Ey teslimiyet
senin adın İslam'dır.
Gözleri ışıldayan nur yüzlü bebekler
kan kırmızısını gördüğü gün
Gökyüzü çatlar da hüzünden
Yağdıracak yağmur bulamaz.
Ebabilleri semâya sürdüğü gün
Uyandırılacak ümmet bulamaz
Kelimeler sözler kifayetsiz kalır
Sızlanacak vicdan bulunmaz...
ÜUYP Haziran atölyeleri kapsamında Filistin masası çalışmamızı tamamladık! 🇵🇸
Global Sumud Filosu Aktivisti M. Yasir Cebeci’yi konuk ederek saha tecrübelerini ve bölgesel analizleri değerlendirdik.
Değerli konuğumuza ve uzman adaylarımıza teşekkür ederiz.
#üuyp#üuyp26#utd
Kocaeli'nde birileri sosyal mühendislik mi peşinde?
Önce CHP 1. Genel başkanının mevlidi okutuldu tüm camilerde.
Dün 12-13 yaşındaki kızları iğrenç bir şekilde dans adı altında yarı çıplak bir şekilde teşhir ettiler.
Şimdi de başka bir "Çocuk Festival'i" için yarı çıplak bir kadının afişleri asılmış.
Sayın yetkililer şehirde neler oluyor farkında mısınız?
@tahirbuyukakin@kocaelibld@kocaelivaliligi
Eskiden olsaydı ''geç kalınmış bir iş'' derdim. Bunu hoca sadedinde söylemiyorum. Toplamda külli olarak ilim ehlini kastediyorum.
Zira yıllarca şu düzeyde akide bilgisi ile çokça müslümana gadretti. Bunları da genelde nefsi çatışmaları ekseninde yaptı. Eğer nefsi için lazım olsa ''ehli sünnet kişinin kendisine yakışanı giymesidir'' tanımı ile dahi birilerini ehli sünnetten atacak bir jargon geliştirmişti.
Şu an bakınca ''geç kalınmış'' demekten ziyade ''Allah böyle takdir etmiş'' demek daha doğru geliyor. Yıllardır avantajı ona yönelen eleştirilerin hadis inkarcıları ve tekfircilerden gelmesiydi. Dolayısı ile hiç alakası olmamasına rağmen onunla tasavvufun ve kelamcıların arasını ayırmak mümkün değildi.
Düşünülünce tasavvuf ve ehli sünnetin zahir görüntüsünün böyle olması çok kişinin tasavvuf ve ehli sünneti tü kaka algılamasına sebep oldu. Demek ki Allah cc o zaman hak etmememiz sebebi ile tasavvuf ve ehli sünnetin üstüne bir tül atmış. Gayret etmeyenin ulaşmasına bir perde koymuş.
Aynısı kelamda da vardı. O zamanlar Maturidilik sanki şarap içerken akşam felsefe konuşan ve dindarlardan rahatsız olan insanlar gibi algılanırdı.
Öyle sanıyorum ki yavaş yavaş Tekfircilik, hadis inkarcılığı ve bu şekil bir garabet ehli sünnet-tasavvuf üçlüsü ve bu üçlünün kısır tartışmaları arasına sıkışmış olmanın sonuna geliyoruz. Türkiye müslümanlığına Allah hayır vermeyi murad ediyor diye umuyorum.
Batılın tayini mutasavvıfın değil kelamcının işidir. Zira tenzih ve kamusal akaid onun işidir. Böylesi de güzeldir. Tasavvuf sureti ile tekfire benzer bir akide kurup, herkesi batıl ehli ilan etmek abestir. Bununla kamusal akaid belirlemek hevesi olan bunu istismara açar. Vakıada da müşahede ediliyor.
Tasavvufun istismarını yine kamusal ilimlerle ilgilenen ama ehli tasavvuf kimseler eliyle defetmesinde de pek çok hayır olmalı.
Zira tasavvuf düşmanı kimseler saldırdığında normal insanlar saldırının mutasavvıf olmaktan kaynaklandığını vehmederler. Oysa ömrü vehhabilerle tartışmak ile geçmiş bir mutasavvıf bu işi yaptığında konu belirginleşir.
Tenzihi olmayan bir taasavvufun putperestliğe dönüşmesi an meselesidir. Şeriatsız tarikat denilen şey zaten böyle vaki olur.
Tasavvufun güzelliği saldırgan bir dille tekfir etmekte, bid'atçı ya da sapık ilan etmekte değildir. Zira onun makamı tenzihten ziyade hakikatin intişarıdır.
Yunus ve Hoca Ahmed senin kusurlarını arayarak seni tekfir etmez. Onlar kendi nefsini itham eder, nefsinin eksikliklerinden kaynaklanan işlerden Allah'ı tenzih eder(tesbih zaten budur) ve bunları düzeltmeye çalışır.
Allah tenzihleri vesilesi ile onlara hakikat zerkeder.(hamd da bu anlamdadır) Onlar da bu hakikati sana bulaştırır. Böylece hak intişar etmiş olur.
Tenzih düzgünce oturunca sen hakikati almaya uygun bir mahal olmaya başlarsın. Umuyorum ki külli anlamda Allah memleketimizi bir mahal olarak hamda hazırlıyor ve tenzih ettiriyor.
Tekrar Osmanlı'da olduğu gibi tasavvuf yaygınlaşacak ama önce tasavvufun tenzihi gerekiyordu. Allahualem.
"Üstadım" dedim "Bayrama ne alayım?"
Dedi:"Bir kaç piri faniden gönül, bir kaç çocuktan gülücük, alabilirsen bir kaç fakirden de dua al."
Cahit Zarifoğlu
Birkaç gönül, çokça dua ve bolca tebessüm aldığımız bayramlara 🌹
1 Şevval 1447
Ülkemizin önemli tarihçi yazarlarından biri olan Kadir Mısıroğlu’nun vefatını teessürle öğrendim. Sayın Mısıroğlu'na Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun.
Ümmetin vahdetiymiş.
Sen vahdet ayağına Hz.Ömer’inden taviz vereceksin. Onlar milyonun katili zalimlerinden zerre taviz vermeyecek.
Sen de bunlarla eşit olmanın adına “ümmetin vahdeti” diyeceksin.
Defol git. Sen benimle bile vahdet olamıyorsun. Rafizi yalamanın adına vahdet diyorsun.
Farisi devletinin proxy’si olmayı burada vahdetçilik diye yedirmeye çalışmayın millete.
Farisi devleti İsrail devleti ile çatışıyor. Mecbur kalmasa çatışmazdı. Devlet çıkarına uygun görürse de barışır. Hatta beraber çalışır. Çalıştı da önceden. Ortada dini bir şey yok.
İsrail’e karşı herkesin başarılı olmasını isteriz. İspanyol’a bile İsrail’e karşı diye sempati duyuluyor bu memlekette.
İsrail’e karşıyız diye Katolikle vahdet olup haçlı seferi mi savunacağız.
40 yıllık kaşarlanmış Katolik bize memleketimizde ahlaki üstünlük satıp, küfür tehdit mi kullanacak.
Özne olmayı öğrenin şu hayatta. Ezikliğiniz sıkmaya başladı.
Türk'ün kanı, canı ve dili İslamdır. Yalnızca evelallah sözüne bakın. Aslı Evvel Allah'tır.
Her şeyin başı Allah, dayanılacak tek mercii Allah, tevekkül edilecek Allah'tır Türk'ün gözünde.
Uyanın beyler.
Türkiye’de İran fonuyla Ali Şeriati külliyatları basıp, İslam tarihi yazılan dönemler bitti.
İran’da bile İrancılığın geleceği yok. Her batıl yok olucudur.
İsraille birbirlerini hırpalasınlar. İkisi de gök kubbede hoş bir sadâ bırakmadan yok olacaklar.
Akıbet müslümanlarındır. Bunlar ise doğum sancıları. Taş üstüne taş koyamayan nasipsizliğine ağlasın.
Hamaney bu videoya müsebbib bir köpektir. Şehit filan da değildir.
Yatak odalarına kadar giren İsrail’e cevap vermek zorunda kalmaları bir fazilet de değildir.
Irak’ı da Afganistan’ı da İsrail-Abd ekseni ile beraber işgal ettiler. Yerler boşaltıldıkça İran doldurdu.
Zira müslüman düşmanlıkları yönünden kullanışlılar. Şimdi anlaşamadılar ve kavga ediyorlar.
Allah İran’ın İsrail’e attığını isabet ettirsin. Ancak bu İran’ın gerçekliğini değiştirmez.
İndimizde müslüman düşmanıdır, müslüman düşmanları tarafından desteklenir.
Bugün de öyledir zaten. Sol liberaller boşuna sünni avına dökülmüyor.
Vatanınıza sahip çıkın gençler.
Yaşlılarınıza hürmet edin, örfünüzü, mukaddesatınız koruyun.
Asabiyyenizi diri tutun. Yanınızdaki kardeşiniz kendi canınız gibi koruyun.
Nefsini terbiye edin. Çok çalışın. İşinizi düzgün yapın. Bunun cihat olduğunu bilin.
Tarihin belirleyici bir döneminde yaşıyorsunuz. Ne hezimeti kesin bir yeis zamanı, ne galibiyeti kesin bir refah zamanı.
Ama zaman aleyhinize değildir. Kaybetmemek, kazanmak anlamına gelecek.
Kazanacağımız mutlak zafer kaybetmediğimiz günler sayesinde gelecek.
Birçok cemaat kendilerini diğer cemaatlerden ayrı ve özel hissettirecek detaylar belirler. Mesela malum bir cemaat diş dolgusu olanların hanefide gusül abdesti olmaz, hapörler ile kılınan namaz caiz olmaz vs. der. Başka gruplar kendilerine mahsus başka alameti farikalar belirler. Bunlar grup konsolidasyonu sağlar. Ama bunlarda ihtilaf fıkhı işletilmez ve bu detaylar adeta farz seviyesinde vazgeçilmez unsurlara dönüştürülür. Oysa ictihadi konularda hisbe yoktur. Yani iyiliği emir, kötülükten menetme içki, zina, kumar, riba gibi tartışma olmayan konularda yapılır sadece.
***
Devletlerin de cemaatler gibi kendilerini öne çıkarma, güçlerini tahkim etme hamleleri vardır. Öteden beri Suudi Arabistan İslam ve arap dünyasındaki rolünü tahkim adına Ramazan ayı, Kurban bayramı konularında başına buyruktur. Ama özellikle rakiplerine muhalefet etme saikiyle tavır alır. Hilal görüldü dedikleri bir Allah'ın yılında gördükleri hilali kamera kaydına alıp servis etmek akıllarına gelmez. Yıllardır yaşanan çok absürt hikayeler vardır, bilenler bilir. Görüldü rivayeti kol gezer, bir tane kayıt yoktur ne hikmetse... Yıllarca hilali gözetleme heyetine gözleri görmeyen Abdülaziz bin Baz'ın başkanlık ettiği Suudi-Vahabi feraseti ortalığı karıştırmaya devam eder her sene...
Ülke Uzmanı Yetiştirme Programı (ÜUYP) ,
4 aşamadan oluşan bir serüven. Bu serüven çok yakında sizlerle olacak. Bizi takip etmeyi ve bu serüvende beraber olmak istediğin arkadaşına göndermeyi unutma 👍
#ÜUYP2025
Son devrin din mazlum ve mağdurlarından, âlim, hâfız ve müderris İskilipli Mehmet Âtıf Efendi’yi şehâdetinin 97. yılında kalabalık bir heyetle İskilip’teki kabri başında duâlarla, fatihalarla andık.
Allah rahmetine gark eylesin…