.
Rızık, sadece para değildir.
İyiliğimize, hayrımıza, mutluluğumuza dönüşme potansiyeli olan her şey rızıktır.
Bu açıdan bakıldığında eş, evlat, dost, anne baba, akraba, komşu, sağlık, ilim, akıl, huzur da rızıktır.
Her insanın rızkı kendine özel ve farklı olabilir. Kimisi evle rızıklanırken kimisi ilimle rızıklanmış olabilir.
Birimize huzurlu bir aile nasip edilmişken bir başkamıza sağlık verilmiş olabilir.
Kimimiz üstün bir akıl, keskin bir zeka ile rızıklanmışken kimimiz de dostlarla rızıklanmıştır.
Allah’tan rızkın da hayırlısını isteriz.
”Çünkü O rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe, 39)
Başka türlü nasıl nefes alabilir ki insan? Mezuniyetimizin, masum yüzlerin bir nebze olsun gülmesine vesile olması benim için en anlamlı mezuniyet hediyesiydi, elhamdülillah. Rabbim daha nice güzel kalbe dokunmayı nasip etsin.
"Evet coğrafya bir kaderdi; Amerika da, Avrupa'da ve Asya'da doğmak bir kader... Ama insanın doğduğu ve içinde yer aldığı toplumunun bir kopyası haline gelmesi de kader miydi?"
İsrail parlamentosu 12 bin Filistin'li mahkumu idam etmeyi öngören yasayı onayladı.
Mahkumlar arasında 4 bin çocuk var!
12 bin masum insan, dünyanın gözü önünde idam sehpasına gönderilecek!
Ses ver Türkiye!
İdamları Durdurun!
#stoptheexecutions#stopisrael#openaqsa
"Kimi vakit yolu sen çizmezsin; yürüyen bir varlıktır yol, sen ise yalnızca ardı sıra düşersin. Yürüyorum; bir muradın izinde mi yoksa bir hükmün gölgesinde miyim bilmem, amma bilirim ki durmak eksilmektir."