A101 mağazalarında yerli file ceviz diye kg fiyatı 129,5₺'den satışa sunulan cevizlerin yerli mahsul değil, ABD'den ithal olduğu anlaşıldı.
Marketler istedikleri gibi at koşturuyorlar.
Olan, kandırılan tüketiciye oluyor.
https://t.co/f4OI5Obbwo
@TCTarim@ticaret
Bisikletti....
Tayttı...
Kazdı....
VALİ, illerde Cumhurbaşkanının temsilcisi ve idari yürütme organıdır.
İlin genel idaresinden, kamu düzeninin ve güvenliğinin sağlanmasından sorumludur. Ayrıca merkezi idareye bağlı kurumların denetimini gerçekleştirir ve İl Özel İdaresinin en ÜST amiri olarak kentin altyapı, sağlık ve eğitim gibi yerel hizmetlerini yönetir.
"Valiliğe, Valiye bağlı Özel İdare her iki ilde' de sorunlu."
#VALİ
#SONDAKİKA
@mustafaciftcitr@tcbestepe@RTErdogan
Bisikletti,....
Tayttı.........
Kazdı......
VALİ , illerde "gıda güvenliğini sağlamak ve halk sağlığını korumak amacıyla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile yerel kolluk kuvvetlerini koordine ederek denetimleri yönlendirir, piyasadaki standart dışı ürünlere karşı idari kararlar alır ve hijyen eğitimlerini zorunlu kılarak gıda terörünün önüne geçer."
@gidadedektifi
#SONDAKİKA @mustafaciftcitr@RTErdogan@tcbestepe
Türkiye'de kg fiyatı 3000₺'ye satılan Philadelphia markalı krem peynirin İngiltere'de kg fiyatının 62 kat kur farkı uygulanmasına rağmen sadece 500₺'ye denk geldiğini biliyor muydunuz?
Birileri bizimle resmen dalga geçiyor!
https://t.co/2q8HYcL584
@ticaret
@saitcamlica Mevzuat bilmeyen Muhteşem Süleyman zamanın'dan kalma Reizzz Sedat Peker' sevip çocuk emanet'le intihar eden,
sanal bahis, kumar oynayan, polisler artarken mi?
Teşkilatına örnek olması gayet güzel.Kuran Tilaveti yaptığı yerde Bakanlığına aykırı bir mekan olmadığına göre.
Türkiye'nin bir akıl tutulması yaşadığı şu günlerde, FETÖ ile en çok mücadele ettiğini söyleyen yandaş kanalları bilirsiniz.
Bakın size bir hikaye anlatayım.
Biz, o dönem iktidarın büyük desteğini alan FETÖ'nün Ergenekon kumpasında yargılanırken, yandaş medya kanalları FETÖ yalanlarını ekranlarda söyleyerek kumpasın psikolojik harekatını yaparlardı. Yalan ve iftiralarla bize saldırırlardı.
Sonra biz onlara dava açardık.
Sonra, bugün pek çoğu meslekten atılmış, bazıları firarda ya da hapiste olan FETÖ mensubu hakimler onları beraat ettirir bizi suçlu çıkarırdı.
İşte bu davalardan kalan küçük yargılanma giderleri yıllar içerisinde büyüyerek, bugün FETÖ'ye düşmanlaşmış gibi görünen medya organlarının avukatları tarafından icra yoluyla bizden alınıyor.
Bugün @turkuvazmedyatr grubunun birkaç bin TL için koyduğu haczi ödedim. Bir alacaklı daha var, o da Samanyolu TV... Kimi muhatap alacağımızı da bilmiyoruz, hepsi firarda ya da tutuklu.
Yahu gerçekten merak ediyorum, ey @turkuvazmedyatr yetkilileri, siz bana niye haciz koydunuz? Hayır paraya sıkıştınız desem, ona da ihtimal vermiyorum. Bitmeyecek mi bizim çilemiz?
Yani sizin anlayacağınız, FETÖ ile mücadele ettik, bizi hapse attılar bedelini ödedik, ama bitmedi.
İftiralarına karşı hukuk yoluna gittik, bedelini yine bize ödettiler ama yine bitmedi.
Aradan yıllar geçtikten sonra tekrar para istiyorlar.
İlla birinden öğrenmeleri gerekmiyor.Kitap okusunlar Evliyaların peygamberlerin hayatlarına dair bir sürü kitap var.Yaşayan tarih var.Peygamber Efendimize kızı çocuklarına.... Aziz Mahmut Hüdayi'nin Bursa'da Kadı iken ciger satarak nefsi terbiyesini aldığı Üftade Hzleri'ne ,Osmanlının kuruluş devrinde Yıldırım Beyazıtin damadı Emir Sultan ile evliliğine, Hzleri'nin kendi buğdayını ekip öğütüp yine kendi elleri ile ekmeğini yaptığı talebelerine de kimseye yük olmamaları konusundaki nasihatları ile dolu yaşamından ögrensinler.Peygamber efendimizin ve soyundan gelenlerin yaşantıların'dan daha güzel bir din eğitimi yok.İslam ve din o günden bu güne değişmedi.Birinden öğrenelim diye gidilen şahıslar tıpkı fetö ve avaneleri gibi insanları kandırdı.İnsanlarda kendi ibadetlerini yeterli bulmayıp gittikleri şahısları keramet bilip öteki dünyada kendilerine cennet gibi getirisi olacağı düşüncesinden hareketle birilerine adeta taptılar.En güzeli dinini öğrenmek isteyen kişinin güvenilir ve basım hatası bulunmayan açıklamalı Kuranı Kerimi bizzat kendisinin okumasıdır.İslamda Allah ile kul arasında aracı yoktur.Tarikatlar 12.yüzyıl'dan beri varken bu bizde 1950 le geçmişten günümüze cemaat olarak değişim göstererek gelmiş.Peygamber Efendimiz bugün yaşasa idi onun önderliğinde" tek bir tarikat, tek bir cemaat, tek bir ibadet yeri "olurdu.Diğerleri olabilirmiydi?Cami ve cemaatler dışında kontrol edilebilen ,ehil insanların eğitim verdiği, yatılı olmayan saatlik,sürdürülebilir isteğe bağlı; eskilerin Medreseleri olsada eğitim alınsa.
Medreselerde öğretilen ilk şeyde nefes terbiyesi olduğundan bugün kimse haram yememiş hırsızlık, dolandırıcılık yapmamış kimseye maddi manevi zarar vermemiş olurdu.İnsanlar suç işlemez ,tecavüz etmez, cana kıymaz, ayrımcılık , akrabacılık.hemşericilik bencillik yapmaz ,başka bir insanın hakkına girmez ,hak ile kul hakkı yemez olurdu.Günümüze baktığımızda böyle olmadığına göre 1950 lerden sonra kurulan cemaatlardan din eğitimi almanın'da bir mantığı olmadığının kanıtıdır.İslam akıl dinidir.Dini.paraya dönüştüremlerden hayır gelir mi? Kitapları parasız versinde eğitsin.Toplum olarak hala akıllanmayanlar var.
Gülistan DOKU dosyasında Erzurum Başsavcılığının soruşturmanın genişletilmesine yönelik bir dizi işlem yaptığını tahmin edebiliyorduk. Savcılık işlemleri ve alınan kararlar ‘’UCU Nereye Gidersin Gitsin’’ sözünü yüceltmektedir. Tabi bu arada, dosya şüphelileri de kendi kişisel arşivlerinde lehlerine olacaklarını düşündükleri kayıtları tuttukları da görülmekte, adım adım suç içeren eylemlerini kayıt altına aldıkları ve nedense 6 yıl boyunca da muhafaza ettikleri görülmektedir. Şaşırdık mı ? ASLA!! Suçluların temel özelliği budur; suç içeren eylemlerinin ortaya çıkmayacağına dair aptalca bir inançları yanında olası bir duruma da hep hazırlıklıdırlar. Bizim dosya faillerini Gemide isimli bir korku filiminin oyuncularına benzetmekteyim. Sahne şu: Bir baloda oyun oynayan ve dans eden kalabalığın boyun bölgesinden parelel ve hızlı geçen bir TEL sonrasında oyunun devam ettiğinin sanılması ve devam eden saniyelerde salonda bulunan kişilerin başlarının gövdelerinden tek tek ayrılmasıdır. Oyuncular tel tarafından kafa bölgelerinin uçurulduğunu önce fark etmemeleri sahneyi Eşsiz kılan yandır. Örtbas Çöktürüldü, OYUN BİTTİ#Gülistandoku #Gülistandokunerede
TUNCAY SONEL'İN OYUNLARI HİÇ BİTMEMİŞ...
İŞTE SKANDALIN BELGESİ...
Gülistan Doku soruşturmasında ortaya çıkan yeni belge akıllara durgunluk verecek türden...
Doku ailesi Gülistan'ın ortadan kaybedildiği 5 Ocak 2020 tarihinden bir gün sonra Tunceli'ye gelerek kızlarını aradı...
Gülistan Doku'nun telefonunda sinyal alınmadığı için hiç bir şekilde ulaşmak mümkün olmayınca, telefon hattı anne Bedriye Doku'nun üzerine olduğu için 8 Ocak 2020 günü yedek SİM kart çıkarılarak telefon aktif hale getirildi...
Dönemin Tunceli Emniyet Müdürü Yılmaz Delen, savcılık talimatı ve mahkeme kararı olmadan Gülistan Doku'nun telefonunu istihbarat şubeye talimat vererek teknik takibe aldırdığı için 8 ocak 2020 günü çıkarılan yedek SİM kartın aktif hale gelmesi ile müdür Emniyet Müdürü durumu önce vali Tuncay Sonel'e bildirdi ve görevlendirdiği polisler Doku ailesinin yanına giderek telefonun kullanılmasına izin vermeyerek aileyi valilik makamına götürdü...
Valilik makamında Vali Tuncay Sonel, İl Emniyet Müdürü Yılmaz Delen ve İl Jandarma komutanı Albay Sinan Şen ile toplantı halindeyken aile görevlendirilen polisler eşliğinde valilik makamına gelerek SİM kartı vali Tuncay Sonel'e teslim etti...
Vali Tuncay Sonel, Emniyet müdürü ve il jandarma komutanı ile toplantı halindeyken SİM kartı inceletmek üzere Ankara'da bilişim konusunda uzman olan tanıdığı bir polise göndereceğini söyledi. İl jandarma komutanı ve emniyet müdürü başsavcının bilgisi olması gerektiğini söyleyince Vali, Başsavcı ile konuşur hallederim deyince emniyet müdürü ve İl jandarma komutanı bu duruma itiraz etmedi...
Gülistan Doku soruşturmasını Tunceli Emniyet müdürlüğü yürüttüğü halde Emniyet Müdürü Yılmaz Delen yaşanan bu durumu soruşturma savcısına bildirmek zorunda olduğu halde ne sözlü ne de yazılı olarak bu durumu savcılığa bildirmemiş...
SİM kart vali Tuncay Sonel tarafından Ankara'ya gönderip temizletip, deliller tamamen yok edildikten sonra 18 Ocak 2020 tarihîden sonra SİM kart valiye geri gönderilmiş...
Vali Tuncay Sonel tarihi tam net olmasa da 19 yada 20 Ocak 2020 tarihlerinde Ankara'da Gökhan Ertok tarafından temizlenerek geri gönderilen Gülistan Doku'nun SİM kartını kendisi bizzat soruşturma savcısına teslim ediyor...
Vali Sonel SİM kartı savcıya teslim ettikten sonra Doku ailesinden Aygül Doku'yu çağırarak ben SİM kartı bana verdiğiniz tarihte savcılığa teslim ettim. (burada aileye yalan söylüyor. Aynı tarihte teslim etmemiş.) Ancak sizden birinin bir dilekçe yazarak SİM kartın aile tarafından savcılığa teslim etmesi gerekiyor. Bu sadece yasal gereklilik ondan dolayı bir dilekçe yazıp savcıya götürülmesi gerekiyor diyor...
Valinin bu talebi sonrası aile üyelerinden abla Aygül Doku 6 Şubat 2020 günü SİM kart üzerinde inceleme yapılarak delillerin ortaya çıkarılması için SİM kartın aile tarafından savcılığa teslim edildiğine dair bir dilekçe yazıp soruşturma savcısına teslim ediyor...
Aygül Doku dilekçede Gülistan'ın kullandığı GSM hattının anne Bedriye Doku'nun üzerine kayıtlı olduğu için 8 Ocak 2020 günü yedek SİM kart çıkardıklarını belirtmesine rağmen savcı bu kartı kim kullandı, yada kartı kime teslim ettiniz, kartı neden çıkardınız gibi hiç bir soru sormadan sadece dilekçeyi alarak işleme koyuyor...
ŞİMDİ SORALIM:
- Gülistan Doku soruşturmasını yürüten Tunceli Emniyet müdürlüğü 8 Ocak 2020 günü Gülistan Doku'nun kullandığı telefon hattının yedek SİM kartının çıkarıldığını ve telefonun aktif hale geldiğini neden bir yazı ile soruşturma savcısına bildirmiyor?
-Doku soruşturmasını yürüten kolluğun başında bulunan Emniyet Müdürü Yılmaz Delen Gülistan Doku'nun GSM hattının aktif hale geldiğini verdiği tanık ifadesinde, Gülistan'ın GSM hattının 8 Ocak 2020 günü aktif hale geldiğini tespit ettiğini beyan etmesine rağmen bu durumu neden sözlü yada yazılı olarak kayıtlara geçmesi için soruşturma savcısına bildirmiyor?
-Tunceli Emniyet Müdürü, il jandarma komutanı ile birlikte Tuncay Sonel'in makamında toplantı halinde oldukları sırada SİM kart aile tarafından valiye teslim edildikten sonra vali SİM kartı Ankara'da bilişim konusunda uzman bir polise göndereceğini beyan etmesine rağmen emniyet müdürü neden bu durumun yasal olmadığını valiye hatırlatmıyor ve bu durumu neden soruşturma savcısına bir yazı ile bildirmiyor?
-Soruşturma savcısı SİM kartı Tuncay Sonel'den teslim aldığı halde neden ailenin verdiği dilekçeyi kabul ediyor?
-Soruşturma savcısı vali Tuncay Sonel'den talimat alarak mı soruşturmayı yürüttü?
-Soruşturma savcısı 8 Ocak 2020 günü çıkarılan SİM kartı 6 şubat 2020 günü teslim alırken aradan geçen yaklaşık 1 aylık sürede bu SİM kartın kimler tarafından kullanıldığı yada SİM kart üzerinde kimlerin işlem yaptığını neden araştırmadı?
- Soruşturma savcısı valinin talimatı ile Doku ailesinin SİM kart ile ilgili dilekçe yazdığını önceden biliyor muydu?
- Aygül Doku SİM kart dilekçesini soruşturma savcısına teslim ederken, savcı neden Aygül'e hiç bir soru sormadı? Bu SİM kartı kim çıkardı, neden çıkardınız, kime teslim ettiniz, bu bir aylık süre içinde SİM kart sizde miydi başka birinde miydi? gibi soruları sorup ifade alması gerekirken neden hiç bir soru sormadan dilekçeyi teslim alıp işleme koydu?
-SİM kart üzerinde 18 ocak 2020 günü 3 saatten fazla veri alış verişi olduğu halde ve bu gerçek 2024 yılından sonra tespit edilmesine rağmen soruşturmanın ilk savcısı SİM kart ilgi olarak GSM şirketi ve diğer birimlere neden yazı yazarak SİM kart üzerinde işlem yapılıp yapılmadığını ve veri alış-verişinin olup olmadığını sorma gereği duymadı?
-Dönemin Cumhuriyet Başsavcısı ve soruşturma savcısının Tuncay Sonel ile olan yakın arkadaşlıkları ve aralarındaki görüşme trafiği neden hiç araştırılmıyor?
Bazıları kabul etmese'de kontrollü dese de bu ülkede bir fetö gerçeği var.Dönemin Valisine bir istihbaratçı Emniyette sorun var diye bilgilendirmeye gittiğin'de Tuncay Sonel oralı olmuyor.
Türkiye'de çözümlenemeyen ne varsa %70 i fetöcü yapıdan kaynaklı.Emniyette'de asla bitmiş Emniyet yada İl Jandarma Komutanlığında olması gereken sim kartı Vali'nin elinde ise çok da söylenecek söz yok.İdam desek hak ve özgürlükler diye medeni bir ülkeyiz diyen çok olacaktır. Gülistan kardeşimizde dahil çocuk , yaşlı, kadın, tecavüz ,cinayet gibi durumlarda masumlara kıyanlara İDAM gelmedik'ten sonra bu olaylar devam edecektir.
Bürokrat İçişleri Bakanı istemiyordunuz hakkı olarak.Bir önceki de Ali Yerlikaya'da bürokrasiden atanmış Bakanlardı.Bugüne baktığımızda Sayın Yerlikaya'nın birde kendi gibi bürokrat kalemi ile görev yaptı düşünüldüğünde nornal bir durum.Polisi ancak bir Polis anlar. Ama akademisi ama polis okulununa gitmiş.Bürokratların Polislik mesleği ile yakından alakaları olduğu söylenemez.Polislik mesleği içinde bile bir birim başka birimin görevinde zorlanabiliyorken Valilik gibi nöbet tutmayan,olaya gitmeyen altı ,üstü memuru amiri mesai arkadaşı , kıskançlıktan iftira atanı mobing uygulayanı,esit davranmayanı hemsericilik particilik yapanı ile mesai yapmanın zorkuklarını bilip olayı çözecek bir üst olmasını istediğiniz Bakan bürokrasiden olunca sizi detaylı anlayana kadar bir hayli zaman geçer.İçisleri Bakanlığı polislik ögrenme yeri değil kolluk kuvvetlerinin her bir noktasında görev yapacak şekilde mesleğin zorluklarından geçmiş olarak memuru adına yöneten makamdır.İçişleri Bakanlığı diğer Bakanlıklara benzemez.Güvenlik zaten başlı başına bir konu iken bunu sağlarken altındaki memurunun görevi içerisinde mesaisinde psikolojisi dinlenmesi de dahil istek ve taleplerini karşılamak adına öylesine sözlerde vermemelidir.Verirse de sayın Yerlikaya'da olduğu gibi havada kalır.Tabiki burada sizlerede görevler düşüyor.Eskiden intihar eden polis yoktu.Polis intihar etmez çete lideri sevmez; çete lideri övmez yardım beklemez çocuk emanet etmezdi.Polis iktidarın değil Devletin Polisi idi.2016 Temmuz sonrası kendinizi hiç eleştirdiniz mi polis başına buyruk çok kez karakollarda sivil geziyor üniforma sevmiyor hele ki o işe girmeyip bir meslek sahibi olayım diye bu mesleğe müracaat etmiş olanlar :3,5 sene sonra kendi işimizi kuracağız yada hukuk okuyacağız diyerek ayrılanlarla mesleği zor bularak dayanamayıp intihar edenler de .Polis kontrol noktalarında ellerinde telefon başlar telefona gömülü sanal kumar oynayan mesleğe yeni atananlar yanlıarından geçen tanınan Devlet yetkilisini tanımazken güvenlik kontrolü yapıyorlar.Daha neler neler Polis de artık kendine bir çeki düzen vermeli ki istek ve talepleri karşılık bulsun.
Şerife KARATAŞ
Not: Polisi sevdiklerinden değil hiç olmadık bir sivri zekalı menfaatçi bir gazeteci yada danışman da bu yazımı alır kendi yazmış gibi yarın Bakanlıkta kendine iş sağlar yada kendini gösterir. 🙂Ben Ülkemi Devletimi Devletimin #PolisimiSeviyorum. Taşıdığınız üniformanız'la gurur duymanız gereken en şerefli meslek.UNUTMAYIN...,!