Prof of Political Science
@ozyeginuni
Democracy. Geopolitics. Global order.
Turkey in a changing world
@t24comtr columnist; @tusiad Global Politics Forum
İkinci gösterim Ölü Deniz, bugün 20:00’da, youtube kanalımda yayında.
Harbiye’de çektik, 90 dakika, olduğu gibi, size emanet. sevgiler.
tam şurada olacak: https://t.co/uynn4dJQL5
Kolombiya başkanlık seçimini Trump destekli Abelardo de la Espriella çok az bir farkla (yaklaşık 250 bin oy) kazandı. Böylece Kolombiya Latin Amerika’da sağ popülizmin yeni halkası oldu. De la Espriella kendisini Trump, Bukele ve Milei çizgisine yakın konumlandırıyor.
De la Espriella müzakereleri bitirme, silahlı gruplara karşı askeri baskıyı artırma, mega hapishaneler kurma, petrol ve gaz üretimini artırma, vergileri düşürme ve devleti küçültme vaadiyle kazandı.
https://t.co/hbIAzylNDg
Dananın kuyruğu yarın kopabilir. 74 il başkanı 900'e yakın delegenin olağanüstü kurultay talebini içeren imzaları teslim edecek. Kılıçdaroğlu bunu "tedbir" gerekçesiyle işleme koymaz ve MYK'da il yönetimlerini görevden alma ya da kimi il başkanlarını ihraç işlemi için YDK'ya gönderme tutumu alırsa bir eşik daha atlanmış olur.
SOLİ ÖZEL’İN KEMAL KILIÇDAROĞLU HAKKINDA 2022 ve 2023'TE YAZDIKLARINI HATIRLAYALIM: İstinaf mahkemesi kararı ve onu izleyen polis baskınının ardından CHP genel başkanlığı koltuğuna oturan Kemal Kılıçdaroğlu bugünlerde çok ağır eleştirilerin konusu. Bu vesileyle, Soli Özel’in biri 2023 seçimine uzanan adaylık sürecinde, diğeri ise CHP’nin 29 Mayıs 2023 seçim yenilgisinin ardından kaleme aldığı iki yazıyı hatırlatmak istiyoruz.
Birinci yazı, Kılıçdaroğlu’nun adaylığının 6 Mart 2023’te kesinleşmesinden aylar önce, 17 Ekim 2022 tarihinde “Kemal Bey’in Adaylığı” başlığı ile kaleme alınmış ve “https://t.co/3JY2zBPVcS”da yayımlanmıştı. Özel bu yazısında, Kılıçdaroğlu’nun “seçim kampanyasını yönetebilmek ve cumhurbaşkanlığı makamını üstlenmek için gerekli niteliklere sahip olup olmadığı” meselesini eleştirel bir bakışla sorgulamıştı.
Gelgelelim Kılıçdaroğlu’nun bu makam açısından yetersiz olduğu görüşünü savunduğu için Soli Özel o tarihte yalnız kalmış, daha çok da eleştiri almıştı.
Özel’in seçimin kaybedilmesinden hemen sonra kaleme aldığı ve 2 Haziran 2023 tarihinde “Yetkinreport” haber-yorum sitesinde yayımlanan yazısı ise “Allah Aşkına Gidin: İstifa ve İlkeli Siyaset Üzerine” başlığını” taşıyordu.
Soli Özel’in biri 2022, diğeri 2023 yılında yazılmış bu iki yazısını yeniden okumak, bugün 2026 yazında sürmekte olan Kılıçdaroğlu tartışmalarını değerlendirebilmek bakımından ilginç olabilir.
Tabii bu okuma, Soli Özel’in -karşısındaki tabloyu gerçekçi bir şekilde okuyabilme yeteneği ile sezgilerinin, öngörülerinin gücünü- teslim etmek bakımından bir fırsat oluşturabilir; ne kadar çok gecikmiş olsa da...
İşte o yazılar:
https://t.co/BEhbdtZb2w
https://t.co/zxVnPXJ675
Following intensive talks, we are pleased to announce that the Peace Deal between the United States of America and Islamic Republic of Iran has been REACHED. Both sides have declared the immediate and permanent termination of military operations on all fronts, including in Lebanon.
The official signing ceremony will be on Friday, 19 June in Switzerland.
We would like to thank the United States of America and the Islamic Republic of Iran for their commitment to finding a diplomatic solution to the conflict. We would also like to extend our sincere appreciation to our brothers in this mediation effort, the great leadership of State of Qatar, for their support in reaching this agreement. I would also especially thank the visionary leadership of Kingdom of Saudi Arabia and Republic of Türkiye for their immense contributions in this regard.
With the agreement now in place, mediators will facilitate a series of meetings this week. These pre-implementation discussions will lay the foundation for the technical talks and the official signing ceremony.
@realDonaldTrump@JDVance@SecRubio@SteveWitkoff@SEPeaceMissions@drpezeshkian@mb_ghalibaf@araghchi
🔴 'Gölge raportör' açıkladı; Avrupa Parlamentosu, Adalet Bakanı Akın Gürlek'in AB yaptırım listesine alınmasını isteyecek
📌 Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu’nda 17 Haziran’da oylanacak Türkiye raporunun taslak metninde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in “yaptırım listesi”ne konulması önerisi var
📌 Raporun hazırlanmasında kilit rol oynayan Slovenyalı Parlamenter Vladimir Prebilic, kabul edilse bile tavsiye niteliğinde olan, doğrudan sonuç doğurmayan rapor konusunda Ankara’nın da bilgilendirildiğini, “Bu ismi çıkartmanız için yapabileceğimiz bir şey var mı?” yanıtı verildiğini söyledi
✍️ Cansu Çamlıbel'in söyleşisi...
https://t.co/d8EX9oxdPp
@cansucamlibel
Yeni parti kendi başına herhangi bir şeyin çözümü değil. CHP'ye yapılan başka partiye de yapılır. Hatta daha kolay yapılır.
Ancak yeni parti sadece bir tabela değişikliği olmaz, "Öz Hakiki CHP" olmaktan ziyade yeni bir şey olursa çok şey değişir. Siyaset yapma şeklinin ve siyasetçi profilinin büyük bir sarsıntıya ihtiyacı var. "Zübük"lerin istese de giremeyeceği; her şeyi bünyesine kabul etmeyen; bazı şeyleri eski genel merkezinde bırakmış; başka bazı şeyleri de yeni özellikler olarak kendisine katmış bir hareket yeni bir hikâye yazar.
O zaman kurulan parti Öz Hakiki CHP değil, muhalefetin birleşik partisi olur. Böyle bir durumda yeni yargı operasyonundan endişe etmeye de gerek kalmaz. Çünkü sadece yeni bir tabela yazılmamıştır, yeni bir kimlik kurulmuştur.
21 Mayıs'ta çıkan "mutlak butlan" kararından üç gün önce yayımladığımız Ekrem İmamoğlu'nun avukatı Hasan Fehmi Demir mülakatı, memleketi esir eden KK gündemi nedeniyle arada kaynamıştı.
Fehmi Bey, Ekrem İmamoğlu'na yönelik İBB başta tüm davaların "Terörüz Türkiye"ye sürecine paralel olarak kurgulandığını düşünüyor. Hatta daha ileri de götürüyor ve AKP hükümetinin örtük biçimde bu davaları sürece "itiraz" olarak kullandığını/kullanacağını öne sürüyor.
Öcalan ve DEM, PKK'lıların dönüşünü sağlayacak yasanın temmuza kadar çıkması için bastırırken, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş "yeni anayasa" cümleleri kurmaya çalışırken dönüp asıl bakılması gereken yer Erdoğan'ın çevresindeki "fren mekanizması".
Hasan Fehmi Demir gibi siyasi davalarda yüksek deneyimi olan bir avukat durduk yerde güncel siyasete dair böyle bir analiz yapmaz. Bir göz atmanızı öneririm.
https://t.co/D9o1AgzXOd
Artık her şey açık seçik söylenir oldu. Böyle fütursuz bir döneme girmiş bulunmaktayız.
“Silahı ve zor gücünü elinde tutandan gayrı kimse ülkede siyaset yaparak iktidar olamayacak” demiş iktidar bloğunun yancısı.
Tam gaz yokuş aşağı itekliyorlar ülkeyi.
Dünya Yer Değiştirirken: Güç Dengeleri Nasıl Şekilleniyor?
Prof. Dr. @Evreki global düzen kavramlarını ele alarak, bugünü anlamak ve yarını okumak için yeni bir perspektif sunuyor.
#ipsos#araştırmadayeniliklerkonferansı#yeniufuklar
🔴 İBB Davası’nda savunma yapan Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker:
📌 Polis 'Altımı indirip çamaşırımı da indirmemi söyledi. "Cinsel organını aç, arkanı dön ve eğil'' dendi bana.
📌İnsanların onurunu, gururunu kırmak için yapılıyormuş gibi geliyor. Yapan utansın, ben utanmıyorum!
https://t.co/bitsGUgC2l
🔴 CHP tabanında bir bölünme var mı? Mutlak butlan kararı sonrası kim nerede duruyor?
📌 Işık Üniversitesi Emotics Lab adına yürüttüğümüz araştırmadaki veriler, CHP içinde bir bölünme değil, belirgin bir asimetri ortaya koyuyor. Verilerin bir bölümü, muhalefet içinde bir kesimin rejim ve demokrasi konularına dair net bir tutumdan yoksun olmasından ve düşük siyasi ilgiden kaynaklandığına işaret ediyor
📌 Kılıçdaroğlu tarafında kalanların yalnızca daha “ilgisiz” değil, siyasi yelpazenin görece daha sağında konumlanan seçmenler olabildiğini gösteriyor. Bu çerçeve üzerinden akıl yürütecek olursak, 70-20-10 oranının uzun vadede Özel lehine değişmesi daha olası görünüyor
✍️ Seda Demiralp & Aykut Öztürk'ün yazısı...
https://t.co/xnZ4Nnl9ei
Bu makaleyi pek çok kez paylaştım; yeniden paylaşıyorum. Bence Türkiye'nin yakın tarihine ve otoriter rejimler literatürüne dair son yılların en önemli (ve en öngörülü) çalışmalarından biri.
@BehlulOzkan ın ana argümanı şu: Kılıçdaroğlu Erdoğan’a karşı yarıştı, ama Erdoğan’ın kontrol ettiği devletle çatışmaktan kaçındı. Erdoğan ile devleti ayırdı. Erdoğan’ı hedef aldı, devleti ise tarafsız, hakem, düzen kurucu ve sonunda iktidarı kendisine teslim edecek bir merkez olarak düşündü. Yani Kılıçdaroğlu otoriterleşmenin yalnızca bir mağduru değil, o rejimin içinde fırsat arayan ve onun oyun planına sık sık uyum sağlayan bir aktör oldu.
Makalenin kilit kavramı “collaborationism./işbirlikçilik”. Rejime tümüyle katılmadan, onun kurduğu oyunu bozmadan, kritik anlarda düzen ve istikrar adına rejimin ihtiyaç duyduğu muhalefet tipine dönüşmek. Makale bunu Gezi, 7 Haziran 2015 sonrası hükümet kurma süreci, HDP dokunulmazlıkları, 2017 referandumu, Adalet Yürüyüşü, Altılı Masa ve 2023 adaylığı üzerinden gösteriyor. Kılıçdaroğlu’nun temel refleksi kitleyi mobilize etmek değil, krizi soğutmak. Sandığı korumak değil, meşruiyetini devlet katında ispatlamak. İktidarı almak değil, iktidarın kendisine devredileceği “uygun zamanı” beklemek.
Mutlak butlan meselesine bu makalenin içinden bakınca tablo çok net. Kılıçdaroğlu bunu sıradan bir parti içi iktidar kavgası olarak değil, devletin veya hukukun kendisine yeniden rol verdiği bir “düzen kurma” anı olarak okuyor. Çünkü makaleye göre onun siyasal formasyonu seçimle yenilgi aldıktan sonra tabandan yeniden güç üretmek değil, uygun koşullar oluştuğunda “göreve çağrılmak.” Bu, tam bir bürokratik habitus.
Bu yüzden mutlak butlan ona sadece geri dönüş fırsatı vermiyor. Onun kendi siyasi benlik anlatısını da doğruluyor. “Ben kaybetmedim, koşullar uygun değildi.” “Parti krize girdi, ben düzeni sağlayacağım.” “Meşruiyet sandıktan değil, hukuki süreklilikten geliyor.” Çünkü onun siyaset anlayışında meşruiyetin ana kaynağı mücadele eden toplum değil, düzeni temsil eden devlet aklı.
https://t.co/yjVJ6WAV6Y
Mesleğim gereği, insanların akıl yürütme biçimlerindeki boşlukları ve tutarsızlıkları analiz etmeyi seviyorum. Kemal Kılıçdaroğlu ile beraber hareket eden insanların düşünme şekillerini ve varsayımlarını anlamaya çalışıyorum. Aşağıda temel varsayımlarını ve altında bu varsayımların problemlerini listeleyeceğim.
📝"Partiyi mahkeme koridorlarına düşürdünüz."
🎯Parti kendi kendine mahkemeye düşmedi. Arkasında bir özne var. O özne süreci yönetmediği sürece parti nasıl mahkemeye düşecek? Siz AK Parti'yi veya MHP'yi mahkeme koridorlarına düşürebiliyor musunuz?
📝"Herkes değil ama bazı CHP'liler suça bulaştı. Elde kanıtlar var."
🎯Suça bulaşanlar ve bulaşmayanlar arasındaki farkı nasıl anladınız? Aylardır İBB davası sürüyor ve henüz hiç somut kanıt göremedik. Eğer itiraflara dayanarak karar verecekseniz, İBB davasında olduğu gibi o itirafçılar yarın öbür gün itiraflarını geri çekerlerse ne olacak?
📝"Uşak'ta, Manavgat'ta bazı isimlerin karanlık işlere bulaştığını herkes gördü."
🎯Bu isimler partiden ihraç edildi. Demek ki mevcut yönetim suçla arasına mesafe koyuyordu zaten?
📝"Mutlak butlan bir mahkeme kararıydı. Kimse mahkeme kararını tanımıyorum diyemez."
🎯Mahkeme kararının ne olduğunun bir önemi yok mu? Örneğin Kemal Kılıçdaroğlu Çin'in ajanıdır diyerek müebbet hapis cezası verseler, Kılıçdaroğlu bu karara saygı mı duyacak? Ya da CHP binalarına devlet el koysa ve el altından çok ucuza AK Parti'ye verse, "Ortada mahkeme kararı var, yapacak bir şey yok." mu diyeceksiniz? Vicdanınızda kabul etmeyeceğiniz bir mahkeme kararı örneği yok mu? Eğer kabul etmeyeceğiniz şeyler varsa, bunu neden kabul ediyorsunuz? Çizgiyi nerede çizeceğinize nasıl karar verdiniz? Kaldı ki, YSK'nın yetkisini ayaklar altına alan mahkeme kararı hukuka, anayasaya uygun muydu da saygı duydunuz?
📝"Kılıçdaroğlu kayyum değildir. CHP'nin seçilmiş genel başkanıdır. Mahkeme kararıyla önceki yönetim dönemine dönüldüğünden, Kılıçdaroğlu meşru ve seçilmiş genel başkandır."
🎯O zaman halkın arasına karışsın ve bu partinin genel başkanı benim desin. CHP seçmeniyle yüz yüze iletişim kursun. Meşruiyetini cümle aleme ispat etsin.
📝"Şu an halkın bir tepkisi olduğu doğru ama bu tepkiler zamanla dinecek."
🎯Dinmezse ne olacak? Aradaki sürede Türkiye demokrasisine verdiğiniz zararı tam olarak nasıl tazmin etmeyi düşünüyorsunuz? Kaldı ki konunun gündemden düşmesi, sizin eyleminizi haklı mı çıkarmış olacak? Hükümetin geçmişte yaptığı ve bugün bir gündem maddesi olarak sorunsallaştırılmayan şeyler ahlaken haklı mı çıkmış oldu?
📝"Neticede olan oldu. Buradan sonra önümüze bakmamız gerekir."
🎯Tamam, o zaman acilen kurultay toplayın ve bu tartışmalar sona ersin.
📝"Kurultay toplayamayız, çünkü yargı süreci buna izin vermiyor."
🎯Bütün ciddi hukukçular izin verdiğini söylüyor. Ama hadi diyelim ki izin vermiyor. Yargıtay'a yapılan itirazı geri çekmek ve yargı sürecini tak diye bitirmek sizin elinizde.
📝"Kılıçdaroğlu'nun genel başkan seçildiği dönemler dahil hiçbir dönemin delegesine güvenemeyiz."
🎯O zaman Kılıçdaroğlu'nun geçmişte başkan seçildiği kurultaylar niye şaibeli değil? Bu insanlar çok ahlaklılardı ve bir günde alayı ahlaksız mı oldu?
📝"Delegelerle ilgili mahkeme süreçleri varken yapılan kurultay şaibeli algılanır."
🎯O zaman sandık kurun ve tüm CHP üyeleri oy versin. Bunun için gerekiyorsa tüzüğü değiştirin. Şaibe ihtimali sıfırlansın.
📝"Ne olursa olsun partiyi böldürmemek önemli. Bir arada durmalıyız."
🎯O zaman Kılıçdaroğlu çıkıp "Kağıt üstünde genel başkan ben gözüküyor olabilirim ama Özel bu partinin meşru başkanıdır. Ben geçici olarak prosedürleri tamamlamak için buradayım ve en kısa sürede partiyi kurultaya götüreceğim. Benim adayım Özel. Hatta Özel'in elini ben kaldıracağım kurultay bittiğinde." desin. Böylece partide hiçbir bölünme olmaz.
📝"Ama işte hebele hübele..."
🎯Hadi dayı yat artık, geç oldu.
Seçmen sayısı ve örneklem açısından hiç bir genel sonuç, eğilim ve trend çıkarılması mümkün olmayan Orta Anadolu'daki 6 küçücük beldenin yerel seçimlerinden genel sonuçlar çıkarıp karamsarlık yaymak nasıl bir akıl tutulması?
Bunu ancak sıfır siyaset bilimi, sıfır araştırma yöntemi ve sıfır istatistik bilgisi ile yapmak mümkün.
Ya bu seçimler 6 Ege beldesinde olsa ne olacaktı?
Biraz izan, biraz ilim-irfan, biraz okur yazarlık lütfen.
Özyeğin Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. @Evreki, Araştırmada Yenilikler Konferansı 2026’da gerçekleşecek “Dünya Yer Değiştirirken: Güç Dengeleri Nasıl Şekilleniyor?” başlıklı oturumda; küresel güç dengelerini, güvenlik anlayışını ve uluslararası sistemin dönüşümünü ele alacak.
Dünya yer değiştirirken aslında yalnızca sınırlar değil; anlamlar, ittifaklar ve güç ilişkileri de yeniden kuruluyor. Peki bu dönüşüm gerçekten yeni bir düzen mi yaratıyor, yoksa bildiğimiz dünyanın farklı bir versiyonunu mu deneyimliyoruz?
Her yıl olduğu gibi, bu yıl da konferansımıza katılım gelirleriyle eğitim alanında sosyal bir projeyi hayata geçiriyoruz. @PAYDAPLATFORMU iş birliğiyle Diyarbakır Huzurevleri İlkokulu’nda öğrencilerimizin gelişimini destekleyecek çok amaçlı oyun ve öğrenme alanları inşa edeceğiz.
Detaylı bilgi ve katılım için👉https://t.co/hpirkBZuxz
Araştırmada Yenilikler Konferansı 2026 | Ipsos
#ipsos #araştırmadayeniliklerkonferansı #yeniufuklar
Evren'in güzel yorum-özetindeki Rusya benzetmesine şunlar eklenebilir belki: son dönemde aynı Putin'in yaptığı gibi SSCB sembolleri ve onun sağdan yorumu Türkiye'de Kemalizm üzerinden yapılıyor. AKP devleti sağ Kemalizm veya 12 Eylül Kemalizmi dediğimiz şeyi içererek ilerliyor.
Türkiye’nin bugünkü riski Rusya’ya birebir dönüşmek değil (zaten dönüşemez de). Rusya'ya asıl benzerliği rejimin muhalefeti içererek ehlileştirme tekniği.
Bu açıdan Kılıçdaroğlu çizgisindeki CHP, Rusya Komünist Partisi’nin Putin rejimindeki rolüne benziyor. KPRF devrimci bir kopuşun değil, Sovyet parti devlet aygıtının mirasçısıydı. Kökleri sokaktan çok kurumdaydı. Bu nedenle siyaset anlayışı da kitlesel meydan okumadan çok sistem içinde pozisyon korumaya, kuralları zorlamadan beklemeye ve doğru an geldiğinde göreve çağrılmaya dayanıyordu.
1990’larda KPRF gerçek bir güçtü. Parlamentoda en büyük partiydi. Zyuganov 1996’da Yeltsin’e karşı ikinci tura kaldı. Bölgelerde etkiliydi. Putin iktidara gelince partiyi tümüyle tasfiye etmedi. Onu muhalefet koltuğuna hapsetti. Çünkü böyle bir parti rejim için işlevseldi. Daha genç, daha dinamik, daha bağımsız bir sol çok daha tehlikeli olurdu. Zyuganov’un kontrollü liderliği Kremlin’in ihtiyacı olan muhalefet görüntüsünü üretiyordu. Protesto oylarını topluyor, ama o öfkeyi iktidar mücadelesine çevirmiyordu.
KPRF iki dil konuştu. Halka dönük dili şuydu: biz sizin öfkeniziz. Kremlin’e dönük dili şuydu: oyunun sınırlarını aşmayız. Bu yüzden parti ikili bir işlev gördü. Toplumsal hoşnutsuzluğu temsil etti, ama onu rejimi sarsacak bir hatta taşımadı. Sokağı emdi, sandığa sıkıştırdı, sonra da düzenin içinde tuttu. Çelişki partiyi zayıflatmadı. Onu ayakta tutan şey tam da bu çelişkiydi.
Ukrayna savaşı bu dengeyi çıplaklaştırdı. Savaşla birlikte partinin sokağa, genç sola ve gerçek itiraza bakan yüzü daha da koptu. Geriye rejimin milliyetçi güvenlik diline eklemlenmiş bir muhalefet kaldı.
Türkiye’de mutlak butlan hamlesiyle yapılan da benzer bir şey. CHP’yi kapatmak değil, CHP’yi kontrol edilebilir muhalefet koltuğuna geri itmek. 2024’te seçmeni harekete geçiren, iktidar alternatifi haline gelen CHP’yi yeniden “devlete makbul muhalefet” çizgisine sokmak.
Devlet aklı diye homojen, konuşan bir özne yok aslında. Olan şu: belirli aktörler devlet kurumlarıyla ya da devleti o an için temsil ettiğini düşündükleriyle uzlaşarak siyaset yapmayı öğrenmiş. Krizi soğutmak, meşruiyeti hukuki zeminde aramak, kurumlarla çatışmaktan kaçınmak — bunlar içselleştirilmiş kalıplar. Habitus.
Bu habitus iktidarı mücadele edilerek alınan değil, uygun koşullar oluştuğunda teslim edilen bir şey olarak görüyor. Devlet parçalı olsa bile sistemi dönüştürmeye değil, "doğru fraksiyonla" uzlaşmaya yöneliyor.
Oysa otoriter rejimlere karşı başarılı muhalefet pencere açıldığında kazanır — ve pencere kriz anında açılır. Ama habitusun ürettiği çerçevede kriz, fırsat değil tehdittir. Soğutulması gereken bir şeydir. Mobilize edilmesi gereken değil. Çünkü fırsatı görmesi için gerekli çerçeve, tam da içinde yetiştiği habitusun dışında.
O yüzden bu habitusa sahip aktörler pencereyi her seferinde kaçırır - tıpkı KK ve KKlı CHP gibi. Kaçırdığı her fırsat da iktidarı daha da konsolide eder. Kendi kendini doğrulayan bir çerçeve: iktidar konsolide oldukça alan daralır, alan daralıkça habitus daha da içe çeker.