Kulüpte birden fazla kişi kendi hedef ve çıkarları doğrultusunda ayrı transfer listeleri hazırlarsa, kendi listeleri dışındaki bir oyuncuyla görüşüldüğünde süreci sabote etmeye kalkarsa ortaya çıkan kaos da başarısızlık da kaçınılmaz olur. Transfer sürecine kızgın ve öfkeli olanlar yalnızca Galatasaray taraftarları değil. Listelerdeki oyuncuların menajerleri de kulüp yöneticileri de Galatasaray’daki bu plansızlık, karmaşıklık ve iş bilmezlik karşısında şaşkın.
Evlatlar susuyorum, susuyoruz ama artık yüreğim el vermiyor. Ben Mümtazreis, 75 yaşındayım. Bu ülkede neler gördüm neler… Ama arsızlık, pişkinlik, Türk bayrağına hakaret, terör örgütüne destek sloganları artık haddini aşmıştır. Yeter! Devletimiz gereğini yapmalı. 🇹🇷
Artık sosyal medyada değil, doğrudan kongre kürsüsünde sorulması gereken bir soru var:
Dursun Özbek, Galatasaray’ın 1 Haziran 2025-31 Mayıs 2026 tarihleri arasında elde ettiği 375 milyon Euro’luk rekor gelire rağmen camiayı memnun edecek transferler neden YOK!?
Dursun Özbek yönetiminin üç temel problemi var: Plansızlık, iletişimsizlik ve liyakatsizlik. Bu sorunların yıllardır çözülememesinin başlıca sebebi ise mevcut düzenin Dursun Özbek’e yarıyor olması. Yıllarca “Kendisi iyi, yanındakiler kötü” algısını işledi. Göreve bizzat getirdiği yöneticileri her defasında eleştirilerin önüne atarak kendisine kalkan yaptı. Böylece sorumluluktan ve eleştirilerden sıyrıldı. Ancak artık takke düştü, kel göründü.
Şu an sevrin imzalandığı, İstanbul’un işgal edildiği dönemin aynı iklimi var. Teali islam’ı var. Kürt teali cemiyeti var. İngiliz muhipleri var. Yabancı efendilere peşkeş çekilmiş kurumlar, onlara yaranmak için Türkün dışlanması var. Tek eksik Kuva-i Milliye yok.
Ben barışa karşı değilim.
Terörün bitmesini, silahların susmasını, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözülmesini istiyorum.
Ama barış istemek başka, AKP’nin getirdiği her düzenlemeye sorgusuz sualsiz “evet” demek başkadır.
Ben bu iktidara güvenmiyorum.
Çünkü bir taraftan “demokrasi ve toplumsal barış” diyorsunuz, diğer taraftan demokratik siyasetin alanını her geçen gün daraltıyorsunuz.
Muhalefetin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi, kendisi cezaevinde.
Seçilmiş belediye başkanları tutuklanıyor, görevlerinden uzaklaştırılıyor.
Muhalefet partilerinin yöneticileri hakkında soruşturmalar ve fezlekeler gündemden düşmüyor.
Meşru, demokratik ve silahsız siyaset yapan insanlar ceza hukukuyla karşı karşıya bırakılıyor.
AYM kararlarının gereği yerine getirilmiyor.
AİHM kararları uygulanmıyor.
Kayyum uygulaması devam ediyor.
Sonra aynı iktidar bize “demokrasi”, “hukuk” ve “toplumsal barış” diyor.
Ben de soruyorum:
Mevcut hukuku uygulamayan bir iktidarın yeni hukuk vaadine neden güvenelim?
Ayrıca bu çerçeve yasanın gelecekteki seçimlerin, Meclis aritmetiğinin veya başka siyasi hesapların aracı olmayacağının güvencesi nedir?
Ben AKP’nin siyasi hesabına ortak olmayacağım.
Çünkü kalıcı barış siyasi hesaplarla değil; hukukla, demokrasiyle, adaletle ve toplumsal güvenle kurulur.
Önce AYM kararlarını uygulayın.
Önce AİHM kararlarının gereğini yerine getirin.
Önce sandık iradesine saygı gösterin.
Önce iktidara da muhalefete de aynı hukuku uygulayın.
Sonra bize demokrasi ve hukuk devleti anlatın.
Benim tavrım çok açık:
Barışa EVET.
Terörün bitmesine EVET.
Silahların susmasına EVET.
Demokratik çözüme EVET.
Ama hukuksuzluğa HAYIR.
Çifte standarda HAYIR.
Barışın siyasi ve seçim hesaplarına alet edilmesine HAYIR.
Benim HAYIR oyum barışa değil, bu iktidarın güven vermeyen hukuk ve demokrasi anlayışınadır.
Bu nedenle bu hâliyle çerçeve yasaya oyum nettir:
HAYIR.
Barışı istemeyen yok.
Kardeşlik hukuku tamam.
Lakin Demokrasi yok ediliyor.
Muhalefete siyaset yok,tutuklamalara devam.
Teröristlere siyaset yolu açılıyor.
Milletvekiline Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma için Başsavcı soruşturma istiyor.
Pkklılara Meclis yolu görünüyor.
Buna Terörsüz Türkiye denmez.
Teröriste plaket verme denir.
Hayırda HAYIR var.