Farklı Coğrafyalarda doğmak önemli değil.
Sen Deniz havasını soluyarak güne başlarsın.
Öteki ormanı doğayı içine çekerek güne başlar.
Ben de yüzümü dağlara dönüp saçlarımı rüzgara vererek güne başlarım.
Ama buluştuğumuz nokta hep aynıdır.
#DavutYoldaş ✊
Tu şêrê me,
Mînaka welatparêzîyê,
Rêberê wêrekîyê,
Dilsoz,
Ciwanmêr û rastgo bûyî
Li ber çavên dijmin kelemek stûr,
Dostê dostê xwe bûyî.
Kesayetîya te ji bo dijmin janek e bêhempa bû.
Em bêrîya te dikin.
#vedataydın
Çözüm Süreci’nin Sonu.
Oyalama Bitti, Yeni Oyun Başlıyor.
Türkiye’de muhafazakârı, seküleri, sağcısı, solcusuyla hemen hemen bütün Türklerin en temel ortak paydalarından biri, “ Kürt anasını görmesin ” stratejisine bağlı olup ve buna izin vermemek konusunda ortaya koyduğu tarihi reflekslerdir.
Bu refleks o kadar köklüdür ki, Kürtler adına hareket ettiğini iddia eden, ancak fiilen farklı merkezlerin komiserliğini yapan yapıları da kapsar.
İki yıl önce devlet aklının farklı kolları tarafından başlatılan sözde “çözüm süreci”, daha en başından samimi bir barış arayışından ziyade, zaman kazanma ve kontrol mekanizması olarak tasarlanmıştı.
Kürt tarafıyla işleri bittiği anda dayatılacak olan olmadık talepler, baştan beri olmayan bu sürecin provokatif bir mecraya sürüklenmesini sağlayacak.
Ardından toplumda gerilimi tırmandıran provokasyonlar devreye sokulacak.
Aslında hiçbir zaman gerçekten var olmayan ya da en azından samimi olunmayan bu süreç, planlandığı gibi sona erdirilecek.
Büyük ihtimalle, bu sonlandırma operasyonunun hemen ardından aynı yapı, yeni kuracakları parti ki bu partinin “ Kürt temsiline dayanmayacağını da deklare ettiler” farklı anlaşma bahaneleri, seçim stratejisi ve politik strateji adı altında; Özgür Özel’in kuracağı yeni bir partiye yönlendirilecek.
Ve sözde bu süreç içerisinde bulunan; Her iki taraf da kendi kitlelerine ve medya aygıtlarına, sürecin neden bittiğini kendi anlatılarına göre izah edecek.
Birileri “halkımızdan özür diliyoruz, özeleştiri veriyoruz” diyecek; “mücadeleye kaldığımız yerden devam ediyoruz” diyecek.
Devlet aklı istediğini elde ettiği için çok fazla bir şey demeyecek, kendi eliyle karşı tarafın yaratacağı provokasyonları bahane edip sulandırma politikasına gidecek.
Hasan Yıldız’ın ifadesiyle “muhatapsız savaş, muhatapsız barış” tam da bu döngünün ta kendisi.
Doksanlı yıllarda federasyon, özerklik gibi talepleri dillendirenleri “hain” ilan edip ölüm tehditleri savuran, linç kampanyaları düzenleyenlerin bugün “tam bağımsızlık söylemi politik bir stratejidir” diye konuşması, toplumun hafızasının ne kadar kısa tutulmak istendiğinin göstergesidir.
O günün aktörleri ile bugünün aktörleri arasında ciddi devamlılıklar var.
Devlet, Suriye ve İran’daki gelişmeleri yakından izleyerek, klasik oyalama taktiğiyle toplumu bugüne taşıdı.
NATO Zirvesi sonrasında elde edilen güvencelerle bu oyalama evresinin de kısa süre içinde sonlandırılacağı aşikâr.
Boşta kalan Kürt kitlesi, kurulacak yeni bir parti vasıtasıyla Özgür Özel’in oluşumuna yanaştırılacak ve bir seçim ittifakı dayatılacak. Böylece o kitlenin farklı yöntemlerle devlet aklı tarafından kontrolü sürecek.
Şu günlerde utangaç bir sessizliğe bürünen, sadece kendi içlerine yönelik “konferans”lar üzerinden kontrol sağlamaya çalışan parti komiserleri ve yöneticileri, toplumun sorduğu zor sorulara cevap veremiyor.
Yakın zamanda ise yeni sloganlar, yeni paradigma hikâyeleri ve “yeni mücadele anlayışı” söylemleriyle sahalara dönecekler.
Her gün her yerde konuşmaya alışmış o kitlenin yöneticileri şu sıralar suspus. Çünkü söyleyecekleri her sözün kendi ellerinde patlayacağını çok iyi biliyorlar.
Kitlelerinin gazını hangi yöntemlerle alacaklarını yana yakıla tartışıyorlar.
Türkiye’de Kürt meselesi, ne yazık ki hâlâ samimi bir barış arayışından ziyade, kontrol, oyalama ve siyasal mühendislik oyunlarının zemini olarak kullanılmaya devam ediyor.
Toplumun ortak refleksi ise hâlâ dimdik ayakta: Kimse “anayı görmeye” niyetli değil.
Bu gerçek, bütün aktörlerin hesaba katması gereken en sabit değişken olmaya devam edecek.
@Ilknur_0101 Koçerlerin yaşamı dılardan bakıldığında insanlara çok güzel gibi geliyor ama gerçekten de doğaya karşı da mücadele ediyorlar ben bu yüzden Koçerleri çok taktir ediyorum ve seviyorum..
Yeni bir ülke bulamazsın
Başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda dolaşacaksın,
Aynı mahallede kocayacaksın
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre geleceksin
Sonunda .
#KonstantinosKavafis
Trafikte itin birine denk geliyorsun sana küfürler ediyor saldırıp darp ediyor sende onu kameraya kaydedip mahkemeye veriyorsun. Peki devlet ne yapıyor? Devlet ona 200 bin tl ceza veriyor ehliyete de 1 yıl el koyup parayı da kasasına koyuyor. Bu işte karlı çıkan devlet oluyor.
@GulSibos Evet haklı . Zaten kanun ve yasaya göre anne babaya bakan bir çocuk diğerlerinden daha fazla mirasta hakka sahiptir.
Kanun baktığı zaman yapılan tüm masrafları mirastan mirastan alır bakan kişiye verir ondan sonra mirası böler ..