@Besiktas Hadi fiyat yüksek değil diyelim enflasyon falan. Arkadaşım Avrupa maçlarını neden çıkarırsın? Yoksa koca klup eski kombine sahiplerinden ve devir puanlarından kurtulup yeni kombineler ile Nakit peşine mi düştü? Yazık acil gözden geçirilmesi gereken bir karar. Bu takım halkın...
@Muratozen1903 Hadi fiyat yüksek değil diyelim enflasyon falan. Arkadaşım Avrupa maçlarını neden çıkarırsın? Yoksa koca klup eski kombine sahiplerinden ve devir puanlarından kurtulup yeni kombineler ile Nakit peşine mi düştü? Yazık acil gözden geçirilmesi gereken bir karar. Bu takım halkın...
@Besiktas Hadi fiyat yüksek değil diyelim enflasyon falan. Arkadaşım Avrupa maçlarını neden çıkarırsın? Yoksa koca klup eski kombine sahiplerinden ve devir puanlarından kurtulup yeni kombineler ile Nakit peşine mi düştü? Yazık acil gözden geçirilmesi gereken bir karar. Bu takım halkın...
Belki de 13 milyon yabancıyı göndereceğiz demek iyi bir politika değildi. Belki bunun tersini söyleyip işbaşına geçince göndermek lazımdı.
Evden eve nakliyat yapan şeref amca haftalığına 1500 verdiği Afganların gitmesini ister miydi?
Evinin her odasını dörder Afgan bekara 5'er bin liradan verip bir evden 20 bin kazanan ve kira piyasasını belirleyen Süleyman abiler ister mi hiç?
Kocası idlib'de savaşan Suriyeli kadına çökmek isteyen Halil dayı Suriyelilerin gitmesini ister miydi?
80'inde 25'lik Suriyeli genç kız almak isteyen Abdülkadir Mele sen ister misin Suriyelilerin gitmesini?
Antepli baklava ustasına haftada beş bin vereceğime Halepli ustaya 3.500 verir sigorta da yapmam diyen baklavacı Ali amca hiç ister mi gitmelerini?
Doğudan kamyon kasalarına doldurduğu Pakistanlıları İstanbul Güngören'de, Kartal'ın, Samandıra'nın ara sokaklarına boşaltan şöför Serkan hiç ister mi tek seferde 50 bin kazanma fırsatının yanmasını?
Ege kıyılarında zodiac ve can yeleği satan av malzemecisi Hüseyin abi ister mi?
Üzerinde Bulgar'ı durdurduğumuz Çatalca sırtlarını Katarlı müşterileri için çeviren arsa simsarı Ayhan abi ister mi?
O sırtları, yeşillikleri, imara açan büyüklerimiz ister mi hiç?
Camlı binalarda, plaza ve kulelerde körfezli araplara DAM pazarlayan dam satıcısı, emlak satıcısı abiler hiç ister mi?
Onların yaptığı işin esas ekmeğini yiyen Ankara'daki yağlı abiler hiç ister mi?
Bayrampaşa kuru gıda halinde, organize sanayi bölgelerinde üç kuruş az verip sigorta ödememek için Mehmet'imin yerine tercih edilen Nawazuddin bu topraklar için hiç ölür mü?
Dağları emanet ettiğiniz Afgan çoban, Trabzonlu Eren gibi tehlikeyi gör��p hiç ölüme yürür mü?
Erenler ölecek, Mehmetler ölecek yine. Ekmeğini yemediği, emeğinin karşılığını alamadığı ülkesi için o ölecek.
Giremediği kıyıları korumak için ölecek, manzarasını bile bilmediği ada manzaralı rezidans mahalleleri düşmesin diye o ölecek.
Binemediği arabalara binilsin diye o ölecek.
Giremediği otellere girilsin diye, otel katları kulağı kulaklıklı korumalarla dolsun, içlerinde keyif yapılsın diye o ölecek.
Mehmet ölecek ki başkalarının dölü yürüsün.
Fakir ölecek ki zenginin namı duyulsun.
Milletin düzeni yerine milleti düzenler yaşasın.
Askere de, Suriye'ye de Mehmet gidecek, soyu kuruyacak, nesli tükenecek ki Ali abi, şöför Serkan, Ayhan abi, Halil dayı rahat etsin.
Yurtdışında PKK'lısı fetösü, mağduru oynasın mazlum gibi kanallarda, salonlarda, konferanslarda ağlasın. Ülkenin gerçek mazlumlarının adı duyulmasın istenir tabi.
Bu her tarafı, her paydaşı kârlı bir oyundur. Kaybedeni de cennetle müjdelenir, bir ömür öyle avunur.
Mehmet'in anası damı akan briket bir gecekonduda oğlunun kokusu yerine yaktığı tezekle bekler ölümü, dışarı asılmış bayrakla avunur.
Tabii ki Kâbilli Nawazuddin değil, Rakkalı faddal değil Mehmetler gidecek ki şehitler ölmez vatan bölünmez korosu devam etsin.
Sonuçta yan gelip yatmayacak, yüzü kıbleye bakacak şehit düşünce...
Mehmet'in kaderidir düşmek.
Medine'de düştü, Kumanovo'da düştü, Plevne'de, Şipka'da düştü, Ahıska'da, Kırım'da, Kut'ta, Filistin'de, Gelibolu'da, Sakarya'da bile düşmüş... yine düşer nasılsa...
O düşsün ki bayrak yüksekte olsun.
Bayrağa bak desin birisi, Mehmet'ten bahsetsin, bu devran böyle yürüsün...
Mehmet sen bu ülkenin en öksüzüsün.
Anan vatan, baban millet.
Yoksa millet, sen tabii ki öksüzsün...
"İyi ki varsın Mehmet, iyi ki varsın Eren..." derken,
iyi ki varsın kelimesine hep bu düşüncelerle baktım. Bugün de o düşüncelerimi döktüm bu satırlara...
İyi ki varsınız Mehmetler, Erenler...
Siz var olun, ölmeyin daha... Başkaları şehit düşsün. Tüm saydıklarım da biraz sizin yerinize düşsün.
Düşsün de memleket az da olsa gün görsün... Güzel günleri görsün...
Selam ve saygılarımla.
İKİNCİ TUR…
Hepiniz çok öfkelisiniz.
Bir CHP Yetkilisi bulmak ve hesap sormak istiyorsunuz.
Bu duyguyu anlıyor ve haklı buluyorum.
Öncelikle şunu söyleyeyim.
Ben şu an itibariyle sade bir CHP üyesiyim.
Milletvekili ve yönetici değilim.
Üstelik onlarca davadan yargılanıyorum.
Hiç önemli değil.
Haklıyım ve bu davaları vicdanlarda kazanacağım.
Oyların çalınması meselesine gelince.
Bu tartışmayı şimdilik dondurmalı ve hemen ikinci tura hazırlanmalıyız.
Erdoğan, birinci turda zaferini ilan ettirebilirdi.
Ancak yüzde 50 oyu kendine yediremedi.
Çünkü Milletin diğer yarısı karşısındayken önümüzde ki zor dönemi atlamayacağını biliyor.
Özellikle uluslararası meşruiyeti için çok daha yüksek bir oy arzuluyor.
Şimdi partizan ön yargıları bir tarafa bırakalım.
Erdoğan’a aradığı bu geniş yetkiyi vermeli miyiz?
Bu soruyu birlikte cevaplandıralım.
Öncelikle “DEVLETİMİZİN BEKASINI” düşünelim.
Devletimizin bu halinden memnun musunuz?
Ben değilim.
İki bin yıllık devlet geleneğimiz yerle yeksan oldu.
Ordu komutanlarımızdan, yüksek yargıçlarımıza devletimizin yetkilileri bir ailenin emrine verildi.
Emniyet Müdürlerimiz, MİT Başkanlarımız veliaht prensler önünde eziliyor.
Daire başkanlarımız bit pazarından ceket alıyor.
Uzmanlarımız yeteneksiz torpillilerin emrinde inliyor.
Şu an Bilal Erdoğan’ın talimatını yerine getirmeyecek bir tek devlet yetkilimiz var mı?
Devletimiz çürütüldü ve yıkılmaya gidiyor.
İkinci olarak “GÖÇMEN” meselesini düşünelim.
Ülkemizin sınırları kevgire döndü ve yurdumuz ağzına kadar göçmen doldu.
Bu göçmenler hem demografik hem ekonomik hem de güvenlik riski yaratmıyor mu?
Bu göçmenler içinde radikal eğilimliler yok mu?
Elbette var.
Erdoğan bu göçmenleri geri gönderebilir mi?
Göndermez. Gönderemez. Peki ne olacak?
Kendi ülkemizde azınlığa mı düşeceğiz? Parya mı olacağız?
Bir diğer mesele “TERÖR SORUNU”
Terörle mücadele gibi milli mesele siyasi propagandanın merkezine yerleşti.
HDP’ye oy veren bütün Kürtler terörist ilan edildi.
Elinizi vicdanınıza koyun.
Terörle mücadelede bu yöntem doğru mu?
Ulusal birliğimizi böyle mi sağlayacağız.
Kürt kökenli yurttaşlarımız kendini nasıl hissedecek diye hiç düşündünüz mü?
Bu kör ayrımcılık PKK’nın ekmeğine yağ sürmek anlamına gelmiyor mu?
Oysa PKK ile sonuna kadar mücadele edilirken, Kürt kökeni yurttaşlarımızı incitmemek gerekiyordu.
Ancak bu strateji ile terörün beli kırılabilirdi.
Yapılmadı. Yapılmayacak.
Ülkemiz derin bir ayrışmanın eşiğine getirildi.
Milli güvenliğimiz ve ulusal birliğimiz büyük tehdit altında.
Bir diğer meselemiz “ADALET”.
Ülkemizde muhaliflere “düşman hukuku” uygulanıyor.
AK Parti ve Erdoğan’a oy vermeyenlere başka Erdoğan destekçilerine başka hukuk uygulanıyor.
Bu sürdürülebilir mi?
Milyonlarca insan bu adaletsizliğe ne kadar dayanabilir?
Son mesele “EKONOMİ”
Şunu bilin ülkemiz iflas etti.
Öyle böyle değil, tarihte görülmemiş derinlikte ve şiddette bir iflas bu.
Olacakları anlatayım.
Enflasyon durmayacak.
Fiyatlar sürekli artmaya devam edecek.
Bu fiyat artışları karşısında maaşlara zam yapılacak.
Zam yapıldıkça enflasyon azmaya devam edecek.
Sorun burada bitmiyor.
Ülkemizin yaşamak için dövize ihtiyacı var.
Ve döviz rezervleri tükendi.
Sıfır döviz rezervimiz olması için 70 milyar dolar gerekiyor.
Yakında kambiyo kontrolü başlayacak.
İthalat yapamaz hale geleceğiz.
Faizlerin ve kurun derhal yükselmesi gerekiyor.
Faiz ve kur yükseldiği an iflaslar peşi sıra gelecek.
İşsizlik çığ gibi yayılacak.
Kiralar ödenemez hale gelecek.
Orta sınıf yoksullaşacak, yoksullar aç kalacak.
Hırsızlık, gasp, fuhuş gibi adli suçlar artacak.
Ve en sonunda şiddetli bir sosyal patlama olacak.
Depremi, yolsuzlukları, bütçenin durumunu yazmıyorum bile.
ŞİMDİ BAŞA DÖNELİM…
NE YAPMALI?
Oturup ağlayacak değiliz.
Önümüzde on gün var.
Memleketimizin durumunu Milletimize anlatacağız.
Tekrar sandıklara koşacağız.
Oyumuzun başında bekleyeceğiz.
Önümüzde sadece bir seçim yok.
Bu güzel ülkenin geleceği var.
Seçimi kazandığımızda dertlerimiz bitmeyecek.
Mücadele devam edecek.
Seçimi kaybedersek çekip gitmeyeceğiz.
Evet hayat çok daha zor olacak.
Ama mücadele bitmeyecek.
Umut bitmeyecek.
Bu ülkeyi bize emanet eden ATAMIZA layık olacağız.
Kurduğu Cumhuriyeti Kurtaracağız.
Hadi ayağa kalkın.
Kalkın ayağa.
Yav sen %200 enflasyonla, 15 milyon mülteciyle yaşayan adamsın. Sen her şeyin en leş ve en kalitesizini yiyorsun. Senin çocuğun doğru dürüst eğitim alamıyor, velev ki biraz zekiydi ve çalışıp başarılı da oldu, bu kez de torpil yüzünden hak ettiğine ulaşamıyor. Sen tek depremde...
@mbilgehandemir@uzayakesif@ononreklamlar Dünya batıdan doğuya doğru döner. Avrupanın doğusunda kalan Türkiye de gün doğmuş ve aydınlatmalar kapanmış. Yani Türkiye sabah erken saatleri yaşarken Avrupa geceyi sonlandırmak üzere.
Bu ülkede kamu kreşleri "kamu bütçesine zarar verdiği" gerekçesiyle kapatıldı. Bir yandan, Diyanet her yerde 4-6 yaş arası kreş açtı.
2021’de MEB’e bağlı toplam 2894 anaokulu varken Diyanet’e ait kursların toplam sayısı 5 yılda % 91 artışla 5575’e çıktı.
#ÇocuklarKreşeKadınlarİşe
80 milyonluk ülkeye dışarıdan 10 milyon insanın gelmesi dünya tarihinde bir ilktir. Bu durumu klasik göç-mülteci tartışmalarıyla açıklamaya çalışmak geri zekalılıktır. Bu duruma en kısa zamanda bir çözüm bulunmazsa Türkiye tarihe kontrolsüz göç sonucu çöken ilk ülke olarak geçer
Peki Ukrayna ve Rusya dan gelenlerle güneyin kiralarindan haberiniz var mı?
Min. 6 aylik isteniyor kiralar.
Fethiye de Antalya da asgari ücret farklı mı?Bizim insanimizdan bi şey olmaz,kimse kimseye bok atmasın herkes paragöz olmuş lanet bir düzen/sizlik
#KiraFiyatlarıUçuyor