Dünyanın ve ülkenin içinde bulunduğu şu saçma sapan şartlarda; deveye hendek atlatarak, işini oturtmaya ya da ayakta tutmaya, ailesine ve topluma değer katmaya çalışanları bir de kişisel kaprislerinizle yormayın.
Bunlar zaten kaygılı. Bir gülümsemeniz yeter motive olmalarına.
Paul Graham’ın Startup Eğrisi’ni bilirsiniz (1. Görsel). Hikaye “Evrekaaa!” diyerek büyük bir heyecanla başlar, sonra ilgi yavaşça söner, sonra gerçeklerle yüzleşilir ve “Kahır Çukuruna” düşersiniz (2. Görsel).
Tantana buradan sonra başlar zaten. “Ulan noldu şimdi?” derken ürünü kurcalar durursunuz. Birkaç ufak pivot, birkaç müşteri denemesi falan ama işler bir gün öyle bir gün böyle olur. “Aha şimdi tuttu” dersiniz… Tutmadığını iki gün sonra anlarsınız. “Olmayacak bu iş!” dersiniz iki gün sonra potansiyel bir müşteri ya da yatırımcı iletişime geçer yine “Aha şimdi tuttu” dersiniz… Böyle saçma sapan bir dönemdir işte bu kahır çukuru.
Ekip azalır, motivasyonlar düşer, heyecan kaybolur… Aile ve çevreden homurdanmalar başlar. İşin kötüsü para da yavaş yavaş suyunu çeker.
İnatçı giri��imci bu noktada “Pes etmeeecem” diye yırtınırken pazar bir yandan banka hesapları, faturalar diğer yandan, sol omzundaki melek gibidir! “Bırak bu işleri olm” diye telkin edip durur.
Aha işte tam bu noktada Duygusal Startup Eğrileri devreye girer (3. Görsel).
Kaygı dış kulvardan doğrusal büyümeyle yükselir, sosyal yaşam agresif bir şekilde düşer, depresyon riski ise müthiş bir deparla uzar gider. Acımasız ve bir o kadar da alaycı imposter sendromu yakana yapışır. “La senden bir cacık olmaz. Bu zamana kadar olan şeyler de hep tesadüftü. Bırak olm artık” diye adamın yüzüne yüzüne konuşur, utanmaz arlanmaz!
Çukurdan 2 şekilde çıkılır:
1. “Tamam ya tamam oynamıyorum!” dersiniz, çukur bir bilim kurgu filmi sahnesi gibi ortadan kaybolur.
2. Müşteriler ve yatırımcılar ürünü benimser ve vadedilmiş topraklara ulaşırsınız.
Birinci çıkışta ne sendrom kalır, ne depresyon ne de kaygı… Oh misss! Bulursunuz afili bir iş. Tamam, well done babe!
İkinci çıkış ise pek öyle değil. Belki imposter cıvığı çeker gider ama diğer canavarlar “Ne gidecez birader? Bizim yerimiz senin yanın! Yok öyle iki müşteri geldi, üç beş kuruş yatırım aldın diye biz kardeşimizi satar mıyız?” diyerek sana yol arkadaşlığı yapmaya devam ederler.
Üstat Morgan Freeman’a selam olsun.
Sıkıntının 2 ana kaynağı var
¹ ) ümitsizlik: İnsanı gayrete getiren ümit. Ümidini yitiren gayretini yitirir
² ) su-i zan: Kötü düşünmek kötü görmek, kötüye yormak kötü demek insanı sıkar
Sıkılan kimse sıkıntıya düşer Sıkıntıda olan da akılsızca hareket ederek günahlara savrulur