Komedyen Deniz Göktaş 62 gündür cezaevinde: İddianame hâlâ hazırlanmadı
Komedyen Deniz Göktaş 62 gündür cezaevinde.
Deniz’i unuttuk sanmayın!
Deniz Göktaş'a Özgürlük.!
Deniz Göktaş'ı Salın.!
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
@baris_gokturk_@kamercihan@Fenerbahce
madem kaliteli yedek transfer yapamadık
bari bu çocukları kullanalım
üstlerine düşüp
özel ilgi gösterip canlandıralım, kazanalım..
@aykiri plakayıda kapatmanız iyi olmuş
görünse belki ceza gelirdi akıllanırlardı
@aykiri plaka kapatmak sizin işinizmi allah için cevap verin
takibi bırakayım
yok, video bu şekilde size ulaştıysa ne ala???
“Ekmek Yok; Ama Seküler Muhaliflere Sövebilirsiniz”
Uyduruk canavarlı dijital görsellerle bezenmiş konserin iptaline şaşıran çok olmuş. “Nesi suç ki bunun” demişler. Haklı olarak.
Lakin, yaşadığımız ülke öyle makul insanın basit mantığı ile anlaşılabilecek bir yer değil artık.
Bu işler artık şöyle yürüyor (benim anladığım):
Kanuna göre ortada bir suç unsuru yok. Toplumsal normlara göre de… Peki neden böyle yasak, baskı, hezeyan?
Şöyle düşünün: Ortalama bir iktidar destekçisi amcamız… Orta Karadenizli, emekli, hep büyük liderine oy vermiş. Muhafazakâr. İyidir, hoştur ama hayatı yaşayışımız farklıdır… İşte bu amcamızın hoşuna gitmeyecek şeyler yasaklanıyor. Tabana “Ülke senin dayı” diyebilmek için…
Böyle düşününce her şey netleşiyor, değil mi?
Manifest, Hayko, Behzat Amir, kolyeli hanım, anti arpasuyu dronu, Athena Gökhan (ki, bu insanı sekü insanlar kendilerinden bile görmezler ama tipinden dolayı işte), Deniz Göktaş, babala, Milör, ve en son da bu konser…
İktidar; tabanına ekmek, huzur, güvenlik, sağlık vs veremese de; söylem düzeyinde şunu verebiliyor böylece: “Bak dayı, bak teyze, senin hoşuna gitmeyen, ve gitmeyebilecek her şeyi, senin haberin bile olmayan bir sürü şeyi bulup yasakladık, cezalandırdık bile! Daha ne istiyorsun”. (Böylece, asgari rıza üretilmiş oluyor bir şekilde - ama toplumun geniş kesimlerini ezmek pahasına).
Dünyanın en kapalı, en otoriter nizamlarından birini kurmaya ant içmiş birileri sanki(!) Elalemin distopik şaka diye gösterdiği şey bizim günlük hayatımız oldu maalesef (özellikle dron meselesi!)
“Milletin Yeni Düşmanları”
Otoriter idarelerin günah keçilerine, ortak düşmanlara ihtiyacı vardır. Bizde, yönetim nazarında (dağdakiler artık sayılmadığından) orta sınıf seküler Cumhuriyetçiler bir nevi yeni “hostile class” ilan edildiler maalesef.
Adını anmak istemediğim aşırı baskıcı rejimlerde vardır bu normalde; bir kesim insan, devletin ve halkın hasmı görülür. Hakaret edilirler, maddi manevi baskı altındadırlar, varlıklarının kendisi suç sayılır neredeyse!
Bizde de daha düşük seviyelerde de olsa kısmen var olan bir şeydi bu. Ama yeni nizamda, ülkenin üreten, mülayim, makul insanları bir anda kendilerini böyle garip bir parantezin içinde buldular. Dünyadaki örneklerinden farklı olan asıl bu.
Cizye benzeri vergiler, hayat tarzlarına sürekli müdahale ve hem resmî makamlar hem de iktidar medyası tarafından sürekli aşa��ılanma ve hedef gösterilme şeklinde tezahür ediyor bu nefret!
Bir nevi: Konuşan doğalgazlara konuşmamaları gerektiği öğretiliyor; belli bir düşük statü dayatılıyor; çeyrek ayar vatandaştan fazlası olmadıkları hatırlatılıyor…
Bunu NormalleştirmeMek gerek (ama işte, hayatta kalabilmek için bir şekilde alışmak da gerekiyor. Zor. Gene de…)
Bir de ek…
Şöyle de bir insan cinsi türetildi ülkemizde: Seküler görünümlü ama kafaca cahiliye devrinde kalmış. 20 yıllık yoğun propagandayla beyinler yıkanmış. Uyduruk bir dijital yaratık gösterisine bakıp satanist telkin görüyorlar. Manifest’e fh*ş diyebiliyorlar. Her operasyonda “helal olsun” çekiyorlar. Özetle, hangi ülkede ne yaşadıklarının farkında değiller! Yazık. Gerçekten yazık.
Emre Kurtulmuş: "Fenerbahçe'nin bugün son gün transferi olarak Can Uzun'a gideceği bilgisini almıştım. Bu bilginin üzerine Cihan Kamer'in özel uçağı Samsun'a gitti. Can'ın menajerlik işlerini ailesi yapıyor diye biliyorum, bu konuda ailesi söz sahibi. Can'ın ailesi de Samsunlu. Tam da bu süreçte Fenerbahçe resmi hesabından 'Canımız, her şeyimiz Fenerbahçemiz' şeklinde bir paylaşım geldi. Bunun üstüne Frankfurt tarafı ile görüşme sağladım. Hâlâ Can Uzun bizle kalacak yanıtını aldım. Fenerbahçe tarafı da Can Uzun'un olmadığını söylüyor. Buna rağmen kaynaklarım bana Fenerbahçe'nin Can Uzun ilgisini yineliyor. Son aldığım bilgi, Fenerbahçe 45 milyon € bandına çıkabilir miyiz diye karar verme aşamasındaydı. Frankfurt 45'e düşer mi bilmiyorum ama düşse bile bu parayı nakit istiyorlar. Taksit konusunda sıkıntı yaşanabilir bu durumda da." (Sportex)