Yıldıray Oğur:
"Mersin’de gecelikli kadını çekip servis eden ‘irade’, fon soruşturması için Ankara’da görünmüyor.
Ankara kararını henüz veremedi:
Ucu kime dokunursa mı?
Yoksa dokunan yanar mı?"
https://t.co/1ufVjSCLnu
"Bir belediye operasyonunda kapıyı gecelikle açmış bir kadının görüntüsünü bile medyaya servis eden mekanizmanın 15 günlük fon operasyonu performansı, soruşturmanın gizliliği ve lekelenme hakkı konusunda duyarlı İsveç ketumluğunda sürüyor."
Yıldıray Oğur (@yildarado) yazdı: Ankara kararsız: Ucu kime dokunursa mı, dokunan yanar mı?
https://t.co/OmU8p5UWsP
Mersin’de gözaltı talimatı verilen evlerden birine sabaha karşı giden polise kapıyı gecelikli kıyafetiyle bir kadın açtı.
Polisin gözaltı ve ev baskınları sırasında kötü muamele ve benzer iddialar için yaptığı resmi çekimi birkaç saat sonra sosyal medyada izledik.
Ama 500 bin kişinin do��rudan, en az 2 milyon kişinin dolaylı olarak dolandırıldığı Türkiye tarihinin en büyük dolandırıcılık skandalının aktörlerini şafak baskınında pijamalı kapı açarken, belediye dosyalarındaki başkanlar gibi tek sıra kelepçeli dizilmişken, Deniz Göktaş gibi arkadan kelepçelenip yürütülürken ya da uyuşturucu operasyonlarında alınan sanatçılar gibi otobüse tek sıra halinde yürürken henüz görmedik.
Tera’nın sahibi Emre Tezmen’in yüzü bile tam görülmedi. Emre Alkin’i özenle seçilmiş bir videoda arkadan gördük.
Tera YK üyesi Kerem Alkin’in hiçbir gözaltı görüntüsü düşmedi. Muhammed Yarız’ın arabalarını, jetini, teknesini gördük ama gözaltına alınışıyla ilgili tek kare görüntü görmedik.
Serdar Turhan, çok kısa resmi bir görüntüyle arabaya binerken görüldü
SPK eski başkanı, Hayati Yazıcı’nın oğlu sessizce gidip ifade verdiler.
Yine tek kare fotoğraf yok.
İfadeleri de çarşaf çarşaf yayınlanmıyor.
Fon soruşturması Stockholm Başsavcılığı standartlarında yürütülüyor.
Soruşturmadaki aşırı ketumiyet, siyasi bağlantılı isimlerin ifadeye dahi çağrılmaması bunu gösteriyor.
Fon skandalıyla ilgili şu ana kadar Betül Sayan Kaya dışında da kimse koltuğunu kaybetmedi.
SPK, BDDK ve Borsa İstanbul’da herkes koltuğunda oturmaya devam ediyor. Hatta bu isimler krizle mücadele masasındalar.
Mersin’de gecelikli kadını çekip servis eden istek ve ‘irade”, fon soruşturması için Ankara’da görünmüyor.
Meclis resepsiyonu son yılların en sönük olanıydı.
Resepsiyona gelebilen AK Partililer üzgün, tedirgin ama söyleyecek şeyleri de çok az.
“Ucu nereye giderse gitsin” cümlesini söylemek de riskli.
Ucunun nereye gideceği belirsiz çünkü.
21. yy'ın şimdilik açık farkla en başarılı siyasi lideri olarak tarihe geçecek.
Xi Jinping ekonomide daha güçlü, ama Xi hazır bir devlet mekanizması devraldı. Putin uçurumun dibinde işe başladı.
Cep telefonu kredilerine düzenleme gelmiş.
Cep telefonu için kredi çekiyormuşuz, yeni öğrendim.
Ev için, araba için değil; cep telefonu için. Şaka gibi.
https://t.co/wqVdkNE8jR
“Partimiz gerçek anlamda aklansın”.
AK Parti milletvekili Now’a çıktı, iktidarı eleştirdi:
AK Parti İstanbul Milletvekili Serkan Bayram:
🔺“Bir sürü engelli kardeşimizin hakkını elinden aldı. Fatma Betül yesin diye mi? Bir de sosyal politikalara bakıyordu. Bedelini ödesin. Artık içim acıyor.
🔺Biri yatırdı diyor, biri yatırmadı diyor. Arkadaş Maliye Bakanlığı hesap açmış, makbuz gönderirsin, toplumun önüne çıkarsın
🔺Genel başkan yardımcılarından var deniyor, bürokrasiden var deniyor, bakan yardımcılarından var deniyor.
Partimiz gerçek anlamda aklansın.
🔺Adalette güveni sağlayalım. Adaletin olmadığı bir yerde yatırım olmaz. Yabancı sermaye gelmez. Gelmiyor da kaçıyor, yazık.
🔺Belediye başkanı seçilmiş, sabah alıyoruz, niye alıyoruz, çağırsan gelir zaten. Bütün belediye başkanları için geçerli. Yazıktır bu kadar herşeyi paspas etmeye gerek yok.”
"Amerika’yı, etrafındaki tüm devletleri çakma terör saldırıları bahanesiyle işgal etmek suretiyle çökertip felç etmekte kullanan bir terör örgütü var."
Evet, adı da İsrail. Ve git gide tüm Dünya için bir virüse dönüşüyor.
Mücahit Bilici (@mucahitbilici) yazdı: Amerika Ortadoğu’dan çekilirken
https://t.co/hN33iPUshD
"Amerika bölgeyi terkediyor.
Yarın öbür gün kavga çıkarsa, Amerika zaten müracaat etmediği mazeretini bile ibra etmek zorunda kalmayacak.
Ne var ki asıl mesele bu da değil.
Amerika burada manipüle edildiği için edilgen aktör.
Ve Amerikan davranışı bir sebep değil bir sonuç.
Asıl amaç artık Amerika’ya da açıktan had bildirme kıvamına geldiğini düşünen dünyanın en büyük terör örgütünün bütün dünyaya meydan okumaya başlaması için gerekli bir mıntıka temizliği."
Damat Kushner Gazze’de barış müzakerecisi, İsrail’’de silah şirketi ortağı
Trump’ın damadı Jared Kushner, Gazze’de barış görüşmelerinde kilit rol üstlenirken, sahibi olduğu Affinity Partners’ın İsrailli finans şirketi Phoenix Financial’ın en büyük hissedarı olduğu ortaya çıktı.
Phoenix’in, İsrail ordusuna ekipman sağlayan en az 9 şirkete 456 milyon dolardan fazla yatırımı bulunuyor.
Bunların başında 265 milyon dolarla İsrail’in en büyük silah üreticisi Elbit Systems geliyor.
https://t.co/NHwHIMEMpI
Bir anayasal hak için diğer anayasal hakkı çiğneyelim mi yani, ne diyorsun tam olarak?
Bahsettiğin problemler, sistemsel. Hatta doğrudan ülke paradigmasıyla ilgili.
Niteliğin yetiyorsa mazeretin istismar edilmesini, sistemi sorgula.
Bir de titrinde doçent yazıyor.
T24’te Batı’da İsrail’i eleştirenlerin başlarına gelen hukuksuzlukları anlatan yazılar yazdım.
Şimdi bu yazılara erişilemiyor. Çünkü T24’e haksız bir erişim engeli geldi.
İsrail’e inat ve cevap basın özgürlüğüne sahip çıkmamız gerekirken bunları konuşmak bile utanç verici.
Yazık
Sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası, dünyada da referans gösterilen T24 için kapatma kararı!
📌 T24'ün internet ve sosyal medya hesapları, 'LGBT propagandası' yaptığı suçlamasıyla İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği'nce kapatıldı!
https://t.co/0BheqD5euS
2009’dan bu yana yayında olan Türkiye’nin en büyük dijital haber sitelerinden T24’e erişim engeli…
Gerekçe; “son 1 yılda 118 LGBT propagandası niteliğinde haber yapıldığı” iddiası
T24: “Sosyal medyada başlatılan iftira kampanyası sonrası T24'ün internet ve sosyal medya hesapları için kapatma kararı verildi.”
https://t.co/Fc8N4qftP7
AK Parti seçmenleri ve genel olarak muhafazakar kesimde fon skandalına karşı büyük bir öfke var.
Bu erişim engelleriyle, ucuz komplo teorileriyle kapatılacak bir tepki değil.
İktidara yakın medya da genel olarak savunmacı değil, eleştirel.
Bunlar kıymetli.
Bazı iktidara yakın gazeteciler ise bu tepkiyi muhaliflere gösterip “siz aynısını yapamadınız” diyorlar
Şartlar asla eşit olmasa da tutunacak bir dal bu.
Peki yeterli mi?
Eğer gerçekten 500 bin kişiyi kamu gücüyle dolandıranlardan hesap sorulması gerektiğini düşünüyorsanız, o zaman bu işi Yeni Parti, CHP, TİP ya da muhalif gazetecilerin yapmasını beklemeyin, elinize baltayı alın, bu hesaplaşmayı siz yapın, isimleri, bağlantıları ortaya çıkarın, iktidara yardım edin, hem de örnek olun.
Bunu yapacak imkanlarınız, iktidar ve bürokrasiyle bağlantılarınız, hukuki güvenceniz muhaliflerden fazla.
İşte bunu yapabilirseniz, muhalif medyaya hesap sorma hakkınız olur.
Ülke dışarıda binbir güvenlik kriziyle boğuşurken, içeride halkın ekonomik krizle beli bükülmüşken kendilerine kamu gücüyle servetler yapmanın peşine düşmüş fırsatçıları teşhir ederek, davaya tarihi bir hizmet eder, mahallenin de kahramanı olursunuz.
İl emri bir lütuf değil Furkan, anayasa ile güvence altına alınan aile birliğini sağlamak için başvurulan son çare.
Yani konumuz anayasaya uymak.
Sistemin tıkanıklığını eleştir, mazeret tayinlerinin istismar edilmesini eleştir ama böyle şeyler yazma. İlkokulda değilsin artık.
@smurforfitnut@Mahmut__ozay Bunu evlenmeden önce düşünecektiniz arkadaşlar. Nasıl olsa bir yolunu bulur güzelim şehirlere kapağı atarız diye düşünmeyecektiniz. Boşanıp kendinize yakın yerde yaşayan birisiyle tekrar evlenmek de her zaman bir çözüm yöntemi
Deniz Göktaş, 88 gün sonra ilk kez hakim karşısına çıktı:
"4 cümleden suçlanıyorum. Cümle başına tam 22 gündür hücredeyim"
“Tüm polis memurları neden döndüğümü sordu, 'Sendeki imkan bizde olsa gelmezdik' dediler"
“Ben çocukken Levent Kırca ve Ferhan Şensoy izlerdim. Onlar beni izlese yumuşak bulurdu sözlerimi. Tutuklu yargılama gibi bir şey mümkün değildi. Levent Kırca televizyonda yapıp herkesin evine giriyordu. O yıllarda ifade özgürlüğünü koruyan yasalar değişmedi, ama şu an bir komedyen hapis yatıyor. Değişen şaka kaldıramayan, kırılgan siyasetçiler.”
“Erdoğan'ın isminin geçmediği bir politik mizahın bir anlamı yoktur. Otoriteden lafını esirgemeyen Nasrettin Hoca hayatta olsa Erdoğan'dan başka bir şaka yapmazdı.”
“Erdoğan'ın en yakın ekibine seçtiği kişi sıradan vatandaşların hakkına girdiği için affını istedi.
Bakın istifa etmiyor, özeleştiri vermiyor. Halkın parası gitti iddiası var ama o yine yukardan af istiyor. Bu ancak otoriter bir liderin ülkesinde olabilir.”
“Utangaç bir diktatör’ tanımlaması cumhurbaşkanına hakaret sayılmış. Diktatör ifadesi hakaret değil siyasi bir nitelemedir. Başka bir komedyen demokrat diyebilir ve benim şakamdan daha da komik olabilir.”
Oğullar, kızlar, damatlar, gelinler ve fonlar - Yıldıray Oğur
"Dün Fatma Betül Sayan Kaya’nın fotoğrafları Reuters’tan Bloomberg’e tüm dünya medyasındaydı.
Bu kez Hollanda’da polise direnen Nene Hatun olarak değil."
https://t.co/K0C2skBmqt