Sevgili genç kardeşlerim,
Aylarca emek verdiniz, çalıştınız, uykunuzdan, zamanınızdan fedakârlık ederek hayalleriniz için mücadele ettiniz. Şimdi kendinize, emeğinize ve bildiklerinize güvenme zamanı.
Biliyorum; ülkemizde çocuk olmak, genç olmak kolay değil. Belirsizliklerin, kaygıların ve umutsuzlukların ağır bastığı zamanlardan geçiyoruz.
Ama asla unutmayın: Bu ülkenin en büyük gücü, sizin aklınız, cesaretiniz ve özgür yüreğinizdir.
Bir sınav elbette hayatınızın tamamı değildir. Bir son değil ama yeni bir başlangıçtır.
Yarın LGS’ye katılacak tüm öğrencilerimize yürekten başarılar diliyorum.
Zihniniz berrak, kalbiniz ferah, yolunuz açık olsun.
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor. Bu sırada Kılıçdaroğlu ve ekibi İBB Davası’nın savunuculuğunu CHP Genel Merkezi’nde yapıyor. İBB Davası üzerinden kendilerine koltuk devşirenlerde, bu operasyonları savunanlarda, bu insanlık suçuna ortak olanlarda hiçbir insanı değer, nebze vicdan, ahlak yok. Yazıklar olsun.
Pınar Türker’e yapılan işkenceyi 12 Eylülün zalimleri bile yapmadı.
İBB Davası’da Fatoş Pınar Türker, savcı tarafından küçük çocuklarının velayetinin alınmasıyla tehdit edildiğini, çıplak aramaya maruz bırakıldığını gözyaşları içinde anlatıyor.
Bu nasıl kin?
İnsanlığınız bitmiş,kanınız kurumuş.
Adaletiniz batsın.
YAZIKLAR OLSUN.
Düşünsenize, kendi kadınlarının saç telinin gözükmesine karşı çıkıyorlar ama başka mahallenin kadınlarının çırılçıplak soyunduulup cinsel organlarının içine kadar arıyorlar. Fatoş Hanım’ı tebrik ederim! Utanmamış yaşadığı her şeyi anlatmış, utanması gereken bunu ona yapanlar!
“Ben gittim, oturdum karşımda bir ekran açık ama 'Adalet mülkün temelidir' yazmıyor. Bir ofis orası böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı bir tane kahve makinesinden anladım Savcı Beydi o”
+ Savcı: Ya Fatoş, şimdi sen ağlarsın böyle karşımda. Ben sana ne dedim? Ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen, bu adamlar sana kumpas kuracak demedin mi? Konuşmadın sen. Verecektin ifadeni, gidecektin.
- Ama Sayın Savcım, ben bildiğim her şeyi anlattım.
+ Bak, şimdi sen git, eşyaları topla. Ben sana Çağlayan'dan araba göndereceğim. Geleceksin, burada bana ifadeyi vereceksin. Çocuklarına gidersin.
- Savcım, ben yine de ifade veririm, vermemi istiyorsanız. Bir avukatıma sorayım.
+ Hâlâ avukat diyorsun bana. Sen bir kafayla daha çocuklarını asla göremeyeceksin. Sen bekarsın, değil mi?
- Evet.
+ Velayetleri sende mi?
- Evet.
+ Senin çocukların reşit de değil, değil mi?
- Değil.
+ E, artık sosyal hizmetler alır senin çocuklarını.
Bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Biraz insanlığınız, biraz vicdanınız kaldıysa bu insanların yaşadıklarına kulaklarınızı kapatmayın.
Çıplak arama açık bir insanlık suçudur.
İnsanlık onuruna yapılan iğrenç bir saldırıdır.
Yapan da, yaptıran da sapık bir zihniyetin türevleridir.
Ama biliyor ve inanıyoruz ki;
“insanlık onuru işkenceyi yenecektir!”
Fatoş Pınar Türker
Hepiniz ifadesini okudunuz…
21. Yüzyıl Türkiye’sinde en temel insan haklarını konuşmak zorunda kalıyoruz.
Hem de Anneler üzerinden.
Çok ama çok üzücü.
Rahmi Koç hakkında soruşturma açılmışken soralım; Türk milletinin büyük bir kesimine “pezevenk” dahil her türlü hakareti eden benekli kadın hakkında da yürütülen bir soruşturma var mı,yoksa Türk halkına hakaret etmenin yasal bir karşılığı yok mu?
Ece Üner'den müthiş kapak:
"Atatürk'ün, kadınlara seçme ve seçilme hakkı getirmesi sayesinde belediye meclis üyesi olup ona hakaret edebilmek için cahil, vicdansız ve nankör olunması;
Bu kadar pişkin olmak için de bir yerlerden cesaret alması lazım"
Yazıklar olsun ya.!!!
Gurur dolu bir haberle sizlerleyim.
Bu sefer akademik bir başarı.
Kızım Giz, 10 yaşında, ülke çapında yapılan testler sonucu 12. sınıf üstü bir başarı puanı alarak USA’in en iyi 7. üniversitesi olan Johns Hopkins üniversitesinin “gifted for talented” programına kabul aldı. 🧿❤️
Basına yansıyan haberlerde; Cumhuriyet Halk Partisi yönetimine hukuken son derece tartışmalı bir ihtiyati tedbir kararıyla getirilen ve kamuoyunun geniş kesimlerinin tepkilerine rağmen bu görevi kabul eden Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi tarafından gerçekleştirileceği belirtilen bazı satışlardan elde edilecek gelirin derneğimize bağışlanmasının planlandığı öğrenilmiştir.
Derneğimiz, kuruluşundan bu yana Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi ve hukuk devletini savunan, temel hak ve özgürlüklerin korunması için mücadele eden ve çalışmalarını partiler üstü sürdüren bir sivil toplum örgütüdür.
37 yıldır kararlılıkla savunduğumuz bu ilkeler gereği; demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olan siyasi partilerin, özellikle de ana muhalefet partisinin yönetimine, olağan demokratik süreçler ve kurultay iradesi dışında kayyum niteliğinde bir müdahaleyle getirilen bir yönetimden gelecek herhangi bir bağışın derneğimiz tarafından kabul edilmesi mümkün değildir.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Öğrencilerin günler süren tepkisi sonuç alıyor gibi görünüyor.
Ankara’da konuşulanlara göre Bilgi Üniversitesi’nin kapatma kararından geri dönülecek. Üniversitenin kapılarının yeniden açılması Resmi Gazete��de duyurulacak.
Kayyumun saraya hizmet için yaptığı zulmü görün! ADALETİNİZ BATSIN!
Yılların “CHP’lisiyiz” diyenler, bugün genel merkezde partililerine biber gazı sıktırıp jop vurduruyor. Kemal Kılıçdaroğlu ve arkadaşları yaptığınızı görün! YAZIKLAR OLSUN.
#SahipÇıkıyoruz@eczozgurozel