"Judas’ın öpücüğü"
Bu resimde,onu yetiştiren ve ona göz kulak olan Boğa’nın yetiştiricisini görüyoruz.Bebekliğinden beri ona göz kulak olan İNSAN onu Boğa güreşi için sattı.Arenada kanlar içinde dehşete kapılan boğa arkadaşını tanıdı ve masum boğa Dost sandığı İNSANDAN yardım ve merhamet istedi.
İspanyol medyası buna "Judas’ın öpücüğü" adını verdi
Bu dünyada İNSAN kadar kötü ve kalleş olan başka bir yaratık yoktur..
Judas Hz İsa’yı askerlere satan havarilerinden biridir.
Askerler İsa’yı tanımadıklarını söyleyince Judas beni izleyin yanağından öptüğüm kişi İsadır der ve böylelikle İsa yakalanıp çarmıha gerilir...
Dün 20 yıllık dostumu kaybettim. Bu yazdıklarımı belki bir kediyle büyümüş biri anlamaz ama yazmak istiyorum. Bize geldiğinde 1 haftalıktı. Ben 8 yaşındaydım, ablam 11, diğer ablam 14. Anne kediler bazen zayıf olan yavruyu ölüme terk eder. Bal da annesi tarafından terk edilmiş bir haftalık küçücük bir bebekti. Onu sahiplendik. Daha yemek yemeyi bile bilmiyordu. Bizim kedimiz diye demiyorum, onu tanıyan herkes onun farklı bir kedi olduğunu düşünürdü. Ömrü boyunca tek bir kediyi bile sevmedi. Hiçbir kediye ayak uyduramadı. Ama un kurabiyesine, peynirli çiziviç’e ve hıriseye/keşkeğe bayılırdı. Midesine çok düşkündü. Hayatıma giren herkesin onunla illa bir anısı olmuştur. Hayatı, yaşamayı çok seviyordu. Ve hayatına ne çok zorluk sığdırdı. Kanser oldu, atlattı. Ülser oldu, atlattı. Zehirlendi, atlattı. Deprem oldu, günler sonra enkazdan çıktı. Hep tutundu hayata. Gerçek bir savaşçıydı. Depremden 4 gün sonra evimizin enkazında, benim penceremin önünde bizi beklerken bulmuştuk. O günden sonra bize üç yıl bir ay daha verdi. 19 yıl 9 ay yaşadı. Son 1.5 ayımı ona adadım. Bebek gibi baktım ona. Bizim için yaşamaya çalıştığını biliyordum. Dün ellerini tutarken son nefesini verdi. Çocukluğumdan kalan son şeyi, en yakın arkadaşımı kaybetmiş oldum. Bu yılın başında bağırsak problemleri yaşamaya başlamıştı. Onun için her şeyi denedik. Kök hücre tedavisi bile uygulandı ama bağırsakları bir türlü düzelememişti. Son çare olarak ölüm riski çok yüksek olan ameliyatı seçtik. Ameliyat olmasa o gün ölecekti. Ameliyattan da uyandı. Hatta yürümeye başlamıştı. Bağırsakları iyileşmişti ama yaşlı vücudu sürece yenik düştü. Ameliyattan sonra 21 gün dayandı. Son gününde ona “gitmen gerekiyorsa git her şey için teşekkür ederim” demiştim, aslında bu konuşmayı ona geçen ay ameliyatından önce de yapmıştım ama o her zamanki gibi hayata tutunmuştu. Son bir buçuk aydır geceleri saat 3’te ve sabah 5’te onu kontrol ediyordum. Gece kontrol ettim, yerini değiştirmiş, oturuyordu, içim rahatlamıştı. Sabah 8:30-9:30 arası da ilaç saatiydi. Bu süreçte doğru düzgün uyuduğumu bile hatırlamıyorum. Sabah ilaçları ablam verecek diye erken uyanmadım. Bal kötüleşmiş, veterinerin öğleye doğru eve gelmesiyle uyandım. O sırada ne olduğunu hala anlayamamıştım. Meğer Bal’ın son dakikalarıymış. Sabah verilen ilacını kustu. Nefesi yavaşladı. Elini tuttum, öptüm. Ve orada hayatımdan göçüp gitti. 27 yıllık hayatımın 20 yılı. Sadece dayanılmaz ağrın olursa git dedim yürüyemezsen ben seni istediğin yere götürürüm, yemek yiyemezsen ben sana yediririm dedim. 1.5 ay boyunca gücünün tükendiği an onu ben gezdirdim evde ve bahçede. 1 ay şırıngayla besledim ve su içirdim. Temizliğine düşkün diye 3-4 saatte bir onu ben temizledim. Veterinere gittiğinde çok stres oluyor diye iğne vurmayı, serum takmayı, çiş yaptırmayı öğrendim. Elimden geleni yaptım ama yetmedi.
Bal, 8 yaşındaki bir çocuğun oyun arkadaşı olduğun için, zorbalanan bir ergenin en iyi arkadaşı olduğu için, ve sonra 27 yaşında genç bir adamın dostu olduğun için sana teşekkür ederim. Anlaşmamıza uyup elinden gelenin en iyisini yaptığın için, yaşamaya çalıştığın için teşekkür ederim güzel kızım. Bize koşulsuz ve dürüst sevgiyi öğrettin. Hayatım boyunca kalbimde olacaksın. Zor olsa da yokluğuna alışacağım. Yine de hayatım boyunca en mutlu anımda da en mutsuz anımda da gözlerim seni arayacak. Seni tonlarca un kurabiyesi kadar seviyorum. İyi ki tanıştık, dopdolu 20 yıl geçirdik birlikte. Seni çok özleyeceğim. Her zaman benimlesin. Huzurla uyu Ballı kruvasanım 🖤♾️🍯
YAZIK OLDU...😢😢🇹🇷🇹🇷
Onun adı Halil İbrahim..
Harran/ Urfalı Doktor ,
Anadolu lisesini bitirdikten sonra, üniversite sınavında derece yaparak Cerrahpaşa Tıp Fakültesine girdi.. Okudu.. Çalıştı.. Tıp Fakültesini birincilikle bitirdi.. Doktor oldu.. Sırada uzmanlık sınavı vardı.. Okudu.. Çalıştı.. Tıpta Uzmanlık Sınavında Türkiye üçüncüsü oldu.. Bugün bir videosunu izledim, birinci olamadığı için sevenlerinden özür diliyordu.. Çapa Tıp Fakültesine girmeye hak kazandı.. Okudu.. Çalıştı.. Radyoloji asistanıyken evlendi.. Biri henüz bir kaç aylık olan iki çocuk sahibi oldu.. Sonrasında uzmanlık sınavını da başarıyla verdi.. O artık bir radyologtu.. Her yeni uzman hekim gibi devlet hizmet yükümlülüğünü yapmak üzere atamasını bekliyordu.. Ta ki savcılığın onu aradığını öğrenene kadar..
"Benim ismim yaygın bir isim, muhtemelen bir yanlışlık vardır" dedi.. Adı Halil İbrahim idi.. Babasını da yanına alıp, mesai bitiminde savcılığa gitti.. "Beni arıyormuşsunuz" dedi..
Sonrası.. Sonrası.. Sonrası..
Hakkında ihbar varmış.. FETÖ üyesi olmakla suçlanmış.. Kendi ayağıyla gittiği savcılıktan, tutuklanarak çıkmış.. Silivri cezaevine konmuş..
Sonrası.. Sonrası.. Sonrası..
Sonrası ne biliyor musunuz? Cuma günü boynunda bir iple bulunmuş Halil İbrahim.. Boynuna ipi dolayıp canına kıymış.. İki gün boyunca Haseki'de yoğun bakımda kalmış.. Bugün öğrendim ki.. Dayanamamış.. Belki de ilk defa başaramamış.. Hakk'ın rahmetine kavuşmuş.. Onun öyküsü buraya kadarmış...
Onun adı Halil İbrahim.. Tıp fakültesi birincisi.. Uzmanlık sınavı üçüncüsü.. Urfalı.. Harranlı.. İki çocuk babası, gencecik bir eşin kocası.. Bir ihbar, bir tutuklanma, bir kıyım, bin yıkım..
Halil İbrahim artık yok.. Yarın Urfa'da kaldırılacak cenazesi.. Çocukları onsuz büyüyecek, eşi onsuz yaşayacak, babası oğlunun birinciliklerle dolu öyküsünü kim bilir nasıl hatırlayacak.. Onlar için bundan daha büyük bir acı yok.. Olamaz.. Ama insanlık için daha acı olan ne biliyor musunuz? Herkes, hiç bir şey söylemeden sadece susacak..
O'nun adı Halil İbrahim..
Uzm. Dr. Halil İbrahim.."
Beni TÜRK Hekim'lerine
Emanet Ediniz....1938
Mustafa Kemal ATATÜRK
14 MART TIP BAYRAM I
Tüm Sağlık Çalışan'ların Ve
Emekli Sağlıkçı'larının
TIP BAYRAM'LARI Kutlu ve
Mutlu Olsuuun.......
“Ben diktatör değilim.
Benim kuvvetim olduğunu söylüyorlar; evet, bu doğrudur. Benim arzu edip de yapamayacağım hiçbir şey yoktur. Çünkü, ben zoraki ve insafsızca hareket etmek bilmem.
Bence diktatör, diğerlerini iradesine ram edendir. Ben, kalpleri kırarak değil, kalpleri kazanarak hükmetmek isterim.”
Şu masum karikatüre gösterdiğiniz tepkinin %1 ini Ensar Kuran kursunda tecavüz edilen çocuklara göstermediniz. Bir kereden birşey olmaz dediniz.
Ne biçim insansınız lan siz...
Atatürk, NUTUK’u 6 günde okur. Sesi hiç titremez. Son sayfaya geldiğinde bu sözde sesi titrer, duygulanır:
“Bugün ulaştığımız sonuç, asırlardan beri çekilen millî felâketlerin yarattığı uyanıklığın eseri ve bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedelidir.
Bu sonucu, Türk gençliğine emanet ediyorum.”
-Evet, bu aziz vatanın her köşesini sulayan kanların bedeli…
Ve bu vatanın sınırları cetvelle çizilmemiştir.