Geçtiğimiz günlerde masamın başına oturmuş cevapsız çağrılara dönüş yapıyordum. Arayanlardan biri amcamdı. Mahalleden komşumuz Haluk abinin vefat ettiğini haber verdi. Oysa ki on gün öncesi beni hastalığı (pankreas/karaciğer kanseri) konusunda bilgilendirmişti. Ben de Haluk abiyi arayarak geçmiş olsun dileklerimi iletmiş, kendisine nasıl yardımcı olabileceğimi sormuştum. Arkadan eşinin sesi geliyordu, “yapılacak bir şey yok” diyordu. O an masanın ��zerine kapaklandım, başımı yasladım. Hazin sonu zaten biliyordum. Haluk abinin sesinden yaşamak istediği anlaşılıyordu. Beni en çok üzen de bu oldu. Onu aradığımı, çok mutlu olduğunu amcama söylemiş. Artık onunla ahirette görüşeceğiz. Allah ona rahmet eylesin, iyi bir insandı.
Tarih 17 Temmuz 2017 idi. Babam ileri derecede siroz vaziyette Ankara’ya geldiğinde Kırıkkale/Sulakyurt‘tan onu almaya gitmiştim. Yüzü gözü sapsarı kesilmiş, kolları zayıflamış, karnı şişmiş, vücut formu biçimsiz hale gelmişti.
Birkaç gün içinde Ankara’da hastaneye yatırdık. Sonuç belliydi, karaciğer nakli gerekiyordu. Dört bir yandan eş, dost, akraba ziyaretimize gelmeye başladı. Hastane odasına girip babamın halini gören, derhal kendini dışarı atıp gözyaşlarına boğuluyordu.
Yine öyle anlardan biriydi. Odada kimlerin olduğunu hatırlayamıyorum. Ben, dayım, Davulcuoğlu Yaşar abi olabilir, ancak ayakta dikiliyorduk. Babam yattığı yerde yan dönerek, gözleri nemli, biraz ıstırap çekerek şöyle demişti: “Allah nasip ederse yaşamak istiyorum.” Bu söz beni derinden yaralamıştı. Neredeyse dokuz yıl olacak ama bu sahneyi dün gibi hatırlıyorum. On gün önce Haluk abiyi arayıp hal hatır ettiğim vakit, karşı sesten duyduklarım, babamın sözlerine benzerdi. Belki de bu olayın beni derinden etkilemesi bu yüzdendi.
“Ölmek kaderde var, yaşayıp köhnemek hazin
Bir çare yok mudur buna ya Rabbel'alemin?”
Yahya Kemal Beyatlı
Türkçe dil bilgisi kurallarına göre belirtisiz isim tamlamalarında tamlayan ile tamlanan arasına herhangi bir unsur giremez. Bu sebeple “eski” ve benzeri sıfatlar, belirtisiz isim tamlamalarının başına gelmelidir. Doğru yazılış, Eski İçişleri Bakanı şeklinde olmalıdır.
Drina Köprüsü, Nobel Edebiyat Ödüllü Ivo Andriç’in ünlü bir romanı. Vişegrad’da bulunan Sokollu Mehmet Paşa köprüsünün inşasından etrafında geçen masalsı ve gerçek olaylara dair bizleri tayyizamana çıkarıyor. 400 küsur yıl kader birliği ettiğimiz, binlerce ortak kelimeyi hala
@Tartismalar Sayın hocam, birinci sarı kartı gördüğü pozisyon gözümüzün hemen önünde oldu. Fauldü ancak kartlık bir müdahale değildi. Ekran görüntüsü yanıltıyor diye düşünüyorum.
Men on beş yaşımda yirmi yaşımda
Ele bilirdim ki, qırx qocalıqdır.
Elliya çatıram, ancaq başımda
Uşaqlıq hevası hele galıbtır.
Ele bil dünendir, çiynimde çanta
Korğa yiye yiye, derse getdiyim.
Ele bil dünendir, o qamış atda
Nazil qamçı vurub, “at” seyirtdiyim.
Bahtiyar Vahapzade