Emre Tezmen, Tera’yı kurarken evini ve arabasını sattı.
Bugün milyar dolarlık servetiyle Türkiye’nin en dikkat çeken finans girişimcilerinden biri.
Ama hikâye böyle başlamadı.
1995’te Belçika’da ekonomi okudu.
Ardından işletme yüksek lisansı yaptı.
Finans sektöründe araştırma, kurumsal satış ve yöneticilik görevlerinde çalıştı.
Sonra 2005’te bir karar verdi:
Kendi finans şirketini kuracaktı.
Bunun için evini ve arabasını sattı.
Yetmedi.
Birikimlerinin tamamını kullanarak Stok Menkul Değerler’i satın aldı.
Şirketin adını Tera yaptı.
Ve sonraki 20 yılda tek bir aracı kurumla yetinmedi.
→ 2015: Faktoring
→ 2020: Portföy yönetimi
→ 2022: BGC Partners’ın satın alınması
→ 2023: Tera Yatırım Bankası
Tera Portföy de 2020’de Tera grubuna katıldı ve aynı yıl yeniden faaliyete başladı.
Bugün hikâyenin geldiği noktaya bakınca rakamlar daha da dikkat çekici:
Forbes, Emre Tezmen’in 2026 servetini 1,3 milyar dolar olarak tahmin ediyor.
Ama bence bu hikâyenin en güzel tarafı servetin miktarı değil.
Bir insanın evini ve arabasını satıp bütün birikimini kuracağı şirkete yatırması.
2005’te aldığı riskin karşılığını bugün Türkiye’nin finans sektöründe çok daha büyük bir yapıyla görüyoruz.
Bazen girişimcilik, elinde ne kadar paran olduğu değil, elindekilerin tamamını neye inandığın için riske atabildiğindir.
Siz olsaydınız, evinizi ve arabanızı satıp böyle bir işe girer miydiniz?
Bazı fonlarda son dönemde dikkat çeken bir durum var:
Hem ciddi şekilde yükseliyorlar, hem de son günlerdeki iniş çıkışlar biraz sakinleşiyor.
📌 DOH: Son 1 ay +%44,84
📌 TMV: Son 1 yıl +%425,91
📌 THF: Son 1 ay +%29,47
📌 TLY: Son 1 yıl +%689,76
Özellikle TLY’de bu durum daha belirgin. Fon yükselmeye devam ederken son dönemdeki günlük hareketler de küçülmüş durumda.
Yani özetle:
Getiri yüksek, son dönem hareketleri ise önceki aylara göre daha sakin.
Bu durum devam ederse yatırımcı açısından oldukça dikkat çekici bir tablo olabilir.
Tabii geçmiş performans gelecekte aynı getirinin devam edeceği anlamına gelmiyor.
DOH’ta son bir ayda %44,84, yılbaşından bu yana %59,66 ve son bir yılda %108,34 getiri.
Quant açıdan dikkat çekici gelişme, ağustostaki sert yükselişe eşlik eden volatilite sıçramasının ardından, fon fiyatı yükselişini sürdürürken EWMA volatilitesinin yaklaşık %40 seviyesinden %31,10’a gerilemesi.
Güçlü getiri ivmesi korunurken son volatilite şokunun ardından belirgin gerileme görüyoruz. Momentumun daha sakin fiyat hareketleriyle devam etmesi önemli parametre.
TMV Algoritmik Stratejiler Serbest Fon’da güçlü getiri trendine, son volatilite zirvesine kıyasla belirgin sakinleşme gözlemliyoruz.
Son 1 yıl: %425,91
Yılbaşından bu yana: %243,79
Son 6 ay: %173,55
Son 1 ay: %23,25
Quant açıdan olumlu bulgu; fon fiyatı yükseliş eğilimini korurken EWMA volatilitesi, 2026 ortasındaki yaklaşık %35 zirvesinden %19,96’ya gerilemiş durumda.
λ=0,94 ile hesaplanan EWMA, yakın dönem hareketlerine daha fazla ağırlık verir. Bu nedenle mevcut tablo, güçlü birikimli performansın ardından günlük hareketlerin büyüklüğünde son zirveye göre normalleşmeye işaret.
Volatilitedeki gerileme kesintisiz olmasa da yükseliş trendinin daha sakin bir dalgalanma ortamında sürmesi, getiri–risk görünümü açısından olumlu. İzlenecek temel unsur, bu birlikteliğin kalıcılığı.
THF’de güçlü getiri ivmesi + Azalan Volatilite
-- Son 1 yıl: %127,20
-- Son 1 ay: %29,47
-- Son EWMA volatilitesi: %20,37 — λ=0,94
Quant perspektiften olumlu bulgu; Son haftalardaki yükseliş, yakın dönem fiyat dalgalanmalarının sakinleşmesiyle birlikte ilerlemekte. Getiri–risk görünümü açısından dikkat çekici bir birliktelik diyebiliriz.
İzlenecek temel unsur, bu olumlu görünümün değişen piyasa koşullarındaki sürekliliği.
TLY’de güçlü performansa eşlik eden volatilite daralması, quant perspektiften dikkat çekici görünüm.
-- Son 1 yıl: %689,76
-- Yılbaşından bu yana: %229,44
-- Son 6 ay: %134,98
-- Son 1 ay: %16,26
Olumlu bulgu, yükseliş eğilimi korunurken EWMA volatilitesinin %14,34’e gerilemesi (Ağustos 2022'den bu yana en düşük seviye). Data, 2025’in yüksek dalgalanmalı dönemlerinden daha sakin bir yakın dönem fiyatlama yapısına geçişle uyumlu.
Güçlü birikimli getiri ve sakinleşen güncel volatilite; TLY’nin performansını değerlendirirken birlikte izlenmesi gereken iki olumlu unsur. Bu birlikteliğin sürekliliği, getiri–risk görünümü açısından belirleyici olacak.
NOT= λ=0,94 kullanılan standart EWMA modelinde, varyans tahminindeki ağırlığın yaklaşık %71’i (%70,99)son 20 işlem gününe aittir. Bu nedenle volatilite göstergesi, özellikle yakın d��nemdeki fiyat hareketlerine duyarlıdır.
#doh #tmv #thf #tly #tera #teraportfoy
Trend devam ediyor THF'ye para girişi bugün de 10 milyar TL. Bunun çoğunun hala pusula portföyden geldiğini ve bir kısmının da TLY'den çıkan para olduğunu düşünüyorum. İnanılmaz para gerçekten THF rekora koşuyor.
9 Eylül Açıklanan Fon Getirileri
Not: Aşağıdaki kriterlere uygun fonlar paylaşıma dahil edilmiştir.
✅ Yatırımcı Sayısı > 12.500
✅ Fon Büyüklüğü > 1 Milyar TL
✅ Hisse Ağırlığı > %50
✅ Tefas’ta İşlem Gören
🚨 Tera Grubu’ndan finans sektöründe dikkat çeken hamle.
Katılımevim’in yaptığı KAP açıklamasına göre;
Pusula Finans Holding ve grup şirketlerindeki payların Tera Grubu şirketleri tarafından devralınmasına yönelik görüşmelere başlandı.
Bunun içinde:
• Katılımevim
• Pusula Portföy
• Pusula Yatırım
• Pusula Finans Holding
gibi şirketler bulunuyor.
Ancak henüz işlem tamamlanmış değil.
SPK, BDDK ve ilgili kurumların izin süreçleri gerekiyor.
İlginç olan şu:
Tera’yı birkaç gün önce konuşmuştuk.
Evini ve arabasını satarak yola çıkan Emre Tezmen’in kurduğu yapı, şimdi finans sektöründe başka bir grubu bünyesine katmak için masada.
2005 → Tera’nın temelleri
2020 → Tera Portföy
2023 → Tera Yatırım Bankası
2026 → Pusula Grubu için görüşmeler
Eğer işlem gerçekleşirse, Tera’nın finansal hizmetler alanındaki büyümesi açısından önemli bir adım olacak.
Tera’nın büyüme hikâyesi nereye gidiyor? 👀
#Tera #KTLEV
Dünkü Emre Tezmen paylaşımından sonra en çok gelen yorum şuydu:
“Baba parası. Babası kimmiş?”
Haklı bir soru.
Çünkü hikâyenin bu kısmını anlatmadan Emre Tezmen’in hikâyesi eksik kalıyor.
Babası:
Oğuz Tezmen.
1987’de Milli Piyango Genel Müdürü oldu.
Sonra DPT Müsteşar Yardımcılığı, Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı ve T��rk Telekom Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptı.
1997’de ise THY Yönetim Kurulu Başkanı oldu.
Yani Emre Tezmen’in arkasında sıradan bir aile geçmişi yoktu.
Ama asıl ilginç kısım bundan sonra başlıyor.
2005 yılında Emre Tezmen, babası Oğuz Tezmen ve Gül Ayşe Çolak birlikte Stok Menkul Değerler’i satın aldı.
Şirketin adı daha sonra Tera Menkul Değerler oldu.
Yani evet:
Emre Tezmen’in arkasında güçlü bir aile ve ciddi bir bağlantı ağı vardı.
Bunu yok saymak doğru olmaz.
Ama hikâyenin diğer tarafı da şu:
Emre Tezmen 1995’te üniversiteden mezun olup finans sektöründe çalışmaya başladı.
2005’te Tera’yı kurdu.
2015’te faktoringe girdi.
2020’de portföy yönetimini ekledi.
2023’te yatırım bankasını hayata geçirdi.
Bugün ise Emre Tezmen ve Oğuz Tezmen aynı şirketin milyarder ortakları.
Forbes’un Mart 2026 tahminine göre Emre Tezmen’in serveti 1,3 milyar dolar, Oğuz Tezmen’in serveti ise 1,1 milyar dolar.
Yani yorumlarda sorulan sorunun cevabı:
Evet, arkasında güçlü bir aile vardı.
Ama asıl tartışılması gereken soru bence şu:
Hazır bir avantajla başlamak mı daha önemli, yoksa o avantajı 20 yılda nereye taşıdığın mı?
Çünkü sermaye sana bir kapı açabilir.
Ama o kapının arkasında ne inşa edeceğini garanti etmez.
Emre Tezmen, Tera’yı kurarken evini ve arabasını sattı.
Bugün milyar dolarlık servetiyle Türkiye’nin en dikkat çeken finans girişimcilerinden biri.
Ama hikâye böyle başlamadı.
1995’te Belçika’da ekonomi okudu.
Ardından işletme yüksek lisansı yaptı.
Finans sektöründe araştırma, kurumsal satış ve yöneticilik görevlerinde çalıştı.
Sonra 2005’te bir karar verdi:
Kendi finans şirketini kuracaktı.
Bunun için evini ve arabasını sattı.
Yetmedi.
Birikimlerinin tamamını kullanarak Stok Menkul Değerler’i satın aldı.
Şirketin adını Tera yaptı.
Ve sonraki 20 yılda tek bir aracı kurumla yetinmedi.
→ 2015: Faktoring
→ 2020: Portföy yönetimi
→ 2022: BGC Partners’ın satın alınması
→ 2023: Tera Yatırım Bankası
Tera Portföy de 2020’de Tera grubuna katıldı ve aynı yıl yeniden faaliyete başladı.
Bugün hikâyenin geldiği noktaya bakınca rakamlar daha da dikkat çekici:
Forbes, Emre Tezmen’in 2026 servetini 1,3 milyar dolar olarak tahmin ediyor.
Ama bence bu hikâyenin en güzel tarafı servetin miktarı değil.
Bir insanın evini ve arabasını satıp bütün birikimini kuracağı şirkete yatırması.
2005’te aldığı riskin karşılığını bugün Türkiye’nin finans sektöründe çok daha büyük bir yapıyla görüyoruz.
Bazen girişimcilik, elinde ne kadar paran olduğu değil, elindekilerin tamamını neye inandığın için riske atabildiğindir.
Siz olsaydınız, evinizi ve arabanızı satıp böyle bir işe girer miydiniz?
🚨 Tera Grubu’ndan finans sektöründe dikkat çeken hamle.
Katılımevim’in yaptığı KAP açıklamasına göre;
Pusula Finans Holding ve grup şirketlerindeki payların Tera Grubu şirketleri tarafından devralınmasına yönelik görüşmelere başlandı.
Bunun içinde:
• Katılımevim
• Pusula Portföy
• Pusula Yatırım
• Pusula Finans Holding
gibi şirketler bulunuyor.
Ancak henüz işlem tamamlanmış değil.
SPK, BDDK ve ilgili kurumların izin süreçleri gerekiyor.
İlginç olan şu:
Tera’yı birkaç gün önce konuşmuştuk.
Evini ve arabasını satarak yola çıkan Emre Tezmen’in kurduğu yapı, şimdi finans sektöründe başka bir grubu bünyesine katmak için masada.
2005 → Tera’nın temelleri
2020 → Tera Portföy
2023 → Tera Yatırım Bankası
2026 → Pusula Grubu için görüşmeler
Eğer işlem gerçekleşirse, Tera’nın finansal hizmetler alanındaki büyümesi açısından önemli bir adım olacak.
Tera’nın büyüme hikâyesi nereye gidiyor? 👀
#Tera #KTLEV
Emre Tezmen, Tera’yı kurarken evini ve arabasını sattı.
Bugün milyar dolarlık servetiyle Türkiye’nin en dikkat çeken finans girişimcilerinden biri.
Ama hikâye böyle başlamadı.
1995’te Belçika’da ekonomi okudu.
Ardından işletme yüksek lisansı yaptı.
Finans sektöründe araştırma, kurumsal satış ve yöneticilik görevlerinde çalıştı.
Sonra 2005’te bir karar verdi:
Kendi finans şirketini kuracaktı.
Bunun için evini ve arabasını sattı.
Yetmedi.
Birikimlerinin tamamını kullanarak Stok Menkul Değerler’i satın aldı.
Şirketin adını Tera yaptı.
Ve sonraki 20 yılda tek bir aracı kurumla yetinmedi.
→ 2015: Faktoring
→ 2020: Portföy yönetimi
→ 2022: BGC Partners’ın satın alınması
→ 2023: Tera Yatırım Bankası
Tera Portföy de 2020’de Tera grubuna katıldı ve aynı yıl yeniden faaliyete başladı.
Bugün hikâyenin geldiği noktaya bakınca rakamlar daha da dikkat çekici:
Forbes, Emre Tezmen’in 2026 servetini 1,3 milyar dolar olarak tahmin ediyor.
Ama bence bu hikâyenin en güzel tarafı servetin miktarı değil.
Bir insanın evini ve arabasını satıp bütün birikimini kuracağı şirkete yatırması.
2005’te aldığı riskin karşılığını bugün Türkiye’nin finans sektöründe çok daha büyük bir yapıyla görüyoruz.
Bazen girişimcilik, elinde ne kadar paran olduğu değil, elindekilerin tamamını neye inandığın için riske atabildiğindir.
Siz olsaydınız, evinizi ve arabanızı satıp böyle bir işe girer miydiniz?
🚨 Tera Grubu’ndan finans sektöründe dikkat çeken hamle.
Katılımevim’in yaptığı KAP açıklamasına göre;
Pusula Finans Holding ve grup şirketlerindeki payların Tera Grubu şirketleri tarafından devralınmasına yönelik görüşmelere başlandı.
Bunun içinde:
• Katılımevim
• Pusula Portföy
• Pusula Yatırım
• Pusula Finans Holding
gibi şirketler bulunuyor.
Ancak henüz işlem tamamlanmış değil.
SPK, BDDK ve ilgili kurumların izin süreçleri gerekiyor.
İlginç olan şu:
Tera’yı birkaç gün önce konuşmuştuk.
Evini ve arabasını satarak yola çıkan Emre Tezmen’in kurduğu yapı, şimdi finans sektöründe başka bir grubu bünyesine katmak için masada.
2005 → Tera’nın temelleri
2020 → Tera Portföy
2023 → Tera Yatırım Bankası
2026 → Pusula Grubu için görüşmeler
Eğer işlem gerçekleşirse, Tera’nın finansal hizmetler alanındaki büyümesi açısından önemli bir adım olacak.
Tera’nın büyüme hikâyesi nereye gidiyor? 👀
#Tera #KTLEV
Warren Buffett’ın yatırım anlayışını değiştiren şey, bir kutu çikolata oldu. 🍫
1972’de Buffett ve Charlie Munger, See’s Candies’i satın almak istedi.
Şirket için ödemek istedikleri maksimum fiyat: 25 milyon dolar.
Buffett’in o dönemki yatırım tarzı daha çok “ucuz şirket” bulmaktı.
Munger ise ona farklı bir şey gösterdi:
“Harika bir şirketi makul bir fiyata almak, kötü bir şirketi çok ucuza almaktan daha iyidir.”
Buffett sonunda See’s Candies’i 25 milyon dolara aldı.
Ve sonuç?
1972’de yaklaşık 4 milyon dolar vergi öncesi kâr eden şirket, sonraki yıllarda Berkshire’a 2 milyar dolara yakın vergi öncesi kâr sağladı.
Üstelik Buffett daha sonra See’s’in kendisine marka gücünü ve fiyatlama gücünü öğrettiğini söyledi.
Hatta bu deneyimin, yıllar sonra Coca-Cola yatırımını yapmasında bile etkili olduğunu belirtti.
Yani Munger sadece Buffett’a bir şirket aldırmadı.
Ona, iyi bir şirketin neden sadece “ucuz” olduğu için değil, kaliteli olduğu için de değerli olabileceğini öğretti.
Bence yatırım dünyasındaki en önemli derslerden biri bu:
“Ucuz olanı değil, değer üreteni ara.”
#Borsa #Yatırım #WarrenBuffett #CharlieMunger #BIST100
1980’lerde Türkiye’de insanlar paralarını bankaya değil, Banker Kastelli’ye veriyordu.
Ve bir süre sonra Kastelli’nin elindeki para milyarlarca liraya ulaştı.
Ama hikâyenin en çarpıcı kısmı bu değil.
1980’de Türkiye’de faizler serbestleşti.
Bankerler, bankalardan daha yüksek faiz vaat ederek halkın tasarruflarını toplamaya başladı.
Kastelli bu işin en büyüğü oldu.
Yaklaşık 550.000 kişinin parasını yönettiği ve 1980’lerin başında elindeki mevduatların yaklaşık 2,5 milyar dolara ulaştığı aktarılıyor.
Reklamlar yapıldı.
İnsanlar evlerini, arsalarını satıp paralarını yüksek faiz karşılığında bankerlere yatırdı.
Çünkü herkes aynı şeyi düşünüyordu:
“Bunca insan parasını buraya koyuyorsa, burada bir sorun olamaz.”
Sonra sistemin en önemli parçası bozuldu.
Bankalar, bankerler aracılığıyla mevduat sertifikası satışını durdurdu.
Kastelli’nin para toplama mekanizması çökmeye başladı.
22 Haziran 1982’de yurtdışına kaçtığı açıklandı.
Ardından şirketlerine devlet el koydu ve binlerce insan parasını geri alabilmek için beklemeye başladı.
Daha da çarpıcısı:
Kastelli’nin çöküşü yalnızca bir şirketin batışı değildi.
Türkiye’nin finans sistemini sarsan bir krize dönüştü.
Hatta dönemin Başbakan Yardımcısı Turgut Özal ve Maliye Bakanı Kaya Erdem, krizin ardından istifa etti.
Bugün geriye dönüp bakınca hikâyenin en önemli dersi şu:
Bir yatırımın çok yüksek getiri vaat etmesi, onun güvenli olduğu anlamına gelmez.
Ve belki de en tehlikeli cümle hâlâ aynı:
“Herkes yapıyor.”
#Borsa #Yatırım #Finans
1970’lerde Türkiye’nin iki büyük ailesi, bir banka için sessiz bir savaşa girdi.
Bir tarafta Vehbi Koç.
Diğer tarafta Sabancı ailesi.
Savaşın merkezinde ise bugün herkesin bildiği bir banka vardı:
Garanti Bankası.
Koç, Sabancı’nın Akbank sayesinde elde ettiği finansal gücün arkasında bankacılığın olduğunu düşünüyordu.
Çözüm?
Kendisine bir banka bulmak.
1970’lerin sonunda Koç, Garanti’nin hisselerini toplamaya başladı.
Ama Sabancı bunu öğrenince…
O da Garanti hisselerini toplamaya başladı.
Bir süre sonra Garanti’nin hisseleri iki dev grubun elinde toplandı.
Ve asıl savaş şimdi başladı.
Koç bankada hâkimiyet kurmak istiyordu.
Sabancı ise Garanti’nin tamamen Koç’un kontrolüne girmesine izin vermiyordu.
Öyle bir noktaya geldiler ki sermaye artırımı gibi kritik kararlar bile tarafların anlaşmasına bağlı hâle geldi.
Vehbi Koç sonunda Sabancı’ya bir teklif yaptı:
“Siz %66, biz %34 olalım. Bankayı siz idare edin.”
Ama anlaşma olmadı.
Garanti iki büyük grubun arasında sıkışmıştı.
Ve sonunda…
Koç pes etti.
1983’te hisselerini Ayhan Şahenk’in Doğuş Grubu’na sattı.
Sabancı’nın hisseleri de daha sonra Doğuş’a geçti ve Garanti tamamen Doğuş Grubu’nun kontrolüne girdi.
Bugün geriye dönüp bakınca hikâyenin en ironik tarafı şu:
Koç ve Sabancı Garanti için savaştı.
İkisi de bankadan çıktı.
Garanti ise yıllar sonra Türkiye’nin en büyük bankalarından biri oldu.
Bazen iş dünyasında en büyük savaşları kazanan, savaşa hiç girmeyen üçüncü taraf olur.
Sizce Koç Garanti’yi elinde tutsaydı bugün Türkiye’nin finans sektörü nasıl olurdu? 👇
#Koç #Sabancı #Borsa
1970’lerde Türkiye’nin iki büyük ailesi, bir banka için sessiz bir savaşa girdi.
Bir tarafta Vehbi Koç.
Diğer tarafta Sabancı ailesi.
Savaşın merkezinde ise bugün herkesin bildiği bir banka vardı:
Garanti Bankası.
Koç, Sabancı’nın Akbank sayesinde elde ettiği finansal gücün arkasında bankacılığın olduğunu düşünüyordu.
Çözüm?
Kendisine bir banka bulmak.
1970’lerin sonunda Koç, Garanti’nin hisselerini toplamaya başladı.
Ama Sabancı bunu öğrenince…
O da Garanti hisselerini toplamaya başladı.
Bir süre sonra Garanti’nin hisseleri iki dev grubun elinde toplandı.
Ve asıl savaş şimdi başladı.
Koç bankada hâkimiyet kurmak istiyordu.
Sabancı ise Garanti’nin tamamen Koç’un kontrolüne girmesine izin vermiyordu.
Öyle bir noktaya geldiler ki sermaye artırımı gibi kritik kararlar bile tarafların anlaşmasına bağlı hâle geldi.
Vehbi Koç sonunda Sabancı’ya bir teklif yaptı:
“Siz %66, biz %34 olalım. Bankayı siz idare edin.”
Ama anlaşma olmadı.
Garanti iki büyük grubun arasında sıkışmıştı.
Ve sonunda…
Koç pes etti.
1983’te hisselerini Ayhan Şahenk’in Doğuş Grubu’na sattı.
Sabancı’nın hisseleri de daha sonra Doğuş’a geçti ve Garanti tamamen Doğuş Grubu’nun kontrolüne girdi.
Bugün geriye dönüp bakınca hikâyenin en ironik tarafı şu:
Koç ve Sabancı Garanti için savaştı.
İkisi de bankadan çıktı.
Garanti ise yıllar sonra Türkiye’nin en büyük bankalarından biri oldu.
Bazen iş dünyasında en büyük savaşları kazanan, savaşa hiç girmeyen üçüncü taraf olur.
Sizce Koç Garanti’yi elinde tutsaydı bugün Türkiye’nin finans sektörü nasıl olurdu? 👇
#Koç #Sabancı #Borsa