Irmak Ayşe Koparan….
Bir okul düşünün… Aynı koridorda yürüyen insanlar var, aynı öğretmenler odasında oturuyorlar ama bir genç öğretmen baskı altında ezilirken kimsenin sesi çıkmıyor. Gerçekten insanın aklı almıyor.
O okulda bir kişi bile mi “Bu kadarı fazla” demedi? Bir kişi bile mi ya��anan mobbinge karşı duramadı? Herkes mi koltuğundan, düzeninden, müdürün iki dudağı arasındaki sistemden korktu?
İşte en büyük çürüme tam da burada başlıyor. Çünkü bu ülkede artık haksızlık yapan kadar, susup izleyenler de güç aldırıyor bu düzene. Herkes susuyor, herkes görmezden geliyor, sonra bir genç öğretmenin ölüm haberini paylaşıp üzülüyormuş gibi yapılıyor.
Bir insanı bazen sadece zalim değil, etrafındaki korkak sessizlik de öldürür.
@edipuzen aylar öncesinden belli olan bi tarihi ileri almak ne kadar çok mağduriyete sebep olacak bunun düşünülmesini ve ona göre hareket edilmesini bekliyoruz. erteleme istemiyoruz
Bu ülkede eğitim politikası yapılmıyor.
Bu ülkede rastgele karar alınıyor.
Geçen yıl AGS adı altında Eğitim Bilimleri’ni sildiniz. ÖABT’de alan eğitimini yok saydınız. Tek bir bilimsel rapor yoktu, tek bir pilot uygulama yoktu, tek bir akademik kurul kararı yoktu. Sadece bir imza, bir duyuru, bir “böyle uygun gördük”.
Sonra ne oldu?
Bir yıl sonra, üstelik sınava 6 ay kala, “geri getirdik” dediniz.
Bu ne tutarsızlık?
Bu ne plansızlık?
Bu ne ciddiyetsizlik?
Dün gereksiz dediğinizi bugün zorunlu ilan ediyorsanız, ortada akılcı bir sistem değil, kontrolsüz bir yönetim refleksi vardır. Eğitim Bilimleri bir hata değilse neden kaldırıldı? Hataysa neden geri getirildi? Bu soruların hiçbirine cevap yok.
Çünkü cevap yok. Çünkü düşünülmedi. Çünkü hesap yapılmadı.
Bu yaklaşımın adı reform değil, kaostur.
Bu yaklaşımın adı dönüşüm değil, savurganlıktır.
Bu yaklaşımın adı yönetim değil, sorumsuzluktur.
Binlerce öğretmen adayı, sizin bu kararsızlığınız yüzünden planlarını yaktı, kaynaklarını çöpe attı, aylarca yanlış yönlendirildi. Kim özür diledi? Kim sorumluluk aldı? Kim bedel ödedi?
Hiç kimse.
Çünkü bu sistemde bedel ödeyenler karar verenler değil, susmak zorunda bırakılan adaylar.
Eğitim gibi hayati bir alanda, “olmadı geri alırız” diyebilecek bir rahatlık varsa, burada devlet ciddiyetinden söz edilemez. İnsanların yılları, emeği, psikolojisi bu kadar ucuz olamaz.
Bu bir sınav krizi değil.
Bu bir yönetim krizi değil.
Bu zihniyet krizidir.
Ve bu kriz, her yıl başka bir ad altında öğretmen adaylarının hayatına çarpmaya devam ediyor.
#YusufTekinİSTİFA
Türkiye’deki tüm işletmeler enflasyondan kurdan bağımsız bizi çok deli dehşet sikiyor bir porsiyon yemeğin 300 lira bir kahvenin 150 lira olmasının başka açıklaması yok ananızı sikeyim