biz o bankta oturmuşuz
kal-u belâ'dan beri
kaç bahar görmüşüz kim bilir
kaç zemheri
ilk kez Ayın halesine sırnaşığım
yaşım yirmi altı
sana kırk senedir aşığım
tomurcukları patlayan bir dal gibi gülerdin
kahve içtiğimiz fincana
pencereye, kilime, duvara
tabakta dilimlenmiş elmaya
çın çın mavi saçılırdı
en olmadık yerde eteğin açılırdı da
aklım karışırdı..
soğuk bir yanılgıdır
sular düpedüz bir kandırmaca
üstümüzde baskısı o saydam bakışların
o latif kollarını beni sarmalarken çemre
beni bir defasında unut da gebereyim
başımı tutup artık geçsin diyordum
artık geçsin
bu benim seninle gidip diğeriyle döndüğüm çağ
bu benim sana durup kendimle yürüdüğüm yeryüzü
bu benim seninle uyuyup başkasıyla uyandığım dünya
artık geçsin