Ben ERGUNT *** EQİLLİXS YUVASÜF EKİLLİXS N.TESLA!!
@ErErgunt
ÖzAna'm var olmadı ki Öz Baba'm yok Peygamberr Yuvasüf Yusuf ERGUNT Afrika Leo Pars Rechard Avrasya Napolyon Bonepart bilirlerBendeniz AkillixsAqillixsAcillixs
Biliyor muydunuz?
Dikkatli okuyun.
Cebinizden bir kağıt para bir de bozuk para çıkarın ve bakın.
Bir fark göreceksiniz.
Kâğıt paraların üstünde "Türkiye Cumhuriyet" yazarken demir bozuk paraların üstünde "Türkiye Cumhuriyeti" yazar.
Sonunda "i" harfi var.
Neden bozuk paralarda var da kağıt paralar da yok?
Nedenini biliyor musunuz?
Pür dikkat o zaman.
Sebebini araştırdığınızda karşımıza küresel güçler çıkar.
Kâğıt paraları Merkez Bankası basar.
Demir bozuk paraları ise Başbakanlık Hazine Müsteşarlığına bağlı darphane basar.
Yani bozuk demir paraları bizzat devletin kendi kurumu basar.
Dikkat...
Dünyadaki hiçbir Merkez Bankası kendi devletine ait değildir.
Amerika Merkez Bankası olan Federal Rezerv Bankasının sahibi dünyaya etki eden 10 ailenindir.
Doları bu banka basar.
ABD Başkanı Kenedy bu bankayı direk devlete bağlamak isteyince suikastla öldürüldü.
Yok edildi.
Dolara sahip olan bu 10 aile Türkiye de dahil neredeyse her ülkenin Merkez Bankalarının büyük oranda sahibidir.
Düzeni böyle kurdular.
İngiliz Merkez Bankası İngiltere'nin değil Rothschild ailesinindir.
Bankayı en başta İngiltere'nin savaş borcuna karşı Rothschild kurdu.
Cebinizdeki bozuk paralara iyi bakı onlar bizim.
Fakat kağıt paralar bizim değil.
Şimdi en önemli yeri anlatacağım.
Biliyor musunuz?
Kanuna göre Türkiye Merkez Bankasına devlet ve yöneticisinin müdahale hakkı yoktur.
Para politikasını bankanın kendisi belirler.
Ve belirlediği politikayı uygularken kimse karışamaz.
Suriye'de Türkmenlerin sayısı Kürtlerin 4 katı.
Buna rağmen Türkçe seçmeli ders müfredattan kaldırıldı, yerine FRANSIZCA koyuldu. Kürtçe eğitim ise devam ediyor.
Lazkiye limanının işletmesi de 30 yıllığına Fransız şirketine devredildi.
Siyonist İsrail'in desteğiyle PKK/PYD/YPG devletleşiyor.
Çok rahatsız edici.
Suriye Türkmenleri için Türkçe, müfredattaki bir dersten çok daha fazlasıdır. Kimliğimizin, kültürümüzün ve yeni Suriye’deki yerimizin bir parçasıdır.
Dilimizi ve kimliğimizi yaşatmak,yeni Suriye’de eşit haklara sahip, söz sahibi ve güçlü bir ortak olarak var olma irademizin ifadesidir.
Beklentimiz açık,Türkmenlerin dil ve kültür hakları tanınmalı ve kalıcı güvence altına alınmalıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’na Çağrımızdır:
Suriye Türkmenlerinin dil,kimlik ve kültürel haklarının korunması konusunda gerekli diplomatik girişimlerin kararlılıkla yürütülmesini talep ediyoruz
Türkmenlerin haklarını savunun, sesimize kulak verin bize sahip Çıkın
ANNELER, BABALAR…
MUTLAKA OKUYUN VE PAYLAŞIN!
Rivayete göre Thomas Edison, bir gün okuldan eve döndüğünde annesine bir kâğıt uzatır:
“Öğretmenim bu mektubu yalnızca sana vermemi söyledi.”
Annesi mektubu okurken gözleri dolar. Ardından oğluna yüksek sesle şöyle der:
“Oğlunuz bir dâhi. Okulumuz onun için yetersiz kalıyor ve kendisini eğitebilecek donanıma sahip öğretmenlerimiz bulunmuyor. Lütfen eğitimini siz üstlenin.”
Edison’un annesi, oğluna inandı; onu sevgiyle, sabırla ve büyük bir özveriyle yetiştirdi.
Aradan yıllar geçti… Edison, dünyanın en önemli mucitlerinden biri oldu. Annesinin vefatından sonra aileden kalan eşyaları karıştırırken bir çekmecede katlanmış eski bir mektup buldu.
Mektubun aslında şöyle yazdığı anlatılır:
“Oğlunuz zihinsel açıdan yetersiz bir çocuktur. Artık okulumuza gelmesine izin veremeyiz.”
Edison, bu satırları okuduktan sonra uzun süre gözyaşı döktü ve günlüğüne şu cümleyi yazdı:
“Thomas Alva Edison, kahraman bir anne tarafından yüzyılın dâhisine dönüştürülmüş bir çocuktu.”
Bir çocuğun hayatını, ona söylenen sözlerden çok; ona inanan insanların sevgisi ve desteği değiştirir.
Çocuklarınızı başkalarının koyduğu etiketlerle değil, sahip oldukları potansiyelle değerlendirin. Çünkü bazen bir annenin inancı, bütün dünyanın göremediği ışığı ortaya çıkarabilir.
İş şu belirtilen @ekapi @idariislermerkezi @isletmedenetimmerkez @devletdenetlememerkz @DIIMerkez bu belirtilene 35000Trafik İşiyle ilgili Araçları almak 175000 yeni Trafik Memuru hazırlamak için Hesabımdan 750Kettrilyonþ Yediyüzelli Kettrilyon Türk Lirası Payedip Yatırdım Ödedim
@LAUNCH "Almanya'yı niye yıktın Yusuf?" Almanya'yı yıkmak ne kelime canım ciğerim Almanya. Ben Germany'i yıktımki Rusya'nın Moskovasının Kuzeyinde orası.Siz Türkiyemiz gibi Almanya Launch BOP'tasınız a.q. yerini bilmeyenin yerini elinden alırlar Rusya Kuzeyde. Mantar Patates yeme
@AfD Tebrik ederim Angolo Fiber Dashoun sizi tekrar tebrik ederim ama çok çalışmamız lazım eski SSCB şimdi Rusya sizi neden destekledi biliyormusun Bunlar Irkçılık güderken nasıl olsa bulaşır Ukrayna'yı ezdiğim gibi Almanya'yı da ezerim diye düşünüyor Sakın ha güçlenmeden bulaşma
Sen içimizdeki Truva At'ısın Tsuba Kolak Recep Tayyip EyDoğan niye? Gerçekten Türk olsan Sivri ve Yırtmaçlı açıklamalar yapmazsın sen İsraillisin ve de şuan yeni Seçimde İktidarda kalmak için Savaşlar çıkaran Netanyahu iktidarı gibi bir iktidarcısınki gerçek iktidar bile değilsin
Türkiye; dostlarıyla el sıkışacak, akrabalarıyla kucaklaşacak, kardeşleriyle yeniden kenetlenecektir.
Türkiye’ye dost olan kazanacak, husumet besleyen ise kaybedecektir.
Hiç şüpheniz olmasın, tarihin akışını değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.
Terör örgütü PKK’nın İran kolu PJAK bölgede yayılmacı politika izleyen İsrail açısından da hala kullanışlı bir maşa olarak görülüyor. Ancak PJAK konusundaki asıl çelişki İran’ın tutumunda; İran yönetimi, bir yandan ABD ve İsrail maşası haline dönüşen PJAK’a karşı operasyonlar yapıyor diğer yandan operasyonlarını sınırlı tutularak örgütün ayakta kalmasına izin veriyor.
Bu, İran’a karşı İsrail’in maşası olan PJAK’ın gün gelip İran tarafından da Türkiye’ye karşı kullanılması amacından kaynaklanıyor.
Elbette, İran, ABD ve İsrail’in PJAK ve diğer bölücü örgütlere verdiği destekten rahatsız ama kontrol edebildiği bir PJAK’ı tercih ediyor.
Irak’ta ve Suriye’de Esad yönetimi döneminde de görüldüğü gibi İran, vekil güç kullanarak ya da terör örgütleri ile işbirliği yaparak bölgede tıpkı İsrail gibi yayılmacı politikalarından vazgeçmiyor. Bu da PJAK’ı İran açısından kullanışlı hale getiriyor.
Bölünmüş bir Suriye’yi en çok kim istiyor ve bunun için çalışıyordu: İsrail ve İran değil mi..
Milli birliğini sağlamış, toprak bütünlüğünü sağlamış, tek bir milli ordusu olan, etnik ve dini bölünme riski azalmış bir Suriye bu iki düşman ülkenin işine gelmiyor. Çünkü Türkiye’nin büyük mücadelesiyle ortaya çıkan bu tablo her iki ülkenin yayılmacı politikalarının bitmesi anlamına geliyor.
Kanadı bir derviş tarafından kırılan kuşa, Hz. Süleyman sorar:
- “Neden kaçmadın?”
Kuş cevap verir:
- “Dervişlik hırkası giymişti. Zarar vermez diye kaçmadım.”
Bunun üzerine Hz. Süleyman, kısas gereği dervişin kolunun kırılmasına karar verir.
Kuş itiraz eder:
- “Kolunu kırmayın, hırkasını çıkarın!
Beni onunla kandırdı.” 😂
"Bas bas Paraları Leyla'ya" diye parça var Sabetayist Fatma Emine Demir EyDoğan emirinde Leyla Zana ve Leyla Zara ikilisi oldukça İtalyaya Parayı basmışlar Maçı almışlarmı diyorsun hemde ATATÜRK'ün yaptığı Fabrikaları v.s. v.b. özelleştirerek aldığı Paradan mı basmış Bende destek
Atatürk 15 sene iktidarda kaldı.
Voleybolda herhangi bir başarı var mı? Yok.
Atatürk'ün ölümünden Erdoğan'a kadar tam 65 yıl kemalist zihniyet bu ülkeyi yönetti.
Voleybolda başarı var mı? Yine mi yok?
Erdoğan geldi, voleybolda kupalar, şampiyonluklar akıyor.
''Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir'' düsturuyla, akıl ve mantık çerçevesinde konuyu incelediğimde olayın Atatürk ile zerre kadar alakası olmadığına kanaat getirdim.
Demek ki mevzu ilim, bilim, akıl mantık işi değil. Mevzu tamamen provokasyon, dezenformasyon ve beyin yıkama.
Biz sadece bu konuya dikkat çekebiliriz, devletin bu milli güvenlik sorunuyla ciddi şekilde ilgilenmesi lazım.
Atatürk 15 sene iktidarda kaldı.
Voleybolda herhangi bir başarı var mı? Yok.
Atatürk'ün ölümünden Erdoğan'a kadar tam 65 yıl kemalist zihniyet bu ülkeyi yönetti.
Voleybolda başarı var mı? Yine mi yok?
Erdoğan geldi, voleybolda kupalar, şampiyonluklar akıyor.
''Hayatta en hakiki mür��it ilimdir, fendir'' düsturuyla, akıl ve mantık çerçevesinde konuyu incelediğimde olayın Atatürk ile zerre kadar alakası olmadığına kanaat getirdim.
Demek ki mevzu ilim, bilim, akıl mantık işi değil. Mevzu tamamen provokasyon, dezenformasyon ve beyin yıkama.
Biz sadece bu konuya dikkat çekebiliriz, devletin bu milli güvenlik sorunuyla ciddi şekilde ilgilenmesi lazım.
#SABETAY#BÜLENT#ARINÇ...📌
Soner Yalçın bir TV programında Bülent Arınç'ın Yahudi kökenli bir Sebetayist olduğunu anlatır ve Arınç programa bağlanır öfkeli bir şekilde kendini savunarak Soner Yalçın'a " Sizi mahkemeye vereceğim " der...
Bunun üzerine Soner Yalçın;
- Lütfen beni mahkemeye verin, verin ki mahkeme kararıyla sizin Yahudi kökenli olduğunuzu belgeleyeyim.."der..
Soner Yalçın'ın yazmış olduğu BEYAZ MÜSLÜMANLARIN BÜYÜK SIRRI kitabında da bu konu olduğu gibi yazmaktadır ve Bülent Arınç 21 yıl geçmesine rağmen halen dava açmamıştır...
Kitapta:
Tarihini tam hatırlamıyorum Osmanlı'nın son dönemlerinde Alanya'dan Manisa'ya 75 Musevi aile göç ettirilmiştir. Bülent Arınç'ın da ailesinin bu 75 ailende biri olduğunu belgeleri ve seceresiyle birlikte yayınlamıştır...
#Kaynak Efendi 2 (Beyaz Müslümanların büyük sırrı) yazarı Soner Yalçın
(Aynı iddiaları Yalçın Küçük #Tekelliyat2 kitabında da yazmıştır ve Yalçın Küçük'e de dava açamamıştır)
Bu kitabı her dincilik yapanın mutlaka okuması gerekir, nice şeyhlerin aslında kim olduğunu, nice tarikat mensuplarının aslında Yahudi olduğunu, alim sandıkları nice dervişlerin İngiliz iti olduğunu belgeleriyle ortaya koymuştur...
Ne hikmetse ne kitaba nede yazara dava açan tek kişi olmamıştır...
HançerBey sayfasından Alıntıdır.
@TSKGnkur@jandarma@EmniyetGM@guvenlikdaire @bekcilikokulu @infazkorumadaire bu kişiler/kimseler TERÖRist çoklu kullanıcı hesabı Resmi yazıları taklit ederek Öğretmenlerimizi kaçırıp yerlerine Terörist kişi/kimse koymak için paylaşımı bu gerekli tedbirlerin alınmasına HÜKÜM VER
Öğretmenlerimizin mazeret durumlarını gözeterek iller arası yer değişikliği sürecine ilişkin yeni duyurumuzu yayımladık!
Bu kapsamda, yaz tatili döneminde mazerete bağlı yer değişikliği gerçekleşmeyenler, sonrasında mazereti oluşanlar ve 14 Eylül itibarıyla kadroya geçecek sözleşmeli öğretmenlerimiz başvuruda bulunabilecek.
Ön başvuruları 9-14 Eylül, tercih başvuruları ise 16-17 Eylül tarihlerinde alınacak. Atamalar ise 18 Eylül 2026 tarihinde gerçekleşecek.
Öğretmenlerimiz ve ailelerimiz için hayırlı olsun.
Eski bir Afrika atasözü var:
Her sabah, bir ceylan uyanır ve aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa ölecektir.
Her sabah, bir aslan uyanır ve en yavaş ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa açlıktan ölecektir.
Aslan mı yoksa ceylan mısınız, fark etmez.
Güneş doğduğunda, koşmaya başlamalısınız.
Hayat, boş boş oturanları ödüllendirmez. İster bir hayalin peşinde koşuyor olun , ister hayatta kalmak için savaşıyor olun, hareket etmeniz gerekir.
Mükemmel koşulları beklemeyi bırakın. İzin beklemeyin. Güneş doğdu. Koşmaya başlayın.
Hastane tıklım tıklımdır. Yaşlı bir kadın içeri girer. Doktor, teyzeyi muayene eder ancak hastalığından tam olarak emin olamaz.
Kadına dönerek:
“Teyze, şu tahlilleri yaptır da sonuçlarla birlikte tekrar gel.” der.
Yaşlı kadın başını öne eğer. Doktor, duymadığını düşünerek söylediklerini tekrarlar. Teyze, dolu gözlerle başını kaldırır:
“Kızım, benim köye dönecek param bile yok. Tahlilleri nasıl yaptırayım?” diye sorar.
Doktorun bekleyen birçok hastası ve yapacak bir sürü işi vardır. Buna rağmen işini bırakır, yaşlı kadının elinden tutar; onu koridor koridor dolaştırarak bütün tahlillerini yaptırır.
Sonuçlar çıkınca hastalığı teşhis eder, gerekli ilaçları temin ederek teyzeye verir.
Yaşlı kadın odadan çıkmak üzereyken doktorun aklına yol parası gelir. Teyzenin köyüne dönmesine fazlasıyla yetecek kadar parayı uzatır.
Kadın önce almak istemez ama çaresiz kaldığı için kabul eder:
“Allah senden razı olsun kızım. Köye nasıl döneceğim diye kara kara düşünüyordum. Çok sağ ol…” diyerek odadan ayrılır.
Aradan yaklaşık bir saat geçer…
Doktor, yaşlı kadının kan ter içinde, kalabalığı yara yara kendisine doğru geldiğini görür. Şaşkınlıkla, “Herhâlde giderken bir ��ey unuttu.” diye düşünür.
“Ne oldu teyze?” diye sorar.
Teyzenin yüzünde kocaman bir gülümseme vardır. Elindeki parayı doktora uzatarak:
“Kızım, anayola çıkınca bir köylüme rastladım. Meğer o da minibüsle köye dönüyormuş. Beni de götürecekmiş. Al, paranı geri…”
İşte bizim insanımız…
Yokluk içinde bile emanete sahip çıkan, ihtiyacı kalmadığında aldığı yardımı geri getirecek kadar dürüst ve vicdanlı olan güzel insanlarımız…
"Niye bu kadar uzun sürdü liste Yusuf?" 1-Listeye eklerken en az 10dakika beklemek gerekiyor peşpeşe ekleyemiyorsun yoksa eklenmiyor.2-100 kişilik bir grupta eklerken tekrarladıkların oluyor. 3- beyinimiz karmaşık çalışmasına karşın karıştırabiliyor.Bu nedenlerle biraz geç oldu.