MUHSİN YAZICIOĞLU ÇİZGİSİ VE YAZICIOĞLU AİLESİ KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR…
Geçtiğimiz ay suikast dava dosyasının Kahramanmaraş’tan Ankara’ya getirilmesinin ardından Adalet Bakanı Gürlek; liderimizin ve dava arkadaşlarımızın şehit düştükleri elim olayla ilgili devam eden dava dosyası, soruşturmalar ve yapılan operasyonlarla ilgili yeni açıklamalar yaptı. Yazıcıoğlu dosyasının üzerine gidileceğini söyledi.
Bu sürece kolay gelinmedi. 17 yılı geçen davayı başta şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu olmak üzere şehitlerimizin aileleri ve davayı baştan itibaren sabırla, özveriyle takip eden hukukçularımız ve dava arkadaşlarının mücadelesi büyüktür. Suikastın peşini bırakmadılar.
Başta şehit liderimizin oğlu, evladı, evladımız sevgili Furkan Yazıcıoğlu dava dosyasıyla detaylarına kadar inceliyor, okuyor, notlar alıyor ve soru işaretleri gördüğü şüpheli konularda özel notlar çıkartıyor ve gelişmeleri anbean takip ediyor. Bir gün bile mahkemeleri ailesi ile birlikte kaçırmış değil! Şehit liderimizin ağabeyi, büyüğümüz Yusuf Yazıcıoğlu da her zaman mahkemelere gelerek duruşmaları takip ediyor.
Furkan Yazıcıoğlu, Kahramanmaraş’ta devam eden davaya 1 gün öncesinden gelerek dava avukatlarımızla istişareler yapıyordu. Bunları yaparken üzerine yüklenen tarihsel sorumluluğun bilinciyle devlet yetkilileri ile, etkili ve yetkili yerlerle de Ankara’da görüşmeler yaparak davanın aydınlatılması ve kapatılmaması için tek başına çok büyük mücadeleler de vermektedir.
Bu süreçte davayı ilk anından itibaren hukukçu dava arkadaşlarımız da büyük bir özveri ve büyük gayretler göstermiştir. Başta Avukat Kemal Yavuz olmak üzere Avukat Muammer Çolakoğlu, Avukat Veysel Aşkın, Avukat Alper Oyan, Avukat Kerami Gürbüz ve Avukat Selami Ekici’nin de çabaları büyüktür.
Bilvesile hareketimizin evladı Furkan Yazıcıoğlu olmak üzere dava avukatlarımıza ve davayı baştan itibaren devam eden mahkemeleri boş bırakmayan, davayı takip eden Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşlarına çok teşekkür ediyorum. Allah hepsinden razı olsun. İyi ki varlar, var olsunlar.
Adalet Bakanlığı'nın ve kolluk güçlerinin bu dava kapsamında yürüttüğü soruşturmaları ve operasyonları başta şehit liderimizin ailesi olmak üzere bütün şehit aileleri, davayı takip eden hukukçularımız, 17 yıldan fazladır mahkemelere giderek davayı yakından takip eden ve peşini bırakmayan Muhsin Yazıcıoğlu’nun dava ve yol arkadaşları olarak ciddiyetle takip ediyoruz.
Aziz milletimiz de bu suikastın aydınlatılmasını bekliyor ve süreci yakından izliyor. Bu soruşturmanın ucu nereye giderse gitsin, kime dayanırsa dayansın; Adalet Bakanlığı, başsavcılık, yargı ve kolluk güçleri sonuna kadar gitmelidir.
Suikast davasının peşini bırakmadık, bırakmayacağız!
Yaşasın Muhsin Yazıcıoğlu çizgisi, duruşu ve tavrı!
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunmak üzere bir basın toplantısı düzenleyecektir.
📅 Tarih: 29 Temmuz 2026 Çarşamba
⏰ Saat: 11.00
📍 Yer: Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi
#MustafaDestici#BüyükBirlikPartisi
"Helikopter dağa çarptı, düştü; öldüler. Bu bir kaza", "Boşuna uğraşıyorsunuz, bu dava dosyasından bir şey çıkmaz" diyen PKK açılımının mimarı, açılımların prensi, 1’inci ihanet sürecinin koordinatör�� Beşir Atalay ve "Kazadan kaza çıkarmayın" diyen Binali Yıldırım ve "Binalileşenler"; hepiniz mutlaka bu suikast davası dosyası içerisinde yargılanacaksınız, adalet önünde hesap vereceksiniz…
https://t.co/zHv2aD4gbv
KAÇIŞINIZ YOK! ALAYINIZ YARGILANACAKSINIZ VE ADALET ÖNÜNDE HESAP VERECEKSİNİZ!
Şehadete yürüyen liderin dava ve yol arkadaşı olarak bir kez daha söylüyorum: Bir gün mutlaka hukukun hâkim olduğu, gerçek mahkemelere çıkartılacaksınız. Adil bir yargılama ile hukuk önünde yargılanacaksınız! Milletimize hesap vereceksiniz.
Kaçışınız yok! Hepiniz, adalet önünde hesap vereceksiniz. Kaçışınız yok! Adaletten ve milletten kaçamayacaklar. Adalete, millete hesap verecekler.
Zannetmesinler ki bu davanın peşini bırakacağız.
Zannetmesinler ki yaptıklarını yanlarına bırakacağız.
Zannetmesinler ki susacağız, korkacağız, çekineceğiz.
Zannetmesinler ki mahkeme salonlarını, meydanları terk edeceğiz.
Kimse bu davayı örtbas edemez, karartamaz, kapatamaz. Bu suikastta kim, kimler varsa, yer almışsa, rol almışsa nerede saklanırlarsa saklansınlar, bulacak, çıkaracak, milletimizin huzurunda hukuk içinde hesabını soracağız.
Bizim Allah’tan başka kimseden korkumuz yok. Allah’a can borcumuzdan başka kimseye eyvallahımız yoktur! Tek gücümüz, tek dayanağımız Allah (c.c.) ve Büyük Türk Milletidir...
Şehit Muhsin Yazıcıoğlu deyince dava adamlığı, davaya adanmışlık, fazilet, fedakârlık, vefa, kadirşinaslık, hasbilik, beklentisizlik akla gelir. Kendisi için bir gün yaşamadı. Ömrünü, hayatını, verdiği yüce davasına adadı. Her türlü istibdada karşıydı, istiklal aşığıydı. Çile adamıydı. Davasının çilesini çekti hep.
Muhsin Yazıcıoğlu sağlam karakterli, yüksek ahlaklı ve dik duruşlu bir dava adamıydı. İstikamet ve vakar sahibiydi.
Günümüzün bazı siyasi liderleri gibi Makyavelist değildi, oportünist değildi, ikiyüzlü değildi; siyaseti kirletenlerle hep mücadele etmiş, temiz siyaseti savunmuş bir liderdi. "Aldanmadı", "aldatmadı", milletimizden özür dileyecek yanlışlar yapmadı. Ne "aldandı" ne "aldattı". Hep doğru, ilkeli, tutarlı siyaset izledi.
Hep dik durdu, düz yaşadı. Hayat çizgisinde kırıklık yok. Çizgisini bozmadı, istikametini değiştirmedi. İnandığı değerlere hep bağlı kaldı.
Siyaset üslubunda seviye, nezaket, naiflik, hoşgörü, diyalog, kuşatıcılık vardı. Bugün ülkeyi yönetenlerin üslubunda ise tam tersi var.
Güç zehirlenmesi yaşayan siyasetçileri daima uyarmıştır. Güç çılgınlığı ile yoldan çıkan, saldırgan ve çirkin bir dil kullanan, kendini "tek adam" olarak görenleri otokrasiye saplanmakla itham etmiştir.
Muhsin Yazıcıoğlu, otokratik siyasete ve otoriter heveslere daima millet adına karşı çıkmış; demokratik, sivil siyaseti savunmuştur. Vesayetten ve güçten yana değil; milletten, haktan ve haklıdan yana taraf olmuş, hukukun üstünlüğünü savunmuştur.
Siyasi yaşamı boyunca tek adam anlayışına, lider sultasına daima karşı çıkmıştır. Kışkırtıcı dil ve söylemi, öfkeyi, inatlaşmayı ve kutuplaştırmayı bir siyaset tekniği olarak kullanan siyaset üslubunu tehlikeli bulmuştur.
Muhsin Yazıcıoğlu her zaman şunu söylemiştir: "Devlet öfkeyle, nefretle, kinle, hırsla yönetilemez." Devleti yönetenlere, hükümeti yöneten siyasilere "Milleti karşınıza almayın; milletin değerlerine saygılı, kucaklayıcı ve kuşatıcı olun; ülkeye ve millete karşı sorumlu olduğunuzu unutmayın ve sorumluluk bilinciyle hareket edin." tavsiyelerinde bulunmuştur.
Muhsin Yazıcıoğlu çizgisi; adaleti, demokrasiyi ve özgürlükleri savunan, özgürlükçü ve demokrat bir çizgidir.
DEVLET DENETLEME KURULU RAPORUNDA ŞÜPHELER, İHMALLER, KUSURLAR TEK TEK ORTAYA ÇIKARILMIŞTI…
Şehit liderimizin eşi Gülefer Yazıcıoğlu'nun girişimleri üzerine Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Devlet Denetleme Kurulunu (DDK) devreye sokmuştur.
Cumhurbaşkanı Gül'ün talimatıyla olayı incelemeye alan kurul, 24 Ocak 2011 tarihinde raporunu açıklamıştır. DDK raporunda olayla ilgili şüpheler, ihmal ve kusurlar ortaya konmuş; liderimizin ve dava arkadaşlarımızın ölümleri şüpheli bulunmuştur.
DDK raporunda, Sivil Havacılık Kurumu başta olmak üzere Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı diğer ilgili kurumların ihmal ve kusurları tek tek sıralanmıştır.
Bu kurumların belgelerde tahribat yaptıkları ve sahte evrak düzenledikleri de devam eden soruşturmalarda ortaya çıkmıştır. Raporda, dönemin ulaştırma bakanını ve bürokratlarını zora sokacak son derece önemli bilgiler ile tespitler yer almaktaydı. Nitekim 132 şüpheli arasında, Binali Yıldırım’a bağlı olan Sivil Havacılık Kurumu’nun mensupları da bulunmaktaydı. Gerçekler ortaya çıkınca ne yapacağını şaşıran Ulaştırma Bakanı ise olayı bir kaza gibi göstermeye çalışmıştır.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu´nun kamuoyuna yansıyan raporunda, enkazda bulunamayan cihazlarla ilgili şu önemli tespitler yer almıştır: "Cihazların 31.03.2009 günü öğle saatlerinde yok olduğu/çalındığı anlaşılmıştır.
Bölgede saat 17.00´ye kadar çalışmalarını sürdüren Kara Kuvvetleri´ne ait Sikorsky helikopterin kaza kırım heyetinde yer alan bazı personelin, TC-HEK işaretli helikopter enkazı üzerinde çalışma yaptığı görülmüştür. Başta Sikorsky helikopterin kaza kırım heyeti olmak üzere tüm şüpheliler hakkında soruşturma yapılması önerilmektedir." Yaptığı inceleme ile soruşturmanın seyrini değiştiren Devlet Denetleme Kurulu, enkazdaki eksiklikleri tek tek tespit etmiştir. Rapora göre, haritada yer alan doğru koordinatlar yerine alakasız bölgelerde aramalar yapılmıştır.
DDK raporlarına göre asıl skandal ise helikopterin düşürüldüğü saatlerde yaşanmıştır. Aramadaki ihmali saklamak amacıyla faaliyetlerin büyük bir kısmı birer saat geriye alınarak kaydedilmiş, saatlerle oynanmıştır. Skandal bununla da sınırlı kalmamış; arama kurtarma operasyonunun kaydedildiği Jandarma Ceridesi´nin bazı sayfaları sonradan yeniden yazılmış, hatta ceridenin bazı sayfaları imzasız bırakılmıştır.
DDK raporunda Ulaştırma Bakanlığı ve bağlı kurumlara yönelik çok ağır ithamlar, kusurlar ve ihmaller yer almaktadır. 15 yıl önce yayımlanan bu rapora ve daha sonra ortaya çıkan somut belgelere rağmen, olayda adı geçen askeri ve sivil kurumlar ile bürokratlar hep korunmuş ve kollanmıştır. Arama-kurtarma sürecini akamete uğratan, devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan sorumsuzca açıklamalar yapanlar, siyasal iktidar tarafından yıllardır koruma altında tutulmaktadır. Dönemin siyasi sorumlusu olan bakanlar ile askeri ve sivil bürokrasi, soruşturma ve yargılama safhasına sokulmamakta, dosyaya dahil edilmemektedir.
Bir saniyesine bile hakim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur.
Düz yaşayacağız.
Düz duracağız.
Düz yürüyeceğiz.
Dik duracağız.
Doğru gideceğiz.
#MuhsinYazıcıoğlu#AsırlıkGece
ABDULLAH GÜL ÖNCE “KAZA” DEDİ, SONRA “KEÇİLER Mİ SÖKTÜ?” DEDİ
Şehit liderimizin eşi Gülefer Yazıcıoğlu'nun ve BBP heyetinin girişimleri üzerine, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün talimatıyla Devlet Denetleme Kurulu (DDK) devreye sokulmuştur.
Dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 19 Eylül 2011 günü Almanya seyahatinde basın mensuplarına; şehit liderimiz, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve dava arkadaşlarımızın şehit düştüğü olayla ilgili, helikopter enkazının başında çekilmiş 48 saniyelik görüntülerden bahsediyordu.
Cumhurbaşkanı Gül, gazetecilere izlediği enkaz görüntülerinden bahsederken, helikopterin beyni olarak nitelendirilen parçaların sökülmesiyle ilgili olarak, “İnsanın aklının almayacağı şeyler var. Çok fazla söylemeyeyim. Baktım ki birileri bir taraftan cesetlerle ilgileniyor, birileri de diğer taraftan orada vidayı söküyor. Hepsi çıktı ortaya.” açıklamalarını yapmıştı.
Söylediği sözler ve duyduğu şüpheler; yazılı, görsel ve sosyal medyada da geniş şekilde yer aldı.
Helikopterdeki kayıp cihazların söküldüğü anlara ait fotoğrafların birçok gazetede yayınlanması ve Köşk’ün elinde bulunan CD görüntüleri üzerine soruşturma hızlandı.
Malatya Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının talimatıyla, 28 Eylül 2011 günü Malatya, İstanbul, Ankara, Antalya ve İzmir’de operasyon başlatıldı. Operasyonlarda; Malatya’da 2. Ordu Karargâhına bağlı bazı birlikler ve askerî lojmanlar ile İzmir’in Buca ilçesi Şirinyer semtinde bulunan Merkez Komutanlığında aramalar yapıldı.
Ankara'daki Sivil Havacılık Genel Müdürlüğüne (SHGM) gelen polis ekipleri helikopter ile ilgili “kaza kırım” raporlarını incelemiş; Kaza Kırım üyelerinin odalarını dolaşan ekipler, düşen helikopterle ilgili geçmişe ait belgeleri aramıştı.
Yapılan operasyonlarda 16 kişi gözaltına alındı. Malatya 3. Ağır Ceza Mahkemesinde sorguları yapılan şüphelilerden 4 muvazzaf asker (Nusret Memiş, Nedim Bakırhan, Cemal Şahin ve Aydın Özsıcak) ve 3’ü Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünde görev yapan (Ferudun Seren, Mehmet Sevdim ve Kerem Mumcuoğlu'ndan oluşan) Kaza Kırım Ekibi de “helikoptere ait cihazların çalınmasına iştirak etmek, suç delillerini karartmak, sahte tutanak tanzim etmek ve sahte evrak düzenlemek, silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamalarıyla tutuklandılar.
3 Ekim 2011 tarihli gazeteler bu tutuklamaları; “Enkazdan Cihaz Söken Subaylar Cezaevinde”, “Şüpheli Kazaya Yedi Tutuklama”, “Keçilerle Çobanlar Tutuklandı”, “Tornavidalı Keçiler Cezaevinde”, “Turuncu Tornavidalı Askerler Tutuklandı”, “30 Ay Sonra Tutuklandılar”, “Tornavidacı ve Karartmacılara Kelepçe” manşetleriyle haber yaptı.
4 Ekim 2011 tarihli Vatan gazetesindeki habere göre, “Güya cihazı hatıra olsun diye sökmüşler!” Helikopterin enkazını söken askerler ve siviller, göstermelik olarak tutuklandılar; ardından jet hızıyla tahliye edildiler.
Cumhurbaşkanı Gül, önceleri olayı kaza gibi görüyordu. Helikopter görüntüleri ve olaya dair gelen bilgilerin ardından “şehit kardeşim” ifadelerini kullanmaya başladı.
Dönemin Cumhurbaşkanı Gül, “Aramalar, verilen koordinatlar dışında olmuş. Aklım almıyor, bu nasıl iş?” diyerek şaşkınlığını ifade ediyordu.
Ancak aradan 15 yıl geçti; dosyayla ilgili Abdullah Gül bugün tek kelime etmiyor!
Sosyal medyaya vakit ayıracak kadar vakti olan Abdullah Gül, Muhsin Başkanın dava dosyasıyla ilgili neden sessizliğe bürünüyor?
Niçin konuşmuyor?
📍 BATMAN
Partimizin 13. Olağan Büyük Kurultayına katılmak üzere otobüs ve özel araçlarımız yola çıktılar tüm Partili ve Gönüldaşlarımıza hayırlı yolculuklar dileriz.
🗓️ 7 Haziran 2026
🕥 10.30
📍 ATO Kongre Merkezi
"Bir Yürek, Bir Millet, Bir BÜYÜK BİRLİK" 🇹🇷
🔴 BBP Heyetinden Tarafsız Haber'e Ziyaret
Büyük Birlik Partisi (BBP) Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) Üyesi ve Güneydoğu Anadolu Bölge Sorumlusu Recep Er ile beraberindeki il yönetimi, basın kuruluşlarına yönelik ziyaretleri kapsamında Tarafsız Haber Gazetesi'ni ziyaret etti.
Gazetenin İmtiyaz Sahibi Cebrail Uyanık ile bir araya gelen heyete, BBP Batman İl Başkanı Adem Bağlamış, İl Sekreteri Fethullah Ay, Teşkilatlardan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı İslam Üçan ile Siyasi ve Hukuk İşlerinden Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Hüseyin Korkmaz eşlik etti. Ziyarette Batman'ın gündemi, yerel siyaset ve parti çalışmaları üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.
"BATMAN'DA TEŞKİLATLANMA ÇALIŞMALARIMIZ GÜÇLENEREK SÜRÜYOR"
Ziyarette açıklamalarda bulunan Recep Er, "Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'nin talimatıyla 7 Haziran'da gerçekleştirdiğimiz büyük kurultayımızın ardından MKYK üyelerimizde yarı yarıya değişikliğe gidildi. Ben görevime devam ediyorum. 27 yıldır partimizin çeşitli kademelerinde görev yapıyorum. Son üç dönemdir ise Büyük Birlik Partisi MKYK Üyesi ve Güneydoğu Anadolu Bölge Sorumlusu olarak hizmet ediyorum. Son iki aydır Batman'daki teşkilatlanma çalışmalarımıza ağırlık verdik. İlçe kongrelerimizi tamamlayarak yeni görevlendirmeler yaptık. Büyük kongremizi de gerçekleştirdik. İl teşkilatımız 67 kişiden oluşuyor ve 33 yıldır Batman'da hizmet etmeye devam ediyor." dedi.
"GENEL BAŞKANIMIZI BATMAN'DA AĞIRLAYACAĞIZ"
#Batman'daki teşkilatlanma çalışmalarının aralıksız sürdüğünü belirten Er, "Önümüzdeki süreçte Batman Alperen Ocakları'nı ilimizde faaliyete geçireceğiz. Yakın zamanda Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici'yi Batman'da ağırlamayı planlıyoruz. Batman'ın sorunlarının kamuoyuna taşınmasında yerel basının özverili çalışmalarını önemsiyoruz. Basın, halkın sesi olmasının yanı sıra demokrasinin de en önemli unsurlarından biridir." ifadelerini kullandı.
@bbpbatmanil
15 Temmuz 2016…
Tanklara, uçaklara, silahlara karşı göğsünü siper eden bir milletin destanı.
Milletimiz birlik olduğu sürece bu vatan ilelebet var olacaktır.
Şehitlerimize rahmet, gazilerimize şifa ve minnetle.
#15Temmuz#DemokrasiZaferi 🇹🇷
Vatanımızın Birliği ve Milletimizin dirliği uğruna Canlarını siper eden tüm Kahramanlarımızı saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz.
15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü kutlu olsun.
#15Temmuz#DemokrasiZaferi
Genel Başkanımız Sayın Mustafa Destici, Eskişehir’in Günyüzü ilçesinde Arpa ve Buğday hasadında konuşuyor.
#MustafaDestici#BüyükBirlikPartisi#Günyüzü
https://t.co/Dq1OOsWsCG
Genel Başkanımız Sayın @Mustafa_Destici, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Sayın Abdulkadir Uraloğlu ile AK Parti Aydın Milletvekili Sayın Mustafa Savaş'ı Genel Merkezimizde ağırladı.
Sayın Abdulkadir Uraloğlu ve Sayın Mustafa Savaş, Genel Başkanımızın kıymetli ağabeyi merhum Halil Nural Destici'nin vefatı dolayısıyla taziye dileklerini ilettiler.
Nazik ziyaretleri, başsağlığı temennileri ve hassasiyetleri dolayısıyla Sayın Bakanımıza ve Sayın Milletvekilimize teşekkür ediyoruz.
Bugün TBMM’de ve Ankara Millet Bahçesi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü” programlarına katılım sağladık. Şehitlerimizi rahmetle ve şükranla yâd ediyor, gazilerimizi saygıyla selamlıyorum.