Bu satırları, kendini sağduyulu olarak tanımlayan ama bu çarpık medya düzenini farkında olmadan besleyen herkese yazıyorum.
Siz başka ortamlarda “özgür basın, tarafsız haber, daha adil bir ülke” istemiyor musunuz?
Peki hayalini kurduğumuz ülkenin haberciliği, gazeteciliği, medyası bu mu olmalıydı?
Bugün haberin yerini dedikodu aldı.
Gazeteciliğin yerini linç, gerçeğin yerini kurgulanmış algılar aldı.
Kelimeler artık doğruları aydınlatmak için değil, karanlığı daha inandırıcı göstermek için kullanılıyor.
Siz o haberleri okurken, o çirkin başlıklara tıklarken, aslında farkında olmadan bu çürümenin bir parçası oluyorsunuz.
Sorun bir kişi değil; sorun bu zihniyet.
Bu zihniyet öyle bir zihniyet ki, halkı yavaş yavaş manipülasyonla uyuşturuyor, vicdanı susturuyor, gerçeği magazinleştiriyor.
Birkaç tık fazla almak, biraz daha görünür olmak uğruna insan onurunu yok sayıyor.
Ve işte tam da bu yüzden, aklımızla alay edercesine aynı kalıplar tekrar ediyor.
Gerçekler çarpıtılıyor, yalanlar normalleşiyor.
Bir insan hem seçimde yolsuzluk yapmış, hem diploması sahte, hem hırsız, hem casus olabilir mi?
Olabiliyor, çünkü medya buna zemin hazırlıyor.
Siyasette, sanatta, ekranda; her yerde aynı zihniyet dolaşıyor:
Kişisel çıkar için başkalarına zarar vermek.
Bana defalarca “Sus, kariyerine zarar verir” dediler.
Evet, belki verir.
Ama bu zihniyeti kökünden söküp atamayacaksak, o kariyerin, o ekranların, o manşetlerin hiçbir anlamı yok.
Bunlara alışma. Normalleştirme. Parçası olma.
Vergi rekortmeni olarak 10 senedir işaret ettiğim çelişki yerine ilgisiz konulara odaklananlar var. 10 sene hatırına 10 net paragrafla konuyu yere sereyim. Anlamlı bulursanız duyurmaya yardım ederseniz sevinirim. Kimse "vergi adam" karikatürüne dönüşmeye talip olmaz. 10 senedir ısrar ediyorsam şu sebeplerle ve bağlamladır:
(1) Ben her sene vergi rekortmeni olmaktan gurur duyuyorum ama bir yandan buna üzülüyorum.
(2) Beni vergi rekortmeni yapan senelik vergi ödemesi, tipik olarak, bir senede, o senenin ortalama kuruyla 8-10 milyon ABD dolarını aşmıyor.
(3) Ben yine her sene 10 milyon ABD doları vergi ödeyeyim ama listede ilk 100'e bile giremeyeyim isterim.
(4) Sokaklarında bizdeki kadar lüks araç gezen, sularında bizdeki kadar çok 40 - 50 metrelik yatlar olan bir ülkede, 8-10 milyon ABD doları vergiyle vergi rekortmeni olunamamaması lazım. Oluyor.
(5) Bizimkine benzer zenginlik şovları olan ülkelerde vergi rekortmeni olan kişilerin ödedikleri vergiler denk pozisyonlara göre yaklaşık bizdekinin 3 ila 10 katı. Birinci birinciye 100. 100.'ye müsabaka yaptırsanız, ABD doları bazında ödenen tutar yönünden, daima bizdeki muadil kişinin 3 ila 10 katı ödeme görürsünüz.
(6) Türlü iş kolunda çılgın projeler ve evrensel anlamda dev ölçekler söz konusu iken, serbest avukat bir kişinin çıkıp tüm ülkedeki vergi rekortmenleri listesine en tepelerden girememesi lazım. Girebiliyor.
(7) Vergi vermekten kaçınanların doğru mekanizmalarla dize getirilerek kendi bahtlarına toplumu da ortak etmelerinin sağlanması, verginin objektif ve adil toplanması, o verginin kamu menfaati için kullanılması, devlet teorisi var olduğundan bu yana bir devletin asli işlevi.
(8) Lüks semtlerde gördükleri Lamborghini sayısının farkında olan her vatandaş, magazin programlarında türlü vatandaşlarının 40 metrelik yatlarını izleyen her vatandaş, "inşallah vergisini de veriyordur" demeye bile zahmet etmiyorsa, umutsuzluğundandır.
(9) "Ben kendi gelirime göre şu kadar vergi ödüyorum, bu kişi oransal olarak ne kadar vergi ödüyor?" diye sorabileceğini bile bilmiyorsa, devletin bir diğer ödevindeki eksiğinden, yani cahil bırakıldığındandır.
(10) Ben geldiğim noktaya kimseye eyvallahım olmadan geldim. Bu sebeple de "acaba bu konuya dikkat çekmem kimi üzer" diye düşünmeden doğru bildiğimi söyleyebiliyorum. Benimle uğraşıp bana laf sokma derdine düşenlerin -eğer gönüllerinde toplumsal kalkınmamız varsa- söylediğimin gercek içeriğine odaklanmalarını tavsiye ederim.
Eğer umduğum gibi kaçınılmaz ölçüde net cümlelerse ve bizzat bir vergi rekortmeninin düşünceleri olması da umduğum gibi bu tartışmaya ilave kuvvet katıyorsa, elden ele ulaştırmakta yardımcı olursanız sevinirim.
Beni bu konuda susturmanın tek yolu, beni vergi rekortmenleri listesinin dışına düşürmek. 10 senedir ülkeme ödemelerim azalmaksızın bunun olmasını bekliyorum.
Neden ilaç bulunmuyor? Eczacılar dert yanıyor. Hastalar ellerinde reçete, eczane eczane geziyor. Antibiyotikler yok, özellikle augmentin çocuklar için olanı da yok! hastalar mağdur. Göz damlaları yok , kortizonlu kremler yok! Neden? @saglikbakanligi@tebkurumsal ?
@GurkaynakGonenc Gönenç Bey yaptıklarınız o kadar kıymetli ki,keşke yaptıklarınız başkalarına örnek olsa.Yurtdışında çocuk okutan bir anne olarak size şükranlarımı sunuyorum👏👏👏