Yeditepe Üniversitesi'ndeki "ayet sansürleme" skandalı üzerine Gazeteci Fikri Akyüz, bir anısını paylaştı:
“32. Gün'e konuktum.
Program, Bilkent Hukuk Fakültesi'nin salonunda çekiliyordu.
1000 civarında öğrenci ve öğretim üyesi vardı.
Canlı yayındı.
Programda başörtüsü yasağı ve Cumhuriyet mitingleri konusu işleniyordu.
Konuklardan biri ‘Başörtüsü gibi bir bez parçası kamusal alana giremez.’ dedi.
Ben de atıldım, dedim ki:
‘Bayrak da bez parçasıdır ama onun manevi bir tarafı vardır. Bayrak, bağımsızlık ülküsünün bir nişanesidir. Başörtüsünün de manevi bir tarafı vardır; o inanma hürriyetinin bir parçasıdır.’
Canlı yayında akademisyenlerin ve öğrencilerin % 90'ı beni yuhlamaya başladı.
‘Türkiye laiktir, laik kalacak.' sloganlarından konuşmam yarıda kesildi.
Mehmet Ali Birand söze girdi; ‘Fikri Bey'i niye yuhluyorsunuz? Söylediklerini önce dinlemek lazım, varsa bir karşı argüman onu ortaya koyarsınız.’ dedi.
Birand, böylesine donanımlı bir televizyoncu, böylesine demokrat bir adamdı.
Hatta devamında şunu söyledim:
‘Başörtülü öğrenciyi bırakınız; başörtülü milletvekili, hakim, polis niye olmasın. Yeter ki liyakat esas alınsın.’ dedim.
Bir yuhlama daha geldi.
Böyle bir Türkiye vardı. Ve onlar hukukçu adayıydı.
Hukuk bugün de bazıları tarafından tam anlaşılamıyor.
Oysa Hukuk'u bitirip mevzuatı neredeyse ezberleyip ceberrut yaklaşanlardansa, ilkokul mezunu olup hak ve adaletin manâsını özümseyen hür bir kafaya sahip olanlar evladır.
Afişte ne yazıyordu:
‘Emrolunduğun gibi dosdoğru ol.’
@fikriakyuz99
Kayıtlara geçsin diye yazıyorum
İtalya’nın meşhur Milan takımı müslümanların hicri yılbaşını güzel bir tasarım ile kutladı. Hiç bir Türk takımı hicri yeni yıl ile ilgili paylaşım yapmadı.
İNGİLİZ KRALİYETİNİN MÜŞFİK KANATLARI ALTINDA
Gaydadan yükselen coşkulu marş İngiliz Konsolosluğu’nun duvarlarında yankılanıyor. Ekoseli eteklerini savurarak yürüyen İskoç bando takımı büyük bir gururla Tarabya’daki British Schools’un yeni mezunlarını takdim edecek birazdan.
Havada gurur, gaydanın melodilerinde büyük imparatorluk Britanya’nın milli marşının notaları var: God Save the King.
Asırlardır, dünyanın fukara milletlerinin hayranlıkla baktığı biricik krallığın marşının sözlerini mırıldanıyor bilenler:
“Tanrı korusun iyi yürekli kralımızı, uzun ömürler versin soylu kralımıza / Ey Tanrımız düşmanlarımızı dağıt, oyunlarını boşa çıkar. Uzat kollarını, Britanya’yı savun”.
Günlerdir İstanbul’daki bu özel İngiliz okulunun mezuniyet törenini konuşuyorlar. Efendim, İngiliz bayrağı varmış da neden Türk bayrağı yokmuş.
Ünlüler ve zenginler neden çocuklarını böylesi bir okula gönderirmiş.
Bence haksız eleştiriler bunlar.
Cem Yılmaz, Mustafa Sandal, Özcan Deniz ve Mirsad Türkcan gibi ünlü ve zengin insanlar isteseler çocuklarını Londra’daki bir okula da pekâlâ gönderebilirlerdi. Belli ki evlatlarının kendi yanlarında eğitim almalarını istemişler.
Üstelik İngiliz tarzı eğitim kapılarına kadar gelmişken neden bunu tercih etmesinler? Nerede okutacaklardı çocuklarını? Kadıköy İmam Hatip’te mi?
Gerçi Kadıköy’ün puanı oldukça yüksek. Malum, LGS var. Çalışacaksın, dereceye gireceksin, zor işler. Sonuçta özel okul bu İngiliz koleji.
Çok para da değil. Sosyal medyada anlatıldığı kadar abartılacak bir rakam hiç değil. Bir makam aracının süsüne harcanan paranın beşte biri bile değil okulun yıllık ücreti.
Her birisi ünlü isim onlar. Yaptıkları işin hakkını da veriyorlar üstelik.
Alın terlerini döküp kendi kazandıkları parayla çocuklarını “istedikleri kültürde” yetiştirmek onların da hakkı.
Cem Yılmaz en çok kazanan komedyenlerimizden, şarkıcı Mustafa Sandal keza öyle. İran göçmeni bir dedenin torunu Mustafa Sandal hayli vatanseverdir. Seçimlerde milyonlarca Suriyeli göçmenin oy kullanıp, çocuklarımızın geleceğini karartacağını iddia edecek kadar hem de.
Ya Özcan Deniz’e ne demeli.
��lkenin en meşhur dengbeji Şakiro’nun yeğeni olarak amcasının hatırasının hakkını yeterince vermiyor mu?
İngilizler severler Kürt’ün gırtlağını.
Çanakkale’de yatıyor boylu boyunca binlerce Ağrılı, Muşlu, Vanlı.
NBA’de oynayan ilk Türk basketbolcu ünvanını ülkemize kazandıran Boşnak Mirsad Türkcan’ın bildiği bir şey vardır muhakkak.
Saraybosna Sırplar tarafından yıkıldığında İngiliz Kraliyeti elinden geleni esirgememiştir mutlaka.
Neyse, bu kadar edebiyat bu ünlüler için bile fazla.
Üzerinde güneş batmayan Britanya’nın bayrağı altında mezuniyet töreni mi yapıyorsunuz, gaydayla coşup Kral’a bağlılık marşını mı mırıldanıyorsunuz, ne yapıyorsanız yapın.
Lakin bir daha Türk evlatları duayla mezun olduklarında “laiklik elden gidiyor” diye söylenirseniz hak ettiğiniz cevabı alırsınız.
Murat Özer, Akşam Gazetesi, 16 Haziran 2026, Salı.
Ahmet Türk şöyle diyor:
“Kürdistan’da geniş toprağı olan bir ailenin çocuğuyum, ama kimliğim yok, dilim yok. İşte Kürt sorunu benim!”
Bak Ahmet Türk…
9 köyün ağasısın, milyonlarca paran var, yüzlerce mülkiyetin ve toprağın var, 21 yıl bu ülkede milletvekilliği yaptın, her ay 100 binlerce lira maaş alıyorsun, misafirin gelince 600 kişilik yemek hazırlıyor, 42 oğlak kesiyorsun, bir şehrin belediye başkanlığını yaptın, tutuklandın, yargı kararı olmadan birinin söylemesiyle cezaevinden çıktın, Kürt’üm diyorsun, istediğin yerde Kürtçe konuşuyorsun, bu ülkenin gariban çocuklarının görmediği sahillerde çocukların torunların görüyor, son model arabalara biniyorsun, …
İşte Kürt sorunu sensin Ahmet Türk!
Sana kimse karışamaz, sen özgürsün gibi saçma sapan, altı doldurulmamış kavramlarla annelerimizi, kızlarımızı, göz bebeklerimizi alabildiğine müstehcen kıyafet seçer hale getirdiler.
Halbuki işin Türkçesi, tavuklara özgürlük diyen tilkilerin çağrısı gibiydi.
Sen özgürsün, sana baban, Ağabeyin, kocan, oğlun karışamaz söylemi altında, alabildiğine frapan kıyafet tercih et ki ben de seni istediğim gibi izleyeyim, seyredeyim şeklinde röntgenci, ırz düşmanı çağrılarıydı bu temelsiz ÖZGÜRLÜK söylemi.
Bu söylemlerle gözlerimizden bile esirgediğimiz kadınlarımızı, kızlarımızı, tercih adı altında kıyafetlerini alabildiğine azaltmaya zorladılar.
Ve ne yazık ki bu konuda da oldukça başarılı oldular..
SENİN TERCİHİN şeklindeki, görünüşte masum gibi görünen terörize söylemlerle kıyafetlerinden arındırdıkları kadınlarımızı, kızlarımızı vahşi bir şekilde salyaları aka aka seyre koyuldular
Özgür Özel, Erdoğan’a "Sen 6. Filo’ya secde edenlerdensin!" demişti.
Tarihçi yazar Şair Alpsoy ise
CHP'nin 1929'da İstanbul'a gelen ABD harp gemicilerine İstanbul'daki kolejli kızlar servis edildiğini,
4 Nisan 1946'da İstanbul'a gelen Missouri ABD zırhlısı personeline genel evler ücretsiz hale getirildiğini anlatıyor.
Otel odasına yarı belinde havluyla belediye başkanını ‘saray’ mı gönderdi?
Baklava kutularının içerisine dolarları ‘saray’ mı koydu?
Her bir şeyi ‘saray’a yıkmanın dayanılmaz cazibesi
Sultan Abdülhamid’in emaneti İstanbul Erkek Lisesi’nde dua ediliyor ve dua yuhalanıyor!
Evet, yanlış okumadınız!
Bunu emperyalistler yapmaya kalkışsaydı boğazlarına çöker, denize dökerdik!
Siz kimin çocuklarısınız?
Kimsiniz siz?
Eğitim sisteminin iflasıdır bu!
Fiilen işgal edil-e-meyen bu ülkenin zihnen işgal edilmesi, çocuklarının epistemik kölelere dönüştürülmesidir!
Ülkeyi savaşmadan kaybetmek bu işte!
Celladına âşık tasmalı çekirgelerin yapacağı bir köle ruhluluk bu!
Yazıklar olsun!
#İstanbulErkekLisesi
@sevketcoruh_ Ulan operasyon çocuğu sen Ali samiyene küfür ettin o devraldığın kavuğu gözüne sokmak lazım. Sen kendini sanatçımı sanıyorsun sana sanatçı diyenin seni alkışlayanın ta ecdadını silkeyim
🔴Hulusi Akar:
▪️Geçmişte birtakım engellerden dolayı bazı gecikmeler oldu, fakat artık bitti, cin şişeden çıktı.
▪️Artık söz dinleyen değil, sözü dinlenen Türkiye var, buna herkes alışacak.
▪️Yolsuzluk, ahlâksızlık yapan varsa yargı bunun üzerine gider, sen neyi boykot ediyorsun?
▪️İsrail'de 17 bini çocuk 70 bin kişiyi kestiler; hukuk bitti, insanlık bitti. Bu boykotçular o zaman neredeydi?
Ömer Hayyam'ın dizeleri geldi aklıma videoyu görünce.
Celladına aşık olmuşsa bir millet,
İster ezan,ister çan dinlet.
İtiraz etmiyorsa sürü gibi illet,
Müstehaktır ona her türlü zillet..
Bir kaç başı bozuk haramiyi savunan bir avuç zavallı.