Sağlık Bakanı Fahrettin Koca dün Sakarya Tıp Fakültesi'ndeydi.
Asistan doktor “ Sizce bu maaşla evlene bilir miyim?” diye sordu.
Bakan Koca net bir şekilde “ Hayır evlenemezsin” dedi.
@hrmncymhmt Olması gereken bu. Zamanında 2500 TL’nin değeri ile şu ankinin bir mi?
Yıllar önce faize konulacak bugün ederi neyse o verilecektir. Bugünkü kira neyse onu ödemek zorundasınız. Yasa böyle. Mantıklı da.
@aytugs Hocam çok üzüldüm. Sizinle çok benzer bir öyküm var, ben kabul aldım. Sizin gibi aynı şekilde reddedilen akademisyen bir arkadaşım aynı belgeleri tekrar yolladı ve uzun süreli çoklu girişli kabul aldı. Kriterleri net değil bence, tekrar başvurmanızı öneririm.
Bilkent Üniversitesi UNAM İcra Kurulu Başkanı’nın (Hilmi Volkan Demir) aldığı bir karar sonucunda görevime yılbaşında keyfi olarak son verildi.
Beyfendinin, tüm zamanını ayırmayı dahi gerek duymadığı Bilkent Üniversitesi UNAM, kamu kaynaklarıyla desteklenen ve ülkemizin stratejik teknoloji alanlarında somut çıktı üretmesi beklenen bir araştırma merkezidir.
Bu tür kurumların kişisel ego tatminiyle değil, kurumsal akıl ve bilimsel öncelikler doğrultusunda yönetilmesi gerektiğine inanıyorum.
Tüm hukuki haklarımı aramak için gerekli süreçleri işlettim, işletiyorum. Kıdem tazminatı yanısıra, İşe iade davasını da kazandım, ancak tazminatla bu süreci sonlandırdım.
Yaşanan sürecin sonunda ortaya çıkan tablo ne yazık ki düşündürücüdür:
• Türkiye’nin ilk sentetik biyoloji araştırma grubunun faaliyetleri kesintiye uğradı
• Biyoteknolojik ilaçlar ve sürdürülebilirlik için sentetik biyoloji alanındaki yenilikçi projeler sekteye uğradı
• Kamu ve özel fonlarla kurulan laboratuvar altyapımız geçici olarak işlevsiz hale geldi
Bu süreçte hedefin araştırma ekibimizi dağıtmak ve yurtdışına yönlendirmek olduğu izlenimi oluşsa da çalışmalarımıza Türkiye’de devam etme kararlılığımız sürmektedir.
Nitekim Bilkent Üniversitesi UNAM bünyesindeki baş araştırmacı hoca arkadaşımız da ABD’ye geri döndü; başka ayrılıkların da gündemde olduğu görülüyor. Bu durum, yıllar içinde oluşturulan araştırmacı insan kaynağı ve araştırma kapasitesi açısından ayrıca değerlendirilmesi gereken bir konudur.
Dileğim; ülkemizin ileri teknoloji üretimi için kurulmuş ve kamu yatırımlarıyla desteklenen bu tür araştırma merkezlerinin güçlü bir kurumsal kimlik ve sürdürülebilir bilim politikaları çerçevesinde yönetilmesidir.
Son olarak dinlenmemek üzere yola çıkan birisi olarak, sadece yurt ve dünya için iyi araştırma yapmakla kalmayıp, bilim ve akademideki bu tür haksızlıklarla da sonuna kadar savaşacağım!
@Tubitak@TCSanayi
The Turkish Medical Association organized a panel discussion titled "Frequently Asked Questions About Residency in Medicine." I was pleased to participate as a moderator. Click here for the video recording and news transcript.
📢 Published!
I’m pleased to share that our study, “Clinical and microbiological characteristics of Nocardiainfections: a 10-Year multicentre study from Türkiye
”, has now been published in the European Journal of Clinical Microbiology & Infectious Diseases (Q2).
#nocardia
Türkiye’de İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Eğitim Klinikleri Arasındaki Farklılıklar ve Müfredata Uygunlukları: Ülke Çapında Bir Anket çalışmamız KLİMİK Dergisi'nin yeni sayısında yayınlandı!
https://t.co/b4aPl6GnxN
Bütün bilim insanlarımızı mazlum milletlere karşı yürütülen ve giderek bilim insanlarını hedef almaya kadar genişletilen ahlaksız, hukuksuz ve haksız emperyalist savaşa karşı tavır almaya davet ediyoruz.
İmza için:
https://t.co/x7M1B144Dc
Türkiye'de üniversitelerin çoğunda maalesef, "akademisyenlik" diye bir memuriyet icat edilmiş durumda. Kanunlar buna zaten müsait (2547 ve 657). Buradaki mantık şu, aynı yerde lisans oku, hocanın gözüne gir doktora yap (Araş. görevlisi ol), sonra yüksel.
Bilimsel araştırma kaygısı, yaratıcı fikirler geliştirme, merak duygusu, rekabetçi bir ortam, araştırma ekosistemi vs. bunların bir önemi yok.
Bu bir tercih olabilir, ama tercihiniz buysa, diyeceksiniz ki, biz üniversite değiliz, dünyada herhangi bir iddiamız yok. Tekkeyi bekleyen çorbayı içer.
Bu anlayışla dünyadaki bilimsel yarışta yer alamazsınız. Yaratıcılığı değil itaati teşvik edersiniz. Dünya artık bilimsel kadrolarını 1930’ların yöntemleriyle kurmuyor.
Doktoradan hatta lisanstan sonra aynı kurumda kalmak istisna olmalı, kural değil. Aynı kuruma dönebilmek için ya farklı bir kurumda doktora deneyimi, ya da en az 5 yıl başka kurumlarda doktora sonrası araştırma şartı aranmalı. Amaç açık: danışman bağımlılığını kırmak ve gerçek akademik bağımsızlığı test etmek.
Üniversitelerde akademisyen alımı “memur alımı” gibi yapılamaz. Resmî Gazete ilanı formalitesine indirgenmiş sistem terk edilmelidir. Bölümler ve üniversiteler kendi akademik stratejilerine uygun adayları açık çağrılarla belirlemeli; değerlendirme puan tablosuyla değil, nitelikli jüri incelemesi ve bilimsel seminerler üzerinden yapılmalıdır.
Adayların araştırma vizyonu, öğretim yaklaşımı ve gelecek planı tartışılmadan yapılan seçimler bilim üretmez. Bunun ön koşulu ise gerçek üniversite özerkliği ve güçlü bir hukuki zemindir.
Akademi güvenli bir “yatış alanı” değil, nitelikli rekabet ortamı olmalıdır. Rekabet nicelikte değil nitelikte kurulmalıdır.
Üniversiteki öğretim üyesinin yükselmesi de ilan ile değil yeterlilikle sağlanmalı.
Alanlara göre farklı modeller geliştirilmeli. Bu işler bir günde olmaz ama başlamadan da olmaz.
Pleased to speak at the @ESCMID ESGBIES Young Scientist Webinar on managing Candida catheter-related infections when catheter removal isn’t an option—a common and challenging clinical dilemma.
🎥 Watch the recording:
https://t.co/rjflIoFQAA
#ESGBIES#ESCMID#InfectiousDiseases
Trainee Association of ESCMID (TAE) Yürütme Kurulu Üyesi Seçilen KLİMİK-AGUH Yürütme Kurulu Üyesi Dr. Eren Öztürk'ü Kutlarız! @klimikaguh@TAEscmid@ESCMID
Yönetim Kurulu Açıklaması İçin: https://t.co/sf6dOkAkvq